Lieh-tzu bak. Liezi

Lieh-tzu bak. Liezi

Lieh-tzu bak. Liezi

Liepâja, Almanca libau, Rusça lJbava, Letonya’da kent ve liman. Letonya’nın batısında, Baltık Denizinin kıyısında, Liepâja Gölünün kuzey ucunda yer alır. Adı kayıtlara ilk kez 1253’te, küçük bir Kur yerleşmesi olduğu sırada geçen Iiepâja’da Toton Şövalyeleri 1263’te bir kale inşa ettiler. Liepâ]a, 1625’te kent statüsü kazandı. 1697-1703 arasında kenti denize bağlayan bir kanal açıldı ve kıyıda bir liman, inşa edildi. Büyük Kuzey Savaşı sırasında İsveç kralı XII. Kari’ın eline geçtiyse de (1701), savaşm sonunda Polonya topraklarına katıldı. Polonya’nın Üçüncü Taksimi sırasında ise (1795) Rusya’ya geçti.
1876’da Ukrayna’daki Romni kentinden gelen demiryolu hattmın ulaşıma açılmasıyla Iiepâja’mn liman olarak taşıdığı önem Haha da arttı ve tahıl ihracatı büyük önem kazandı. 1893’te kentte askeri bir liman inşa edildi. Büyük hasar gördüğü I. ve II. Dünya savaşlarından beri askeri üs olarak kullanılan Liepâja’da bugün çelik, tarım makineleri, linolyum, şeker, konserve balık, kumaş ve ayakkabı üreten sanayi tesisleri vardır. Kent aynı zamanda bir açık deniz balıkçılığı merkezidir. Eğitim kuruluşlarının başında bir denizcilik yüksekokulu üe Riga Pofitek-nik Enstitüsü’ne bağlı bir okul gelir. Nüfus (1991 tah.) 114.900.
T.ippmann, Wilhelm (d. 5 Aralık 1878, Danzig, Almanya [bugün Gdansk, Polonya] -ö. 18 Mart 1939, İstanbul), Türkiye’de ebelik eğitimine katkılanyla tanınan Alman hekim. .
Berlin Tıp Fakültesi’ni bitirdi. Robert Koch’un yanında bakteriyoloji ve patolojik anatomi öğrenimi gördü. Kadın-doğum alanında uzman olduktan sonra 1907’de doçentlik tezini verdi.
Askeri doktor olarak I. Dünya Savaşı na katıldı. 1918’de profesör, 1921’de de ordinaryüs profesör oldu. 1925-33 arasında Cecilienhaus Enstitüsü ve kliniklerinde yö-
neticilik yaptı; tıp fakültesinde öğretim üyesi olarak görev aldı. 1933’te kısa bir süre İspanya’da Barselona Tıp Fakültesi’nde konuk profesör olarak bulunduktan sonra aynı yıl Türkiye’ye çağrıldı. Yeni kurulan İstanbul Üniversitesi (İÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıktan ve Doğum Kliniği’ne atandı. Buradaki çahşmalan sırasmda modem jinekolojinin, doğum teknik ye yardımlarının uygulanmasına, öğretilmesine öncülük etti. Tıp fakültesinde iki büyük kadın-doğum kliniği açılmasına ve modem ebelik eğitiminin gelişmesine büyük katkıları oldu. Yaşamının sonuna değin IÜ Tıp Fakültesindeki çahşmalannı sürdüren Liepmann’ın başlıca yapıtlan Tabellen zu Klinisch-Bakteriologischen Untersuchungen (1909; Klimk-Bakteriyolojik Araştırma Tablolan), Das Geburtshilfliche Seminar (1910; Doğuma Yardım Semineri), Kurzgefastes Handbuch der Gesamten Frauenheilkunde .(1914; Kadın Hastalıklan Üzerine Bir Özet), Der Geburtshilfliche Phantomkurs’txu (1922; Pratik Doğum [Talebeler Fantom Kursları], 1935). Türkçede aynca, Doğum ve Ameliyatları (1936) ve Pratik Jinekoloji Ders Kitabı (1938) başlıklanyla bazı ders notlan yayımlanmıştır.
Lier, Fransızca lierre, Belçika’mn kuzeyinde, Anvers ilinde belediye. Anvers kentinin güneydoğusunda, Büyük ve Küçük Nete ırmaklannın kesiştiği noktada yer alır.
8. yüzyılda kurulduğu sanılan Lier, eski ahşan bir kilisenin kahntılan üzerine inşa edilen St. Peter Şapeli’nin (1225) çevresinde gelişti. 14. yüzyılda önemli bir dokumacılık merkezi durumuna geldi. Brabant dükü I. Henri ve I. Jean’ın çeşitli ayncalık-lar tamdıklan kent, 1582’de IspanyoUar, 1595’te Felemenkliler, Ispanya Veraset Savaşı sırasında da (1706) İngilızler tarafından kuşatılıp ele geçirildi. Belçikalı milliyetçiler 1830’da Lier’de bir Hollanda saldı-nsını püskürttüler.
1914’teki bombardıman sırasmda kentin bir bölümü yıkıldıysa da aralarında 13. yüzyıldan kalma béguinage (herhangi bir tarikat ve manastıra bağlı olmayan rahibelerin çekildikleri yer), gotik çan kulesi (1369) ve St. Gommarus Kilisesi’nin de (1425-1577) bulunduğu bazı ortaçağ yapılan ayakta kaldı. Brabant geç gotik üslubunun güzel bir örneği olan St. Gommarus Kilisesi vitraylı pencereleri, tablolan ve heykelleriyle olduğu kadar müzesiyle de ünlüdür. Belediye binası (1740) eski Kumaşçılaı Ham’nın yerini almıştır. Kentin en önemli yapılanndan biri de adım yörede yaşamış bir gökbilimci ve saat yapımcısından alar
17. yüzyıldan kalma Zimmer Kulesi’dir kulede dört bir yöne yüzü olan bir astroloj saati bulunur. Sanat müzesinde Felemenkl ve Flaman ustalann yapıtlan sergilenir Kentte bir öğretmen okulu (1817) ile biı devlet yüksekokulu (1843) vardır. Flamaı yazar Felix Timmermans Lier’de doğmuş tur. Geleneksel sanayilerin başında giysi boncuklu çanta ve müzik aletleri üretim gehr; dantel ve nakış işleri de önemlidir Nüfus (1983 tah.) belediye, 31.291.
