Okyanusya sanatı

Okyanusya sanatı, Büyük Okyanus adalannda
edebiyat, müzik, dans ve görsel
sanatlar alanlarında üretilen yapıtların
tümü.
Okyanusya sanatı konusunda kapsamlı bir
araştırma yapmak, kaynakların yetersizliği
nedeniyle olanaksızdır. Yörede yüzyıllarca
süren Avrupa egemenliği bu yetersizliğin
nedenlerinden yalnızca biridir. Başta Polinezya’da
olmak üzere, 1850’lerden başlayarak
hızlı kültür değişimi bugünkü Batı
kültürü egemenliğini getirmiştir. Örneğin
geleneksel müzik Batı’nın dinsel olmayan
üsluplan içinde erimiştir. Hawaii ukulele’si
(küçük gitar), Portekiz bragha’sının bir
uyarlamasıdır ve yerel müzik biçimlerine
hiç uymamaktadır. Yayımlanmak için kaleme
alman ve çevirileri yapılan sözlü gelenek
ürünü edebiyat yapıtları ters anlamlar içerecek
biçimlere bürünmüştür. 19. yüzyıl öncesine
ait görsel sanat ürünleri Hıristiyanlığı
benimseyen Yerliler tarafından yakılmıştır.
Günümüze ulaşan sayılı örnekler de sanata
ilgi duyan misyonerlerin sakladıklarıdır.
Okyanusya sanatı çoğunlukla “ilkel” olarak
nitelenir. Bölge genelinde yalnızca gelişmemiş
yazı biçimlerinin bilinmesinden ve
topluluklann teknolojik açıdan geri bir
aşamada bulunmasından ötürü bu niteleme
doğrudur ve küçümseme amacı taşımaz.
Ama bu sanatların temelini oluşturan, mitolojik
ve yaratılışa ilişkin sistemler çoğunlukla çok karmaşıktır. Sanat yapıtları estetik
değil, işlevsel amaçlarla üretilmiştir.
Toplumsal konumu ya da siyasal etkileri
güçlendirmek; tanrıları, ruhları ve ataları
yatıştırmak; verimli bir hasat ya da başarılı
bir av partisi sağlamak; toplumdaki önemli
olayları kutlamak bu amaçların bazısıdırkolaylaştıran
ritmik dansları ve hazır kalıpları
zorunlu kılmıştır. Sevilen konular arasında
tanrı ve ruhlara ilişkin masallar ve yaratılış
söylenceleri sayılabilir. Yabancılar için oldukça
karmaşık olan doğa ve yer adları ada
halkları için toplumsal, siyasal, dinsel, hatta
erotik anlamlar içeren simgesel imgelerle
doludur. Halk yazılı olmayan metinleri
ezbere bilir. Polinezya ve Mikronezya edebiyatı
genel ve yerel simgeler içeren mitolojik
figürlerin aynı temayı işleyen efsanevi
öykülerinden oluşur.
Müzik üslupları çok çeşitli olmakla birlikte,
Melanezya’daki bazı örnekler dışında
her yerde insan sesine daha çok önem verilir,
çalgılar ise normalin dışındaki sesleri
çıkarmak için kullanılır. Bu nedenle de,
armağan ve kült eşyası olarak çoğunlukla
ince ince bezenmiş çalgılar teknik açıdan
genellikle kabadır. Solomon Adalarındaki
panflüt toplulukları gibi orkestralar şarkı ve
danslara eşlik eder. Şarkılarda şefler ve
yüksek düzeydeki konuklar övülür. Dansçıların
hareketleri anlatılanı canlandırmak
yerine aktarmak biçimindedir. Kadınların
dansı temelde erkeklerinkine benzer, ama
anlatımcı olmaktan çok zarifliğiyle öne
çıkar. Melanezya’da dövme sanatı da dansla
birlikte ortaya çıkmıştır. Avustralya ve
Melanezya danslarında tanrı ve ataların
etkinlikleri anlatılır. Dansçılar incelikle işlenmiş
kostümler giyer ve maskeler takarlar.
Rekabet öğesi, hiyerarşiye dayalı şeflik
toplumlanndakinden çok daha yaratıcı ve
dinamik gösterilerin yapılmasına yol açar.
Bütün adalardaki danslarda önemli hareketler
vücudun belden yukarısıyla yapılır,
ayaklarla yalnızca tempo tutulur.
Görsel sanat yapıtlarında çevre olanaklarından
ustaca yararlanılır. İnsanı şaşırtacak
kadar çeşitli malzemevle daha çok kolayçoktur. Ama aynı malzemeyle birbirinden
çok farklı şeylerin yaratılmış olması da
şaşırtıcıdır. Zarif taş ve ağaçtan anıtsal
heykellerin yanında zarif kabartmalar da
vardır. Yeni Zelanda’ya özgü Hanai hasır
işleri, Yerli el sanatçılarının olağanüstü çok
yönlülüklerini ortaya koyar. Kullandıkları
aletler göz önüne alındığında, Yeni ZelandalIların
büyük bir yetenek ve el becerisine
sahip oldukları ortadadır. Benzer biçimde
Markiz Adaları el sanatlarının zarifliği,
uzun ve verimli bir geleneğin varlığını
ortaya koyar. Adalılar, belki de içinde
yaşadıkları çevreye uygun olmadığı düşüncesiyle,
birtakım teknolojik gelişmelerin
farkında oldukları halde, bunlardan bilerek
kaçınmışlardır. Adalıların çevrelerinde bulup
sanat ürünleri yaratmada kullandıkları
bütün malzemelerden sonuna kadar nasıl
yararlandıklarını en iyi gösteren olgu, Paskalya
Adasındaki volkanik süngertaşından
yapılmış, biçimlendirilmesi büyük bir uğraş
gerektiren heykellerdir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)