Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

MÜSÂ BİN TALHA (et-TEYMÎ)

Tabiinin devrinde yetişen büyük fıkıh âlimlerinden. Adı, Mûsâ bin Talha bin Ubeydullah el-Kureşî et-Teymî’dir. Künyesi Ebû îsâ’ dır. Ebû Muhammed el-Medenî de denirdi Babası, Cennetle müjdelenen ve kendilerine “Aşere-i mübeşşere” adı verilen or kişiden biri olan Talha bin Ubeydullah dır. Annesi, Halvet binti Ka’ka’ bin Saîc
m û s â k Az im
bin Zürâre’dir. Resûlullah efendimiz zamanında dünyâya geldi. İsmini Peygamberimiz koydu. Sonra Kûfe’ye yerleşti. Muhtâr-ı Sekâfî’nin Kûfe’de ayaklanmasından sonra Basra’ya gitti. Babası ile birlikte Cemel vak’asında Hz. Âişe’nin yanında idi. Esir oldu. Hz. Ali kendisini serbest bıraktı. 103 (m. 721) senesinde vefât etti. Eshâb-ı kirâmdan birçoğu ile görüştü. Onların ilim meclislerinde bulunup, sohbetleri ile yetişti. Hadîs ve fıkıh ilimlerinde büyük âlim oldu. O, babası Talha, Osmân bin Affân, Ali bin Ebî Tâlib, Zübeyr bin Avvâm, Ebû Zer Gıfarî, Ebû Hüreyre, Hz. Muâviye bin Ebû Süfyân, Hz. Âişe ve daha birçok sahâbiden ilim alıp hadîs-i şerif rivâyet etmiştir. Kendisinden de, oğlu İmrân ve Hafîd, kardeşi İshâk ve onun oğlu Mûsâ, Ebû Mâlik Sa’d bin Tânk ve daha pekçok âlim, ilim alıp hadîs-i şerif rivâyette bulunmuşlardır. Eshâb-ı kirâmdan birçoğu ile görüştü. Onlann ilim meclislerinde bulunup, sohbetleri ile yetişti. Hadîs ve fıkıh ilimlerinde büyük âlim oldu. O, babası Talha, Osmân bin Affân, Ali bin Ebî Tâlib, Zübeyr bin Avvâm, Ebû Zer Gıfarî, Ebû Hüreyre, Hz. Muâviye bin Ebû Süfyân, Hz. Âişe ve daha birçok sahâbiden ilim alıp, hadîs-i şerif rivâyet etmiştir. Kendisinden de, oğlu İmrân ve Hafîd, kardeşi İshâk ve onun oğlu Mûsâ, Ebû Mâlik Sa’d bin Tânk ve daha birçok âlim, ilim alıp hadîs-i şerif rivâyetinde bulunmuşlardır. Mûsâ bin Talha, zamanının en büyük âlimlerindendi. Çok fasih konuşurdu. Faziletleri ve insanları doğru yola da’vet etmesi çok olduğundan “Me/ıdi=Hidâyete kavuşturan kimse”, lakâbı verilmiştir. Abdülmelik bin Ömer diyor ki, “Zamanımızda insanlann en fasîhi dört kişidir. Bunlar, Mûsâ bin Talha, Kubeysa bin Câbir, Yahyâ bin Ya’mer, (Veya Hasan-ı Basrî) ve Ubeydullah bin Herim es-Selûlî’ dir”. Asım bin Ebî Nüceyd ise, “İnsanlann en fasîhi üç kişidir. Bunlar Mûsâ bin Talha, Kubeysa bin Câbir ve Yahyâ bin Ya’mer’dir” dedi. Hâlid bin Sümeyr şöyle anlatıyor: “Muhtâr-ıSekâfî, Kûfe’de insan- lan halifeye karşı isyâna teşvik edip ayaklanınca, Mûsâ bin Talha, yanımıza geldi. İnsanlar onvı Mehdî (hidâyete götüren) olarak görüyorlardı. Hemen ona rağbet edip etrafına üşüştüler. Bir de gördüler ki, o fazla konuşmaz hep sükût eder, az konuşur, uzun ve şiddetli hüzünlenirdi.” Birgün Ömer bin Abdülaziz, büyük âlim Ebû Burde’ye, “Kûfe’de senin kadar yaşayan ve senin gibi ilmi çok olan kimse var mı?” diye sormuştu. Onun da, Mûsâ bin Talha’ v\ söylediği bildirildi.
Hindistan Moğolları ‘na ait bir hançer. Kını ahşap olup üzeri kadife kaplıdır.
tir. Iclî (r.a.) O’nun hakkında dedi ki: “O, Tâbiînin sika râvilerinden ve seçilmiş büyüklerindendi.” Ve bir kerresinde de: “O Küfeli sika râvilerden olup sâlih bir zât idi” dedi. Ebû Hâtim de: “O, Talha bin Ubeydullah’ın diğer oğlu Muhammed’den sonra en faziletlisi, kıymetlisi idi. Yaşadığı devirde ona (Mehdî) denilirdi” dedi. İbn-i Hirâş da, Onun için: “O, müslümanlann ileri gelenlerindendi” demişti. Rivâyet ettiği hadîs-i şeriflerden ba’zı- lan şöyledir: Eshâb-ı kirâmdan ba’zıları, birgün Resûlullah efendimize: “Yâ Resûlallah! Biz, sana selâmı öğrendik. Pekâlâ (salât) nasıl olur?” diye sordular. Buyurdu ki: “Allahilmme salli a’lâ Muhammedirı ve a’lâ âli Muhammedirı ve bârik a’lâ Muhammedirı kem â salleyte ve bârekte a’lâ tbrâhîme ve a’lâ âli İbrâ- hîme înneke hamîdiin mecid” deyiniz!” Birgün Resûlullah efendimize biri geldi ve: “Bana öyle bir amel, iş göster ki, o beni Cennete yaklaştırsın ve Cehennemden uzaklaştırsın;” diye sordu. Resûlullah (s.a.v.) Ona buyurdu ki: “Allaha kulluk et ve O’na birşeyi ortak koşma! Namazını dosdoğru kıl, zekâtını ver ve akrabânı ziyâret et!” Resûlullah efendimiz böyle buyurduktan sonra adam dönüp gitti. O gidince yine buyurdu ki: “O adam kendisine emredileni yaparsa Cennete girer.”
1) Tehzib-üt-tehzib cild-10, sh-350 2) Hilyetü’l-evliyâ cild-4, sh-371 3) el-A ’lâm cild-7, sh-323

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.