T ipşggang halkaları, fiziksel kimyada jellerde (pıhtılaşmış koloit çözeltileri) rast lanan eşmerkezli halkalar biçimindeki çö keltiler (çözeltiden oluşan çözünmez mad de) dizisinin ortak adı. Liesegang halkalaı agat gibi pek çok mineralde bulunan halka lara çok benzer ve bu tür mineralleri oluşumunu açıkladığına inanılır. Adını hıı halkaları bulan 20. yüzyıl Alman kimy; ası Raphael Eduard Liesegang’dan alır.
Lietzmann, Hans 416
Lietzmann, Hans (d. 2 Mart 1875, Düssel-dorf, Almanya – ö. 25 Haziran 1942, Locarao, İsviçre), Lutherci Alman kilise tarihçisi.
Jena (1905-24) ve Berlin (1924-42) üniversitelerinde klasik filoloji ve kilise tarihi profesörüyken, 23 ciltlik Handbuch zum Neuen Testament’m (1906-31; Yeni Ahit Elkitatn) yayımını başlattı ve yönetti. Kitabı Mukadc les yorumlarının dilbilim bakımından derinliğinden etkilenen meslektaşları 1920’de Lietzmann’ı Zeitschrift fur neutesta-mentliche Wissenschaft adlı derginin yönetmenliğine seçtiler. Lietzmann, yerleşik düşüncelere karşı çıktığında bile, yargüannın derinliği nedeniyle büyük saygı gördü. Messe una Herrenmahl (1926; Missa ve Son Akşam Yemeği) adlı kitabında Komünyon ayininin evrimine ışık tuttu. Burada, 1. ve
2. yüzyıllarda kutlanan iki ayrı ayin tütünün zamanla kaynaşmış olabileceğim öne sürdü. Aziz Petrus ve Aziz Paulus’la ilgili geniş araştırmaları, 1. yüzyılda Roma’daki kilise örgütlenmesi konusunda önemli ipuçları sağladı. Geschichte der alten Kirche (1953; Eski Kilisenin Tarihi) adlı dört ciltlik yapıtı Lietzmann’m araştırmacı olarak önemini kanıtlar.
Lievens, Jan, lievens de oude, livius johanis le vieux ya da johannis livens olarak da bilinir, lieversz(oon), lyrtns ya da leyrens olarak da yazılır (d. 24 Ekim 1607, Leiden – gömülüşü 4 Haziran 1674, Amsterdam, Felemenk), üslubu hem Felemenk, hem de Flaman barok sanatından izler taşıyan çok yönlü ressam ve oymabaskı ustası.
Rembrandt’ın çağdaşıydı. Amsterdam’da Joris van Schooten’in (1616-18) ve Rem-brandt’m hocası Pieter Lastman’ın öğrencisi (1618-20) oldu. Bir süre Leiden’de yaşadıktan sonra 1632-35 arasında Ingiltere’de, 1635-44 arasında da Anvers’te çalıştı. 1644’te döndüğü Amsterdam’da önemli siparişler aldı, yapıtları çok tutuldu. Ama gene de ömrünün son yıllan borç ve yalnızlık içinde geçti.
Lievens bugün en çok Leiden dönemi çalışmalanyla tanınır. Bu resimlerinde, aynı atölyeyi paylaştığı ve rekabet içinde olduğu arkadaşı Rembrandt’ın etkileri görülür. O dönemde dinsel, alegorik ve mitolojik konular, portreler, tür ve manzara resimleri yaptı. Manzara resimlerinden bazısının uzun süre arkadaşı. Adriaen Brouwer’in yapıtı olduğu sanıldı. Anvers dönemi resimleri van Dyck’ın üslubundan izler taşıyordu. Daha sonra Holland’da kaldığı sırada, Flaman sanatının görkemli üslubundaki (grand manner) ustalığı, Amsterdam belediyesi ve daha başka resmî yapılar için dekoratif resimler hazırlamak gibi önemli siparişler almasını sağladı. Aside yedirme tekniğiyle hazırladığı ilk baskılannın bazısının niteliği Rembrandt’ınkilerden aşağı değildi.
Liezi, Wade-Giles yazımında lieh-tzu, asıl adı lie yukou, Wade-Giles yazınımda lieh yü-K’OU (ü. İÖ 4. yy, Çin), Taocu düşüncenin temel ilkelerim geliştiren üç düşünürden biri. Büyük olasılıkla, kendi adım taşıyan Taocu metnin yazandır (bak.Liezi.) Ama bu kitapta yer alan parçaların çoğunun sonradan kaleme alınmış sahte metinler olduğu da saptanmıştır. Gerek bu durum, gerekse tarihçi Sima’nın İÖ 100’de hazırladığı yaşamöyküleri derlemesinde Uezi’nm acunın bulunmaması, onun gerçekte hiç yaşamadığı kanısını doğurmuştur.
Liezi’mn müritleriyle birlikte, birbirleriyle savaşan birçok devlete bölünmüş durumda-
ki Çin’i baştan sona dolaştığı ve krallarla hükümdarlara danışmanlık ettiği dışında yaşamına ilişkin bilgi yoktur. Yapıtının nükteli üslubu ve belirlenimci felsefi yaklaşımı belirgindir. Öteki büyük Taocu filozoflar olan Laozi ve Zhuangzi’dan farkı, insanın durumundan kaderin değil, neden-sonuç ilişkisinin sorumlu olduğunu, savunmasıdır.
Liezi, Wade-Giles yazımında lieh-tzu, chong xu zhi de zhen jing (“Yalınlık ve Boşluğun Yetkin Erdeminin An Klasiği”) olarak da bilinir, Taocu düşünür Liezi’mn adıyla anılan klasik Çin metni. Geniş çapta yararlandığı eski Taocu metinler gibi LiezV mn da ana konusu too’dur (doğru yol). LiezVya göre tao, insan yaşamının uyması gereken, sürekli değişme durumundaki büyük ve bilinemez kozmik gerçekliktir. Bugünkü biçimiyle Liezi’mn İS 3. yüzyılda kaleme alındığı sanılmaktadır.
