obsidiyen

obsidiyen, kimyasal bileşim bakımından
granite eşdeğer, çoğunlukla siyah renkli,
yanardağ kökenli doğal cam. Amerika Yerlileri
ve pek çok ilkel insan topluluğu
tarafından silah, alet ve süs eşyası yapımında,
Maya uygarlığında da ayna imalinde
kullanılmıştır. Obsidiyen kavkımsı biçimde
(düzgün yüzeyli ve keskin kenarlı) yaradığından,
keskin taş aletlerin çoğu bu malze-meden yapılmıştır; bu aletler, özellikle de
ok başı olarak kullanılanlar, taşın dış yüzeyinde
hidratlanma sonucunda oluşan kabuklara
bakılarak tarihlendirilir.
Akışkan haldeki lavların ani soğuması
sonucunda oluşan obsidiyen camsı parlaklığa
sahiptir ve pencere camından biraz daha
serttir. Bunların çoğu volkanik kayaçlarla
bağıntılıdır ve riyolitli lav akıntılarının üst
bölümünü oluşturur. Ender olarak da,
daykların ve sillerin ince kenarları halinde
bulunur.
Obsidiyenlerin tipik koyu siyah renkleri,
bol miktarlarda içerdikleri yakın konumlanmış
kristalitlerden (mikroskop altında görülebilen,
embriyon haldeki kristalcik) kaynaklanır;
bu küçük kalıntıların (enklüzyon)
sayısı o kadar çoktur ki, malzeme, kenar
bölümlerinin dışında saydamsız (mat) bir
özellik kazanır. Demir oksit tozu içerenlerin
rengi kırmızı ve kahverengi, bol miktarda
küçük gaz kabarcığı içerenlerinki ise açıkgri olabilir. Siyah ve kırmızı ya da siyah ve
gri şeritli türlerine de rastlanır.
Kristalitler çok küçük olduklarından mikroskop
altında kutuplanma etkisi göstermezler;
ama obsidiyenlerde, kristalitlerin
yanı sıra bol miktarda mikrolit de (küçük
kutuplanır kristalcik) bulunur ve bunlar
mikroskop altında seçilebilir. Mikrolitler
büyük ölçüde feldispattan oluşur. Bazı obsidiyenler
çok sayıda, iyi gelişmiş kuvars,
alkali feldispat ve plajiyoklaz kristali de
içerir.
Obsidiyenlerin bazıları silis bakımından
çok zengindir ve bunların bileşimi granitin
ve riyolitinkine benzer; ötekilerin bileşimi
ise trasit, dasit, andezit ve latit benzeridir.
Bileşimi bazaltınkine eşdeğer olan camsı
kayaçlara, obsidiyen yerine takilit(*) denir.
Obsidiyen, ağırlık olarak çoğunlukla yüzde
l ’den daha az su içerir; ama riyolitli lavların
alt bölümünde basınç arttığından bu bölgelerde
bu oran yüzde 10’a kadar çıkabilir ve
bu durum malzemenin düşük sıcaklıklarda
bile akışkan halde kalmasına neden olur.
Malzeme yüzeye yükseldiğinde suyunu hızla
yitirir ve eriyiğin ağdalılığı artar. Ağdalılığın
artması kristallenmeye yol açar ve lav
cam halinde katılaşır. Ayrıca bak. volkan
camı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)