Li Qingzhao, Wade-Giles

Li Qingzhao, Wade-Giles

yazımında li ch’ing-chao (d. 1081, Jinan, Shandong yönetim bölgesi – ö. 1141’den sonra, Jinhua, Zhejiang yönetim bölgesi, Çin), Çin’in en büyük kadın şairi. Yalnızca bir bölümü günümüze kalan yapıtlarıyla, bugün de yaşadığı dönemdeki kadar ilgi görmektedir. Edebiyatla uğraşan bir ailenin çocuğuydu. 1101’de, ünlü bir eski yapıtlar uzmanı olan 7han Mingcheng ile evlendi. Jin hanedanı Kaifeng’ı ele geçirince ikisi bu bölgeden kaçarken Zhao Mingcheng öldürüldü (1129). Tek başına yoluna devam eden Li Oingzhao, 1132’de Hangzhou’a ulaştı, iki yıl sonra da, yaşamının sonuna değin kalacağı Jinhua’ya kaçtı. Yazdığı yedi deneme kitabı ile altı şiir kitabından günümüze, yalnızca bazı şiirler kalmıştır. Li | Oingzhao un şiirlerinin çoğu, bestelenmek üzere yazılan ve her dizedeki hece sayısı farklı olan ci tarzmdaydı. Şiirleri, yansıttığı kadın duyarlılığı ve çarpıcı söyleyiş biçimiyle önem kazanır.
Li Shangyin, Wade-Giles yazınımda li shang-yin (d. 813, Henei, Henan yönetim bölgesi – ö. 858, Zhengzhou, Henan yönetim bölgesi, Çin), zarif ve güç anlaşılır yapıtlarıyla tanınan Çinli şair.
Song hanedanı döneminden (960-1279) başlayarak bilginlerin üzerine önemle eğildi® Li Shangyin Çin’de en çok tartışılmış şairlerden bindir. Garip imgeler, güç anlaşılan kinayeler, siyasal alegoriler, geçmişten ya da kendi döneminden olaylara ve kişilere yönelik yergiler içeren şiirlerinin karmaşık bir yapısı vardır. Bu yüzden şiirlerinin başka dillere çevrilmesi güçtür.
Li Shangyin’in yaşadığı dönemin toplumsal ve siyasal koşullarım yansıtan yapıtlan, Song döneminin başlannda yaşayan şairleri de önemli ölçüde etkilemiştir.
Li Shaojan, Wade-Giles yazımında li shao-chün (ü. İÖ 2. yy, Çin), Taoculuğun halk arasında yaygın mistik boyutlarım geliştirmesiyle ünlü Çinli düşünür. Simyayla uğraştığı bilinen ilk Taocu ve bazı sağhk önlemlerini Taoculuğa sokan ilk kişidir. Taoculuğun en yüksek amacının xian (fiziksel ölümsüzlük) konumuna ulaşmak olduğunu ilk kez Li ortaya atmıştır.
İÖ 133’te Han imparatoru Wu Di’nin güvenini kazanan Li, onu altına dönüştürülmüş zincifre bir kaptan yemek yiyerek ölümsüzlüğün elde edilebileceğine inandırdı. U’ye göre, bu yemeği yiyen kişi efsanevi ölümsüzlük adalarında (Penglai) yaşayan bilgeleri görecekti. Bu ölümsüz bilgelere bakarken belirli ayin gereklerini yerine getirirse ölümsüzlüğe ulaşacaktı.
Li’ye göre, zincifreyi altına dönüştürmenin ilk adımı, Fınn Prensi Zao Jun’e dua etmekti. Bu dualar sonradan Taocu ayinlerin değişmez bir unsuru durumuna geldi. Ii’nin ölümünden hemen sonra Zao Jun de Taoculann ilk büyük tanrısı oldu.
Li, olağan koşullarda gerçekçi bir kişi olan Wu Di’yi kendisinin birkaç yüzyıl yaşında olduğuna, ölümsüzlük formülünü Wu’nun yamanından çok önce keşfettiğine inandırmıştı. İmparatorun Ona olan güveni Li’nin ölümünden sonra bile sarsılmadı. Li’nin gerçekte ölmediğim, yalnızca eski bedenini
terk ederek başka bir biçime dönüştüğünü ilan etti.
Li Shizhen, Wade-Giles yazımında li shih-chen (ü. 16. yy, Çin), Ming hanedanı döneminde (1368-1644) yaşamış Çinli bilgin. İki binden fazla ilacı tanımlayıp 8 bini aşkın reçetenin nasıl hazırlanacağım gösterdiği Bencao gangmu (Büyük Farmakope) adlı kitabıyla tanınır. 1578’de tamamlanan kitap, aynı türden benzer küçük yapıtların bir araya getirilmesinden oluşuyordu. İçinde 1.074 bitki, 443 hayvan ve 217 mineral kaynaklı maddeyi gösteren 142 resim ve tanım yer almaktaydı. Li, damıtma gibi çağdaş sayılacak yöntemler ile ava, efedrin, şolmogra yağı ve iyot kullanımını, hatta çiçek hastalığına karşı aşılama yöntemini de tanımlamıştı.
li-shu bak. lishu
Li Si, Wade-Giles yazımında u ssu (d. İÖ 280 ?, Chu, Orta Çin – ö. IÖ 208, Xian: yang), Çinli devlet adamı. Savaş halindeki Çin devletlerini ilk merkezî imparatorluğu kuran Qin hanedanı altında birleştirmek için yasalcılık felsefesinin acımasız ilkelerini uygulamıştır.