Metnin “Yang Zhu” adlı bölümü, kitaba özel bir önem kazandırır. İÖ 5-4. yüzyıllarda yaşadığına inanılan efsanevi bir kişinin adım taşıyan bu bölüm, tao’ya direnmenin boşunalığını belirtir. Bütün insanların bu yaşamda ancak cinsellik, müzik, fiziksel güzellik ve maddi bolluğa umut bağlayabileceği sonucuna varır; ama bunların bile her zaman gerçekleşmeyeceğim vurgular. Bu “kaderci” görüşün yol.açtığı köktenci “öz çıkarcılık” Taoculukta yeni bir gelişmedir. Buna göre kimse, başkalannın iyiliği için saçından bir tel bile feda etmemelidir.
lif bak. elyaf
lif levha, düşük nitelikli odun liflerinin hamur haline getirilerek, bağlayıcı ile suya ve ateşe karşı dayanıklılığı artıran katkı maddeleri eklendikten sonra levha biçiminde sıkıştınlması yoluyla elde edilen yapı malzemesi. Levhalar keçeleştirildikten sonra yaş ya da kum işlemle levhadaki liflerin birbirine yapışması sağlanır. Lif levhalar, sıkıştırma sırasmda uygulanan basman miktarına bağlı bir pekişikliğe göre yan sert yalıtım levhası, sert yalıtım levhası, orta sert, çok sert ve özel olarak sertleştirilmiş (ekstra) lif levhalar olarak sınıflandın-lır. Sert lif levhalar dolgu levhası olarak ya da dış kaplamada, düşük sertliktekiler ise yalıtım amacıyla kullanılır. Lif levhalar, üzerlerine desenler yapılarak ya da kaplamalar yapıştırılarak süslenebilir.
Lifar, Serge (d. 2 Nisan 1905, Kiev, Rus Çarlığı – ö. 15 Aralık 1986, Lozan, İsviçre), Rus asıllı Fransız dansçı ve koreograf. Paris Opera Balesi’nin yönetmeni (1929-45,1947-58) olarak topluluğun repertuvannı zenginleştirmiş, eski ününe yemden kavuşmasını
Lifar
Hutton Picture Library
sağlamış ve öteden beri balerinlerin ağır bastığı toplulukta erkek dansçıların önemini artırmıştır.
1920’de Bronislava Nijinska’mn öğrencisi olarak dansa başladı. Sergey Diaghilev’in
Rus Balesi’ne katılması için gönderildiği Fransa’da Enrico Cecchetti’den ders aldı. 1925’te topluluğun başdansçısı olarak George Balanchinein Le Fils prodigue (1929; Savurgan Çocuk) gibi ilk balelerinin birçoğunda başrole çıktı. Karizmasıyla sahneyi dolduran dramatik ve atletik bir dansçıydı. Koreografisini hazırladığı ilk bale Igor Stravinsky’nin Le Renard (1929; Tilki) adh yapıtıydı.
1929’da Diaghilev ölünce Lifar Paris Opera Balesi’ne başdansçı olarak katıldı ı ve topluluğun yönetmenliğini üstlendi. Çok geçmeden haftalık bale gösterilerim başlatarak balelerin yalnızca operaya bağlı olarak sahnelenmesi uygulamasını sona erdirdi. 1932’de professeur de danse (dans profesörü) unvanım aldı. Operanın okulunda, dansçıların çağdaş bale yapıtlarım, özellikle de kendi hazırladıklarım sahnelemelerine olanak verecek düzenlemelere girişti.
Lifar balede dansın müzik ve dekordan daha önemli olduğu, bale tekniğinin biçimsel değerleri kendi yapısından kaynaklandığından, koreografinin müzikten yola çıkılarak oluşturulmaması gerektiği inanandaydı. Tartışmalara yol açan bu düşüncesini ilk kez, başrolünü de canlandırdığı Icare (1935; İkaros) adh yapıtıyla sahnede uyguladı. Yapıt, koreografinin tamamlanmasından sonra eklenen vurmalı çalgı eşliğiyle sahnelendi. Lifar sonraki yapıtlarında daha alışılmış müzikler kullandıysa da balelerinin müziklerim hazırlayan besteci ve düzenle-mecilerin, koreografisine tümüyle uygun düşecek müzik olUşturmalanm şart koştu. Klasik baleleri yeniden sahnelemesinin yanı sıra Lifar, Opera Balesi’nde, Promet-hée (1929), David triomphant (1936), Le Chevalier et la damoiseUe (1941, Şövalye ve Soylu Kız), Joan de Zarissa (1942), Les Mirages (1947; Seraplar), Phèdre (1950) ve Les Noces fantastiques (1955, Düşsel Düğünler) gibi yapıtlan da kapsayan 50’den fazla yeni bale sahneledi. Balelerinin çoğu çağdaş ama yapı bakımından klasik olarak değerlendirildi. Konulan çoğu kez klasik mitoloji ve efsanelerden ya da Kitabı Mu-kaddes’ten alınmıştı. Anlam, mimli dans yerine uygun bir teknik ve koreografiyle iletilmeye çalışılmış, opera geleneğine ayja-n bir tutumla erkek dansçılara sık sık başroller verilmişti.
Yüksek rütbeli Alman subaylanyla bir arada görülmesi yüzünden II. Dünya Sava-şı’ndan sonra Paris Opera Balesi’ndeki görevine son verilen Lifar, daha sonra aklanarak Opera’ya döndü (1947). Son kez 1956’da sahneye çıktı. 1958’den sonra çeşitli Avrupalı topluluklar için koreografiler hazırladı, baleler sahneye koydu. I960’ta, Le Testament d’Orphée (Orpheus’un Vasiyetnamesi) adh filmde oynadı. Dans kuramı ve tarihi üzerine çok sayıda kitabı ve Ma Vie (1965; Yaşamım) adh otobiyografisi bulunan Tifar Güzel Sanatlar Akademisi üyesi (1958) ve Légion d’honneur nişanı sahibiydi.
