Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

METEOROLOJİ VE ENERJİ

METEOROLOJİ VE ENERJİ

Taşkın TUNA
Fizik Yüksek Mühendisi
Tüm ülkelerde her yıl Mart ayının 23. günü “Dünya Meteoroloji Günü” olarak kutlanır.
Dünya Meteoroloji örgütü (VVMO) tarafından bu yıl seçilen konu “Meteoroloji ve Enerjidir”..
Meteoroloji, atmosfer içinde meydana gelen tüm olayları inceleyen ve bu olaylar arasındaki ilişkileri matematik ve fizik kurallarına göre saptamağa çalışan bir bilim dalıdır. Bu yönden bakıldığında, meteorolojinin dünya dışındaki bazı uzay ve astronomi ile ilgili dış faktörlerden de etkilendiği görülür.
Üst atmosferde iyonosfer tabakası, kozmik ışınlar, meteorlar (göktaşları) ve nihayet güneş.. Meteoroloji, aynı zamanda yere ait bilim dallarından ve bunların sonuçlarından da yakından ilgilidir. Jeoloji, Hidroloji, Morfoloji, Okyanus bilgisi (oceonografi) gibi.. Bunun nedeni, atmosferin, arzdan soyutlanamıyacağı ve arz-atmosfer İkilisinin kapalı bir sistem oluşturduğu, hatta arz-atmosfer-uzay olarak üçlü bir ilişkinin mevcut olduğu gerçeğidir.
Bu bakımdan Meteoroloji’yi yer bilimleri konulan arasında görürüz. Bazan da uzay konuları arasında rastlarız. Böylece, atmosferi kolayların başlangıç ve gelişme devrelerindeki nedenlerini sadece atmosfer içinde aramak, eksik bir görüş olacaktır.
Enerji, iş yapabilme yeteneği olarak tanımlanır. Klâsik formülüne göre de, bunun için kuvvete gerek duyulur. Temelde enerjiyi, hareket, ısı, ışık olarak ayırabiliriz. Ancak ayrıntılara inersek, enerjinin çok çeşitli türlerini de görebiliriz. Nükleer enerji, Radyant (Radyasyon) enerji gibi.
Enerji elde etmek için mutlaka enerjiyi meydana getirecek bir hammaddeye ve bu hammaddenin enerji haline dönüşmesi için bir üretece (santrallere) gerek duyulacaktır. İşte burada hammaddeyi bulmak en önemli bir sorun olarak görünmektedir. En önemli hammadde olan petrol ise, bugün enerji sorunlarının “odak” noktası olmuştur, özellikle son dört, beş yıldan beri
petrol fiatlarının sürekli artış göstermesi ülke yöneticilerini enerji tasarrufu konusunda tutarlı ve etkili önlemler almağa zorlamaktadır.
Enerjiyi sadece petrol ve petrol ürünlerine bağlamak da yetersiz bir görüş olur. Kömürden ve odundan açığa çıkan enerji de bir ölçüde sınırlı kalacaktır. Nükleer santrallardan elde edilecek enerjinin tartışması ise geniş boyutları ile hâlâ devam etmektedir. Sudan elde edilecek enerji de Hidroelektrik santrallerin yapımına ve işletilmesi ile mevcut su potansiyeline bağlı olacaktır.
Görülüyor ki, daha ilk bakışta, enerji elde etmenin kolay bir yol olmadığını, aksine plânlama, yatırım, finansman ve teknolojiye gerek duyulacağı anlaşılıyor. Doğal kaynakların ilelebet devam edeceğini düşünemeyiz.. Petrol, kömür gibi yeraltı kaynakları ile, odun gibi yerüstü kaynakları dikkatsizce kullanılırsa, bu kaynakların bir gün tükeneceği gerçeği karşısında ne yapmak gerekecektir?
Bilimciler bu konular karşısında derin bir kuşku ve korku içindedirler. Çok değil 21. Asra girerken —nihayet 20 yıl sonra— İnsanlık çok güç ve ciddi sorunlarla yüzyüze gelecektir.