İÖ 247’de sonradan Shi Huangdı (ilk Egemen İmparator) olarak anılan Qin hükümdarının hizmetinde memurluğa başladı. Başdanışman olarak İÖ 221’den sonraki köktenci siyasal ve kültürel yemliklerin çoğuna damgasım vurdu. İmparatorluğu merkezden atanan görevlilerce yönetilen 36 bölgeye ayırdı. Sikkelerle ağırlık ve ölçü birimlerinin standartlaştırılmasına, ayrıca kuzeydeki barbar kavimlere karşı Çin Sed-di’nin inşa edilmesine ön ayak oldu. Çin’de tek bir yazı sisteminin kullanılmaya başlamasında da önemli rol oynadı. Devlete yönelik yıkıcı düşüncelerin gelişmesini önleme gerekçesiyle İÖ 213’te tarih eğitimim yasakladı ve “kitapların yakılmasını” emretti. Bu davranışından dolayı sonraki Kon-füçyüsçü bilgin kuşaklarca nefretle anıldı. Shi Huangdi’nin ölümünden (IO 209) sonra imparatorun vasiyetini değiştirerek çocuk yaştaki oğlunu tahta çıkarmak üzere hadım saray görevlilerinin başı Zhao Gao’ la birlikte bir komplo düzenledi. Ama aralannda çıkan anlaşmazlıktan dolayı Zhao Gao tarafından idam ettirildi.
Li Sixun, Wade-Giles yazımında li ssu-hsün (d. 651 – ö. 716), Tang hanedanı döneminde ortaya çıkan çok renkli manzara resmi üslubunun en önde gelen temsilcisi Çinli ressam. “Amatör aydın ressamlar”m Güney okuluna karşı gelişen ve profesyonel ressamların yer aldığı Kuzey okulunun da kurucusudur.
Tang imparator ailesiyle akrabalığı vardı. Dalgalı bir siyasal yaşam sürdü; sürgüne gönderildi, bağışlandı, onursal generallik rütbesine yükseltildi. Öğlu Li Zhaodao da ünlü bir ressamdı. Bazen baba Büyük General Li, oğul da Küçük General Li olarak anılırdı. Özgün yapıtlannın hiçbiri günümüze ulaşmamakla birlikte, her ikisinin de son derece bezemeci ve özenli bir üsluplan olduğu, mâvi ve yeşili çoğu kez beyaz ve altın yaldızla birlikte kullandıklan bilinir. Li Sixun ile Güney okulunun kurucusu Wang Wei’in üsluplan arasında sonradan Dong Qichang(*) tarafından yapılan ayrım, Kuzey-Güney farklılığım abartırsa da, Tang dönemi manzara resmi geleneğinin çeşitli anlatım olanaklarım yansıtması açısından önemlidir.
Li Tang, Wade-Giles yazımında li tang (d. Heyang, Henan yönetim bölgesi; ü. y. 1080 – y. 1130), Kuzey ve Güney Song hanedanlan döneminde yaşamış Çinli res-
393 Li Tleguai
sam. Güney Song döneminin akademik manzara üslubunun temelini oluşturan bir üslup yaratmıştır.
İmparator Hui Zong’un resim akademisinde en yüksek yere ulaştı. Moğollann ülkenin kuzeyini istila etmesi üzerine güneye giderek imparator Song Gao Zong’un saray akademisine girdi. Lı Tani’ın manzara resimleri, daha önceki ve özünde Kuzeyli anıtsal manzara resmiyle Mâxia okulunun daha Ürik Güneyli uMubu arasında bir köprü oluşturur. Bu resimlerden 1124 tarih-
li bir tanesinin (Taipei Ulusal Saray Müze-
“Dafllarda Fısıldaşan Çamlar”, Li Tang’ın el rulosu, 1124; Ulusal Saray Müzesi, Taipel
National Palaca Muaaum, Tılptl
si) Li Tang’a ait olduğu kesinlikle bilinmektedir. Li Tang, “balta vuruşu” diye de adlandınlan dokulu fırça vuruşunu kusur-suzlaştiran sanatçıdır. Güney Song sanatçı-lan bu tekniği kullanarak özellikle kaya tasvirlerine dokusal bir özellik kazandırmış ve gerçeklik duygusu uyandırmışlardır.
Li Tieguai. Wade-Giles yazımında li-tibh-kuai, Çın mitolojisinde, Sekiz Ölüm-
Ll Tleguai’yi demir asası İle gösteren bir resim; Philipp Üniversitesi İlahiyat Koleksiyonu, Marfaurg, Almanya Foto Mftrburg-Art RMOurc«/EB Inc.