Life, ABD’nin New York kentinde yayımlanan (1936-72) resimli haftalık dergi. Fotoğraf gazeteciliğinde bir çığır açarak bu alandaki gelişmelerde önemli rol oynamıştır. Uzun süre en beğenilen ve en çok taklit edilen Amerikan dergilerinden biri olmuştur.
Time dergisinin yayıması Henry Luce tarafından kurulduktan sonra, kısa sürede Time-Life Yayınlan’nm temel taşı durumuna geldi. Daha başlangıçta fotoğrafa ağırlık vererek, uluslararası konulan ele alan haberlerini olağanüstü güzellikte ve sarsıa fotoğraflarla süsledi. Life’m fotoğrafçılan bu sanatın en önde gelen temsilcileri olarak
dünya çapında övgü topladı. Dergide II. Dünya, Kore, Vietnam savaşlarıyla çeşitli bölgesel savaşları ve öbür olayları yansıtan canlı, özgün ve etkileyici fotoğraflar çıktı.
7-amanla derginin sayfalarında yazılar daha çok yer almaya başladı. Life yazarları ve yayın yönetmenleri de fotoğrafçıları gibi özenle seçiliyordu. Dergi, reklamlardan elde ettiği gelirleri aşan yayına hazırlık, hasım ve postalama giderlerinden dolayı yayınma son verdikten sonra birkaç özel sayı Haha çıkardı. 1978’de daha küçük çapta ve aylık dergi olarak yeniden düzenli yayımlanmaya başladı.
Lifü, (Hüseyin) Avni (d. 1886, Samsun -ö. 2 Haziran 1927, İstanbul), romantik ve simgeci bir yaklaşımla yaptığı lirik resimlerle tanınan 1914 Kuşağı ressamı.
İlk resim çalışmalarına Numune-i Terakki İdadisi’nde (bugün İstanbul Lisesi) başladı. gısa bir süre Sanayi-i Nefise Mektebi’ne gittikten sonra Osman Hamdi Bey’in önerisi ile Halife Abdülmecid tarafından Paris’e gönderildi. 1909-12 arasmda Fernand Cor-mon’un (1845-1924) atölyesinde çalıştıysa da, hocasının katı kurala tavrına pek yalanlık duymadı. Daha çok Pu vis de Chaven-nes’in Sorbonne Üniversitesi ye Panthéon’ Halri duvar resimlerinden etkilendi. Türki-
yapılan konu aldığı resimlerinde de göstermiştir. Bugün her ikisi de İstanbul Devlet Resim ve Heykel Müzesi’nde bulunan “Alegori” (“Savaş”, 1917) ve “Kadıköy’de Belediye Çalışmaları” (“Kalkınma”) gibi büyük boyutlu figürlü kompozisyonlarıyla “Aa” (1917, Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi) ve “Mezarlık” (y. 1920, İstanbul Devlet Resim ve Heykel Müzesi) gibi resimlerinde güçlü bir çizim anlayışı ve kullandığı turuncu tonları nedeniyle hüzünlü, şiirsel bir hava vardır. Desenleri 1984’te Poşadlar adıyla yayımlanmıştır.
lifkabağı, kabakgiller (Cucurbitaceae) familyasının Luffa cinsini oluşturan altı kadar tekyıllık, tırmanıa bitki türünün ortak adı. Eskidünya’nın tropik bölgelerinin verlisidir.
Avni Lifij, “Kendi Portresi”, 1907;
İstanbul Devlet Resim ve Heykel Müzesi
Anadolu Yayıncılık Arşivi
ye’ye döndükten sonra çeşitli okullarda resim dersleri verdi. Sanayi-i Nefise Mektebindeki eğitimi yeterli bulmayan bir grup sanatçının oluşturduğu Serbest Resim Atöl-yesi’nde Ruhi Arel, Ali Sami Boyar, İbrahim Çallı ve Hikmet Onat’la birlikte bir süre resim kursları yönetti. I. Dünya Savaşı sırasında, Harbiye Nazın Enver Paşa’nm kurdurduğu Şişli’deki atölyede Nazmı Ziya Güran, H. Onat, İ. Çallı ve Namık İsmail ile birlikte savaş resimleri yaptı. 1924’te Sanayi-i Nefise Mektebi’nde ders vermeye başladı. , ,
Lifij, 1914 (ya da Çallı) Kuşağı adıyla anılan ressamların izlenimci tavrını benimsemekle birlikte, daha simgeci bir anlatım geliştirdi. Parıltılı ışık yerine, kullandığı gizemli akşamüstü ışığıyla yapıtlarında şiirsel bir atmosfer yarattı.
Kuşağının sanatçılan içinde güçlübir çizim ustası olarak öne çıkan Lifij, figürlü kompozisyonlara ve portreye manzaradan daha fazla ilgi duymuş, bu eğilimini mimari
417 Ligeti, György
sağ dişe sahip olan iki deliği vardır. Bu Hflilrlertteki dişler, çubuklann ucundaki sağ ve sol dişlere uyacak biçimdedir. Bir yöndeki dönme hareketiyle çubuklann uçlan birbirine yaklaşır, ters yöndeki dönmeyle de uçlar birbirinden uzaklaşır.
ligand, kimyada, bir düzenleşim (koordinasyon) bileşiğinde ya da karmaşık bileşikte çoğunlukla metal olan merkezdeki atomu Çevreleyen atomlann ya da moleküllerin (bağlanık grup) ortak adı. Ligandlar hemen hemen her zaman, metal atomu ile oluşturduktan elektron çifti bağında (düzenleşim ortaklaşım bağı) elektron çifti verici olarak işlev gören gruplardır. Nötr (yüksüz) su molekülleri (H2O), amonyak molekülleri (NH3), karbon monoksit molekülleri (CO) ve klorür (Cl~), siyanür (CN~) ve hidroksil (OH’) anyonlan en sık rastlanan ligandlar-dır. Ligandlar kimi zaman da NO+, N2Hs+ gibi katyonlar ve elektron çifti ahalan olabilir. Bir karmaşık bileşikteki ligandlar, Fe(CO)s karmaşığındaki CO ligandlan ve
Lifkabağı (Luffa cylindrica)
A to Z Botanical Collection-EB Inc.