Bu ciddi sorunların başında dolaylı ya da dolaysız yönden en etkili faktör, enerji yetmezliği olacaktır.. Bir diğer önemli konu da, belki enerji sorunlarına yaklaşılırken ortaya çıkacak çevre sorunlarıdır. Çevre sorunlarını en geniş kapsamı ve anlamı ile değerlendirirsek, milyonlarca yıldan beri var olan doğadaki mükemmel dengenin bozulacağı hususunda çok ciddi işaretlerin var olduğunu görürüz. Çünkü dünya nüfusunun çok hızlı bir tempo ile artması ve artmakta devam edeceği gerçeği karşısında, doğadaki doğal dengenin bozulması bir yana, enerji, gıda, su gibi temel ve vazgeçilmez gereksinmelerde en yüksek boyutları ile bir dar boğaz meydana gelecektir.
örneğin Milâdi takvimin başlangıcında, yani bundan 2000 yıl kadar önce Dünya nüfusu 200 milyon kadardı. Osmanlı İmparatorluğunun ku-
31
ruluş yıllarında ise, Dünya nüfusunun 500 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. 1800 yıllarında, nüfus 1 milyara yaklaşıyordu. Bundan çok değil (80) yıl kadar önce Dünyanın kaynakları,
2 milyarlık bir nüfusu besliyecek potansiyele sahipti..
1950 yılında, nüfus birden bire 3 milyara çıktı. 1980’de4,5 milyar olacağız. Bundan (20) yıl sonra da 2000 yılında Dünya nüfusu 7 milyarı geçmiş olacak. İlk bakışta nüfus artışının çevre ve enerji sorunları ile nasıl bir ilişki içinde olabileceği düşünülebilir. Ancak unutmamak gerekir ki, dünyanın havası, suyu ve toprağında hızlı nüfus artışı sonucunda, fert başına isabet edecek oran bakımından bir azalma görülecektir. Bu ise, fert başına daha az enerji, daha az su, daha az yiyecek demektir. Üstelik çevre sorunlarının kalabalıklaşmış toplumlarda sun’i olarak şişirilmiş ve genişlemiş Metropolitan merkezlerde daha da etkili olacağı bir gerçektir. Daha çok insan, bir ölçüde daha çok üretim demektir. Ancak, bu ifadenin tersi de doğru bir hükümdür: Yani daha çok insan, daha çok tüketimdir. Üretim ve tüketim arasındaki dengesizlik ise, İkincisinin lehinde artarken ortaya çıkan sorunlar çok geniş boyutlara yükselecektir. Daha çok insan; daha çok şehirleşme, daha çok alt yapı, daha çok yiyecek, giyecek, yakacak, daha çok su; özetle daha çok enerji demektir. Bu durumda artan talebi karşı-lıyacak tabii kaynak potansiyeli nereden sağlanacaktır.
Birleşmiş Milletler örgütünün uzmanlarına göre, Dünyamız 2000 yılından itibaren “çok ciddi bir susuzluk” dönemine girecektir. Nitekim, daha bugün bile tehlike çanları çalmaya başlamıştır. Suudi Arabistan’da petrolden daha pahalı satıldığı bilinen suyun önemini simgeliyen bu ülkenin başkenti Riyad’da, su için yapılmış görkemli bir anıt mevcuttur. Suyun büyük önemi nereden gelmektedir? önce insan vücudunun üçte ikisinin su’dan oluştuğu gerçeği unutulmamalıdır. Aslında uzaydan bakıldığında, Dünyamız bir su gezegeni gibi gözükmektedir. Dünya yaklaşık olarak bir milyar 400 milyon kilometreküp suya sahip olup, bunun % 97’si denizleri oluşturan sulardır. Buna göre dünyanın sahip olduğu tatlı su miktarı ancak 751.200 Km1’tür. Ancak insanlığın halen yararlanabileceği tatlı su miktarı ise,
150.000 Krr? olup bu miktar, gezegenimizde sahip olduğu varsayılan suyun ancak onbinde birine eşdeğerdir.
İnsanın günlük yaşamındaki su gereksinmesi yaklaşık 2,5 litredir. Ancak sadece içecek olarak değil, modern toplumun ve yaşamın gereği olan
standartlar dikkate alınırsa bu gereksinmenin en az yüz misline çıkacağı kolayca söylenebilir. Hele sanayi bölgelerinde, bu gereksinmenin bin misline varacağı belirtilebilir. Bin litre süt elde etmek için 5000 litre suya muhtacız. 1000 Kg. tereyağ için muhtaç olduğumuz su ise 10.000 litredir. 1 tonluk şeker için 100 rr? su gereklidir.
