Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

öğretmenlik,

öğretmenlik, öğretim etkinliğinde uzmanlaşmış
bireylerce uygulanan meslek.
Öğretmenlerin mesleki sorumlulukları ülkeden
ülkeye ve öğrencilerinin yaş gruplarına
göre değişir. Öğretmenlerin genel sorumluluk
alanları, okulda olduğu kadar toplum
içinde de etkin ve kimi zaman çatışan roller
almalarını gerektirir. Anne baba rolü üstlenme,
sırdaşlık, disiplinlilik, toplum önderliği
ve örnek davranışlarda bulunma öğretmenlerden
beklenen davranışlar arasındadır.
Bütün dünyada öğretmenlerin yaklaşık
üçte ikisi kadındır ve çoğu ilköğretimde
görev alır. Modern toplumlarda, öğretmenler
başarılı bir hizmet döneminden sonra
genellikle belirli koruyucu haklar kazanırlar;
yetersiz ya da ahlak bakımından sakıncalı
oldukları kanıtlanmadıkça görevden
alınamazlar.
Yükseköğretim düzeyinde görev yapan
öğretmenlerin ücret düzeyleri ve toplumsal
statüleri daha yüksek, çalışma olanakları da
daha geniştir. Ayrıca ders programlarının
hazırlanması ile öğretim yöntemleri, ders
kitapları ve ders araçlarının seçiminde görece
özgür davranabilirler, ulusal ve uluslararası
özel meslek örgütlerine üye olabilirler.
Bu düzeyde görev yapanların, sınıftaki öğretmenlik
sorumluluklarıyla doğrudan ilgili
olmasa da sürekli araştırma yapmaları ve
bunları yayımlamaları beklenir. Görece yeni
bir meslek olan öğretmenlik bazı toplumlarda
hâlâ profesyonel bir uğraş konumuna
gelememiştir. Çocuklara nasıl davranmaları,
nasıl düşünmeleri ve neye inanmaları
gerektiğini eskiden aileleri, yaşlılar, dinsel
önderler ve bilge kişiler öğretirdi. Böylece
kendi kültürlerinin inançlarını, bilgi birikimini
ve söylencelerini öğrenen çocuklar
yetişkinlerle birlikte ortak toplumsal etkinliklere
katılırlardı. Öğretmenlerinin yöntemlerini
öğrenme ve uygulamada başarılı
olan gençler daha sonra öğretmenliğe başlardı.
Almanya 18. yüzyılda öğretmenlerin
eğitimi konusunda ilk kez resmî ölçütler
getirerek başka ülkelere de örnek oldu ve
öğretmenliğin bir meslek olarak yerleşmesinde
önemli rol oynadı. 19. yüzyılda sanayileşmenin
hızlanması ve okul kavramının
evrenselleşmesiyle bu alanda yeni gelişmeler
oldu.
Günümüzde gelişmiş ülkelerdeki öğretmenlerin
çoğu yükseköğrenim mezunudur.
Ama öğretmenlik yeterliği için her ülkede
değişik koşullar aranır. İngiltere ve Fransa’
da öğretmenlik yeterliği ulusal ölçütlere
bağlanmışken, ABD, Kanada ve Avustralya’da
her eyaletin ya da bölgenin kararma
bırakılmıştır.
20. yüzyılda bir yandan öğretmenlik eğitiminin
niteliği yükselirken, bir yandan da
öğretmenliğin bir meslek olarak tanınması
yolunda çabalar harcandı. Öğretmenler örgütlenerek
toplumsal konumlarını, çalışma
koşullarını ve genel olarak eğitimin niteliğini
yükseltmeye çalıştılar. İlk meslek kuruluşları
okul türüne ya da özel konulara göre
örgütleniyordu. Bu grupların daha sonra
ulusal örgütler içinde birleşmesiyle birçok
ülkede, tüm öğretmenlerin genellikle zorunlu
üye olarak aidat ödediği büyük dernekler
ya da sendikalar doğdu. İlk ve orta
öğretimdeki ulusal öğretmen örgütlerinin
uluslararası bir federasyon içinde birleşme
çabaları sonucunda sosyalist ülkelerde Dünya
Öğretmen Sendikaları Federasyonu, sosyalist
olmayan ülkelerde de Dünya Öğretmen
Örgütleri Konfederasyonu kuruldu.
