Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

mükemmellik açlığını varılmış bir gerçek değil

Dünyamızın dışında yaşam olup olmadığı hakkında bir astronomun düşüncesi:
“Bazan yalnız olduğumuzu düşünürüm. Bazan da yalnız olmadığımızı düşünürüm. Her ikisi de, sersemleticidir”.
R. Buckminster FULLER
“insanı değerli yapan, bir gerçeği elde etmiş olması değildir. O gerçeğe varmak için olanca gücünü, çabasını harcamış olmasıdır. Çünkü insanın gücünü, yeteneklerini, durmadan artıp gelişen mükemmellik açlığını varılmış bir gerçek değil, o gerçeği yorulmadan arama çabası bileyip güçlendirir. Elde edilmiş bir şey insanı rahatlatır. Tembelliğe ve böbürlenmeye götürür. Tanrı sağ elinde gerçeği, sol elinde de gerçeğin peşindeki bütün zahmetli yolları uzatıp bana seç dese, ben İkincileri seçerdim”.
Leşsing – Haldun TANER
Kesin olan birşey vardır: geleceğin enerjisi hem ucuz olmayacak, hem de sağlanması kolay olmayacaktır. Bolluğun, ucuz enerjinin o altın çağı artık geçmiştir, bizler artık taşıtlarımızı, endüstn ve ticaretimizi —yaşama alışkanlığımızı demek istemezsek— bu gerçeğe göre uydurmak zorundayız.
V. E. McKELVEY
Bir hapisanenin demir parmaklıklı pencerelerinden iki tutuklu bakıyordu: Biri önündeki çukuru görüyordu, öteki gökteki yıldızları.
Fredrick LANCERIDCE
Ayakkabım yok diye üzülüyordum, ayaksız bir adam gördüm.
Bir Arap özdeyişi
Arizona Üniversitesi fizikçisi Henry A. HilPdir. Einstein’in özel görelilik kuramı sayısız kez kanıtlanmıştır, laboratuvarda, Hiroşima ve Nagazaki cehenneminde ve nükleer enerji santrallerinin reaktörlerinde. Fakat genel relativite kuramı daha kanıtlanmamıştır. Yıllar süresince bir sürü rakip kuramlar ileri sürülmüştür, bunların arasında en ünlüsü ve en fazla devamlısı Cari Brans (Loyola Üniversitesi) ve H. Dicke’ (Princeton Üniversitesi) ninkidir.
Hangi çekim kuramının doğru olduğunu kanıtlamak için evrenin iyice anlaşılması gereklidir. Uzayın alışılmış görünümü ve onun garip sakinleri, evreni başlattıran o.büyük patlama (biğ bang), hızla dönen radyo kaynakları (ki onlara pulsar’lar denmektedir), çekim kuvvetleri ışığın bile kaçamayacağı kadar kuvvetli olan kara delikler adıyla anılan çökmüş yıldızlar; bütün bunlar Einstein’in karmaşık matematik’inde vardır.
Kimin haklı olduğu, evrenin doğuşu, yıldızların ve galaksilerin oluşumu, elementlerin bolluğu, genişleyen evrenin durmadan genişleyip genişlemeyeceği, ya da kendi üzerine gerisin geriye gelip çökeceği hakkında yeni bir anlayış getirecektir.
Çekimin zayıf bir kuvvet olması dolayısıyle Einstein’i doğrulamak güç olmuştur. “Onun etkisi evrende büyük, fakat güneş sisteminde küçüktür” ve şimdiye kadar da Einstein ve rakiplerinin kuramlarının değerlendirilişi güneş sistemindeki çekimsel etkilerin incelenmesi sayesinde olmuştur.
1974’tenberi Formalant ve Sramek’in radyo sinyal ölçmeleri —ki bunlar 1975’te tekrarlanmış ve neredeyse Einstein tarafından önceden söylenen tam bükülmeyi bulmakla sonuçlanmıştır— ve daha başka birkaç çok hassas ölçme genel görelilik kuramının desteklenmesini arttırmıştır. Sonuç olarak Hill’in söylediğine göre “Brans- Dicke pratik bakımdan tamamiyle ölmüştür”. Geçen yaz Vessat ve Martin Levine, Smithonian- Harvard’dan bir meslektaş Einstein’in (Equivalence) eşdeğerlik ilkesini esaslı bir teste tabi tutmuştur, ki bu ilke genel görelilik ile birçok rakip kuramların bir köşe taşıdır.
Eş değerlikten çıkan bir kehanet —Newton tarafından önerilen ve Einstein tarafından tamamlanan ve genişletilen bir anlayış— zamanın zayıf bir çekimsel alanda hızlandığı ve kuvvetli bir alanda yavaşladığıdır. “Bir Kara Delik’teki çekim o kadar kuvvetlidir ki, bize göre zaman esas itibariyle durur,” Vessot böyle diyor. (İşleri daha da karıştırmak için Einstein’in özel kuramı, bir cismin hızı arttıkça zaman yavaşlar, der).
