Müdahale ve Dünya Savaş

aşkan Taft, Roosevelt’in müdahaleci eğilimi doğrultusunda ekonomik konuları zorlamayı sürdürdü. Taft döneminin dış siyaseti (“dolar diplomasisi” denir), ABD şirketlerini Antil ülkelerine sı­ nır ülkelerde yatırımlarını artırmaya özendirdi. Böylece ABD’nin ekonomik varlığının bölgede siyasal istikrarı güvence altında tutacağı umuluyordu. Başkan Wilson bir adım daha atarak, yalnızca düzeni sağlamak değil, demokrasiyi ve özerk yönetimi de geliştirmek istedi. 1915’te devrim kargaşasına son vermek ve oradaki ABD yatırımlarını korumak için Haiti’ye asker gönderdi. 1916’da aynı şeyi Dominik Cumhuriyetinde de yaptı. Her iki ülke de sonuçta ABD’nin koruması altına girdi. Nikaragua ile aynı sonuca diplomasi yoluyla ulaşmayı başardı. Meksikalı diktatör Victoriano Huerta’yı devirmek amacıyla, Wilson önce diplomatik ilişkileri keserek onu tanımayı reddetti; sonra da Nisan 1914’te Meksika’nın liman kenti Veracruz’u işgal etmek için asker gönderdi ve Huerta’nın dışalım gelirlerine ambargo koydu. Ama MeksikalIların tepki göstermeleri üstüne, Kasım 1914’te ABD kuvvetlerini çekti. Meksika’yı 1920’ye kadar sarsan kanlı iç savaş, ilk büyük Meksikalı göç dalgasını (1 milyon kişi olduğu sanılmaktadır) ABD’ye gönderdi. Ağustos 1914’te Birinci Dünya Savaşı’nın patlamasından sonra, Wilson boşuna barış peşinde koştu. Ancak, 1917 başlarında, Almanya’nın gerek tarafsız ülkelere, gerek Müttefikler’e yönelttiği sınırsız denizaltı salThomas Edison (solda) bir kır gezintisi sırasında, üç ünlü AB D’I iyi e fotoğrafçıya poz verirken: Doğacı John Burroughs, otomobil yapımcısı Henry Ford (su çarkının üstünde oturanlar) ve dünyanın en büyük lastik şirketinin kurucusu Harvey Firestone (en sağda). 3 88 ABD (TARİH) (Solda) Ben Shahn’ın bu yağlıboya tablosu içki kaçakçılarının etkinliklerini taşlamaktadır (Altta) Margaret Bourke-White, 1930’ların sonlarındaki “Amerikan yaşamı^nm çelişki dolu yaşamını, fotoğraflarında yakalamıştır. dırıları, ABD kamuoyunda savaş duygularını körükledi. Wilson, Alman otokrasisine karşı demokrasiyi korumak için ABD’nin savaşa girip çarpışmak zorunda olduğuna karar verdi. ABD, tam İlericilik Dönemi’nin doruğunda savaşa girdi (Nisan 1917). Wilson’in amacı demokrasiyi yaymak ve adil bir dünya düzeni yaratmaktı. Ocak 1918’de, barış için bir temel öneri olarak ünlü “Ondört Maddesi”ni sundu: Denizlerin özgürce kullanımı ve ticareti engelleyen tüm barikatların kaldırılması; gizli diplomasiye son; genel silahsızlanma; Alman ve Avusturya-Macaristan imparatorluklarındaki uluslar için özerk yönetimler ve bir Milletler Cemiyeti kurulması, vb. İtilaf ordularına bir milyondan çok ABD askerinin katılması 1918’de dengeyi Almanlar zararına bozdu ve 11 Kasım’da imzalanan bir ateşkesle savaşa son verildi. Ancak, Paris Barış Konferansı’nda, programının büyük bö­ lümünde Wilson başarısızlığa uğradı. Çünkü öteki İtilâf devletleri “zafersiz bir barış”a ilgi duymuyorlardı; İngilizler denizlerin özgürce kullanımını kabul etmiyorlardı; gümrük tarifeleri düşürülmedi; özerk yönetim genelinde ihlal edildi; önemli görüşmeler gizli kaldı. Amasonunda Wilson en büyük amacına kavuştu: Gelecekteki saldırılara karşı ortak güveni sağlamak için Milletler Cemiyeti’nin kurulması. Ne var ki, ülkedeki çok kişi, ABD’nin geleneksel dünya işlerinden soyutlanma siyasetine dönülmesini yeğliyordu. Bu yüzden Wilson, Senato’yu tüm antlaşmayı kabul etmesi için vargücünü harcayarak zorlayınca, başarısızlığa uğradı. ABD hiçbir zaman Milletler Cemiyeti’nin üyesi olmad

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)