okyanus akıntıları

okyanus akıntıları, okyanuslarda yerçekimi,
rüzgâr sürtünmesi, su yoğunluğu farklılıkları
etkisiyle ortaya çıkan yatay ve dikey
su dolaşımı sistemleri.
Okyanus akıntılarının yönünü ve biçimini
belirleyen bir dizi doğal etmen vardır.
Bunlardan başlıcalan, yatay basınç gradyanı
kuvvetleri; sıcaklık ve tuzluluk değişkenlerine bağlı olarak deniz suyu yoğunluğunda
görülen farklılıklardan kaynaklanan kuvvetler;
Yer’in kendi çevresinde dönüşünden
kaynaklanan ve Yer yüzeyinde ya da yüzeye
yakın yerlerde hareket halindeki bütün
cisimler üzerinde etkiyen Coriolis kuvvetleri
ve okyanus yüzeyinde esen rüzgârların
yol açtığı sürtünme ile farklı su katmanları
arasındaki sürtünmedir. Coriolis kuvvetleri
okyanus akıntılarının Kuzey Yanküre’de
saat yönünde (antisiklonal biçimde), Güney
Yarıküre’de ise saat yönünün tersine (siklonal
biçimde) hareket etmesine neden olur
ve akıntıları rüzgâr doğrultusundan yaklaşık
45° saptırır. Bu hareket, halka denen farklı
akıntı gözelerinin oluşmasına yol açar. Dönme
düzenleri antisiklonal halkaların merkezlerinin
batıya doğru kaymasına ve kıtaların
doğu kıyılarında güçlü batı sınır akıntılarının
oluşmasına neden olur; bunların başlıcaları,
Atlas Okyanusundaki Gulf Stream,
Kuzey Atlantik Akıntısı ve Norveç Akıntısı
ile Büyük Okyanustaki Kuroşio ve Kuzey
Pasifik (Batı Rüzgârları) akıntılarıdır. Güney
Yarıküre’de saat yönünün tersindeki su
dolaşımı, kıtaların batı kıyılarında güçlü
doğu sınır akıntılarının oluşmasına yol açar;
bunların en önemlileri, Güney Amerika
açıklarındaki Peru (Humboldt) Akıntısı,
Batı Afrika açıklarındaki Benguela Akıntısı
ve Batı Avustralya Akıntısıdır. Güney Yarıküre
akıntıları, doğu yönünde akan güçlü
Güney Kutup Çevresi Akıntısının etkisi
altındadır. Güney Kutup Çevresi Akıntısı
çok derinden ve görece yavaş akan soğuk
bir akıntıdır; buna karşılık, Gulf Stream’in
yaklaşık iki katı büyüklüğünde bir su kütlesi
taşır. Peru ve Benguela akıntıları bu kutup
akıntısından su çeker, dolayısıyla bu akıntılar
da soğuktur. Kuzey Yarıküre’de KuzeyKutbu’nu çevreleyen kesintisiz bir açık
deniz yoktur, bu nedenle de burada herhangi
bir güçlü kutup çevresi akıntısı bulunmaz.
Buna karşılık bu bölgede güneye doğru
akan küçük, soğuk akıntılar vardır; bunlardan
bir bölümü Bering Boğazından geçerek
SSCB’nin doğu kıyısı açıklarındaki Oya ve
Anadır akıntıları ile Kuzey Amerika’nın
batı kıyısı açıklarındaki California Akıntısını
oluşturur; Grönland’m çevresinden güneye
doğru akan öteki küçük akıntılar ise
soğuk Labrador Akıntısı ile Doğu Grönland
Akıntısını oluşturur. Kuroşio-Kuzey Pasifik
ile Gulf Stream-Kuzey Atlantik-Norveç
akıntılarının ılık suları Bering, Cape ve Batı
Spitsbergen akıntılarının aracılığıyla Kuzey
Buz Denizine taşınır.
Tropiklerde, kuzeyde saat yönünde, güneyde
ise saat yönünün tersine dolanan
büyük akıntı halkaları batıya doğru akarak
Pasifik Kuzey ve Güney Ekvator akıntılarını,
Atlantik Kuzey ve Güney Ekvator
akıntılarını ve Hint Güney Ekvator Akıntısını
oluşturur. Hint Okyanusunun kuzeyinde
egemen olan muson rüzgâr sistemi
mevsimlere göre yön değiştirdiğinden Hint
Okyanusunun kuzeyi ile Umman Denizindeki
akıntı da yön değiştirir. Bu büyük
akıntıların arasında, doğuya doğru akan
daha küçük karşı akıntılar bulunur.
Dikey doğrultuda dolanan okyanus akıntıları
yatay doğrultuda dolaşanlar kadar büyük
değilse de, derinlerdeki ve yüzeydeki
suların yer değiştirmesine neden olduğu için
önemlidir. Bunların arasında rüzgâr etkisiyle
oluşan akıntılar yalnızca Ekman katmanında,
okyanusun 100 m’lik üst bölümünde
görülür; bunun altındaki derinsu akıntıları
çok daha yavaştır. Dip akıntıları, yüzey
akıntılarının neden olduğu konveksiyon (ta-şınım) düzeninin etkisiyle ortaya çıkar.
Yüzey akıntılarının kıyılara çarparak ya da
ters yönde esen rüzgârların etkisiyle birbirlerine
yakınsadığı yerlerde su kütleleri hem
birbirlerinin üstüne binerler, hem de yerçekimi
etkisiyle aşağı doğru çekilirler. Su
kütlelerinin birbirlerinden ıraksadığı yerlerde
ise deniz yüzeyi su kaybeder ve dipteki
sular ıraksayan kütlelerin yerini doldurmak
üzere yüzeye doğru akar. Dip akıntılarını
oluşturan konveksiyon düzeni bu biçimde
ortaya çıkar.
