NASIR SEYFEDDİN KAYITBAY EL-MAHMUDİ EZ-

NASIR SEYFEDDİN KAYITBAY EL-MAHMUDİ EZ-

NASIR SEYFEDDİN KAYITBAY EL-MAHMUDİ EZ-

zahİr! (ö. 1496), 1468-96 arasında Memlûk sultanı.
Memlûk sultanı Barsbay’m satın aldığı Çerkeş kölelerden biriydi. Sultan Çakmak (hd 1438-53) tarafından azat edildi. Önce muhafız, ardından devatdar oldu. Daha sonra muhafız birliklerinin (nevbetü’l-nüv-vab) komutanlığına getirildi. 1467’de muhafız birliklerinin Sultan Bilbay’a karşı Kayıt-bay önderliğinde ayaklanması sonucunda Demirboga (Temirboga) Memlûk tahtına çıktı. Kayıtbay da atabeg oldu. Ertesi yıl Demirboga’ya karşı ayaklanan Ustadar Ha-yırbay’ı bozguna uğratarak Memlûk ileri gelenlerinin de onayıyla tahta çıktı. Öncelikle komutanlar arasındaki çekişmeleri gidermeye ve ülke ekonomisini düzeltmeye çahştı. Osmanlılann desteklediği Dulkadır-oğulları beyi Şahsuvar Bey’le yaptığı iki savaşta da yenilgiye uğradı. Ama daha sonra, II. Mehmed’in (Fatih) Şahsuvar Bey’den desteğini çekmesini sağladı; buna karşılık kendisi de, Karamanlı beyi Pir Ah-med’i desteklemekten vazgeçti. 1472’de Şahsuvar Bey’i yenilgiye uğratarak öldürttü.
II. Bayezid’e karşı taht mücadelesine girişen Cem Sultan’ı Kahire’de büyük bir törenle karşılayan (1481) Kayıtbay, onun 1482’de Anadolu’ya dönmesine de yardım etti. Bunun üzerine Osmanlı-Memlûk ilişkileri iyice gerginleşti. Kayıtbay, OsmanlIlarla savaşa girmeyi göze alamadı ve İstanbul’a bir elçi göndererek II. Bayezid’in saltanatını kutladı, ama bu tavn savaşı önlemeye yetmedi. 1485-90 Osmanlı-Memlûk savaşla-nnda OsmanlIlara karşı yer yer başarı kazandıysa da sonunda barış istemek zorunda kaldı. Bütün çabasına karşın Osmanlı-Memlûk savaşları sırasında bozulan ülke ekonomisini düzeltemedi. Cülban birliklerinin çıkardığı karışıklıklar sırasında hastalanarak öldü.
105 kaykay
Kayıtbay Camisi, Kahire’de Memlûk sultanı Kayıtbay’in 1272-74 arasında yaptırdığı cami. Ön altı basamaklı geniş bir merdivenle kuzey cephesindeki cümle kapısına ulaşılır. Kapı, üç dilimli bir kemerle örtülü yüksek bir nişin içinde yer alır. Kapının solunda sebil, sağında minare vardır. İnce uzun bir mekândan geçildikten sonra caminin dikdörtgen planlı ibadet mekânına ulaşılır. Düz bir çatıyla örtülü bu mekânın soldaki (doğu) uzun kenarının ortasında mihrap bulunur. Sağdaki (batı) uzun kenar ise bütün genişliğince bir eyvan gibi avluya açılır. Kare planlı avlunun batı kenarında da geniş bir eyvan, kuzey ve güney kenarlarında ise daha küçük boyutlu birer eyvan yer alır. İbadet mekânının güney duvarının köşesindeki bir kapıdan bitişikteki türbeye geçilir. Yapının doğu cephesinden dışanya doğru büyük bir çıkıntı oluşturan kare planlı türbe, yüksekçe bir kasnağın üstündeki sivrice bir kubbeyle örtülüdür. Taştan yapılmış, üstü kabartma arabesk örgelerle kaplı bir kubbe dış görünüşte de yapıyı taçlandıran bir öğe olarak kullanılmıştır.
