OLAĞANÜSTÜ ÇEŞİTLİLİK

OLAĞANÜSTÜ ÇEŞİTLİLİK

OLAĞANÜSTÜ ÇEŞİTLİLİK

Yaşayan başka hiçbir tür, kö ırklarının çeşitliliği hakiminden bet edemez. Senbernar gibi en t lerinin 100 kg’dan daha ağır oi na karşılık, en küçükleri olan ı ahua’nın ağırlığı 2 kg’ı geçme: peklerin tümünde görülebilen
tSÎliim sala ve yukarıdan mlşâİfya: ■
mKm bacaklı base; uzun ve mmmlüAfgan çoban msV&ti; henüz tüyleri mfinsıl olan yavru tekeller; mımisivah tüylü çakal.
özellikler şunlardır: Köpek büyük bir çoğunlukla uzun yüzlü olan bir etçildir; 42 dişi ve her ayağında beş parmağı Vardır; koku alma duyusu çok gelişmiştir; 125 – 200 milyon koku alma hücresi vardır, ter bezleri olmadığı için terlemez; dişinin 8 ya da 10 memesi vardır; gebelik süresi 60-90 gündür.
Köpeklerin sınıflandırmasını yapmak oldukça güçtür. Buffon, köpekleri kulak durumuna göre sınıflandırmıştı (dik kulaklı, yarı dik kulaklı, sarkık kulaklı, vb. köpekler). Bazı uzmanlar da kafa biçimine göre sınıflandırma yaptılar. Ama en yaygın ve basit sınıflandırma, köpekleri yaptıkları işe (bekçi köpekleri, av köpekleri, süs köpekle-
ri, vb.) göre ayıran sınıflandırmadır. Hizmet ve bekçi köpekleri çoğunlukla büyük boydadır. Bunlar arasında oldukça uzun tüylü çoban köpeği;/kı-sa tüylü beauce çoban köpeği; kuyruksuz Flandre çoban köpeği; açık kulam-Si renkli ve dik kulaklı Fransız ya da Alman çoban köpeği ya da kurtköpe-ği; kulamsı ya da siyah renkli Belçika çoban köpeği; ince uzun ve uzun yüzlü îskoçya çoban köpeği ya da CoÜey; güçlü ve iri başh Bordeaux buldoğu; çok büyük ve kısa tüylü Danimarka asıllı danua; büyük ve siyah temöv; büyük, iri başlı ve gözlerinin çevresi lekeli senbemar; senbernara oldukça benzeyen Pirene çoban köpeği; kısa başh, silindir bedenli buldok ve koşum
köpekleri (kalın tüylü, kalın kuyru Eskimo köpeği, vb.) sayılabilir. Av köpeklerinden teryeler, yer al da yuva yapan hayvanlan yakalaı da ustşı köpeklerdir. Bunlar, üye] dik, tüyleri beyaz benekli foksteı kızıl renkli İrlanda teryesi, kısa ve ri bacaklı gri ve siyah Îskoçya ter si, vb’ni kapsar.
İz süren köpekler,avı koşarak izleri Bunlardan bazıları sert ve beyaz t lü vande grifonu; büyük gri-mavi re li Gaskonya mavi grifonu; uzun bı ve dik üyeli beagle ve çeşitli tazı] ince yapılı, ince bacaklı ve böğür] kaslı koşu köpekleridir (greyhoı [Ingiliz tazısı]; barzoy [ Rus tazısı]; ! gi [Arap tazısı]; İtalyan tazısı; vb Süs köpekleri çok sayıda ırkı kaps Bunlardan cüce grifonlar, yünsü t lü kanişler, uzun ve ipek gibi tüylü şonlar, kalın kürklü ve mavi dilli ş şovlar, kısa yüzlü ve kıvrık kuyru pekinuvalar, siyah benekli beyaz t lü Dalmaçya köpekleri sayılabiliı
KÖPEK HASTALIKLARI
Köpek, çeşidi hastalıklara yakala bilir. Sindirim sistemi hastalıkları ( terit; asalak kurtlar), solunum sisti hastalıkları (özellikle köpek hastal solunum mukozasının nezleye bi hastalığı), deri hastalıkları (egzaı uyuz), idrar-iireme sistemi hastalıl rı söz konusu olabilir. Köpekle: özellikle üç genel hastalık önemlic bunlar kuduz, verem ve yavrulaı görülen Carré hastalığıdır.
YABANİ KÖPEKGİLLER
Burunlarının uzun olması, parm
1 arının ucuna basarak (digitigrad) rümeleri, köpekdişlerinin uzun ve k ruklarının sarkık olmasıyla niteleı köpekgiller, bütün kıtalara yayıln lardır. Porsuk görünümünde 6 Nyctereutes procyonoides Uzakdo da yaşar; Avrupa’ya da getirilmiş Güney Afrika otokyonunun (Otoc) megalotis] uzun kulakları vart Avusturalya, kökeni gizemli kalan çeşit yabani köpeğin yaşam alanı yılır. Bu, Avusturalya yerlilerinin y ruyken insana alıştırdıkları sanı tüylü bir hayvan olan dingodur (Ca dingo). Dingolar büyüdükten sonra niden özgürlüklerini kazanırlar. ı kal, kurt, tilki de öbür yabani köp gülerdendir.