Türkiye’de modern anlamda öğretmen
yetiştiren ilk kurumlar, ilki 1848’de rüştiyelere
erkek öğretmen yetiştirmek üzere Darülmuallimin-
i Rüşdi adıyla kurulan darülmualliminler(*)
ve kadın öğretmen yetiştiren
darülmuallimatlardı(*). İlk ve orta öğretime
öğretmen yetiştiren bu okulların yerini
Cumhuriyet’in ilanından (1923) sonra
erkek muallim mektepleri (erkek öğretmen
okulları) ve kız muallim mektepleri
(kız öğretmen okulları) aldı {bak. öğretmen okulu). Mustafa Necati’nin maarif vekilliği
(milli eğitim bakanlığı) sırasında çıkarılan
1926 tarihli ve 789 sayılı yasayla öğretmen
yetiştiren iki tür kurum öngörüldü: Kent
için ilk muallim mektepleri, köy için köy
muallim mektepleri. Öğretmen gönderilemeyen
küçük köyler için de köy eğitmeni(*)
adıyla geçici öğretmen yetiştirme yoluna
gidildi. Köy eğitmen kursları sonraki yıllarda
kurulan ve köy öğretmeni ile eğitmenlerini
yetiştiren Köy Enstitüleri’ninf*) çekirdeğini
oluşturdu.
1973’te yürürlüğe giren Milli Eğitim Temel
Kanunu’nda öğretmenlik devletin eğitim,
öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini
üstlenen özel bir ihtisas mesleği olarak
tanımlandı; bütün kademelerdeki öğretmenlerin
de yükseköğretim görmesi zorunluluğu
getirildi. Öğretmen okullarının tümü
1983’te üniversitelere bağlandı.
Öğretmen açığı nedeniyle, özellikle yaygıneğitimde
ve Milli Eğitim Bakanlığı dışındaki
kurumlarda öğretmenlik eğitimi görmeyenler
de bu mesleği uygulamaktadır. 1988
verileriyle Türkiye’de öğretmenlerin öğretim
kademelerine dağılımı şöyledir: Okul
öncesi eğitim 5.608, ilkokul 220.790, ortaokul
43.724, genel lise (bünyesindeki ortaokullarla
birlikte) 54.512, mesleki ve teknik
lise 41.879, yaygın eğitim öğretmeni ve
öğretmen olarak yetişmemiş öğreticiler
46.784, üniversite öğretim üyesi 27.648.
Türkiye’de ilk öğretmen örgütü 1908’de
İstanbul’da, Encümen-i Muallimin adıyla
kuruldu. Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara’da
etkinlikte bulunan Türkiye’de Muallimler
ve Muallimeler Cemiyetleri Birliği,
bir süre Ankara valiliğinin kararıyla kapatılmasına
karşın, savaştan sonra yeni devletin
kuruluşuna önemli katkılarda bulundu.
1932’de bütün örgütleri kapatılan öğretmenler
1948’de Türkiye Öğretmen Dernekleri
Milli Federasyonu adıyla merkezî bir
birlik altında toplandılar.
Türkiye’de öğretmenlerin ilk büyük kitlesel
mesleki örgütlenmesini, 1961 Anayasasının
tanıdığı haklardan yararlanarak
1965’te kurulan Türkiye Öğretmenler Sendikası
(TÖS) gerçekleştirdi. Anayasada
1971’de yapılan değişikliklerle kamu görevlilerinin
sendika kurmasının yasaklanması
üzerine TÖS kapandı. Aynı yıl öğretmenlerin
mesleki haklarını savunmak amacıyla
Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma
Derneği (TÖB-DER) kuruldu. Bu dernek
de 12 Eylül 1980’den sonra kapatıldı, tüm
mal varlığı hâzineye devredildi. Sıkıyönetim
mahkemelerinde bazı TÖB-DER yöneticileri
hapis cezalarına çarptırılırken, daha sonra
sivil mahkemelerde yargılanan dernek yöneticileri
aklandılar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.