Genel görelilik kuramını teste tabi tutabilmek için Vessot ve Levine, 10 milyon yılda bir saniyeden daha az yanlış gösteren iki atomik saatin zamanlarını birbiriyle kıyasladı. Bu saatlerden bir tanesi dünyada tutuldu, ötekisi de bir roketin içinde 6200 mil yüksekliğe fırlatıldı. Her iki saatin zamanları mikro-dalga sinyalleri ile karşılaştırıldı. Einstein Kuramı, yükseldikçe onu etkileyen çekim azalacağından roketin içindeki saat dünyadan yükseklere doğru çıktıkça daha hızlı çalışmaya başlayacağını iddia etmektedir. Roket tekrar dünyaya doğru geri gelmeye başlar başlamaz, çekim kuvveti artacağından saat yavaşlaya- caktır.
Ve bu gerçekten tam oluşan şeydir. Roketin içindeki saat yükseklere doğru çıkarken hızlılan- mış ve Atlantik’e düşüp çarpmak üzere dünyaya dönerken yavaşlamıştır. En büyük yükseklikte saat – hız ve özel görelilik etkileri de neredeyse sıfır olduğu zaman 100 yılda bir saniyeye eş değer olacak kadar hızlılaşmıştır. “Zaman bu saatte daha hızlı geçmiştir; bizim deneyimiz Einstein’in “zaman sapmasını” öyle bir hassaslıkla ölçebildi ki bunu bir % Tin yüzde biri olarak tahmin ediyoruz”, diyor Vessot.
Roket testi öteki bütün rakiplerini dışarda bırakacak kadar Einstein’in lehine olmamıştır. Onun kanıtladığı şey dört boyutlu bir evrenin varolduğudur ki, bu Einstein tarafından ilk olarak ortaya atılmış ve bütün öteki kuramlar tarafından da kabul edilmişti.
Einstein’in genel görelilik kuramı yoğun bir cismin yanından geçen radyo dalgalarının da yavaşladığını söylemektedir. Bilim adamlarından bir ekip Viking Mars uzay aracını bunu sınamak için kullanmaktadır. Araçla olan haberleşme gidip-gelme 42 dakika sürmektedir, çünkü bu dalgalarda ışığın hızıyla hareket etmektedirler. Mars’ın güneş ve dünyaya oranla meydana gelen konumu Viking’in radyo sinyallerinin güneşin ne kadar yakınından geçeceğini saptamaktadır, güneşin çekimi sinyali bir saniyenin küçük bir parçası kadar yavaşlatmaktadır.
Geçenlerde Mars dünyadan göründüğüne göre güneşin hemen hemen uçundaydı. Einstein’in kuramına göre radyo dalgalarının bir saniyenin beşbinde biri kadar yavaşlaması gerekiyordu. Bugün ve daha sonraları kaydedilen sonuçlar hâlâ analiz edilmektedir. Fakat ilk sonuçlar Einstein’i desteklemektedir. Massac- husetts Institute of Technology, MIT’den lrwin Shapino’ya göre, “şimdiye kadar elde edilen sonuçlar, deneyin yüzde birin yarısı kadar olan hassaslık derecesi içinde genel görelilik kuramıyla iyi bir uyarlık göstermektedir”. Shapino
aynı zamanda bu testi ilk öneren Viking radyo geleceklerdir. Pulsar’ın çok hassas zamanlı radyo
bilim ekibinin de bir üyesidir. “Biz bir buçuk yıl sinyallerinin davranışı gözlenirken, ki bunlar
kadar sonra, testin bittiği zaman yüzde birin göksel bir saat olarak hizmet ederler, astronomlar
onda biri kadar bir dakiklik sağlamayı başara- pulsarın uzunlaşan yörüngesindeki değişiklikleri
cağız”. ölçebilirler. Ve onlar Nevvton’un gelgitsel kuvvet-
Bazı çekim uzmanları PSR 1913 adındaki lerini hesap ettikten sonra, genel görelilik’in
pulsar’a Einstein’in haklı olduğunun en kuvvetli sebep olduğu yörüngesel değişiklikleri saptaya-
—fakat en son değil— kanıtı olarak bakmakta- bilirler.
dırlar. PSR 1913 bilinen biricik (binary, çift) Einstein’in kuramı bazı rakiplerine oranla
Pulsardır, yani o ve daha başka bir yıldız birbiri- daha yavaş olan bir yörüngesel kısalma derecesi
nin etrafında yörüngelenmiştir. öngörmektedir. Ve böylece PSR-1913 Pulsarının
Çekimden dolayı pulsar ve onun çift yıldızı incelenmesi, ki bu işe yarayacak veriler elde
sonunda birbiri etrafında helezonlar (helisler) edebilmek için uzun yıllara ihtiyaç gösterir, belki
çizeceklerdir. Ve kuramsal olarak bu iki yıldız de tartışmayı kazanacak kanıtı ortaya çıkara-
yavaş, yavaş hergün birbirine biraz daha yakın çaktır. SCIENCE DIGEST’ten

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.