Caminin beden duvarları kırmızı ve beyaz taş sıralarıyla almaşık olarak örülmüştür. İki renkli taşlar, belki de bütün yapının en göz alıcı öğesi olan minarede de kullanılmıştır. Minarenin mukarnaslı konsollara oturan iki şerefesi vardır. İkinci şerefeden sonraki ince sütunlarla oluşturulmuş petek bölümü bir aydınlık fenerini andırır. Bunun üstünde de taştan, yumurta biçimli bir külah yer alır. Yapının, özellikle de mescidin içi kalemişleri, renkli cam pencereler, mermer duvar kaplamaları ve yer döşemeleriyle çok zengin bir biçimde bezenmiştir.
kayıtsızlık eğrisi, iktisatta, tüketiciye eş tatmin ya da fayda düzeyini sağlayan farklı mal bileşimlerinin grafik anlatımı. İngiliz iktisatçı Francis Y. Edgeworth tarafından geliştirilen kayıtsızlık eğrisi tüketici davranışının, özellikle tüketici talebinin incelenmesinde bir çözümleme aracı olarak yaygın biçimde kullanılır. Ayrıca değişik davranışların kişisel ve genel refah üzerindeki etkisini ele alan refah iktisadında da kullanılan bir araçtır.
Kayıtsızlık eğrisi soldan sağa doğru azalan bir eğimle ve merkeze dışbükey olarak çizilir. Eğri üzerindeki noktalardan herhangi birinde bulunması tüketici yönünden bir fark oluşturmayacağından ve her noktada aynı tatmini elde edeceğinden, seçeceği mal bileşimi konusunda kayıtsız kalacaktır. Kayıtsızlık eğrisi her zaman belirli etkenlerin değişmediği varsayımı altında çizilir. Bu etkenlerden biri (örn. tüketicinin geliri ya da beğenisi) değişirse fayda düzeyi değişik bir eğri ile gösterilecektir.
kaykay, genellikle tahta ya da cam yününden tekerlekli küçük bir araç üzerinde dengede durarak kayma. Özellikle çocuklar ve gençler arasında yaygın bir eğlencedir. Kayma sırasında kullanılan araca da kaykay denir. Kaykaylann çoğu yaklaşık 76 cm uzunluğunda ve 10 cm genişliğindedir. Önceleri tahtadan yapılırken daha sonra aluminyum, cam yünü ve plastik gibi maddelerden de yapılmaya başlamıştır. Biri sert, öteki esnek olmak üzere iki tür kaykay vardır.
Kaykay 1960’ların başlarında ABD’de ortaya çıktı. Sörf meraklıları, denizin bu spor
kayma 106
için uygun olmadığı zamanlarda California plajları boyunca uzanan asfalt yollarda kaykaylarla kaymaya başladılar. Bu araçlar paten tekerleklerinin minyatür sörf tahtalarına takılmasıyla kolayca yapılabiliyordu. 1970’lerin ortalarında çok daha hızlı ve daha büyük manevra yeteneği olan poliüretan tekerleklerin geliştirilmesinden sonra kaykay tüm dünyaya yayıldı. Ani dönüşler ile ustalık gösterilerine elverişli yokuşları ve yana eğimli yolları bulunan kaykay parkları inşa edildi. Aynca kayak sporundaki slalom pistine benzer taşınabilir rampalar yapıldı. Kazalara karşı özel kaykay başlığı, dizlik, dirseklik ve gözlükler geliştirildi. Sonradan, sürücünün yüzükoyun yatarak kullandığı ve yaklaşık 3 m uzunluğundaki paten otolar yapıldı; bunlar, saatte 90 km’ye yakın bir hıza ulaşabiliyordu. Tekerlekli kaykay tahtası ile yelkenin birlikte kullanıldığı çeşitli kaykay türleri doğdu, ayrıca buz pisti üzerinde de kaykay yapılmaya başladı.
kayma, mühendislikte ve fizikte, kayma kuvvetlerinin etkisiyle bir kristalin bir bölümünün geri kalan bölümüne göre bir düzlem boyunca kayarak yer değiştirmesi. Gerilim altındaki malzemede ortaya çıkan kalıcı (plastik) biçim değişiklikleri (defor-masyon), genellikle, malzemeyi oluşturan kristaller arasındaki kaymanın sonucudur.
