Onyedinci ve Onsekizinci Yüzyıl.

XVII. yy’ın başından sömürge döneminin sonuna kadar, barok üslup İspanyol ve Portekiz sömürgelerine egemen olmuştur. Barok üslubun birkaç evresi, anıtsal mimaride ve sömürge dö­ neminde yapılan kiliselerin ağaç oyma mihraplarında açıkça görülmektedir. Barok mihrapların arkasına, tavana kadar uzanan resimli ve yaldızlanmış sahne benzeri yapılar yerleştirilmiştir. XVII. yy’ın başlarında, Avrupa’daki plateresk gelenekten alınan dev sütunlar gö­ rülmeye başlar. Bolca çiçek ve meyve motifleriyle süslü, sarmal biçimli bu kolonlar, XVII.yy’da barok üslubuyla yapılan mihrapların başlıca öğelerinden biri olmuştur. Bu sütunların arkalarındaki duvarlar karşılıklı düzenlemeleri, yüzey örgüleri ve renklerinin önemli bir dekoratif rol oynaması sayesinde, oldukça dinamik hale getirilmiştir. Böylece, duvarlar, sütunların mekânda birbiri ardınca sıralanmaları ya da üst üste yığılmaları sayesinde, düz yüzeyler olmaktan çıkarak içbükey ya da dışbükey hale gelmişlerdir. Sömürge dönemi mimarlıktasarıları, XVIII. yy’dajbü- yük bir artışigöstermiştir. Üniversite ve diğer eğitim binalarının yanı sıra, Meksika’daki Taxco ve Guanajuato gibi zengin maden kasabalarında olduğu üzere, pek çok bölge kilisesi yapılmıştır. Bunlar tipik biçimde çapraz avlu ve yan kolları kapatan bir kubbeden oluşan, haç planlı yapılardır. Altın mihraplar, resimler ve ipek, saten ya da kadife kumaşlar giydirilmiş, çokrenkli heykellerle süslenmiştir. 1718’de, İspanya’dan Meksika’ya gelen Jerönimo Balbâs (1706-50), Mexico City katedralinde ve Krallar Mihrabında gösterişli sütunların kullanılmasını sağlamıştır. Ünlü İspanyol mimar Jose de Churriguera’den sonra çurigera tarzı olarak adlandırılacak olan dekorasyon üslubu yüzyılın geri kalan bölümünde sütun mimarisine egemen olmuştur. Bu üslup, daha çok, kilise saray ve kamu binalarının dış yüzeyleriyle mihraplarda ve hattâ, resim motiflerinde kullanılmıştır. Bu üsluba göre yapılan sütunların çapraz bölümleri karedir ve derin yatay kesimlerle üç eşit olmayan parçaya bölünmüştür. Genellikle heykeller ve yaldızlı bitki, meyve ve çiçeklerle kaplıdırlar. Yukardaki kısımlar da, kilisenin bütün yan duvarlarını ya da yan mihrabın duvarlarını kapladıklarında muhteşem bir görüntü oluşturacak biçimde işlenmişlerdir. Kentlerde sayısız sarayın yapılması ve ülkedeki bü­ yük inşaat, XVIII.yy’dakijsömürgecilerinıtarımdanelde ettikleri zenginliği gösterir. Marques de Jarol de Berrio’nun (yaklaşık 1760’larda; Mexico City) şık evinde görüldüğü gibi, kent sarayı tipik olarak binanın önünde bulunan geniş bir avluyla yol tarafından at ve arabaların girmesine elverişli bir girişten oluşur. Avludan geçen yol merdivenlerle resmîl odaların (yemek odası, salon, oturma odası, yatak odaları, ve hattâ bazı zengin evlerinde özel küçük bir kilise) bulunduğu birinci kata bağ­ lanır. Bahçedeki diğer yollar plana göre ahırlara ya da arabaların yerleştirildiği binalara, mutfağa, çamaşırhaneye ya da diğer hizmet binalarına gider. Saray duvarlarındaki heykel süslemeler genellikle kilisede kullanılanlardan oluşur. Dış duvarlardaki heykellerin yanısıra, sık sık aile arması ve duvarda bir hücrenin içinde de koruyucu azizin heykeli bulunur. XVII. ve XVIII. yy’larda portre resmi çok yaygınlaştı. Sömürge soylularının varlıklı üyeleri en gösterişli ve res- çatı kanadı şahmı kubbe ana giriş Eski bir Aztek tapınağının bulunduğu yerde kurulan M exico City katedrali (1563-1667), Meksika’daki en büyük kilisedir. Kral Felipe ll’nin mimarı olan Alonso Perez de Castaneda, katedralin planını, XVI. yy’da Ispanya’da yapılmış Jaen katedralinden örneksemiştir. Katedralin kiliseye benzeyen plartr, gotik ve barok mimari üsluplarının bir bileşimidir. XVIII. yy’ın sonlarıyla XIX. yy’ın başlarında, İspanyol mimar Manuel Tolsa, kubbe ve kemerleri tasarlamış ve dış süslemelerle, katedralin qn cephesine bir saat ekle/miştir. 