Hıyara benzeyen, silindir biçimli meyveleri gençken yeşil renkli olmasına karşılık yaş*-landıkça sanya döner. Meyveler kuruduğunda geriye süngeri andıran lifli bir artık kalır. Bitkisel sünger adıyla anılan bu artık evlerde temizlik malzemesi ve sanayide filtre olarak kullanılır. Mısır ve Arabistan kökenli Luffa cylindrica ılıman ve sıcak bölgelerde büyük ölçüde yetiştirilir. L. vulgaris’in bazı çeşitlerinden sebze olarak yararlanılır.
Lifon Adası, Fransızca İle lifou, Büyük Okyanusun güneybatı kesiminde Fransa’ya bağlı ada. Fransız denizaşırı topraklarından (territoire d’outre mer) Yeni Kaledonya’da-ki Loyauté Adalarının en büyüğü ve en kalabalığıdır. Yüzölçümü 1.196 km2’dir. Adalar grubunun merkezinde yer alan Li-fou’da yükseklik 60 m’yi geçmez. Verimli mercanh kireçtaşı topraklan tarımı elverişli kılmakla birlikte yüzey akıntılarının oluşmasını engellemektedir. Bu yüzden ancak mağaralarda ve kuyularda tatlısu bulunur. Halk gölevez kökü, yam, muz yetiştirir ve ihracata yönelik olarak kopra üretir. Batı kıyısındaki Sandal Koyunda yer alan Ché-pénéhé, adanın başlıca kentsel bölgesi ve yönetim merkezidir. Nüfus (1981 tah.) 8.358.
lifsikurt bak. filarya
lifting uskuru, iki çubuğun diş açılmış uç bölümlerini birbirine bağlayan ve bunların belirli gerginlikte ya da uzunlukta ayarlanmasını sağlayan mekanik araç. Aynı çizgi üzerinde bulunan ve biri sol dişe öteki ise
ımııuıııı
Nİ(H20)6+2 karmaşığındaki H2Ö ligandla-nnda olduğu gibi birbirinin aynısı ya da Co(CO)3(NO) karmaşığındaki CO ve NO ligandlannda olduğu gibi birbirinden farklı olabilir. Tek bir atomla merkezdeki metal atomuna bağlanan ligandlar tek dişli ligandlar, iki ya da ikiden çok atomla bağlananlar ise çok dişli ligandlar olarak adlandınlır. Aynca bak. bağlanık alan kuramı.
ligaz bak. sentetaz
liger, erkek aslanla dişi kaplanın yavrusu. Adı Türçede “aslanka” ya da “asplan” olarak karşılanabilen liger, erkek kaplanla dişi aslanın yavrusu olan tigon gibi, hayvanat bahçelerinde üretilen bir melezdir. Aslan ve kaplanın davranışlarında ve yaşama ortamlarında önemli farklar olduğu için
Lifting uskuru
Liger
Sally Anne Tbompson-Animal Photography
doğada ligere ve tigona rastlanması olasılığının düşük olduğu söylenebilir. Liger ve tigon, ana ve babadan gelen özellikleri farklı oranlarda taşırsa da genellikle heı ikisinden daha koyu renkli ve daha iridir. Bu hayvanların erkeklerinin hemen hemen hepsinin kısır olmasına karşın dişiler bazen doğurabilmektedir.
Ligeti, György (d. 28 Mayıs 1923, Dido sânmartin [bugün Tîmâveni, Romanya] Transilvanya, Macaristan), Avrupa’ds avant-garde müziğin daha çok değişen kitle sel sesler ve tınılarla ilgilenen dalının önd< gelen bestecilerinden.
Müzik öğrenimi gördüğü Macaristan’di 1956’ya değin müzik öğretmenliği yaptı 1956 olaylan üzerine Macaristan’dan aynla rak Köln, Darmstadt, Stockholm ve Viya na’daki yeni müzik çevrelerine katıldı. Bı dönemde hem Artikulation (1958; Eklemle me) gibi elektronik müzik, hem de icraala tarafından seslendirilecek besteler yaptı
Liggett Group Inc. 418
1960’lann başlarında Future of Music — A Collective Composition (1961; Müziğin Geleceği-Kolektif Bir Kompozisyon) ve Poème symphonique (1962; Senfonik Şür) adlı yapıtları büyük olay yarattı. Bunlardan ilki sahneden dinleyiciyi izleyen besteci ile dinleyicinin buna tepkilerinden oluşuyordu. İkincisi ise 10 kişinin çalıştırdığı 100 metronom için yazılmıştı.
Ligeti 1950’lerin sonlarından başlayarak kompozisyon yaklaşımlarına köklü yenilikler getirdi. Müziğinde belirgin müziksel aralıklar, ritimler ve armoniler çoğunlukla ayırt edilememekle birlikte hepsi birden bazen son derece pürüzsüz bir dinginliğin, bazen de öfkeli dinamik bir hareketin öne çıktığı bir müzik yaratıyordu. Bu efektlerin en iyi örnekleri orkestra için Athmosphéres (1961) ve soprano, mezzosoprano, iki koro ve orkestra için Requiem’de (1963-65) görülür. Athmosphéres’de, yaylı çalgılar da içinde olmak üzere orkestra içindeki her çalgının kendine özgü bir melodi çizgisi vardır; bütün partiler birbiriyle kontrast renkler oluşturan büyük ses birleşimleri içinde yerini alır. Ligeti’nin vokal ve çalgı sesleri arasındaki farkları ortadan kaldınnaya çalıştığı Aventures (1962; Serüvenler) ve Nouvelles Aventures’deyse (1962-65; Yeni Serüvenler) şarkıcılar geleneksel anlamda neredeyse hiç “şan” yapmazlar.
Viyolonsel konçertosunda (1966) solocu ile orkestra arasındaki alışılmış karşıtlığı çok uzun dizelerden oluşan, ağır ağır değişen ve geleneksellikten çok, uzak bir doku içinde en aza indiren Ligeti’nin öbür yapıtları arasında kadınlar korosu ve orkestra için Clocks and Clouds (1973; Saatler ve Bulutlar) Ue orkestra için San Francisco Polyphony (1974) yer ahr.
Liggett Group Inc., tütün ürünleri, alkollü içki ve evcil hayvan maması alanlarında büyük yatırımları bulunan ABD şirketler topluluğu (konglomera). Merkezi Kuzey Carolina’daki Durham’dadır.