Bir çinko kristalindeki kayma bantları
Earl R. Parker
Kayma ve ikizlenme(*), katiların kristal yapısında ortaya çıkan biçim değişikliklerinin iki türüdür. Kaymada, kayma düzleminin bir yanındaki atomların hepsi aynı anda konum değiştirmez; kristalde yapısal kusurlar ya da boşluklar (kenar dislokasyonları) aynı hızla ters yönde hareket ettiğinden, atomlar, bir konumdan ötekine birbiri ardınca diziler halinde geçer.
Metal malzemelerde ortaya çıkan büyük ölçekli kayma olaylarında, tek tek kristallerin çoğunda, dislokasyonlann büyük bölümü komşu kayma düzlemlerine geçer. Kristallerde optik mikroskopla görülebilen kayma çizgileri, elektron mikroskopuyla daha da büyütüldüğünde, çok sayıda kayma düzleminden oluşan bantlar biçiminde görünür.
kayma, Fransızca glissade, balede beşinci duruşla başlayıp gene onunla biten bir
kayar adım. Beşinci duruşta, önde tutulan ayağın topuğu arkada tutulan ayağın başparmağına bitiştirilir ve ayaklar iki yana çevrilir. En çok sıçrama ve atlamaya hazırlık olarak kullanılan kayma, beşinci duruşta dizler hafif bükülmüş durumdayken bir bacağın yerde öne, yana ve geriye uzatılmasıyla başlar. Dansçı ağırlığını çalıştığı ayağa vererek öbür ayağını bu ayağının yanına kaydırır.
kayma dalgası, esnek (elastik) bir ortama periyodik bir biçimde kayma uygulanmasıyla oluşan enine dalga. Kayma, madde içindeki bir katmanın iki yüzü boyunca ters yönlerde etkiyen eşit iki kuvvet tarafından bu katmanda hacim değişikliği olmaksızın ortaya çıkan biçim değişikliğidir. Eğer ortam esnek ise, kayma ortadan kalkınca katman ilk biçimine dönerken bitişik katmanlar kaymaya uğrar, böylece kayma dalga biçiminde yayılır. Kayma dalgasının hızı (v), ortama ilişkin bir sabit olan kayma modülünün (G) ortamın yoğunluğuna (p) oranının kare köküne eşittir: v = -JG/p.
Kayma (enine dalga) ve sıkışma (boyuna dalga) dalgalan madde içinde yayılır. Kayma dalgalarının hızı sıkışma dalgalarının hızının yaklaşık yarısı kadardır; örneğin demirde kayma dalgasının hızı saniyede
3.200 m, sıkışma dalgasının hızı ise saniyede
5.200 m’dir. Kayma dalgalarının genliği, yayıldıkları ortamın kesitine oranla küçük olmak zorundadır, bu nedenle ince çubuklarda ve millerde bu tür dalgalar oluşmaz. Bir kristaldeki kayma dalgasının hızı, yayılmanın ve kutuplanma düzleminin (titreşim düzlemi) doğrultularına bağlıdır, çünkü kristaldeki kayma modülü bunlara göre değişik değerler alır.
kayma gerilimi, uygulanan gerilime paralel düzlemler boyunca kayma oluşturarak malzemede biçim değişikliğine (deformas-yon) yol açan gerilim. Depremler ve toprağın yamaçlardan aşağı doğru hareketi gibi, sonuçları çok önemli olabilen doğal olaylar kayma olgusuyla ilintilidir. Kayma gerilimi katilar ve sıvılar için de söz konusudur; sıvılarda kayma gerilimi ağdalılıkla ilişkilidir. Aynca bak. gerilim, kayma modülü.
