Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Anasayfa » Ölümün Hatırlattıkları
Ölümün Hatırlattıkları

Ölümün Hatırlattıkları

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Ölümün Hatırlattıkları530
Saffet TUZGEN
Hayat inişli çıkışlı… Bazen üzülürüz… Ama bazen çok üzülürüz… İşte tanıdığım günden beri (25 yıl) hep sevdiğim, çok sevdiğim Seyfullah kardeşimizi kaybetmek bu çok üzüldüğümüz günlerdendi. Benim için, dostları, kardeşleri, ailesi için; hatta sanırım tüm tanıyanları için… Vefat şekli itibariyle -tanımasa bile- olayı duyanları dahi bu elim hadise oldukça etkiledi. Bir kişiyi ne kadar çok severseniz kaybedince o kadar çok etkilenirsiniz. Hepimiz onu çok sevdik… Neden? Çok sebepler var. Ben bir kaçını sıralayayım:

Fedakardı. Zamanından, kazancından, istirahatından hep fedakarlık etti. Ne için? Davası için, kardeşleri için, ümmet için…

Yük olmadı, hep yük aldı. Ne zaman ihtiyacımız olsa “hallederiz, problem değil. Hemen mi? Yarma kadar vaktin var mı?” diye sorardı.

Becerikliydi… Pratikti… Düzenliydi… Kendisinden bir keresinde kalem istemiştim. Çantasını açtı, rengarenk çeşitli boyda ve şekilde 20den fazla belli bir düzenle konmuş kalemleri gösterdi. Beyaz eşya işi yapardı, ama vakıfların, derneklerin ihtiyacı olunca çantasını kapar tamirine de koşmaktan geri durmazdı, mutlaka hallederdi.

Yaptığı, yapacağı işi, verdiği sözü çok iyi not eder, gerektiğinde saatine kadar söyleyebilirdi.
Üstlendiği işi hatırlatmanız, takip etmeniz gerekmezdi. İşi bitirir geri dönüp bilgi vermeyi de ihmal etmezdi.

Ailesine de arkadaşlarına olduğu gibi çok düşkündü. Ana-babasınm sağlığında, kız kardeşlerinin, yeğenlerinin, kuzenlerinin ailevi durumlarına kadar her şeyleriyle kimse de görmediğim kadar yakın ilgilendiğini bilirim.

Eşine ve çocuklarına bağlılığı zirvedeydi.

Sivil ve mütevazı yaşadı. Nezaketli idi ama hep kendisi gibi davrandı. Yapmacılıktan uzaktı. Gösterişten de… Cep telefonundan, ayakkabısına… tevazu sahibi olduğu belli idi.

Adam gibi adamdı. Hakiki mü’min, muvahhid ve mücahid idi. İnandığı şeyde engel tanımaz, tevile sapmaz, gereğini yapar, gerektiği gibi yaşardı.

Talebe evleri, vakıf-dernek gibi kurumlar, evlilik adayları hep Seyfullah abilerini arardı. Lazım olan beyaz eşya temin ve tamiri için herkese çare olurdu.

Kimseye yük olmadı demiştik. O kadar ki; bir gün hasta olup yatmayarak vefatında bile yük olmadı. Mezar yeri düşündürmedi. Mekanı cennet olsun…

Şimdi hepimize ama özellikle gençlere düşen tanıdıkları Seyfullah amcalarını örnek alarak hayatlarına yön vermeleri. Ben kendi çocuklarıma onu 20 senedir örnek gösteriyorum. Kendi evlatlarının da babalarına layık evlatlar olacağına inanıyorum. Allah (c.c.) geride bıraktıklarına sabırlar versin.

Kardeşlerim! Ölüm soğuk kelime… Neden? Ölümün yeni bir hayatın başlangıcı olduğunu tam olarak idrak edemediğimiz için. İnsanoğlu alışkanlıklarından vazgeçmek istemez… Dostlarından ayrılmak istemez… Ama Allah’ın (c.c.) sevgilisi Habibullah (s.a.v.) dahil herkes ayrılmış. Sevgili kızı Fatıma’sından torunları Haşan ve Hüseyin’den…

Dünya gerçek hayat değildir, diyoruz… Fani, diyoruz… Vefasız diyoruz… Ama biz onu galiba ebedi hayata tercih ediyoruz. Halbuki en uzun ömür 100 sene… Sayılı gün olunca nasıl olsa bitiyor. Gözünü açıyorsun; “oldu” diyorlar. Gözünü yumuyorsun; “öldü” diyorlar. Göz açıp yummaya “ömür” diyorlar. Dünya ömrünü doğru anlayıp gerçek hayata iyi hazırlanalım. Fırsat elde iken, belimiz bükülmeden, dilimiz tutulmadan… Çünkü sağlık da geçicidir.
Ahirette amel yoktur… Tevbe de yoktur… Hayır-hasenat, amel-i salih, istiğfar şimdi…

Hep hayırlı amelleri ile hatırlayacağımız Seyfullah kardeşimiz artık amel işlemiyor. İbadet mecburiyeti yok. Terhis oldu. Ama her hayırlı işten geri kalmayan kardeşimizin amel defterini açık tutan dört evladı var ki, onların duaları, hayırları eksilmeden babaya yazılıyor. Ne mutlu, diyoruz.

Allah (c.c.) varsa, seyyiatını hasenata tebdil eylesin. Efendimizin (sav) komşusu olsun inşa-allah.

Kardeşimiz bu dünyada çok çalıştı, çok yoruldu, dinlenemedi… İnşaallah Cenab-ı Mevla onu cennetinde ikramlarıyla dinlendirsin. Ben kendisinin cennetlik olduğuna inanıyorum. Böyle olduğuna inanan kardeşleri, dostları, akrabaları cenazesinde camiye sığmadı. Kabristanı doldurdular. Allah (c.c.) bu kadar sevenlerin hatırına inşaallah onu cennetliklerden yazacak.1

* Prof. Dr.


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.