O
O

O Harfi Nerelerde Ve Nasıl Kullanılır?

O Türk alfabesinin on sekizinci harfi; o || Kalın, geniş ve yuvarlak ünlü. || Sıralama ve sınıflandırmada sayı yerine kullanıldığı zaman 17’yl (veya 18’i) gösterir.
Sayı olarak, Ortaçağda 11 yerine kullanılır, üstüne yatay bir çizgi çizildiği zaman da (o) 11 000 anlamına gelirdi.
— Fiz. Derece kelimesini belirten işaret: 15° Celsius, 12° Baumi.
— Kim. Orto’nun kısaltması (O). || Oksi-jen’in sembolü (O).
— Mat. Yay ölçü birimi, derece’nin sembolü (msl. 42° 52′ 23″).
— Müz. özel olarak X.-XI. yy.larda O harfi, Boetius’un ses ölçüm nazariyesin-den ilham aldığı sanılan alfabeli nota yazısında kimi zaman tiz sol, kimi zaman da tiz si bemol notasını gösterir. || XVI. yy.-da mükemmel zamanı gösteren ölçü işareti (üçe bölünmüş bir breve).
— Piroteknik. O tipi patlayıcı madde, klo-ratlı veya perkloratlı patlayıcı maddenin idari adı.
—ANStKL. Leng. Harfin tarihi. Fenike alfabesindeki ain, «göz» anlamına gelir; bu durum, işaretin daha önceki yazılardaki biçimiyle uyuşur. İşaret, boğazsı bir ünsüzün yazılmasına yarar: Yunanlılar o ünlüsünün yazılmasını etkilediler; klasik dilde kısa o’nun {omikron, «küçük o») ve uzun o’nun (omega, «büyük o») isminden anlaşıldığına göre bu iki harf arasındaki fark başlangıçta boy farkıydı (Klasik Latince-deki kısa ve uzun i gibi) ve M.ö. VII. yy. da ortaya çıkmasına rağmen omega, at nalına benzeyen biçimini çok daha sonra aldı. Tek çizgiyle çizilmiş çember biçimindeki o’ya ,son devir latince yazılarda veya ender olarak bazı yazı biçimlerinde rastlanır; normal olarak o, ters yönde iki yarım çemberden meydana gelirdi; bu biçim daha Etrüskçede ortaya çıktı ve Latincenin ilk döneminden itibaren kullanılmağa başlandı; bu durum harfin geçirdiği bozulmaları açıklar. Klasik reform, dikey bir eksene göre kalın çizgilerin simetrik bir konum kazanmasıyle ortaya çıktı; ilk üç yüzyılın boyalı ve kitap harfi biçimlerinin, daha sonraki büyük harflerde geleneksel olarak muhafaza edilen yatık kaim çizgileri vardı; küçük harflerde, yan-uncialis’lerde ve uncialis’lerde kalın çizgiler düşeyleşti; karolenj küçük harflerinde ise bu çizgi yeniden yatıklaştı; üzerine yazılan yere (duvar, papirüs, parşömen veya kâğıt) göre fırçanın, kalem ucunun veya tüyün tutulma şeklinin başka başka olmasından doğan bu değişiklikler ve aynı dönemde bütün diğer harflerde meydana gelen değişiklikler kitap harfi o’nun cağlar boyunca geçirdiği tek
değişikliktir. III. yy.dan sonraki yazıtlarda görülen dört köşe büyük harf o, merovenj devrinde çok sık kullanıldı. Bu o, elyaz-malarda bazı merovenj yazılarının başlıca özelliğini meydana getirir. Dört köşe o’nun italyot eski biçimlere dayandığı sanılır. Göktürk (Orhon) alfabesinde o harfi, u sesini belirtmek için de kullanıldı. Uygur alfabesinde dört yuvarlak ünlü (o, ö, u, ü) aynı işaretle gösterildi; bu işaret aynı zamanda v UnsüzünU de belirtir. Mani alfabesinde o sesini belirten işaret, aynı zamanda u sesi için de geçerlidir. Brahmi yazısında bir o harfi vardır. Sogd alfabesinde o harfi yerine göre u ünlüsü ile v ünsüzünü belirtmek için de kullanıldı. Passe-pa yazısında o ve o harfleri bulunur. OsmanlIlarda o sesi kelime başında elif ve vav harfleriyle (bazen yalnız elif ile veya elif ve ötre ile), kelime ortasında vav veya ötre veya her ikisiyle gösterilir. Bazı metinlerde hiç bir işaret kullanılmaz. Kelime sonunda ise ye (bazı metinlerde vav) harfi kullanılmıştır. Latin harflerini kullanan Türkiye Türkçesinde bir o harfi vardır.