Li Tzu-ch’eng 394
süz’den (Ba Xian) biri. Kırk yıl boyunca genellikle yemeden, içmeden ve uyumadan çileci bir yaşam sürer. Sonunda, gene Li soyadını taşıyan Laozi’nın yeryüzüne geri dönerek Li’niri kabilesine dünya yaşamının boşluğunu öğretmeye razı olması üzerine inzivadan çıkar, inanışa göre bit gün, Lao-zi’yı gökyüzünde ziyaret edip döndükten sonra, bedenini emanet ettiği müridinin onu yakıp kül ettiğini görür. Bunun üzerine, açlıktan ölmüş bir dilencinin çarpılmış bedenine girerek yeni bir kimliğe bürünür. Bu yüzden sanat yapıtlarında Li, omzunda ya da elinde bir sukabağıyla, demir asalı (tie-guai) bir ihtiyar olarak betimlenir. Li, geceleri sukabağmın içinde uyur ve yoksullara dağıttığı ilaçlan onun içinde saklar. Ayrıca bak. Sekiz ölümsüz.
Li Tzu-ch’eng bak. Li Zicheng
Li Xiucheng, Wade-Giles yazımında u HSIU-CH’ENG (ö. 7 Ağustos 1864, Nanjing), 1850-64 arasında Güney Çin’in büyük bölümüne yayılan, dinsel ve siyasal nitelikli Taiping Ayaklanması’nın önderlerinden. 1859’dan sonra Taipingler iç çatışmalar, yolsuzluklar ve önderlerin zayıflığı nedeniyle eski güçlerini yitirmeye başladıklarında, askeri dehası ve önderlik yeteneğiyle ayaklanmanın sürmesini sağladı. 1860-62 arasında Çin’in başlıca ticaret kenti Şanghay’ı ele geçirerek kuzeye doğru yayılınak için harekete geçti. Bunun üzerine kentte üslenmiş bulunan Batılı güçler imparatorduk hükümetine yardım etmeye başladılar. Taiping ordulan defalarca Batılı paralı askerler tarafından geri püskürtülünce Li çabalann-dan vazgeçmek zorunda kaldı ve Taipingle-rin başkenti olan Nanjing’in savunulmasına yardıma olmak üzere geri çekildi. 1864’te başkent düşmanın eline geçtiğinde en iyi atım Taiping tahtının genç vârisine veren ve kötü bir atla kaçmaya çalışan Li, hükümet birlikleri tarafından yakalandı ve idam edildi.
Li Yu, Wade-Giles yazımında u yo (Çince-de “Son Hükümdar”) (d. 937, Jinling [bugün Nanjing] – ö. 15 ? Ağustos 978, Bian [bugün Kaifeng], Henan, On), Çinli şair ve Güney Tang hanedanının (937-975/76) son hükümdan.
Şair olan babası Li Jing’in yerine 961’de geçti. Song hanedanının (960-1279) kurucusu Tai Zu’ya vergi ödemesine karşın, 974’te topraklan Song kuvvetlerinin istilasına uğradı. Bir yıl sonra başkenti Jinling’in düşmesi üzenne teslim oldu ve Song başkenti Bian’e götürüldü: Göstermelik bir soyluluk unvanı almakla birlikte acı dolu bir yaşam sürdü. Tai Zu’nun ölümünden (976) sonra tahta çıkan kardeşi Tai Zung’un, şiirlerine öfkelenmesi nedeniyle zehirlenerek öldürüldü.
Li Yu bir ci (her dizedeki hece sayısı farklı olan şiir biçimi) ustasıydı. Otuzdan çok lirik şiiri günümüze ulaşmıştır. Bir bölümü melankolik izler taşımakla birlikte, ilk şiirleri sarayındaki eğlenceli ve debdebeli yaşamı yansıtır. Ama edebi gücünün doruğuna, hükümdarlığını yitirmesinden duyduğu aayı ve umutsuzluğu dile getirdiği son dönem şiirlerinde ulaştı. Şiirlerinin dolaysız ve güçlü duygusallığı uzun yıllar yaygın biçimde okunmasını sağladı. Şairliğinin yanı sıra ressam, kaligraf, koleksiyoncu ve müzisyendi.
Li Ynanhao, Wade-Giles yazınımda li yüan-hao, li nangxiao olarak da bilinir, ös sıfatı (s/h) wulie di, soy sıfatı (xi xia) jing
zong (ü. 11. yy, Çin), Çin’in kuzeybatısında yaşayan Tibet kökenli Tangut kabilelerinin önderi- Genellikle Xia (Batı Xia) olarak anılan Xia hanedanını (1038-1227) kurmuştur.
