Mutasyon

Mutasyon

Canlıların karakterlerini nesilden
nesile aktaran genetik materyalde, yâni
kromozom veya genlerde meydana gelen ve kalıcı
olabilen ani değişikler. Mutasyonlar, çeşitli
sebeplerle organizmalarda zaman zaman ortaya
çıkan ve tabiatta çok az rastlanan genetik mesajdaki
sapmalardır. Birçoklarının sebebi bilinememekle
berâber aşırı ısı, x-ışınları, beta ve
gamma ışınları, çeşitli madde ve zehirler mutasyonlara
sebep olan etkenlerdir. Laboratuvar
şartlarında sun’î mutasyonlar meydana getirmek
için en çok “x-ışınları” kullanılmaktadır.
Üzerinde genetik çalışma yapılan bütün canlılarda
mutasyona rastlanmıştır. Normalde genetik
materyal bir değişikliğe uğramadan kendini
eşlemeye meyillidir. Fakat bilinen ve bilinmeyen
pekçok sebeple bu düzen bozulabilmekte ve mutasyonlar
meydana gelmektedir. Bunun sonucunda
ana ve babadan bir veya birkaç karakter
bakımından değişik yavrular doğabilir. Meselâ;
Drosophila’nın (sirke sineği) normal göz rengi
koyu kırmızıdır. Fakat göz rengini kontrol eden
genlerin mutasyona uğraması sonucu göz rengi
beyaz, pembe, turuncu veya kahverengi, hatta
bu renklerin değişik tonlarında olan yavrular ortaya
çıkabilir. Laboratuvarlarda “x-ışınlarına”
mâruz bırakılmış gri vücutlu, kırmızı gözlü ve
normal kanatlı sirke sineklerinden; sarı vücutlu,
beyaz gözlü, kesik veya kıvrık kanatlı mutantlar
(mutasyona uğramış bireyler) elde edilmiştir.
Fakat bunlar hep organlardaki karakter değişimleridir.
Mutasyonlar sonucunda, yeni bir tür
olarak vasıflandırılabilecek fertler ortaya çıkmaz.
M
utasyonun tesirlerinin nesilden nesile geçebilmesi
için üreme hücrelerinde meydana gelmesi
gerekir. Üreme hücreleri dışındaki vücut
hücrelerinde meydana gelen mutasyonlar “Somatik
Mutasyonlar” olarak adlandırılırlar. Bunlar
ebeveynde kalıcı olup, doğacak nesillere aktarılamaz.
Esas önemli olan üreme hücrelerinde
meydana gelen mutasyonlardır. Hayatla bağdaşabilen
gen mutasyonlarıyla albinizm, orak hücreli
anemi (kansızlık) gibi irsî hastalıklar meydana
gelir. Öldürücü mutasyonlarda ise, döllenmiş
yumurta ergin evreye kadar gelişmeden
ölür.Mutasyonlarm Sınıflandırılması
f A) Genişliğine göre mutasyonlar:
1. Kromozom mutasyonları: Kromozomların
yapılarında meydana gelen değişiklikler sonucu ortaya
çıkarlar ve mikroskopta gözlenebilirler. Dört
grup altında incelenirler:
a. Translokasyon: Bir kromozom parçasının veya
tamâmının başka bir kromozoma eklenmesidir.
b. İnversiyon: Bir kromozomun bir bölgesinden
kopan parçasının 180 derece dönmesi ve yine
koptuğu yere yerleşmesidir. Böylece genlerin sırası
değişir.
c. Delasyon: Bir kromozom parçasının koparak
dağılması ve böylece bir grup genin eksilmesidir.
d. Ayrılmama: Mayoz bölünme esnasında bir
homolog kromozom çiftinin birbirinden aynlmayıp
aynı gamete geçmesi, böylece bir gamette kromozom
sayısının artması, bir diğerinde eksilmesidir.
Bu mutasyonlarda etkilenen gen miktarı çok
sayıda olduğundan etkileri de şiddetli olur ve ekseri
öldürücüdür.
2. Nokta mutasyonları: Mikroskopta gözlenemeyen
DNA’daki organik bazların (adenin, guanin,
timin sitozin) değişimiyle meydana gelen
mutasyonlardır. Genlerin yapısını değiştirirler ve
hangi gende yer aldığı genetik çaprazlamalar sonucu
anlaşılabilir. Nokta mutasyonlan da üç grupta
incelenebilir:
a. Transisyon: Bir pürin bazı başka bir pürin
bazı ve bir pirimidin bazı da başka bir pirimidin bazı
ile yer değiştirmiştir. (A ve G pürin, T ve C pirimidin
bazlarıdır). Bir gendeki AT (Adenin-Timin)
baz çifti yerine GC (Guanin-Sitozin) çiftinin geçmesi
gibi.
b. Transversiyon: Bir pürin bazının yerini bir
pirimidin bazı veya bir pirimidin bazının yerini bir
pürin bazı almıştır. AT veya GC çifti yerine TA veya
CG çiftinin geçmesi gibi.c. Delasyon: Biı veya daha fazla nükleotit çiftinin