kayma modülü, enine iç kuvvetlerin etkisi altındaki bir katı cismin esneklik özelliklerini betimleyen ve değeri malzemeye göre değişen sabit sayı. Bu tür kuvvetler, örneğin metal bir borunun boyuna ekseni çevresinde burulması sırasında ortaya çıkar. Böyle bir cismin içinde bütün küp biçimli hacimler
karesel olmaktan çıkıp eşkenar dörtgen (baklava dilimi) dönüşmesi biçiminde geı çekleşir (bak. çizim). Kayma modülü, mal zemenin enine biçim değişikliğine kan direncinin bir ölçüsüdür ve yalnızca malze menin sonradan eski biçimine dönebildig (esnek) küçük biçim değişiklikleri için ge çerlidir. Büyük kayma kuvvetleri malzeme nin akmasına ve kalıcı biçim değişikliğim uğramasına ya da kırılmasına neden olur Kayma modülü, matematiksel olarak, kay ma geriliminin kayma gerinimine oran biçiminde ifade edilir. Kayma gerilimi kay ma kuvvetinin (F), bu kuvvetin uygulandığ ve kuvvete paralel olan yüzeyin alanına (A’ bölünmesiyle bulunur (FIA). Kayma germimi (göreli biçim değişikliği) ise, gerinimsi; malzemede göz önüne alınan küçük küp biçimli hacimdeki dik açının değişme miktarını gösteren 0 açısının tanjantı olarak ifade edilir; bir başka deyişle, kayma gerinimi x/y oranına eşittir (bak. çizim). Demek ki, kayma modülü, matematiksel olarak
kayma modülü =
kayma gerilimi F/A kayma gerinimi x/y
f —*■’! kayma germimi = x/y
Kayma kuvveti altında biçim değiştiren küp biçimli hacim
biçim değişikliğine (deformasyon) uğrar; bu, karşılıklı iki yüzün birbirine paralel olarak biraz kayması, öteki iki yüzün de
biçiminde ifade edilebilir. Bu eşitlik Hooke yasasının özel bir biçimidir. Eşitliğin sağ yanındaki oranın paydası boyutsuz olduğundan, kayma modülünün boyutu kuvvet/ alan biçimindedir. Kayma modülünün İngiliz ölçü ve ağırlık sistemindeki birimi inç kare başına libredir (genellikle psi olarak kısaltılır). Uluslararası birimler sisteminde (Sİ) ise kayma modülü birimi metre kare başına newton (N/m2) biçimindedir. Alu-minyum için kayma modülünün değeri yaklaşık olarak 2,4×10’° N/m2’ye (3,5xl06 psi) eşittir. Çeliğin kayma modülü ise bu değerin 3 katından büyüktür; bir başka deyişle, çeliğin kayma gerilimi altındaki sertliği aluminyuma oranla iiç kat daha fazladır.
kaymak, sütün yağlı bölümü. Yağca zengin manda, inek ya da koyun sütünden hazırlanır. Bu amaçla önce süt geniş tavalara yayılarak düşük ateşte kaynatılır; kaynatma sonucunda üstte toplanan ince kaymak katmanı alınarak yağı alınmamış sütle karıştırılıp yeniden kaynatılır ve kaymak katmanının kalınlığı yarım santimetreyi bulana kadar bu işleme devam edilir. Tavalar kendi halinde soğuduktan sonra kaymak tabakası kesilip rulo haline getirilir. Kimi zaman içine pudra şekeri karıştırılarak satılır.
Türk mutfağında önemli bir yeri olan kaymak başta ekmekkadayıfı olmak üzere çeşitli hamur ve meyve tatlılarıyla birlikte yenir.
kaymak makinesi, krema makînesî olarak da bilinir, kaymağı sütten ayırmada kullanılan makine. Yağsız sütün kaymaktan daha ağır olması olgusuna dayalı olarak çalışan aygıt, temel olarak disklerle donatılmış, tekne biçiminde bir santrifüj makinesidir. Tekne, sütün bulunduğu haznenin altındaki döner bir mile oturtulur. Tekneye yukarıdan beslenen süt bir dizi ağız yoluyla disklere dağıtılır. Yağlı süt, bu diskler arasından geçince ince süt katmanları oluşur. Süt, tekneyle aynı hızda (dakikada 6-8 bin devir) döner ve daha ağır olan yağsız süt teknenin dışına doğru itilerek bir açıklıktan dışarı çıkar. Kaymak ise, iç bölümde yoğunlaşır ve teknenin merkezinin yakınlarındaki kaymak çıkış ağzına doğru akar. Verimli bir kaymak makinesi, kaymağı alınmış sütte yüzde l’den daha az yağ bırakır.
kaymakağacı (Feijoa sellowiana), mersingiller (Myrtaceae) familyasından küçük ağaç. Brezilya, Paraguay, Uruguay ve Arjantin’de kendiliğinden yetişen bu ağaç
yumuşak iklimli yerlerde meyveleri için yetiştirilir. İlk kez 1890’da Avrupa’ya götürülmüştür. Meyvelerinden reçel, jöle ya da şekerleme yapılır.