Tangutlann Çin’deki Song hanedanına (960-1279) bağımlılığına 1038’de son vererek kendini Xia imparatoru ilan etti. Çin’ dekine benzer bir yönetim sistemi oluşturmaya çalıştı. Çin ideogramlanna dayalı bir Tangut yazı dili benimsedi. Savaşçı bir devlet olan Xia, Moğol istilasına (1209) değin bağımsızlığını korudu. Moğolların yol açtığı büyük yıkımdan dolayı Tangut Halkı ve kültürüne ilişkin pek az şey bilinmektedir.
Li Yuanhong, Wade-Giles yazımında li yüan-hung (d. 1864, Hubei yönetim bölgesi – ö. 5 Haziran 1928, Tianjin, Çin), Çin Cumhuriyeti’nin iki dönem boyunca görevde kalan tek cumhurbaşkanı.
Tümen komutam olarak Wuhan kentinde (Hubei yönetim bölgesi) bulunduğu sırada cumhuriyetin kurulmasıyla sonuçlanan 1911 Devrimi patlak verdi. Ayaklanmanın daha sonraki bir tarihte başlatılması kararlaştınl-dığı için herkesin üzerinde birleştiği bir önder bulunmuyordu. Devrimcilerle daha önce ilişkisi olmamasına karşın bölgeden kaçmayan tek üst rütbeli subay olduğu için yeni hükümetin başkanlığını Li’nin üstlenmesi kararlaştırıldı. Yurtdışmda bulunan ulusal önder Sun Yat-sen ülkeye döndükten sonra 29 Aralık 1911’de cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı yardımahğma seçilen Li, bu görevini Sun Yat-sen’in eski general Yuan Shikai lehine görevinden çekilmesinden sonra da sürdürdü. Yuan’in Haziran 1916’da ölmesi üzerine Li onun yerine cumhurbaşkanı oldu Ve çocuk imparator Puyi’nin kısa bir süre için yeniden tahta çıktığı Temmuz 1917’ye değin bu görevde kaldı. 1922’de cumhurbaşkanlığını yeniden üstlenmeye ikna edildiyse de ertesi yılın eylül ayında istifa etmek zorunda bırakıldı. Li, Çin’i askeri güç kullanmak yerine görüşmeler yoluyla birleştirmek için çeşitli girişimlerde bulunduysa da bu çabala-n sonuçsuz kaldı.
Li Zicheng, Wade-Giles yazınımda li tzu-ch’eng (d. 3 Ekim 1605?, Mizhi, Shaanxi yönetim tolgesi – ö. 1645, Hubei yönetim bölgesi, Çin), Ming hanedanından (1368-1644) gelen son Çın imparatoru Oıong-zhen’ı tahttan indiren ayaklanmacı.
Ülkenin kuzeyinde toblumsal huzursuzluklara yol açan büyük kıtlığın ardından 1631’de ayaklanmacılara katılarak kuzeybatıdaki Shaanxi?de karargâh kurdu. Bu dönemde Zhuang Jiang (Atak Komutan) adım aldı ve yandaşlanmn sayısı artınca komşu bölgelere akınlar düzenlemeye başladı. 1639’dan sonra kendisini desteklemeye başlayan bilginlerin önerilerine uyarak, yağmalamayı yasakladı, el koyduğu yiyecek ve topraklan yoksullara dağıttı. Aynca kendisini yücelten öykü ve destanların bütün ülkeye yayılması için çaba harcadı. Denetimi altına aldığı topraklar üzerinde bağımsız bir hükümet kurarak unvanlar dağıttı ve kendi adına para çıkardı. 1644’te de kendini Da Shun ya da Büyük Shun adını verdiği hanedanın ilk imparatoru ilan etti. Aynı yıl başkent Pekin üzerine yürüyen Li, hadım komutanlardan birkaçı imparatora ihanet ettiklerinden kenti kolayca aldı. Ama başkentte uzun süre kalamadı. İmparatorun sadık komutanlarından Wu Sangui (1612-78) kuzeydoğu sınırındaki Mançu kabilelerini Çin’e girmeye ve Ming hanedanını yeniden kurmaya ikna etti. Ming ve Mançu birliklerinden oluşan birlikler Li yi başkent-
ten çekilmeye zorladılar. Kuzeydeki Hu-bei’e kaçan li’nin yöredeki köylüler tarafından öldürüldüğü sanılır.
Liang Chenyu, Wade-Giles yazınımda liang ch’en-yü (d. 1510, Kunshan, Jiangsu yönetim bölgesi – ö. 1580, Çin), Çinli oyun yazan. Kunshan şarkılı oyun okulunun Ufr yazandır. Ünlü oyuncu Wei Liangfu yeni, daha incelikli ve gösterişsiz bir şarkılı oyun üslubu geliştirince, dostu Liang Chenyu’den bu üslubu sergileyecek bir oyun yazmasını istedi. Liang da bunun üzerine Huan sha Ji (İpek Atkının Yıkanması) adlı oyunu kaleme aldı. Wu ve Yue eyaletleri arasındaki savaşı ele alan oyunun konusu çok önemli değildi. Oyun daha çok zarif şiirleri ile ineç ve yumuşak müziği dolayısıyla büyük hayranlık uyandırdı. Kunshan okulu Çin tiyatrosuna 18. yüzyılın sonuna değin egemen oldu.