• Fonetik (ses bilgisi). O sesi; kaim, geniş ve yuvarlak bir ünlüdür. TUrkçede o ünlüsü yalnız ilk hecede bulunuı; ikinci ve daha sonraki hece ve eklerde bulunmaz: ocak, odun, Oğuz, okumak, ozan, donuklaşmak, kovuk, sonsuz, tokmak v.d. Buna karşılık bileşik kelime ve fiillerde, bir de sonradan ekleşmiş – yor – şimdiki zaman ekinde, sonraki hecelerde o ünlüsü bulunur: karakol «kara + kol), alıkoymak « al-a+koymak), seviyor (sev-e+ yorır) v.d. Yabancı dillerden gelen pek çok kelimenin ön, iç ve son seslerinde o ünlüsünün bulunduğu görülür; objektif, ofis, orkestra, otel; bomba, doktor, gol, gonca, hoş, molla, noksan, sohbet; ambargo, bilanço, kadro, piyango v.d.
Bazı yabancı kelimelerdeki düz (a, e) ve dar-yuvarlak («) ünlüler Türkçede geniş-yuvarlak o ünlüsüne çevrilir: nabbud (ar). > lobut; süf (ar.) > sof; sühte (fars.) > softa v.d.
Türkiye Türkçesi dışındaki türk lehçelerinde de o ile ilgili bazı ses değişmeleri vardır: Türkiye Türkçesinde u ve a olan sesler Azerlcede o olarak geçer: dodah (dudak); oyan- (uyan-); dovşan (tavşan); ovuç (avuç) v.d. Bu özelliğe Anadolu ağızlarında da rastlanır: goşuk (kaşık); sokal (sakal); adok (adak); pobuş (pabuç) v.b. Yine anadolu ağızlarında bazı ö sesleri o olduğu gibi (kömiir > kömür v.b.) bazı ünlü ve ünsüzlerin düşmesi veya kaynaşması dolayısıyle uzun o’lar (o) ortaya çıkar: tavuk > tauk > toh; davul > dual > dol; nohut > nout > not v.b. Bazı türk leh-
çelerinde ilk hecedeki yuvarlak ünlüler, kendilerinden sonra gelen geniş, düz ünlüleri de etkiler, yani dudak benzeşmesi bütün ünlülere yayılır: (kırgızca) ollor (otlar), kurtton (kurttan), turgon (oturan); [altay-ca] koldon (koldan), otto- (otla-), kofon-(türkü), ogotton (çocuktan); [yakutça] donan (arkadaş), ogo (çocuk) v.d. Türk lehçelerinden bazılarında uzun ünlülere rastlanır. Kırgızcada uzun o (ö) ünlüsü, hem türkçe kelimelerde, hem de yabancı dilden alınan kelimelerde görülür: tok (tavuk), öru (ağrı), oto « otağ [çadır, yurt]; cop « ar. cevâb), töp « ar. tavaf) v-d. Yakutçada, Orta Türkçede ö!ö (uzun o/ö) ünlüsüyle temel hecesi kurulmuş kelimelerin bu uzun ünlüsü uo/üö diftonguna çevrilir: suoh (yok); suol (yol), tuol- (dol-) v.d. Orta Türkçedeki o ünlüsü Çuvaşçada u olarak geçer; tubı (topuk), tul- (dol-), pus- (boz-) v.b. (ML)
O Unl. Hayret, memnuniyet, beğenme v b duygulan anlatmak için kullanılır: Ol Ma-şaallah ne kadar da büyümüş. O! Ne kadaı uzak bir yerden geliyorsunuz. (M)
O zam. (esk. türk. o/’dan). üçüncü tekil şahıs zamiri: O, üç ay herkes denize girerken, herkes plajda yatarken, herkes buzlu bira içip dans ederken, bir otel odasına kapanmış ve kafasından üç piyes, vücudundan yirmi beş kilo vermişti (Y.Z. Ortaç). O bir çocuktu (Sabahattin Ali). O bizlere mahsustur… (A.H. Tanpmar). II İki veya daha çok şeyden, daha önce söylenmiş olanı belirtmek için kullanılır: O de ğil, ben bunu söylemiştim. Onu değil, bunu beğendim.
— çeş. DEY. o bu, öteki beriki, herkes. II Ona buna dil uzatmak, herkes hakkında ileri geri konuşmak. || Ondan bundan geçinmek, geçimini başkalarının sırtından sağlamak. |[ Onu bunu bilmem, herhangi bir şeyde ısrar edildiğini göstermek için kullanılır. || Otıun için, bundan dolayı, bundan ötürü.♦ Sıf. Uzakta olan, orada bulunmayan,

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*