1849’da John Edmund Liggett, St. Louis’ de (Missouri), kökeni 1822’ye dayanan bir aile şirketinin uzantısı olarak J.E. Liggett and Brother adlı şirketi kurdu. George S. Myers’m 1873’te katıldığı ortaklık 1878’de Liggett & Myers Company adıyla anonim şirket haline geldi. ABD’de tütünün büyük ölçüde çiğnenerek tüketildiği 1885’e gelindiğinde şirket, dünyanın en büyük çiğneme tütünü imalatçısı olmuştu. Sigara üretimine ise ancak 1890’larda başladı.
1899-1911 arasında Liggett & Myers Amerikan tütün tröstünün (bak. American Brands, Inc.) bir parçası olduysa da, tröstün ABD Temyiz Mahkemesi’nce dağıtılmasından sonra, 1911’de Liggett & Myers Tobacco Company adıyla yemden anonim şirket haline geldi; merkezi de Durham’a taşındı.
1964’e değin şirket, başta Chesterfield ve L & M sigaraları, Granger ve Velvet pipo tütünleri gibi bilinen markalar olmak üzere yalnız tütün ürünleriyle uğraştı. 1964’te ise Alpo ve başka evcil hayvan mamaları üreten Ailen Products Company’yi satın alarak< üretimini çeşitlendirmeye başladı. İki yıl sonra, J & B viskileri, Grand Marnier likörleri, Campari gibi alkollü içkilerin ithalatçısı olarak tanınan Paddington Corporation ile Carillon Importers Ltd.’nin denetimini ele geçirdi. Ardından başka kuruluşları da satın alan şirketin adı 1968’de, Liggett & Myers Incorporated olarak değiştirildi; 1976’da ise şirket bugünkü adım aldı. Spor malzemeleri ve oyunlar üreten Diversified Products Corporation 1977’de Liggett Group ile birleşti.
1980’de Liggett Group, merkezi İngiltere’ de bulunan Grand Metropolitan PLC (Grand Met) adında bir holding tarafından satın alındıysa da, 1984’te yeniden ABD’li hissedarların eline geçti.
Ligne (Prensi), Charles-Joseph (d. 23
Mayıs 1735, Brüksel – ö. 13 Aralık 1814, Viyana), Belçikalı asker ve edebiyatçı. Anılarının yanı sıra Jean-Jacques Rousseau, Voltaire gibi Avrupa’nın önde gelen kişilerine yazdığı mektuplar Belçika edebiyatım önemli ölçüde etkilemiştir.
Ligne prensi Claude Lamoral’m oğluydu. Hainaut’da ve Kutsal Roma-Germen İmparatorluğumda uzun bir geçmişi olan ailenin başına geçti. 1755’te Lichtenstein’h Marie-Françoise’yla evlendi. Yedi Yıl Savaşı’nda (1756-63) Avusturya saflarında önemli yararlıklar gösterdi. Kutsal Roma-Germen imparatoru II. Joseph’in sırdaşı ve danışmanı oldu. İmparator tarafından 1780 ve 1786’da Rus çariçesi II. Yekaterina’ya (Büyük) elçi olarak gönderildi. 1787’de Yeka-terina’yla yolculuğa çıktı. Osmanh-Rus Sa-vaşı’nda 1788-89 yıllarında Rusya ve Avusturya saflarında savaştı.
Anılan ve mektuplan, 1789 Belçika ayaklanması üzerine sürgüne gönderilmeden önce Avrupa’nın önde gelen saray ve salonlarının gözdelerinden biri olarak başından geçenleri yansıtır. Yapıtlan arasında Mélanges militaires, littéraires et sentimen-taires (1795-1811, 34 cilt; Çeşitli Askeri, Edebi ve Duygusal Yazılar) ve Fragments de l’histoire & ma vie (1927; Yaşamöy-kümden Parçalar) sayılabilir.
lignin bak. odunözü
Lîgo Şenliği, Baltık dinlerinde, Güneş Tannçası Saule onuruna düzenlenen kutlama. Ayrıca bak. Saule.
Ligorio, Pirro (d. 1510, Napoli – ö. 30 Ekim 1583, Ferrara), İtalyan mimar, ressam, bahçe mimarı ve antikacı. Günümüze özgün biçimiyle ulaşan Tivoli’deki Este Villasimn planım çizmiştir. Kardinal Este için yapılan bu malikâne, tepedeki büyük
Pirro Ligorio’nun Papa IV. ñus için yaptığı pavyon, 1558-62; Vatikan
Anderson-Alinari, Art Besource/EB Inc.
yapıya kadar set set yükselen büyük bir bahçe içindedir ve tasanm yönünden aynı dönemin ünlü sanatçılan Bramante ile Raf-faello’nun düşüncelerinden de esintiler taşır. Ligorio aynca Vatikan Bahçelerinde Papa Kus IV için bir pavyon, Baldassare Peruzzi’yle (1481-1536) birlikte de Rotunda olarak bilinen yapıyı yaptı. Yapılannda alçı bezemeler kullandı; Vatikan Bahçelerindeki pavyon bunun iyi örneklerinden biridir. Ligorio Eski Roma yapıtlarım konu alan bir ansiklopedi hazırlamaya da girişmiş, bunun
amfitiyâtrolarla ilgili bölümünü Libro ddk antichitâ di Roma (1553; Eski Roma Yapıt-lan Kitabı) adıyla yayımlanmıştır.
Liguori, Alfonso Maria de’ (aziz), Al-fonso, alphonsus olarak da yazılır (d. 27 Eylül 1696, Marianella, Napoli Krallığı – ö.
1 Ağustos 1787, Pagani; azizler listesine kabulü, 1839; yortu günü, 1 Ağustos), 18. yüzyılın önde gelen ahlak ilahiyatçılarından İtalyan din adamı. Kutsal Kurtancı tarikatının kurucusudur. 1950’de Papa XIL Pius tarafından ahlakçılann ve günah çıkaran papazlann koruyucusu ilan edilmiştir.