köpekbalıkları Bkz. keskisolungaçlılar
; kopru
Doğal bir engeli aşmak ya da bir trafik a İçiminin başka bir trafik akımım kesmeden, üstten geçmesini sağlamak için inşa edilmiş yapı.
İlk köprüler tahtadan yapılırdı. Eskiçağ yazarları taş köprülerden de söz ederler, ama bu köprülerin yalnızra ayaklan taştandı (sözgelimi, Babil’de
Paris’le Seine ırmağı üstünde, betondan yapılmış bir otoyol koprusu.
İsviçre’de, Luzern kentinin en eski köprüsü olan Kapellbrücke. Köprünün orta kesiminde eskiden kıyı feneri olarak kullanılan bir su kulesi (vvasserturm) vardır.
Doğu Pıreneler’de bir asma köprü. Demiryolu için yapılan bu asma köprü, söz konusu sistemi !897’de uygulamaya koyan Gisdard’m (1844-1909) yapıtıdır.
kraliçe Semiramis tarafından Fırat ırmağı üstünde yaptırılan ve Yunan tarihçisi Sicilyah Diodoros’un sözünü ettiği köprü). Daha sonraları birçok ülkede orta açıklığı büyük olan köprülerde bile, tahtadan yararlanma işlemi sürdü. İsviçre’de XIV. yy’dan başlayarak yapılmış tahta köprüler günümüze kadar korunmuştur. Tümüyle taştan inşa edilen ilk köprülerse Romalılar zamanında yapıldı. Bu köprülerin de bir bölümü günümüze kadar gelmiştir: Sözgelimi, Roma’da 938’de inşa edilmiş Sant’Angelo Köprüsü hâlâ kusursuz olarak yerinde durmaktadır.
Bazı durumlarda gerek köprünün giriş ve çıkış noktalarım savunabilmek, gerekse bir su yolundaki geçişleri engellemek gibi amaçlarla köprüler tak-
viye edilmişlerdir; Fransa’da Cahors’ da Lot ırmağı üstündekiValentré Köprüsü buna örnek olarak gösterilebilir. Ortaçağ kentlerinde evler ve dükkânlar çoğu zaman köprülerin üstüne inşa edilirdi. Eskiden Paris’teki Notre-Dame ve Marie köprüleri böyle bir görünümdeydi; günümüzdeyse bu tür köprülere Floransa’da (Ponte Vecchio), Venedik’te (Rialto Köprüsü), İngiltere’de Bath’da (Pulteney Köprüsü) raslamr.
Paris’te Jacques Androuet Du Cer-ceau’nun gerçekleştirdiği Pont-Neuf Köprüsü ise Rönesans üslubundadır. Taş köprü yapımında XVIII. yy’da büyük üerlemeler görüldü. Bu gelişmelere katkıları olan kişiler arasında birçok yapıt gerçekleştiren (Neuilly, Orléans ve Concorde köprüleri) mühendis Perronet (1708-1794) ile daha yakın tarihlerde yaşamış olan ve köprülerde geniş kemeri, birbirine betonarme bir tabiiye ile bağlı iki taş halkayla değiştiren (Adolphe Köprüsü, 1904) mühendis Séjoumé’yi (1851-
1939) sayabiliriz.
Demir ve çelikten önce kullanılan küm tekniği kısa sürede bırakıldı olarak İngiltere’de 1845’te yap: demir köprüler, o tarihten kısa bil re sonra çalışmaya başlayacak c demiryolunun gelişmesine, bü açıklıkların aşılmasında getirdik çözümlerle katkıda bulundu 1880’den başlayarak köprü yapın da kullanılan çelikten, günümü de çok büyük orta açıklığı olan i tüterde geniş ölçüde yararlanıln tadır. 1890’dan sonraki köprüle uygulanmaya başlayan betonar günümüzde de orta büyüklük köprülerde kullanılmaktadır. D yakın zamanlarda bulunan öngı meli betonsa bazı köprülerde kı nılmaya başlanmıştır. Türkiye’dı çeşitli maddeler (tahta, taş, beton lik, vb.) kullanılarak yapılmış biı köprü vardır. Gerçekten de, Tür rin ırmak bakımından zengin c Anadolu’ya gelmelerinden bir i sonra, köprü yapımı bir zorur haline gelmiş ve XII. yy’dan ba yarak, Anadolu’da birçok ke:
kâgir köprü yapımı hızlanmış arada Mimar Sinan gibi Türk marhğınm ünlü adları köprü ; mına yönelmişlerdir (çeşitli İ lerde günümüze kadar gelmiş tarihi köprüler birçok kez on görmüştür).
XX. yy’daysa Türkiye’de mc köprü yapımı gelişmiştir; yeni iliklere göre gerçekleştirilmiş rüler arasında en ilgi çekici ol n da, yapımı 1973’te tamaml İstanbul Boğaziçi Köprüsü ve mı 1988’de tamamlanan Fatih tan Mehmet Köprüsü’dür.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*