1 ton kâğıt için ise bu değer 250 mJ ‘e ulaşır. Bir ton çelik, bir ton nikel, bir ton alüminyum için gerekecek olan, su miktarı sırasıyla 150 rr? , 800 m ve 1500 m3 olacaktır.
Sovyetler Birliğinde son elli yıl içinde suya duyulan gereksinme altı misli artmış bulunuyor. 1960 yılında Birleşik Amerika’da günlük kullanılan suyun 1050 milyon m3 ‘e eriştiği hesaplanmıştır. Bunun yüzde 2,3 oranı sadece sanayi kesimi içindi. Yüzde 17’si ev gereksinmeleri için kullanılıyordu, yüzde 80’i ise tarım için. 1990 yıllarında su ihtiyacının iki misline çıkacağı bekleniyor. Suyun tarım için, enerji için, özetle tüm yaşam için büyük önemi, ülkemizdeki hızlı nüfus artışı da dikkate alınırsa, bir kez daha ortaya çıkar.
Yurdumuzun büyük bir yeraltı ve yerüstü su potansiyeline sahip olduğunu biliyoruz. Yapılan hesaplamalarla, Türkiye’ye her yıl yaklaşık 518 milyar metreküp su düşmektedir. Bunun büyük bir kısmı buharlaşma ile tekrar atmosfere geri dönmekte, az bir oranı yeraltı sularını oluşturmakta ve geriye kalanı da nehirlerle denizlere boşalmaktadır. Halen çeşitli maksatlarla kullanılmakta olan suyun 80 milyar rr? dolayında olduğu tahmin edilmektedir.
Su, büyük ve önemli bir hazinedir. Sudan elde edilecek enerji üzerinde, Meteoroloji, Hidroloji, Hidrometeoroloji ve konuya yakın diğer bilim uzmanlarının bir araya gelerek, enerji sorunlarına bir de bu açıdan bakmaları gereğine inanıyoruz.
Doğal kaynakların yakın bir gelecekte bitip tükeneceği gerçeğinden giderek, yalnız su için değil; güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisi konusunda da, şimdiden gerekli planlama ve girişimlerin yapılması kaçınılmaz bir ödevdir.
KAYNAKLAR:
— Environmental Quality: The first Annual Repon of the Council on Environmental Quality August 1970, USA.
— Atmosferik Kirlilik: Taşkın TUNA (DMİ yayınlan).
— Compendium of Meteorology: Aksel Wiin Nielson Vol: II General Hydrology WMO -No: 364
— Su, İnsan ve Meteoroloji:
A s os ve Prof. Dr. Ahmet RUMELİ (DMİ yayınlan).
32
DÜNYA’DA VE TÜRKİYE’DE MİLLİ YAKIT ÜZERİNE YENİ ÇALIŞMALAR
Prof. Dr. Sait Tahsin TEKELİ
1973 senesine kadar bütün hükümetler, petrolün bol ve ucuz olmasından tüketimin artmasında hiç bir kaygı duymadılar, bu zamanda motorlu taşıtların da büyük ölçüde çoğalması (Almanya’da 1950 senesinde iki milyon, 1976 senesinde yirmi iki milyon otomobil işlemekte), benzin gibi diğer benzeri yakıtlarda da tüketimin birçoklarında ithal güçlüğüne varacak dereceyi bulmasında bir sakınca görmediler. Ancak bu tarihte petrol ithal fiyatlarının birden dört katına yükselmesi ve bunu karşılayacak dövizi bulmada (Türkiye’de iki milyar, Brezilya’da dört milyar dolar) güçlükler yanında, dünyada petrol kaynaklarının öyle sanıldığı gibi tükenmez olmadığına, belki de 50 sene içinde tükenebileceğine ait araştırmalar, hem hükümetleri, hem petrol şirketleri ve motor sanayiini endişelendirmeye başladı. Bir çok memleketlerde parlamentoların kurduğu araştırma komiteleri, üniversiteler, petrol şirketleri ve otomobil sanayii, bu duruma karşı çalışmaya başladılar. Her çeşit motorlarda, dizel dahil, benzin ve mazottan başka ve memleket içinde üretilmesi mümkün olan yakıt üzerindeki araştırmaların belli ve olumlu neticeler vermesinden, bu çalışmaları değerlendirmek üzere bir toplantı yapılması gerekli görüldü. 1977 senesi Kasım ayında Almanya’da (tüm ihracatının yüzde dokuzunu otomobil teşkil etmesinden) (uluslararası milli yakıt) sempozyumu düzenlendi. Bu toplantıya Birleşik Amerika, Kanada, Brezilya, Hindistan, Almanya, Hollanda, İtalya, Ingiltere ve İsveç’ten 300 ilim adamı ve mühendisler yanında, Mobil, Shell, Aral gibi dünya petrol şirketleri, Mersedes, Opel, General Motors, Volvo otomobil sanayii temsilcileri yaptıkları araştırmalarını tartıştılar. Toplantı raporları Almanca ve Birleşik Amerika Federal Hükümeti tarafından 500 sahifelik bir kitap halinde (Haziran 1978’de) yayınlandı.