DNA molekülünden koparak eksilmesidir.
B) Oluş mekanizmasına göre mutasyonlar:
1. Kendiliğinden Mutasyonlar: Normal şartlarda
bunların meydana gelme nispeti çok çok düşüktür.
Meselâ bir bakteri hücresinin bir tek geninin
bir hücre bölünmesinde kendiliğinden mutasyona
uğrama ihtimali (İO10) kadardır. Bu ihtimal
iki genin beraber mutasyona uğraması için (10‘14)
kadardır.
2. Uyarılmış Mutasyonlar: Çeşitli etkenler
(ajanlar) genetik materyali etkileyerek mutasyona
sebep olabilirler. Bu âmillere mutajen denir.
Başlıcaları:
a. Kimyâsal Mutajenler:
1) Baz analogları:
+ 5- Bromourasil
+ 2- Aminopürin
2) Deaminasyon yapan ajanlar:
+ Nitröz asit (HN02)
3) Hidroksilamin (NH2OH)
4) Alkilleyici ajanlar:
+ Nitrojen mustard
+ Etilen oksitler
+ Etil-metan-sulfonat
5) İnterkalasyon yapan ajanlar:
4- Akridinler (Protlavunç, Acriflavine, Acridin
Orange)
b. Fizikî Mutajenler:
1) Sıcaklık derecesi ve PH,
2) Işınlar (X, Gamma ve Ultraviyole ışınları)
C) Fenotie etkisine göre mutasyonlar:
1. İleri Mutasyonlar: DNA yapısının bozulduğu
ve geri dönmediği mutasyonlardır.
2. Geri Mutasyonlar: Zararlı mutasyonlarm
etkilerinin ikinci bir değişiklikle giderilmesidir.
3. Baskılayıcı Mutasyonlar: Bir gendeki bu
mutasyonun etkisinin ikinci bir yerdeki mutasyonlar
tarafından düzeltilmesi ve baskılanmasıdır.
4. Şarta Bağlı Mutasyonlar: Bâzı şartlarda organizmaya
tesir eden mutasyonlardır. Bir bakteri
üremesine 30°C’de tesir etmediği halde 40°C’de
üremeyi tahdit eden mutasyonlar gibi.
Evrim nazariyesinde, bir hücrenin milyonlarca
yıl içinde rastgele mutasyonlarla dâima yüksek
yapılara yöneldiği ve çevresiyle uyum sağlayamayan
bireylerin hayat çarkında elenmesi sonucunda,
bugünkü ileri hayat sistemlerine sâhip canlıların
ortaya çıktığı iddia edilir. Başka bir ifâdeyle,
evrimciler türlerin sâbit olmadığına, eski türlerin
zaman içinde değişmesiyle günümüzdeki
türlerin meydana geldiğine ve bu değişimin günümüzde
de devam ettiğine inanırlar. Yeni türlerin
meydana gelişinde tesâdüflerin ortaya çıkardığı
âni değişimlerin (mutasyonlarm) asıl rolü oynadığını
söylerler. Halbuki mutasyonlar, organlardameydana gelen karakter değişimleridir. Hiçbir zaman
tür sınırlarını aşmazlar. Bütün gayretlere rağmen
tecrübî mutasyonlarla yeni organlar veya türler
meydana getirilememiştir. Laboratuvar şartlarında
Drosophila’da 500’den fazla, Mısır bitkisinde
400 civârında mutasyon gerçekleştirildiği hâlde,
yeni bir tür olarak vasıflandırılabilecek bir
fert elde etmek mümkün olmamıştır. Serbest tabiatta
ise bu kadar sık mutasyonun oluşması zâten
imkânsızdır. Tabiatta mutasyonların meydana gelme
ihtimâli çok azdır (milyonda bir ihtimal). Bir
milyon fertten ancak birisinde görülebilmektedir.
Kaldı ki, mutasyonların çoğu zararlı ve öldürücüdür.
Yeni türlerin oluşumunu, göz ve beyin gibi
karmaşık yapılı organların meydana gelişini, tamâmen
tesâdüflere bağlı olan ve milyonda bir ihtimalle
meydana gelebilen, çoğu sakatlayıcı, kısırlaştırıcı,
embriyo düşürücü ve öldürücü olan
mutasyon olaylarına bağlamak mümkün değildir.
Evrimcilerin fikir babalarından California
Üniversitesi Zooloji Profesörü Rus asıllı T. Dobzshansky
bile, Genetics and the Origin of Species
adlı kitabında; “Laboratuvarlarda olsun, tabiî olsun
meydana gelen mutasyonlar, organizmanın
tabiî inkişâfına zarar verir. Düşüklere ve sakatlıklara
yol açar. Bu gibi değişiklikler tekâmül nazariyesinin
(evrim teorisi) temeli olamaz” îtirâfmda
bulunmaktadır. Mutasyonlar sonucunda canlıların
birbirine dönüşerek çeşitli türleri meydana getirdiğini
iddia etmekle uzun ömürlü bir maymunun
ömrü boyunca bir daktilonun tuşlarına rastgele
vurarak yazdıkları arasından kütüphâneler dolusu
ilmî kitap çıkabileceğini iddia etmek arasında pek
fark yoktu

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)