Liang Kai, Wade-Giles yazımında liang kai (d. y. 1140, Dongping, Shandong yönetim bölgesi – ö. y. 1210, Çin), Çinli ressam.
Güney Song döneminde Hanzhou’daki imparatorluk resim akademisine devam etti; ama bir süre sonra Budaa Chan (Zen) rahibi olmak için akademiyi terk etti. Günümüzde de bu yönünü belirten resimleriyle tanınır. Güney Song hanedanının başkenti Hanzhou yakınlarındaki bir tapınakta rahip oldu. Çinli koleksiyoncular Konfüçyüsçü beğenileri yüzünden genellikle Chan, özellikle de Güney Song dönemi resimlerine önem vermedikleri için, Liang Kai’ye ait olduğu kabul edilen yapıtlann hepsi Japonya’da toplandı. Bunlara Japonya’da çok değer verildi ve kopyalan yapıldı. Liang Kai’nin birbirinden çok farklı yapıtlan bulunmakla birlikte, bunların yarattığı genel etki Chan inanana uygun düşer. Yoğun, tutkulu, bilerek ve ustalıkla yapılmış bu resimler, aynı dönemin başka bir Chan Budaa ressamı olan Muqi Fachang’ın resimlerinden daha canlıdır.
Liang Qichao, Wade-Giles yazınımda u-ANG ch’i-ch’ao (d. 23 Şubat 1873, Xinhui, Guangdong yönetim bölgesi – ö. 19 Ocak 1929, Pekin, Çin), 20. yüzyıl başlarında Çinli aydınlann önderi.
Liang, Çin kültürü için önerdiği köklü yenilikleri savunmak için gelenekten yararlanmak amaayla Konfüçyüs Klasikleri’ni yemden yorumlayan büyük bilgin Kang Youwei’nin öğrencisiydi. Japonya’nın Çin’i ağır bir yenilgiye uğratmasından (1894-95) sonra Kang ve Liang’ın yazılan imparatorun dikkatini çekti ve Yüz Gün Refonmı’na (*) ortam hazırladı. Bu süre içinde (1898 yazı) imparator, devlet sistemini yenilemek ran bu bilginlerin öğütlerine göre davrandı. Önerilen reformlar arasında, modem okullar kurulması, 2 bin yıllık devlet memurluğu sınav sisteminin yenilenmesi ve hükümetin hemen her etkinliğinin yeniden örgütlenmesi gibi önlemler bulunuyordu. Dul Imparato-riçe Cixi reform hareketini fazla kapsamlı olduğu gerekçesiyle durdurdu. Üstelik Kang, Liang ve öteki reformculann tutuk-lanmalannı emretti. Japonya’ya kaçan Liang, sürgün ydlannda yerleşik gelenekleri sorgulayan gazeteciliğiyle Çin’de bütün bir genç kuşağı etkiledi, liang 1912’de Çin Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra Çin’e döndü. Chinputang’ m (İlerici Parti) kuruculan arasında yer aldı. Sun Yat-sen’e ve onun partisi Kuo-mintang’a karşı, otokratik eğilimli Cumhurbaşkanı Yuan Shikai’ın yanında yer aldı.
Ama Yuanin cumhuriyet rejimini yıkarak kendini imparator ilan etme girişimine karşı başarılı bir direniş örgütledi.
Liang Shiqiu, Wade-Giles yazımında li-ang shih-ch’iu (d. 8 Aralık 1902, Pekin, Çin -ö. 3 Kasım 1987, Taipei, Tayvan), modern romantik Çin edebiyatına yönelttiği eleştirilerle tanınan edebiyat eleştirmeni.
Çin’de başladığı öğrenimini Colorado Springs’deki (ABD) Colorado College’da sürdürdü. Daha sonra Harvard ve Columbia üniversitelerine devam etti. Tutucu edebiyat eleştirmeni Irving Babbitt’in etkisi altında kaldığı Harvard’da çağdaş Çin edebiyatının aşın romantikliği üzerine bir inceleme kaleme aldı. Batı’nın edebiyat biçimlerinden yararlanan yeni bir Çin edebiyatının gelişmesini savundu. Daha sonra bu düşüncelerini Langmandi gudiendi (1927; Romantik ve Klasik) adlı bir kitapta topladı, kitap Çin’de de yayımlandı.
1926’da Çin’e döndüğünde Liang, edebi yaratıcılığın estetik ve bağımsız amaçlanm vurguladı. Hu Shi, Zhimo ve öbür yazarlarla birlikte 1927’de Hilal Derneği’ni kurdu. Grubun üyeleri düşüncelerini Xinyue adlı dergide açıkladılar. Liang 1949’da komünistler iktidara gelinceye değin Çin’de yazarlık ve öğretmenlik yaptı. Bu tarihten sonra Tayvan’a yerleşti.