Yaklaşık 5 m boyundaki ağacın zeytin yaprağını andıran yapraklarının üst yüzü koyu yeşil, alt yüzü gümüşsüdür; iç bölümü morumsu kırmızı renkli olan büyük beyaz çiçekleri ve yaklaşık 5 cm uzunluğunda yumurtamsı meyveleri vardır. Meyvelerin donuk yeşil zemin üzerine kırmızı benekli kabuğunun altında ananas kokulu, yarısay-dam ve yumuşak bir etli bölüm yer alır. Olgunlaşınca düşen meyveler yenebilecek kadar yumuşayana değin serin bir yerde saklanır.
Kaymakağacı tohumla olduğu kadar çelik-leme, aşılama ya da daldırma yoluyla da çoğaltılabilir.
kaymakam, kaîm-î makam (makam vekili) olarak da bilinir, Osmanlı Devleti’nde bir görevi asıl yetkilinin adına yürüten kimse. Tanzimat Dönemine değin, İstanbul’dan ayrılan sadrazama sadaret kaymakamı denen bir vezir vekâlet ederdi. Sadrazamın İstanbul’da olmadığı bir sırada, padişah da İstanbul dışındaysa padişahın yanında sadrazamın bir vekili daha bulunur ve ona da rikâb-ı hümayun kaymakamı denirdi. 1839’dan sonraki yönetim düzenlemelerinde, eski sancakbeylerinin ve mütesellimle-rin yerine atanan mülki amirlere de kaymakam sanı verilmeye başladı. 1871 Vilayet Nizamnamesi ile kaymakamlık, valilik ve mutasarrıflıktan sonra gelen üçüncü derecede mülki amirlik yapıldı. Cumhuriyet döneminde ilçelerin en yüksek mülki amirine kaymakam sanı verildi.
1828’de, Asakir-i Mansure-i Muhammedi-ye’de yapılan değişikliklerde rütbeler belirlenirken binbaşı ile miralay (albay) rütbeleri arasına kaymakamlık kondu. Askeri kaymakam, miralayın yardımcısı sayılıyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarında da kullanılan bu rütbenin yerini 1935’te “yarbay” aldı. OsmanlIlarda vakıfların yasal mütevellilerinin yaşça küçük ya da kadın olması durumunda, yerel kadının atadığı yetkiliye mütevelli kaymakamı denirdi.
kaymakam, Türkiye’nin yönetsel birimlerinden ilçenin en yüksek mülki amiri. Devlet yönetiminde taşra örgütü coğrafya durumuna, ekonomik koşullara ve kamu hizmetlerinin gereklerine göre il, ilçe ve bucaklara bölünmüştür. İlçenin idare amiri olan kaymakam, hiyerarşi içinde valiye bağlı olarak çalışan, meslekten gelme, teminatlı bir devlet memurudur. Kaymakam olabilmek için gerekli koşullar yasalarla düzenlenmiştir.
İçişleri Bakanlığı Müdürler Kurulu’nun önerisi ve içişleri bakanının onayı üzerine ortak kararnameyle atanan kaymakam, genel olarak, ilçe içinde yasaların uygulanmasından sorumludur. Temel görevi idari kuruluşları denetlemek ve bunlar arasında işbirliği sağlamaktır. İlçelerin illerden farklı olarak “yetki genişliği” esasına göre yönetilmesi nedeniyle, vali gibi devleti temsil etmez; yalnızca hükümetin temsilcisi sayılır. Mevzuatın uygulanmasını sağlamada ve işlem yapmada genel bir yetkisi yoktur; ancak yasaların açıkça yetki verdiği konularda karar alabilir. Düzenleyici işlemler yoluyla kural koyma yetkisi kaymakama tanınmamıştır; yalnızca kolluk alanında, genel nitelikte tedbir ve kararlar almaya yetkilidir. Memur atama yetkisi çok sınırlıdır. Sınır ilçesinde görevli olanlar komşu devlet sınır makamları ya da yabancı konsoloslarla doğrudan ilişki kuramaz.