Dikey akıntılara yol açan etkenlerden biri
de deniz suyu tuzluluk farklılıklarıdır; görece
daha tuzlu ve sıcak su kütlelerinin
yoğunluğu daha fazla olduğu için sıcak sular
yukarı yükselir, soğuk sular ise dibe çöker.
Okyanus sularının tuzu temel olarak Akdeniz’den,
ikincil olarak da Kızıldeniz ile
Basra Körfezinden gelir. Bu denizler, buharlaşmanın
düşen yağıştan ve akarsularca
taşman su miktarından daha fazla olduğu
bölgelerde yer alır. Akdeniz’in doğusunda,
net buharlaşmanın etkisiyle tuzluluk oranı
yükselen sular aşağı çökerek Üst Dip Akıntısı
olarak adlandırılan bir dip akıntısı
biçiminde batıya doğru akar ve Cebelitarık
Boğazından geçerek Atlas Okyanusuna karışır;
bu arada yüzeyde ise tuzluluk oranı
daha düşük okyanus suları yüzey akıntısı
biçiminde doğuya, Akdeniz’e doğru akar.
Aynı sürece Kızıldeniz ve Basra Körfezinde
de rastlanır. Büyük Okyanusu besleyen
benzer bir tuzlu su dolanım süreci yoktur;
bu okyanus tuzunu, Güney Kutup Çevresi
Akıntısına karışarak yavaş yavaş Büyük
Okyanusa taşman Üst Dip Akıntısındanalır. Öteki dip akıntıları, soğuk Grönland
ve Bering Boğazı akıntılarınca oluşturulur;
bu akıntıların sulan aşağı çökerek Orta ve
Alt Dip akıntıları biçimini alır. Kuzey
Kutbunda takkesi çevresindeki çok
soğuk sular batarak Antarktika Ara Akıntısını
oluşturur; bu akıntı yüzeyden 700-1000
m arasındaki derinliklerde kuzeye doğru
yayılır. Bu Kuzey ve Güney Kutup akıntılan
çok soğuk olduklan ve sürekli olarak
buzul sularıyla beslendikleri için çok daha
az tuzludur.
Büyük Okyanus halkalarının yanı sıra,
bazı kapalı denizlerde ve okyanus alanlannda
daha küçük akıntı sistemleri vardır.
Bunların dolaşım düzeni Coriolis kuvvetlerinden
çok, bu akıntılara akan suların
doğrultusunca belirlenir. Bu tür küçük halka
akıntı sistemlerine örnek olarak Tasman
Denizinde güneye doğru akan Doğu Avustralya
Akıntısının oluşturduğu saat yönünün
tersindeki dolaşım; Büyük Okyanusun kuzeybatısında,
doğuya doğru akan Kuroşio
ve Kuzey Pasifik akıntılarının Alaska ve
Aleut (Kutupaltı) akıntılarında yol açtığı
saat yönünün tersindeki dolaşım; Bengal
Körfezi ile Umman Denizindeki akıntılar
gösterilebilir.
Okyanus akıntılarının incelenmesine 18.
yüzyılda, denizlerde seyrin kolaylaştırılması
ve daha güvenlikli kılınması amacıyla başlandı.
Daha sonraları, okyanuslardaki akıntılann
hava ve iklim koşullarını ciddi biçimde
etkilediği anlaşılınca, bu alandaki araştırmalar
derinleştirildi. Bir süre sonra Gulf
Stream, Kuzey Atlantik ve Norveç akmtılannın
ılık tropik sulan kuzeye, Kuzey Amerika’nın
doğusuna, Britanya Adaları ile
İrlanda’ya ve Norveç’in Atlas Okyanusu
kıyılanna taşıyarak bu bölgelerin iklimini
ılımanlaştırdığı, Kuroşio ve Kuzey Pasifik
akıntılannın da Japonya ve Kuzey Amerika’nın
batısında benzer bir etkiye yol açtığı
belirlendi. Havanın ısınmasına yol açan ılık
sular aynı zamanda bu sıcak havanın etkisiyle
daha çabuk buharlaşır ve sonuçta bu
kıyılardaki yağış miktannı artırır. Güney
Yarıküre’de ise bunun tam tersi bir durum
vardır; burada soğuk Peru ve Benguela
akıntıları buharlaşmayı engeller, Güney
Amerika ile Afrika’nın güneybatı kıyılarında
yağış yerine sise neden olur ve bu da
Peru, Şili ve Namibia’da (Güney Batı
Afrika) aşın derecede kurak çöllerin oluşmasına
yol açar. Ama öte yandan okyanus
derinliklerinden yukarı yükselen bu soğuk
akıntılar derinlerdeki besinleri yüzeye taşıyarak
bu kıyıları dünyanın en verimli balıkçılık
alanlan durumuna getirir.
Okyanus akıntıları ile atmosferdeki hava
dolaşımı birbirini etkiler. Örneğin, Büyük
Okyanusun batısında yer alan sıcak ve
nemli hava dolaşımı doğuya doğru kaydıkça,
Büyük Okyanusun doğu suları ısınır ve
bu durum El Niño akıntısının oluşmasına
neden olur; bu akıntı Avustralya’da kuraklığa,
California’da fırtınalara, Kuzey Amerika’nın
ortalarında kışların ılıman geçmesine
ve Peru ve Şili’deki balıkçılık sanayisinin
olumsuz yönde etkilenmesine yol açar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)