Çin ve Batı edebiyatı üzerine pek çok eleştirel yapıt kaleme alan Liang önemli çeviriler de yaptı. Başlıca çevirileri arasmda Petrus Abaelardus’un H61oi’se’a yazdığı aşk mektuplan, oyun yazan Sir James Barrie’ nin Peter Pan adlı yapıtı ve Emily Bronte’ nin Wuthering Heights (Rüzgârlı Bayır) adlı romanı da yer alır. 1931-67 arasmda Sha-kespeare’in bütün yapıtlannı Çinceye çevirmiştir.
Liang Shaming Wade-Giles yazımında liang SHU-MING (d. 9 Eylül 1893, Guilin, Guangxi, Çin), 20. yüzyılda Çin’de Konfüç-yüsçülüğün önemim koruduğunu kanıtlamaya çalışmış Yeni-Konfüçyüsçü filozof. Çin Komünist Partisi ile Kuomintang arasında orta yol arayışı başansızlıkla sonuçlanan Demokratik Birlik adlı siyasal örgütte etkin rol oynamıştır.
Budacı kökenli olan Liang 1917’de Pekin Üniversitesi’ne Budacıhk profesörü olarak atandı. Böylece Çin tarihinde bu dalda ders veren ilk üniversite görevlisi oldu. 1918’de babasının intihan üzerine Konfüçyüsçülüğü benimsedi. Dongxi wenhua ji qi zhexue (1921; Doğu’nun ve Batı’mn Kültürleri ve Felsefeleri) adh kitabıyla, tabulara karşı çıkan Batılılaşmış Çin aydınlarına Çin kültürünün, özellikle de Konfüçyüsçülüğün önemim kanıtlamaya çalıştı. Batıhlann yaklaşım biçimini mücadele, Çinlilerin tutumunu düzeltmeler aracılığıyla uyum, Hint yaklaşımım da kaçış olarak tanımladı. I. Dünya Savaşı’ndan sonra Batı kültürünün egemen olduğunu, bu dönemin yerini kısa süre sonra Çin yaklaşımının alacağını ve Batı’mn maddi başanlanm insanın ahlaki ve manevi gereksinimlerine uyarlayacağım öne sürdü. Daha sonraki bir çağda da Hint yaklaşımı baskın çıkacaktı.
1930’larda Liang, Batı’mn yöntem ve öğretilerinin hiçbir zaman Çin’e uygun olmayacağı, Çin’in kırsal toplumunun bir kez aydınlatılıp uyandınldığında geleneksel Konfüçyüsçü değerlere sarılacağı, Çin halkı için mücadele ve devrim döneminin böylece sona ereceği gibi görüşler benimsedi. Bu amaçla, Shandong Kırsal Kalkınma Araştır-malan Enstitüsü’nün kuruluşuna ön ayak oldu. 1937’de Çin-Japoa Savaşı (1937-45) yüzünden enstitüsü kapanınca Demokratik Birlik’in kurucu üyesi oldu. Çin Halk
Cumhuriyeti’nin 1949’da kurulmasından sonra ülkesinde kaldı, ama yoğun eleştirilere karşın Marksizmi kabul etmedi. 1980’de, anayasanın yeniden düzenlenmesi amacıyla oluşturulan komitede yer alan Liang, bilim adamlarından oluşan bir danışma kurulu niteliğindeki Çin Halkı Siyasal Danışma Konferansı’nın da başkanlar kurulu üyeliğinde bulundu.
Lianyungang, eskiden xinhailian, Wade-Giles yazımında lien-yün-kang ve hsin-hai-lien, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Jiangsu yönetim bölgesinde (sheng), yöre düzeyinde belediye (shi), kent ve liman. Changwei Irmağının ağzı yakınında, Yunyan Irmağını çevreleyen kanal ağımn kuzey ucunda yer alır. Jiangsu’nun kuzey kesimindeki kıyı bölgelerinde işletilen çok sayıdaki tuzlayla bağlantılıdır.
549’da bugünkü yerinin biraz daha doğusunda Haizhou adıyla kurulmuştu. 7. yüzyıla doğru bir tuz üretim merkezi olarak gelişti. Ming hanedanı döneminde (1368-1644) üst yöre (fu) olarak Huaian’a bağlandı. 1726’da bağımsız bir yönetim birimine dönüştürüldü. Çin Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1911’de il (xian) merkezi yapıldı. Dış ticarete 1905’te açıldı. Zamanla tuzun dışında iç bölgelerden gelen tanmsal ürünlerin de toplandığı bir merkez durumuna geldi. Bu mallar buradan gemilerle Shandong yönetim bölgesindeki Quihgdao’a ve Şanghay’a gönderiliyordu. Kentin yakın dönemdeki gelişimi, Wei Vadisinde, Shaanxi yönetim bölgesindeki Baoji’den geçen doğu-batı doğrultusundaki Longhai Demiryolu hattının yapımıyla başladı. Demiryolunun doğu ucunu Changwei Irmağı ağzındaki Dapu’da inşa edilen liman oluşturuyordu. Bu limanın çok geçmeden ırmağın taşıdığı mille dolması üzerine, 1933’te demiryolu kıyıdaki Laoyao köyüne kadar uzatıldı ve Dangxilian Adasının karşısında Lianyungang adıyla yeni bir liman kuruldu. Bir Hollanda şirketinin 1933-36 arasmda inşa ettiği Uman beklenmedik bir gelişme sonucunda’ müte doldu. Limanın bir bölümü verimli biçimde işletilemeyen Longhai Demiryolu hattmca, bir bölümü de Caozhuang maden ocaklanndan gelen kömürü ihraç eden Zhongxing adlı şirket tarafından kullanılıyordu. Batıda Shaanxi’deki Xi’an’a (Changan) kadar uzanan kentlere bağlanan ve bir kanal ağının odağını oluşturan liman, hızlı bir gelişme gösteremedi ve Qingdao gümrük idaresine bağlı kaldı. Kentin asıl gelişmesi 1938’deki Japon işgaliyle başladı. Yeniden inşa edilen limandan Japonya’ya büyük miktarda kömür, fosfat, demir cevheri, tuz ve tahıl ihraç edildi. Japonlar çekilmeden önce limanın büyük bölümünü yıktı.