Sekiz yıl avukatlık yaptıktan sonra 1726’da papazlığa atandı. 1732’de Scala’da Kutsal Kurtarıcı tarikatını kurdu. Ama cemaat içindeki aynhklar 1777’de doruğa ulaştı. Liguori, düşmanlarından birinin hazırladığı yeni bir tarikat tüzüğünü yanlışlıkla imzalayınca, eski tüzüğe bağlı olanlar cemaatten ayrıldı. Papa XIII. Clemens 1762’de Liguo-ri’yi Napoli yakınındaki Sant’Agata del Goti piskoposluğuna atadı. 1775’te, sağlığının bozulduğu gerekçesiyle bu görevden istifa etti. 1871’de Papa IX. Pius tarafından kilise bilgini ilan edildi. Liguori’nin kapsamlı çalışmalan üç gruba ayrılabilir: Ahlak ilahiyatıyla ilgili çalışmalarının .en iyi örneği Theologia moralis’tiı (1748). İkinci grupta çilecilik ve ibadetle ilgili çalışmalan yer alır. Son grubu ise papanın yanılmazlığı ve duanın gücü gibi konulara ilişkin dogmatik yazılan oluşturur. Liguori’nin yapıtlan 20. yüzyıl ortalarına değin binlerce baskı yapmış ve 60 yabancı dile çevrilmiştir.
Ligur dili, Roma döneminin öncesinde ve başlannda İtalya’nın kuzeybatısında (ve büyük olasılıkla Fransa’nın güneyiyle Ispanya’nın kuzeydoğusunda) oturan Ligur-lann konuştuğu dil. Hint-Avrupa kökenli olduğu sanılmaktadır. Bazı araştırmacılara göre, İtalik diller ve Kelt dilleriyle akrabadır; dilbilimsel açıdan da bu iki dil arasında yer alır. Ligur dili üzerine çağdaş bilgiler, temel olarak klasik yapıtlarda yer alan az sayıdaki açıklamadan edinilmiştir.
Liguria, İtalya’nın kuzeybatı kesiminde yönetim bölgesi. 5.418 km2’lik yüzölçümüy-le ülkenin üçüncü küçük yönetim bölgesidir. Liguria Denizi kıyısında yer alır. Ceno-va, Imperia, La Spezia ve Savona illerini kapsar.
Roia Irmağının ağzından Magra Irmağına ve Fransa sınınndan Toscana’ya kadar uzanan, hilal biçiminde bir bölgeyi içine alır. Bölgenin Cadibona Geçidine (colle) kadar uyanan kesiminde Deniz Alpleri, bu noktanın doğusunda da Liguria Apenninleri yükselir. Italyan Rivierası olarak bilinen güzej manzaralı, girintili çıkıntılı, dar kıyı şeridi ikiye ayrılır: Kıyı şeridinin Cenova yakınındaki Voltri’nin batısında kalan kesimine Batı Rivierası, doğusunda kalan kesimine de Doğu Rivierası adı verilir. Nüfus bu kıyı bölgesinde yoğunlaşmıştır.
Adını Roma Dönemi öncesinde yörede yaşayan Uğurlardan alan bölge, İÖ 1. yüzyılda Roma egemenliğine girdi. Ardından kısa sürelerle Lombardlann ve Frankla-nn yönetimi altında kaldı. 11. yüzyıl başlarında güçlenmeye başlayan Cenova 1400’e doğru bütün bölgeyi denetimi altına aldı. Aynı dönemde ticaret ve denizcilik alanında Avrupa’nın başlıca güçleri arasına giren Cenova, rakipleri, özellikle de Venedik’le girdiği çok sayıda çatışmaya karşın, bölgenin Napol&m’un yönetimi altına girdiği tarihe değin bağımsızlığını korudu. Viyana Kongresinde (1815) alman bir kararla Pie-monte’ye bağlanan Liguria, İtalyan Risorgi-mento (Yeniden Yükseliş) hareketinde önemli bir rol oynadı ve İtalyan birliğinin
deve
(ve
oluşturulmasına önemli katkılarda bulundu. Çevresindeki dağlarla kış rüzgârlarından korunan bölgenin çeşitli kesimlerinde, özellikle de batısında turfanda sebze, çiçek, zeytin ve üzüm yetiştirilir. Bölgenin ılıman iklimi sayesinde kıyı şeridindeki sayfiyeler birer turizm merkezi olarak gelişmiştir. Sanayi kuruluştan bölge ve il merkezi Cenova’nm çevresinde, Savona kentinde, La Spezia Körfezi kıyılarında yoğunlaşmıştır. Ülkenin en önemli tersaneleri Cenova ve La Spezia’dadır. La Spezia ülkenin başlıca denizcilik merkezi, Savona ise Italyan demir sanayisinin başlıca odaklarından biridir. Kimya, tekstil ve gıda sanayileri de önemlidir. Nüfus (1991) 1.701.788.
Liguria Cumhuriyeti, Fransızca république ligurienne, İtalyanca repubblica ligure, Napoléon Bonaparte’ın ele geçirdiği Cenova kenti ve çevresinde, 15 Temmuz 1797’de kurduğu cumhuriyet. Fransa’daki Direktuvar(*) yönetimi örnek alınarak yönetilen cumhuriyet, bir ittifak anlaşmasıyla Fransa’ya bağlanmıştı. 1803’te, Fransa’ya doğrudan bağlı bir askeri bölge haline geldi ve devlet başkanının Napoléon tarafından atanmasına karar verildi. Mayıs 1805’te de Fransız İmparatorluğu’nun bir parçası oldu.
Liguria Denizi, Latince mare ligusticum, İtalyanca mare ligure, Fransızca mer ligurienne, Akdeniz’in İtalya’nın kuzeybatı kı-
Öanna doğru sokulan kesimi. Kuzeyinde guria, doğusunda Toscana, güneyinde de Korsika Adası yer alır. Apennin Dağlarından doğan birçok akarsuyun döküldüğü denizin derinliği Korsika’nın kuzeybatısında 2.850 m’ye ulaşır. Liguria Denizi kuzeydeki Cenova Körfezini içine alır ve güneydeki Toscana Takımadaları aracılığıyla Tiren Denizine bağlanır.