Toplantı sonunda alınan kararlar şöyle özetlendi :
1. Dünyada petrol kaynaklarının 50 sene içinde tükenebileceği dikkate alınarak petrol-
benzin tüketiminin azaltılması.
2. Bu maksatla şimdilik benzine belli nisbet-lerde ispirto veya metanol katılması, benzine katılan ispirtonun motorun işlemesini kolaylaştırdığı, aşınmaları önlediği gibi (oktan) sayısını yükseltmek suretiyle (süper-benzin) ihtiyacının kalmadığı, esasen benzine süper-benzin yapmak üzere katılan kurşunlu maddelerin ekzosdan olduğu gibi çıkarak havayı zehirlendirdiği (bu sebepten Amerika’da yasaklanmıştır).
3. İspirto üretimini artırması ekonomik olarak mümkün olan memleketlerde kurulacak yeni ve yüksek kapasiteli fabrikalarla üretimin artırılması, ispirto üretimi yetersiz olan memleketlerde ise metanol üretiminin, linyit işletmelerinde, yüksek teknik ve yatırımı gerektirmekle beraber, önem verilmesi.
4. Yalnız ispirto veya metanol ile işleyen motor tiplerinin geliştirilmesi, bu motorlarda susuz alkol yerine 96 derecelik ispirto kullanılması imkanının bulunmasından, otomobil sanayiinin bu yoldaki çalışmalarını artırması (yalnız metanol ile işleyen motorlar yapıldığı gibi Türkiye Şeker Fabrikası ispirto ile işleyen bir otomobil yapmıştır).
Benzine ispirto katılması, aslında Birinci Dünya Harbinde başlamış, Almanya, Fransa, Çekoslovakya, Macaristan, İtalya ve İsveç’te çıkarılan kanunlarla (carburant national) 1930 senesine kadar uygulanmıştır. Bu tarihten sonra ise, bu zamana kadar, Brezilya’da benzine ispirto katılması devam etmiştir.
Türkiye’de benzine ispirto katılmasına ait ilk girişim, 1931 senesinde Ankara’da toplanan büyük ziraat kongresinde yapılmış ve 1932 senesinde Ziraat ve İktisat Vekâletleri ile Genelkurmay Başkanlığı temsilcileri ile kurulan bir komisyonda kararlaştırılmış ve o sene Ankara’da bir çok uygulama denemeleri de yapılmıştır. Ancak ispirtonun benzinden bir kaç kuruş pahalı olmasından ve buna benzer sebeplerle, uygulanamamıştı. Bununla beraber 1943 senesinde orduda kullanı-
33
lan motorlarda yüzde 20 – 25 nisbetinde ispirto katılmıştır.
Türkiye’de benzin tüketimi 1930’larda 50 milyon litre iken 1977 senesinde 2.300.000 tona yükselmiştir, ayni suretle 5000 olan otomobil sayısı bir milyonu bulmuştur. Petrol – benzin ithalatının artması ile gerekli dövizin ödenmesindeki güçlükler dikkate alınarak 1978 senesinde benzine ispirto katılması, Sanayi ve Teknoloji Bakanı tarafından yeniden önemle ele alınmış ve Şeker Şirketinin ispirto üretimini artırması kararlaştırılmıştır.