1949’dan sonra Haizhou ile eski ırmak limanlan Xinpu ve Dapu birleştirilerek bir belediye oluşturuldu. Belediyenin Xinhailian olan ilk adı sonradan Lianyungang olarak değiştirildi. Bir liman olarak büyümesini sürdüren ve tesisleri geliştirilen kentte balıkçılık ve tuz sanayileri de kuruldu. Ülkede yabancı yatınmlan teşvik eden “açık kapı” politikasının başlamasıyla kent 1984’te Çin’in “açık” kentlerinden biri olarak belirlendi. Nüfus (1989 tah.) 330.700.
Liao Hanedani, göçebe Kitan kabilelerinin bugünkü Mançurya’yı (Kuzeydoğu Eyaletleri), Moğolistan’ı ve Çin’m kuzeydoğu bölgesini egemenlik altına alarak kurduğu hanedan (907-1125). Kitanlar fethettikleri topraklarda ikili bir yönetim oluşturdular. İmparatorluğun Çin’de kalan güney bölümünde, yıkılmasında önemli rol oynadıklan Tang hanedanının (618-907) yönetim biçi-
395 Liaodong Yarımadası
mini örnek alırken, İç Asya steplerindeki göçebeleri kabile esasına dayalı bir yönetim altında birleştirdiler. Çinli danışmanlardan ve yönetim anlayışından yararlanmakla birlikte, kendi kabile ayinlerini, günlük yaşam biçimlerim ve göreneklerini sürdürerek kimliklerini korumaya çalıştılar. Çince kullanmayı reddederek kendi dillerinde bir yazı sistemi geliştirdiler.
Çin topraklannda Song hanedanının (960-1279) kurulmasından sonfa, Kuzey Çin’in denetimi konusunda iki hanedan arasında bir sınır savaşı başladı. Savaş Songlann yıllık bir haraç ödemeyi kabul etmesiyle 1004’te sona erdi. Kültürel alanda giderek Song etkisi altına giren Liao hanedanı, Songlardan yardım gören Ruzhen kabilelerinin ayaklanmasıyla 1125’te yıkıldı. Ruzhen-ler daha sonra Songlan da yenerek Jin hanedanı adı altında Kuzey Çin’e egemen oldular. Jin hanedanı büyük ölçüde Liaola-nn yönetim sistemini benimsedi.
Liao Irmağı, Çin’in Liaoning yönetim bölgesi ile İç Moğolistan Özerk Bölgesı’n-de akarsu. Liao ırmak sistemi, Kuzeydoğu Çin’in orta kesimindeki Liao ve Songhua ovalarının güney bölümündeki sulan toplar ve Songhua Havzasından bir toprak şeridiyle ayrılır. Bu şerit Mezozoik (ikinci) Zamandan (y. 225-65 milyon yıl önce) sonra hafifçe yükselirken, ovalık bölge de yavaşça çökmüştür. Yakın jeolojik dönemlerde su bölümü çizgisinde görülen yoğun yükselmeye güney kesimde başlayan volkanik etkinlikler eşlik etmiştir. Bir bütün olarak kalın tortul katmanlardan oluşan ova son derece düz ve yer yer bataklıktır.