348 AMERİKA, LATİN (SANAT VE MİMARLIK) (Solda) Çurigera üslubu, İspanyol rokoko döneminde gelişmiştir. G uanajua to’daki (Meksika) San Cayetano’nun XVIII. yy’dan kalma dış cephesi. (Sağda) XVII. yy dan kalma bu yaldızlı ağaç kabartma, Oaxaca ‘daki (Meksika) Santo Domingo’nun kubbesinde yer almaktadır. mî elbiseleriyle (Çin ipeği, Büyük Okyanus incileri ve İspanyol ya da Portekiz soylulaırıimnjşövalyelikjarmaları) poz verdiler. Bu tam ya da yarım boy portrelerin arka planlarındaysa poz verenin adının ve unvanının yazılı olduğu bir kalkan ya da kartuş resmedilmiştir. İspanya’da doğan Baltasar de Echave Orio’nun (1548’e doğru- 1620) oğlu ve ressam Baltasar de Echave Rioja’nın (1632-82) babası, Baltasar de Echave Ibia (1585’e doğru-1645’e doğru) Meksika’nın en önemli ressamlarındandır. Mexico City okulunun diğer ünlü ressamları Cristobol de Villalpando (1652’ye doğru- 1714) ile Miguel Cabrera’dır (1695-1768). Brezilya’nın barok sanatına ana katkısı, muhteşem kiliseleri ve Aleijadinho adıyla tanınan Antonio Francisco Lisboa’nın heykel yapıtlarıdır. Brezilyalı mimarlar, birbirlerine bağlı oval iç mekânlar ve karşıtlık oluşturacak içbükey ve dışbükey dış duvarlar yaparak kiliselere güçlü bir mekansal anlatım kazandırmışlardır. Recife’deki Sao Pedrodos Clerigos’da (1728) görüldüğü gibi,sekizgen avlu,pekçok Brezilya kilise mimarisinin temel özelliğidir. 1755’ ten sonra Minas Gerais bölgesi mimarlık etkinliklerinin merkezi olmuştur. Ouro Preto’da yapılan birçok kilise arasında Aleijadinho’rıun sabun taşı ve ağaç oymalarla mükemmel biçimde dekore ettiği Sao Francisco di Assis (1766-94) kilisesi de vardır. Aleijadinho’nun en ünlü çalışmaları arasında Bom Jesus de Matozinhas kilisesinin anıtsal merdivenlerinde göze çarpan Congohas do Campo’daki (1800-05) dramatik (Solda)) İspanyol barok mimarisi üslubunda yapılan San Carlos Üniversitesi (1763) İspanyol Guatemalası’nın başkenti Antigua’da 1773’jte meydana gelen depremde ayakta kalan binalardan birisidir. (Altta) Ouzco’daki (Peru) Compania de Jesus (1651-68), hem XVII. yy’da Avrupa’da hüküm süren barok üslubu, hem de yerel dekoratif gelenekleri yansıtır. Çalışma odası AMERİKA, LATİN (SANAT VE MİMARLIK) 349 Peygamber Daniel, Aleijadirıho adıyla tanınan Brezilyalı mimar Antonfio Lisboa’nm Congonbas do Campo için yaptığı 12 peygamberden biridir. Aleijadinho, canlı bir duygusallık ve barok heykelciliğinin temel özelliklerinden olan dramatik hareketliliği yansıtan çok anlamlı çalışmalar üretmiştir. XVIII. yy’|ın i sonunda, Ispanya sömürgeleri, zengin mihrapların yıkılarak yerlerine daha gösterişsiz mihrapların yapılması için kraldan emir aldılar: Çokrenkli heykelcilik, bol resim ve müsrifçe yaldız kullanılmasına son verilecektir; bundan böyle mimari öğeler, beyaz mermerden ya da mermere benzesin diye beyaza boyanmış ağaçtan yapılacaktır. Sütunlar eski klasik dönemin basit biçimlerinde yapılacaktır; barok eğilimin oyma bitkili süslemecilğine son verilecektir. Fransız kökenli yeniklasik üslup, Mines sarayı okulu (1797-1813; Mexico City) gibi binalarda görülür, ve geç XVIII. yy., erken XIX. yy. İspanyol ve Brezilya sömürgelerinde ortaya çıkmasıyla 1821 ‘de başlayacak olan Latin Amerika ba­ ğımsızlık dönemine kadar uzanan dönemi birbirine bağlayan bir köprü görevi yapar. Ondokuzuncu YüzyıllMimarlık etkinliği,bağımsızlık dö­ nemi sonrasında ortaya çıkan karışıklıkların yatıştığı dö­ nemle! XIX. yy’ın yeni bir zenginliğin ortaya çıktığı son dönemlerim arasına sıkışıp kalmıştır.Yeniden inşa döneminde, su tesisatı, elektrik donanımı ve asansör gibi yeni teknolojiler Avrupa’dan ya da ABD’nden getirtilmiş­ tir. Dışarıdan getirilen bir başka öğe de, Paris’teki Güzel 12 peygamber heykelleri geli

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)