öngörülemezlik hali kuramı

öngörülemezlik hali kuramı, beklenmeyen
durumların ortaya çıkması yüzünden
yerine getirilmesi iktisadi bakımdan güçleşen
sözleşme ya da antlaşma hükümlerinin
yeni koşullara uydurulmasının taraflarca
istenebileceğine ilişkin hukuk kuramı. Bu
kuramı savunanlar sözleşme ya da antlaşmaların
belli koşullar altında yapıldığını,
tarafların iradelerinin bu koşullara göre
yorumlanması gerektiğini ve koşulların değişmesiyle
ortaya çıkan durumun artık tarafların
iradelerine uymaması nedeniyle
hükümlerin bu yeni koşullara uygun olarak
değiştirilmesi gerektiğini ileri sürerler. Kuramın
karşısında olanlar ise, pacîa sunî
servanda (ahde vefa) ilkesi doğrultusunda,
tarafların beklenmeyen, olağanüstü kârlardan
yararlanabilecekleri gibi beklenmeyen
zararlara da katlanmaları gerektiğini savunurlar.
Kuramla ilgili olarak Fransa’da ortaya
çıkan tartışmada Cour de Cassation (Temyiz
Mahkemesi) öngörülemezlik durumunun
özel hukuktaki zorlayıcı neden kavramına
sokulamayacağı görüşünden hareketle
kurama karşı çıkarken, Conseil d’État
(Devlet Şûrası) bir içtihat hukuku olan
idare hukukunda öngörülemezlik hali kuramının
uygulanabileceğine karar vermiştir.
Conseil d’Étafnın görüşüne göre, idare
hukukunda özel durumlarda kamu hizmetlerinin
sürekliliği ilkesi pacta sunt servanda
ilkesinin önüne geçebilir. Gerçekten idarenin
özel kişilerle yaptığı kamu hizmeti
sözleşmeleri halkın gereksinmelerinin kesintisiz
olarak karşılanması gereğini içerdiğinden,
sözleşmenin tarafı durumundaki özel
girişimcinin iktisadi güçlükler nedeniyle iflasa
sürüklenmemek için faaliyeti durdurmasını
önlemek amacıyla, onun uğradığı
zararların paylaştırılması yoluyla uygulamanın
devamı sağlanır. Böylece idare ile özel
girişimci arasında, kamu yararının gerçekleştirilmesi
amacıyla işbirliği yapılarak sözleşmenin
mali dengesi bunalım dönemi
süresince bir ölçüde korunmuş olur. Zararın
paylaştırılması idarenin özel girişimciye
bir “öngörülemezlik tazminatı” ödemesiyle
sağlanır.
Uluslararası alanda clausula rebus sic stantibus{*)
gereğince, koşullar değişmediği sürece
antlaşmaların yürürlükte kalması kabul
edildiğinden, koşulların değiştiğini ileri süren
tarafın konuyu tarafsız bir uluslararası
organa götürmesi gerekir. 1969 Antlaşmalar
Hukuku Sözleşmesi’ne göre taraflar koşullarda
temel bir değişiklik olduğunu öne
sürerek antlaşmanın sona ermiş sayılmasını
isteyebilirler. Ama bunun için değişikliğin
istemde bulunan tarafın kendi eylemiyle
ortaya çıkmış olmaması gerekir

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.