İlçe içindeki mahalli idareler üzerinde idari denetim yetkisi olan kaymakam, ayrı-
ca her yıl ilçenin bütün bucaklarıyla köylerini denetler. Hiyerarşi bağlamında üst makam olmanın sağladığı bütün yetkileri kullanabilir.
İlçede birlik ve güvenliği sağlamakla yükümlü olan kaymakam, olağanüstü güvenlik sorunlarıyla karşılaştığında, vali aracılığıyla askeri makamlardan da yardım isteyebilir. Bununla birlikte ilçedeki askeri ve adli makamlar kaymakamın genel denetim alanının dışındadır. Kaymakam askerlik şubelerinden ve savcılardan yalnızca bilgi isteyebilir.
kaymakam paşa bak. sadaret kaymakamı
kaymaktaşı bak. albatr
kayman, Crocodilia (timsahlar) takımından, alligatorlara akraba olan ve genellikle onlarla birlikte Alligatoridae familyasına yerleştirilen sürüngen türlerinin ortak adı. Orta ve Güney Amerika’da yaşayan bu hayvanlar öbür takım üyeleri gibi kertenkeleye benzeyen etçil sürüngenlerdir. Kay-manlar ırmak, göl, bataklık gibi yerlerin
Geniş burunlu kayman (Caiman latirostris)
Karl Weidmann – The National Audubon Society Collection/Photo Researchers
kıyılarında yaşar. Dişiler hazırladıkları yuvalara bıraktıkları sert kabuklu yumurtaların başında bekleyerek yırtıcılara karşı korur. Kaymanların üç cinsi vardır: Caiman cinsi, geniş burunlu (C. latirostris) ve gözlüklü (C. crocodilus) kaymanları; Melano-suchus cinsi, kara kaymanım (M. niger); Paleosuchus cinsi, düz alınlı kaymanlar olarak bilinen iki türü (P. trigonatus ve P. palpebrosus) içerir.
Bunlardan en irisi ve en saldırganı kara kaymanıdır. Bu türün uzunluğu 4,5 m’ye ulaşırken öbürlerinin uzunluğu genellikle
1,2-2 m arasında değişir. Yalnız gözlüklü kaymanın uzunluğu 3 m’ye yakındır.
Meksika’nın güneyinden Brezilya’ya kadar uzanan tropik bölgelerde yaşayan gözlüklü kayman, adını gözlerinin arasındaki, gözlüğün burna oturan bölümüne benzeyen kemik çıkıntısından almıştır.
Kaymanların en küçükleri olan düz alınlı kaymanlar, Amazon bölgesindeki akış hızı yüksek, kayalıklı akarsu kıyılarında yaşar. Gözleri arasında gözlüklü kaymandaki gibi kemik çıkıntı yoktur. İyi yüzücü olan bu hayvanlar balık, kuş, böcek ve öbür hayvanlarla beslenirler.
kayman keleri, Teiidae familyasının Draca-ena cinsini oluşturan sürüngenlerin ortak adı. Güney Amerika’nın nemli, ormanlık bölgelerinde yaşayan bu kelerlerden D. guianensis türünün uzunluğu 120 cm’ye ulaşır.
Kayman kelerlerinin başlıca besini salyangozlardır. Güçlü dişleriyle salyangoz kabuklarını kolayca kırar ve bu hayvanları yutmadan önce parçalanmış kabukları dışarı tükürürler. Renkleri zeytin yeşilidir. Yassı kuyruklarında yüzmelerine yardımcı bir çift çıkıntı bulunur.
Kaymaz Barajı, Eskişehir’de, Çayırlık Deresi üzerinde kurulu toprak dolgu baraj.
107 kaynak
470 hektarlık bir alanın sulanması amacıyla 1975’te yapımına başlanan baraj 1977’de hizmete alındı.
Barajın dolgu hacmi 216 bin m3, kret kotu
1.057,96 m, temelden yüksekliği 26 m, talvegden yüksekliği 22 m, normal su kotu 1054,80 m, toplayabildiği su miktarı 1,10 milyon m3 ve gölet alanı 0,16 km2’dir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*