Uğurlar, Eski Yunan ve Roma yazarlarına göre, İÖ 1. binyılda İspanya’nm kuzeydoğu kesimiyle İtalya’nın kuzeybatı kesimi arasında ııganan bölgede yaşayan halk. Günümüz arkeologları da bu bölgede ele geçen Neolitik Çağa ait buluntuların yer aldığı katmana Ligur adım vermiştir.
Ligustrum bak. kurtbağrı
lgia, Wade-Giles yazımında li-chla, Çin’de Ming hanedanı döneminde (1368-1644) toplumsal örgütlenme sistemi. Aynca bak. baojia.
lÿin, Wade-Giles yazınımda u-chin, 19. yüzyılın ortalarında Çin’de tüccarların ödediği özel vergi. Çeşitli mallann satıldığı dükkânlardan satış vergisi, transit mallardan da harç biçiminde alınırdı. tik olarak 1853’te, Çin’in orta kesimindeki Jiangsu’da Taiping Ayaklanmasının (1850-64) bastırılmasına yardıma olacak birliklere mali kaynak sağlamak için toplanmaya başladı. 19. yüzyılın ikinci yarısında, Batı’yla kurduğu ilişkiler sonunda Çin’in ticaret hacmi genişleyince önemli bir gelir kaynağı durumuna geldi ve 1860’a değin ülkenin hemen bütün bölgelerine yayıldı. Birkaç yıl sonra lijin gelirlerinin bir bölümü imparatorluk hâzinesine aktarılmaya başladı. Li-jin’in Qing (Mançu) hanedanının (1644-1911/12) başlıca maü kaynaklarından biri durumuna gelmesiyle köylüler üzerindeki vergi yükü bir ölçüde hafifledi.
Çin’e giren mallardan lijin nedeniyle alınan harç, bu ülkeyle ticaret yapan Batılı ülkelerin tepkisine yed açtı. Çinliler 1928’de
19. yüzyılda Afyon Savaşları sonucunda imzalanan eşitsiz antlaşmalarla ellerinden alınmış olan gümrükleri denetleme hakkının geri verilmesi karşılığında lijin’i kaldırmayı kabul ettiler.
Likaonya, lykaonia olarak da yazılır, Orta Anadolu’da antik bölge. Doğuda Ka-padokya, güneyde Kilikya, batıda Pamfil-ya ve Pisidya, kuzeyde de Frigya ve Galat-ya ile çevrilidir. Bugünkü Konya ilinin büyük bölümünü kaplar.
419 likenler
kaçmak zorunda kaldı. Onun ölümüyle de Çahar hanedanı sona erdi.
likenler, algler (genellikle yeşil ya da mavi-yeşil algler) ve mantarların ortakya-şamlan sonucu oluşan ve 15 bin kadar tür içeren bitki benzeri, talh organizmalar grubu. Dünyanın hemen her yerine dağılmış olan bu organizmalara çöllerden tundralara ve kutuplara, deniz seviyesinin altından çok yüksek dağlık kesimlere kadar uzanan
Roma İmparatorluğu döneminde Likaonya bölgesi
W. Shepherd, Historical Atlas, 1964, Bames & NobJe Inc.
Antik Çağda Anadolu’da önemli bir rol oynamayan Likaonyahlar dağlarda yaşayan, özgürlüklerine düşkün, savaşçı bir halktı; görenek ve geleneklerini tarih boyunca korudular. Anadolu’da İÖ 6. yüzyılın ortalarında başlayan Pers egemenliğine boyun eğmediler ve geçimlerini daha çok yağmacılıktan sağladılar.
İO 133’ten sonra Romalıların, Kapadok-ya Kralhğı’na bıraktığı Likaonya İÖ 100’de Roma’nm Kilikya Eyaleti sınırlan içine alındı. İÖ 37’de Antomus tarafından, Pamfilya ve Pisidya, bölgeleriyle birlikte Galatya kralı Amyntaş’a bırakıldı. Onun ölümünden sonra aa İÖ 25’te Augustus tarafından Roma’mn Galatya Eyaleti’ne bağlandı. Likaonya’nın eskiden Tatta (Tuz) Gölü yöresindeki kuzey kesimi soğuk ve su bakımından oldukça yoksuldu. Hayvanalık, dağlık kesimlerin en önemli gelir kaynaklan arasındaydı. Bölgenin en başta gelen kenti İkonion’du (Konya).
Likasi, eskiden (1966’ya değin) jadotvil-le, Zaire’nin güneydoğusundaki Shaba bölgesinde kent. Likasi Irmağı kıyısında, Lu-bumbashi’nin 140 km kuzeybatısında yer alır. 1892’de Belçikalılar, iikasi’de ve 24 km kuzeybatıdaki Kambove’de bakır yatakları buldular. 1917’de kurulan Likasi 1943’te kentsel bir bölge oldu. Günümüzde Zaire’nin en önemli maden işleme merkezlerinden biridir. Bakır ve kobalt antma tesisleri, sülfürik asit ve gliserin gibi kimyasal maddeler üreten fabrikalar ve bir bira fabrikası, başlıca sanayi kuruhışlandır. Kentte bnr arkeoloji ve madencilik müzesi de bulunmaktadır. Likasi kara ve demir yollanyla Lubumbashi’ye bağlanır. Nüfus (1990 tah.) 216.818.
I.ikrian (ö. 1634, Tibet), 1604-34 arasında Moğol ham. Büyük Moğol hanlannın sonuncusudur.
Moğol Hanhğı’m elinde tutan Çahar hane-danındandı. Moğolların, geleneksel Şama-nist inançlanm bırakarak Tibet Budaohğmı benimsedikleri dönemde hüküm sürdü. Bu-daa tapmaklar yaptırdı ve dinsel metinleri Tibet dilinden Moğolcaya çevirtti.
Öte yandan, kendi kabilesi dışında hanlığı tanınmadı. Komşu kabileler üzerinde denetim kurma çabalan da sonuçsuz kaldı. Bununla birlikte Likdan, komşularına korku saçan çetin bir savaşçı olarak tanınırdı. Düşman Moğol kabileleri ve Çin’de iktidara yükselmekte olan Mançulann saldırılan karşısında, çoğu Çaharla birlikte batıya
Ağaç gövdelerinde ve nemli kayalık yerlerde yaşayan ciğer İlkeni (Lobaria pulmonaria)

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*