Mescidin Yapılış Tarzı ve Plânı :

Mescidin Kıble tarafına Mihrab yerine, sıra üe hurma gövdeleri di-

züdi.

Kapıların yan söveleri de, taştan örüldü (47).

Kapıların üzerlerine hurma dallarından çatı yapıldı (48).

Yapılan Mescid, Murabba (dörtgen) şeklinde yükseltilen dört duvarla bir Mihrab, üç kapıdan ibâretti.

Duvarların kıble cihetinden beriye doğru uzunluğu 100 zirâ’ idi Eni de, her iki tarafta 100’er zirâ’ veyâ 100’er zirâ’dan biraz eksikti. Duvarların yüksekliği, 3 zirâ’ı taştan, üst tarafı kerpiçten olmak üzere 5-7 zirâ’ kadardı.

Mescidin Mihrâ’bı (kıblesi) Beytü’l-Makdîs’e (Kudüs’e) doğru idi. Kapüardan birisi, bugünkü Kıble tarafındaki muahhare duvarında, geride olup cemâat, bu kapıdan girer çıkardı.

İkincisi Bâb-ı Âtike, Bâbu’r-rahme diye anılan kapı idi.

Üçüncü kapı, Peygamberimizin girip çıktıkları kapı olup, bugün Bâb-ı Cibril diye andan Âl-i Osman kapısı idi.

Kıble, Beytü’l-Makdîs’den, Kâbe tarafma çevrilince, Peygamberimiz, birinci kapıya kapattı. Onun yerine Şam duvarına başka bir kapı açtı. İkinci ve üçüncü kapılar değiştirilmedi (49).

Hz. Ali, Mescid için herkesle birlikte kerpiç taşırken, Eshâbdan birisinin (ki Diyar Bekrî ve Semhûdî’ye göre : Hz. Osman, Halebîye göre : Osman b. Maz’un’un) kerpiçleri götürüp bıraktıkça, eğilerek üstünü başını sükelemeğe durduğunu görmüş, lâtife maksadiyle (44) :

«Mescidleri îmâr edenler; orada dikümeyi, oturmayı âdet edinenlerle ve tozdan topraktan eğilmiş görülenlerle elbet bir olmazlar!» recezini söylemişti.

Ammâr b. Yâsir de, onu, kimin hakkında söylendiğini bilmeksizin, ezberleyip tekrarlamaya başladı.

Bununla, kendisine târiz edüdiğini sanan zat, Ammâr’m yanma gelince : «Ey Sümeyye’nin oğlu! Bugün, söylediğini işittiğim sözü, bir daha söylediğini görürsem, şu değneği burnuna vururum!» diyerek elindeki değneği gösterdi.

Peygamberimiz, Ammâr’a söylenilen sözü işitti. Elini, gözlerinin araşma koyarak : «Ammâr, benim iki gözümle burnumun arasmdaki tendir!»

Hz. Ali, Mescid için herkesle birlikte kerpiç taşırken, Eshâbdan birisinin (ki Diyar Bekrî ve Semhûdî’ye göre : Hz. Osman, Halebîye göre : Osman b. Maz’un’un) kerpiçleri götürüp bıraktıkça, eğilerek üstünü başını sükelemeğe durduğunu görmüş, lâtife maksadiyle (44) :

«Mescidleri îmâr edenler; orada dikümeyi, oturmayı âdet edinenlerle ve tozdan topraktan eğilmiş görülenlerle elbet bir olmazlar!» recezini söylemişti.

Ammâr b. Yâsir de, onu, kimin hakkında söylendiğini bilmeksizin, ezberleyip tekrarlamaya başladı.

Bununla, kendisine târiz edüdiğini sanan zat, Ammâr’m yanma gelince : «Ey Sümeyye’nin oğlu! Bugün, söylediğini işittiğim sözü, bir daha söylediğini görürsem, şu değneği burnuna vururum!» diyerek elindeki değneği gösterdi.

Peygamberimiz, Ammâr’a söylenilen sözü işitti. Elini, gözlerinin araşma koyarak : «Ammâr, benim iki gözümle burnumun arasmdaki tendir!»

[44) Semhûdî – Vefâ,.o. 1, s. 235, Diyar Bekrî – Hamîs, c. 1, s. 388, 389, Halebî-inaaın, c.

  1. s. 77.

(45) ‘l’bn-i Ishak, Ibn-i Hişam – Sîre, c. 1-2, s. 497, Semhûdî – Vefâ, c. 1, s. 235, Diyar Bök-rî – Hamîs, c. 1, s. 388, 389, Halebî – insan, c. 2, s. 77.

(46) Semhûdî – Vefâ, c. 1, s. 235, Diyar Bekrî – Hamîs, c. 1, s. 389, Haleb – insan, c. 2, s. 77.

(47) Ibn-i Sa’d – Tabakat, c. 1, s. 240, Buhârî – Sahih, c. 1, s. 111, Müslim – Sahih, c. 2, s. 65.

(48) i’bn-i Hazm – Cevâmissîre, s. 95.

Peygamberimiz Mihrabda Namaz kılarken, kendisiyle Kıble duvarı arasında bir davar geçebilecek kadar aralık bulunundu. (Buhârî – Sahih, c. 1, s. 126-127)

(49) lbn-4 Sa’d – Tabakat. c. 1, s. 239, 240, Semhûdî – Vefâ, c. 1, s. 240, Diyar Bekrî – Hamîs, c. 1, s. 390, Halebî – insan, c. 2, s. 79.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*