Türkiye’de ispirto üretimi için en elverişli ham madde: melastır. Pancarın şekere işlenmesinden kalan melasda, ekonomik olarak alınması mümkün olmayan % 50 şeker vardır. 100 kilo melasdan 29 litre yüz derecelik ispirto üretilir. 1977 senesinde üretilen melas miktarı 406.000 tondur, yeni kurulmakta olan şeker fabrikalarıyla bu miktar 600.000 tonu bulacaktır.
Şeker Şirketinin Eskişehir, Turhal ve Malatya ispirto fabrikalarında üretilen ispirto miktarı 35 milyon litredir. Böylece melasın yalnız üçte1 biri ispirtoya işlenmiş oluyor. Bu fabrikalarda ispirtonun yüz derece hesabiyle litre maliyeti 248 kuruştur.
Benzine katılmak üzere ispirto üretiminin ilk aşamada, yüi milyon litre olması gereklidir. Şçker fabrikalarındaki melas ile yüz milyon litre ispirto üretilebilir. Ancak benzine katılacak ispirto miktarının 500 milyon litreye çıkarılması ile petrol ve benzin ithalatından önemli bir döviz
tasarrufu mümkün olur. İspirto üretimini 500 milyon litreye yükseltmek üzere melastan başka ve ispirtoya işlemek üzere pancar üretiminin artırılması ve ayrıca darı sorgo gibi ham maddelerin üretilmesi icap edecektir. Birleşik Amerika’da, Nebraska Eyaletinde kabul edilmiş bir kanunla benzine % 15 ispirto katıldığından ispirtonun çoğu darıdan üretilmektedir.
Şeker Şirketinin ispirto üretimini 500 milyon litreye çıkarmada imkânlarının yeterli olmamasından, bu hususta özel sektörün, özellikle otomobil sanayiinin (OYAK) işbirliği yapması gerekli olacaktır.
ispirto fabrikalarının bütün tesisleri hemen hemen hiç bir dış ödemeye lüzum kalmadan memlekette bulunan makine fabrikalarında yapılacaktır.
Benzine yüz milyon litre ispirto katıldığında, benzin – ispirto fiyat farkları dışında, beş yüz milyon liralık, 500 milyon litrede ise iki buçuk milyar liralık döviz tasarrufu sağlanmış olacaktır. Ancak bunun için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının gerekli mevzuatı geciktirmeden uygulaması zorunludur.
KAYNAKLAR:
Dr. Sait Tahsin Tekeli: Benzine İspirto Katmanın | Teknik ve Ekonomik Sebebleri, 1940, Kitap.
Prof. Dr. Sait Tahsin Tekeli: Ankara Ticaret Odası Dergisi, Ocak 1978.
Cengiz Çetin: Milliyet Gazetesi, 9. 1978.
Necdet Akçaner: Milliyet Gazetesi, 1.9.1978.
• Yanlışlık fare deliğinden geçer, doğruluk kapılardan sığmaz.
Bernard SHAW
• Başarıyı en kötü biçimde kullanmak, onunla övünmektir.
Cuy de MAUPASSANT
• Her öğreti biraz puslu dostum. Oysa ağaçlar canlı yeşil.
• Beklemeyi bilen insan, herşeyi elde edebilir.
COETHE (Faust)
Benjamin DISRAELI
Geçmiş bir dert için yakınmak, yeni dertler edinmektir.
SHAKESPEARE
34
W H

GASOHOL = 1:9 ORANINDA ALKOL – BENZİN KARIŞIMI KÂRLIMI, DEĞİL Mİ?
Tahıldan yapılan alkolün benzinle karıştırılması sayesinde, bazı ileri görüşlülü fen adamları akaryakıt ithalinin bir parça azaltılabileceği kanısındadırlar.
Benzinle 1 : 9 oranında karıştırılan alkole (ispirtoya) Amerika’da Casohol adı verilmiştir, bunun araştırmacıları ve yapıcıları bu adı, başka kimsenin kullanamaması için resmen tescil ettirmişlerdir. Onu savunanlar daha şimdiden yılda 178 milyon varil ham petrollük bir kazanç olduğunu söylemekte ve böylece yılda 2,4 milyar dolarlık bir tasarruf olduğunu iddia etmektedirler. (Bu Amerika Birleşik Devletlerinin OPEC uluslarıyla olan ticaret açığının yaklaşık, % 10’u-na eşittir.)
