ÖRNEK, ÂLÎM

S eksen tarihinde doğup yüz elli tarihinde ikinci. Abbasi Halifesi Mansur zamanında vefat et-‘ miş olan mezhep sahibimiz İmam-ı A’zam Haz- retlerinfe en’ ağır baskıyı günün Halifesi Mansur yapmış,. ondan arzularına uygun fetva alabilmek için Ölümüne sebebiyet verecek derecede işkenceye bile maruz, bırakmıştır. Ancak, tarihlerin bizlere intikal ettirdiği vesikalara bakacak olursak, İmam-ı A’zam Hazretlerinin, bu baskı ve işkencelere karşı kendinden sionra gelecek İslâm büyüklerine örnek teşkil edecek derecede mukavemet etmiş taviz vermemiş, îslâmm ulvî hakikatlarım Mansür’un karcısında cesaretle müdafaa etmekten asla, geri durmamış olduğunu görürüz. 1 Mansurla îmam-ı A’zam Hazretleri arasında cereyan etmiş olan bir târihî hâdise bizlere, (birden fazla evlenmenin şart;i’} üe, (İslâmî tebliğde ücret almanın câiz’ olmayacağı), hususunda b^zı İslâmî hükümleri gösterdiği için buraya aynen dercetmek istedim. Hâdiöe şU : Abbasi Halifelçriıjin İkincisi Ebu Cafer-i Mansur hanımları arasında adâlete riayet etmediği için, ailevi huzursuzluğun tâ’ ortasına düşüyor. Her iki taraf da haklılıklarını iddia ettikleri için günün Âlimi Ebiı Hanife’yi aralarında hakem olarak kabul edip, mes’elelerinin hallini istiyorlar. Mansur un dâveti üzerine gelen büyük imam, îki tarafı da ditiliyor: Mansur’un iddiası şu: • — Ya İmam! Bir erkek kaç kadın alabilir?” — Bört’e kadar evlenebilir.. Bu Allah’ın Âyetiyle sabit bir hüküm müdür? Elbette, onda asla şüpheye mahal yoktur! Mansur burada karısına dönerek: — Hazret-i îmam’m söylediklerini işitiyorsun ya? Bu sözler Şeri’at hükmüdür. İtiraza imkân yoktur. Mansur burada işi gürültüye getirerek karısını susturmak isterken İmam-ı A’zam Hazretleri: — Müsaade ederseniz dört’e kadar evlenmeye izin veren Âyetin hükmünü tam olarak izah edeyim, diyerek şunları söylüyor: — Allahü Teâlâ, dört’e kadar evlenme iznini, hanımları arasında adâlete riayet edip, hepsini de aynı muameleye tabi tutanlara veriyor- Adalete riayet etmeyip, birini diğerine tercih ederek, zevceleri arasında farklı muamele yapanlara birden fazla evlenme müsaadesi vermiyor. «Eğer adaletle muamele edemiyeceğinizdeiı korkuyorsanız bir taneden fazla almayınız.» buyuruyor.
Zateıi Mansur’la hanımları arasındaki münakaşa da çok evlenmek olmayıp, aralarında müsavi muamele etmeyişi olduğundan, Mansur burada dâvayı kaybediyor, bir köşede mahzun mahzun duran mazlum hanımı, dâvayı kazanmış olmanın sevinci içinde İmam-ı A’zam’a karşı derin bir minnettarlık duyuyor. Bu hissinin tesiriyle Ebu Hanife’ye bir miktar para, çok kıymetli kumaşlardan yapılmış elbise ve bir de Mısır merkebi hediye olarak gönderiyor. Bu hediyeleri getiren hizmetçiyi kapıda karşılayan Hazret-i İmam, yine günümüzün İslâm Âümlerine örnek olan şu karşılığı vererek hizmetçiyi geri çeviriyor: — O’na selâm söyle ve de ki:
— Ebu Hanife sâdece Kur’ajıın hükümlerini tebliğ etmiştir- Ne Halife’ye karşı çıkmak için öyle konuşmuş, •ne de zevcelerinin hediyelerine nâil olmak için onlar lehine fetva vermiştir. Ebu Hanife sadece Allah’ın kendisine yüklediği vazife-i diniyyesini ifâ etmiştir. Bu se
— 124 —
beple sadece Allah iğin yaptığı bir hizmetinin karşılığını kullardan istemez. Ve hizmetçi hediyeleri ile birlikte saraya dönüyor. Gerisini siz düşünün!..

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)