Tabiî böyle bir olanak memlekette her yıl 4 milyar gallon alkol üretmeye yetecek kadar tahıl ve şekerin bulunabilmesine bağımlıdır, aynı zamanda bunun besin ve yem piyasasın, altüst etmemesi de gerekmektedir. Bu hacımdaki alkol, Amerika’nın otomotif yakıtının yaklaşık olarak % 40’ını Casohol’e dönüştürmeye yetecektir.
Fakat Casohol evrensel olarak herşeyin mantıkî bir çözümü olarak görülmektedir. Chemical and Engineering News dergisinde Farmland Industries’den W. Cordon Leith alkol ile gazolinin karıştırılmasını “Hamburger (köfte) ile bifteğin birleştirilmesine” benzetmekte ve sözlerini şöyle sürdürmektedir :
“Casohol’e karşı çıkanlar, onun memleket ekonomisine, çiftçiye, petrol ithaliyle, ticaret dengesine yarardan çok zarar yapacağı kanısın-dadırlar. Onlar, daha ucuz bir yakıt elde bulunduğu sürece, böyle daha pahalı bir yakıt kullanılmasının doğru olmayacağına inanmaktadırlar.”
Fusion dergisi de yüksek derecede verimsiz tahıldan alkol üretiminin arttırılmasının, halkın besin üretimini yakıt üretiminin lehine büyük bir azalma ile karşı karşıya bırakacağını ileri sürmektedir… Tahıldan yapılacak alkol üretimi üzerine yapılan tahminler alkol üretiminin enerji denge-
sini negatif bir şekilde etkileyeceğini göstermektedir.
Casohol’ü savunanlar Fusion’un ortaya attığı “açlık karşısında yakıt” durumuna karşı çıkmakta ve “Gelecek için Besin ve Yakıt” sloganını ileri sürmektedirler. Onlar daha başka kanıtlar ile beraber, “yüksek kalite bir hayvan yeminin, alkol fabrikalarındaki fermantasyonunun bir yan ürünü olarak üretileceğini ve bu da et ağırlığını artırarak fazla besin miktarı sağlayacağını” iddia etmektedirler…”
Casohol, resmen % 10 tarımsal ethyl alkol ve % 90 benzinden bir araya gelen bir harmandan oluşan bir motor yakıtı olarak tanımlanmaktadır. Ethyl alkol, yüksek nişasta ve şeker miktarı olan buğday, mısır, melas, patates ve şekerkamışı gibi her türlü tarımsal üründen elde edilebilir. Tahıldan elde edilebilecek alkol mısırda her buşel (35,24 dm3) başına yaklaşık olarak 2,5 gallondur. (3,785litre). öteki tahıl ürünleri de aşağı yukarı, nişasta miktarına göre daha çok veya daha az ethyl alkol verirler.
Nebraska’da yakıt istasyonlarında Casohol gallonu 69,9 cent (yüzde bir dolar) olarak satılmakta ve haftada 8000 gallon tüketilmektedir. Bir Nebraska – Orta – batı Casohol konferansı geçenlerde bir ulusal Casohol komisyonunun 16 eyaletin iştiraki ile meydana gelmesine yardımcı olmuştur. Komisyon Casohol üretimi ve kullanılması hakkında gerek eyaletler ve gerek federal hükümet tarafından yasal teşvik görmesi için gerekli araştırmaların geliştirilmesi ve birleştirilmesine çalışmaktadır.
Casohol araştırmalarının başlıca liderlerinden biri Nebraska Üniversitesi Kimyasal Mühendislik Bölümü Başkanı Dr. William Scheller’dir. Dr. Scheller şöyle demektedir :
35
“Bir gallon susuz tahıl alkolü dokuz gallon nılsın, gerek endüstriyel kimyasal bir madde ola-
kurşunu alınmamış benzinle karıştırıldığı takdir- rak kullanılsın tahıl alkolün üretimi ABD’de
de bir otomobili 10,324 gallon kurşunu alınma- enerjinin korunması demek olacaktır. Kurşunu
mış benzinin götüreceği kilometre kadar götürür. alınmamış dokuz gallon benzinle gasohol üret-
Bir gallon tahıl alkolü kurşunu alınmamış benzi- mek için karıştırılan tahıl alkolün her gallonu
nin yerine kullanılırsa… 1,016 gallon ham petrol- için, her 0,69 galon peirolün enerji tüketimine
lük bir kazanç sağlanmış olur. eşit bir toplam indirme söz konusudur.
Casohol’ün içindeki dokuz gallon kurşunu Dr. Scheller’e göre otomobil yakıtın yaklaşık alınmamış benzin, “benzin tankındaki” kurşunu % 40’ının gasohol’a dönüştürülmesi halindeki bu alınmamış benzinden daha aşağı bir oktan dere- yılda yaklaşık 4 milyar galon tahıl alkolü üretildi-cesine sahiptir. Bunun nedeni, alkolün gasohol ği takdirde olanaklıdır – aşağı yukarı 178 milyar harmanın oktan derecesini, benzin tankındaki varil ham petrol kazanılmış olur, aynı oktan derecesine yükseltmesidir. Doğal olarak bu hacimdeki alkolün üretilme-Bu düşük oktan derecesi harmandaki tahıl al- sini sağlayacak tesislere gereksinme olacaktır, kolunun gallonu başına 0,286 gallon ham petro- Dr. Scheller’in tahminine göre bu yeni tahıl alkolün tasarruf edilmesine sebep olur. Sonra lü fabrikaları için 4 milyar dolarlık bir yatırım ge-gasohol’ün otomobile belirli bir yakıt miktarın- rekecektir, ki bu bizim en büyük milletlerarası dan % 3 kadar daha fazla yol aldırması da petrol kumpanyalarımızdan birinin 6 yıllık yatı-
0,2999 gallon ham petrol tasarrufuna eşittir. rım programından çok daha küçüktür.
Bu üç kazanç gasohol’ün üretiminde kullanı- VVaşington’da yapılan hesaplara göre yüksek
lan alkolün her gallonu başına ham petrolden ölçüde otomotif yakıtının gasohol’a dönüştürül-
toplam 1,601 gallon tasarruf sağlar… Gerek mesi uygun görülmektedir, otomobil yakıtının esas bir parçası olarak kulla- SCIENCEDIGEST’ten
GASOHOL’ÜN ÜSTÜNLÜKLERİ
Nebraska’s’ Agrucultural Products Industrial Utilization Commitee (Nebraska Tahıl Ürünleri Sanayide Faydalanma Komitesi) tarafından Casohol’ün üstünlükleri hakkında yayımlanan liste:
1. Gasohol tarımsal ürünlerden elde edilen susuz 200 derece % 10 ethyl alkol ile % 90, kurşundan arınmamış, benzinden yapılan bir harmandır.
2. Yaşına bakmadan ve karbüratöründe herhangi bir değişikliğe gerek duyulmadan gasohol, her iç yanmalı motorda yakılabilir.
3. Arınmamış benzin eş maddesinden daha yüksek bir oktan derecesine sahiptir.
4. O kurşundan arınmamış benzinden çok daha temiz yanan bir yakıttır. Ekzozunda kurşundan arınmamış benzininkine oranla 1/3 kadar daha az monooksid vardır.
5. Birçok arabalarda “dieseling”e engel olmaya yardım eder.
(Dizelleşme, yani kıvılcımdan önce yanma).
6. Olağanın dışında motorun aşınmasına neden olmaz.
7. Bir yol testinde 2 milyon milin üstünde denenmiş ve herhangi bir aksaklık görülmemiştir.
8. Yol testinde Gosohol kullanan otomobiller normal otomobillerden % 5 daha az yakıt tüketmişlerdir. Yani normal benzinle yapılan 6000 mil, gasohol ile yapılan 7000 mile kadar
artmaktadır.
Alkol tahıl tanelerinden veya mısır koçanlarından, odun veya odun kalıntılarından, kömürden, çöplerden yapıldığına ve gasohol’ün bugünkü otomobillerde, hemen hemen hiç veya çok az bir değişiklikle kullanabildiğine göre bütün düşün kuşkusuz esaslı bir araştırmaya tâbi tutulmaya lâyıktır.
Malcolm FORBES
Forbes Magazin’den
Son zamanda yapılan incelemelere göre yakıt için kullanılan benzinin % 10’u yerine tahıl alkolü kullanılabilirse, bütün haşatın % 40’ı alkol üretimine harcanacaktır.
Farm Index of USA
(ABD) Tarım Bakanlığı
36
Tekdüzen işler hem sağlığı bozar, hem de (stress’i) gerilimleri arttırır.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.