Liao Irmağı yukan çığınnda iki ana sisteme aynhr. Doğu sistemi, Kuzeydoğu’nun doğusundaki dağların eteklerinden inen sulan, batı sistemi ise yukan . kollan Laoha Yingjin ve Xinkai ile birlikte İç | Moğolistan’ ın güneydoğu kesimindeki kurak Chengde Yaylalannın sulannı toplar. Irmağın yaz aylannda en yüksek düzeye çıkan su hacmi mevsimden mevsime büyük değişiklikler gösterir. Ovadaki eğim çok düşüktür; geniş çaplı set sistemine karşın, Aşağı Liao Inna-ğı vadisi her yaz taşkınlardan zarar görür. Irmak büyük miktarda mil de taşır. Bölge yılın yaklaşık üç ayı buzla kaplıdır; baharda buzlar çözülürken srie sık yoğun taşkınlar olur. Liao Irmağımı* uzunluğu 1.345 km, su toplama alaıjıise 215.000 km2’dir. ;’ f Suyolu olafak fazla önem taşımayan Liao Irmağı, Yingkbu limanı yakınlanndaki ağzının sürekli mille dolmasına karşın, doğu ve batı kollannm aynldığı Sanjiangkou’ya kadar küçük vapurlarla ulaşıma elverişlidir. En önemli kolu Hun Irmağıyla ağzına yakın bir yerde birleşir. Liaodong Yanmadasının etekleriyle Changbai Dağlarından (shan) doğan Hun Irmağı, Liaoning yönetim bölgesindeki Shenyang’dan (eskiden Mukden) geçer.
Liaodong Yarımadası, Wade-Giles yazımında uao-tung, Çin’de, Liaoning yönetim bölgesinin güney kıyısında güneybatı yönünde uzanan büyük yanmada. Yanmadayı içine alan dağ kuşağı kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda Bohai Boğazından (haixia) geçerek Shandong Yanmadasmdaki dağlan izler ve Kuzeydoğu (Mançurya)-Kuzev Kore sınınndakı Changbai Dağlanyla (shan) sürer.
Liaodong ve Shandong yanmadalannın batısında bulunan Bo Hai Körfezi görece yakın jeolojik çağlarda oluşmuştur. Yanm-adanın omurgasını oluşturan tepeler ve dik
Liaoning 396
yamaçlar, bazıları doğuda Yalu Irmağına, bazıları batıda Liao Irmağına, bazıları da denize dökülen karmaşık bir akarsular sistemiyle derinlemesine yarılmıştır. Irmak vadileri geniş alüvyon ovalan oluşturamayacak kadar dardır. Bir bütün olarak dağ sistemine bazen Fenshui Ling, ana sıradağa da Qian Shan adı verilir. Dağlar ender olarak 1.000 m’yi aşar. Yarımadanın güney bölümü daha az engebelidir ve çok az yerde 500 m’ye ulaşır.
Liaodong Yarımadasında kışlar, Çin’in kuzey kesiminin bu yörelerine oranla daha ılık geçer. Tarım mevsimi genellikle 200, en güneyde 220 gündür. Bölgede meyve bahçeleri (özellikle elma) çok yaygındır; pirinç, buğday ve mısır da yetiştirilir. Yeraltı kaynaklan arasında demir cevheri, altın ve magnezit sayılabilir. Yanmadanın güney ucunda, Dalian (Dairen) ve Lushun (Port Arthur) limanlarından oluşan Lüda belediyesi yer alır. Yanmadanın batısında, kuzey-güney doğrultusunda Lüda’yı Shenyang’a (eskiden Mukden) bağlayan bir demiryolu bulunur.
Liaoning, Çin’in kuzeydoğu kesimindeki Mançurya bölgesini oluşturan üç yönetim bölgesinden (sheng) en güneyde yer alanı. Kuzeydoğuda Jilin yönetim bölgesi, doğuda Kuzey Kore, güneyde San Deniz (Huang Denizi), güneybatıda .Hebei yönetim bölgesi, kuzeybatıda ise İç Moğolistan Özerk Bölgesi’yle çevrilidir.
Qing (Mançu) döneminde (1644-1911/12) Shengjing olarak anılan bölge 1903’te yeni bir düzenlemeyle Fengtian adım aldı. 1928’de bugünkü adıyla sınırlan yeniden belirlendi. 1932-45 arasında Japonya’ya bağlı kukla devlet Manzhu Guo’nun (Man-çukoku) bir parçası durumuna geldi. Başkent Mukden (bugün Shenyang), 1948’de komünistlerin eline geçti. Liaoning, 1954’te tek bir yönetim bölgesi olarak düzenlendi. 1956’da bugünkü sınırlan çizildi.
Liaoning, ortasında Mukden’in yer aldığı, doğusu ve batısı dağlarla çevrili ovalık bir bölgedir. Doğudaki aağlann güney uzantısı Liaodong Yanmadasını oluşturur. Yaz yağmurlan genellikle taşkına yol açar. Sert rüzgârlann estiği ilkbaharda ise yağış çok azdır.
Nüfusunun büyük bölümü Han soyundan gelen Çinlilerden oluşur. Önemli azınlık gruplan, Liao Vadisinde ve Mukden’de yerleşik Mançular ile İç Moğolistan sının yakınlarında yaşayan Moğollardır. Liaoning’de başta demir cevheri ve kömür olmak üzere zengin yeraltı kaynaklan vardır. Manganez ve magnezyum cevheri rezervleri ile bakır, kalay, çinko, boksit ve altın yataktan bunlar arasındadır. Yönetim bölgesi, Çin’in ağır sanayi üretiminde de ilk sırada yer alır. Demir-çelik, çimento ve ham petrol üretiminin yanı sıra Liaoning Çin’in elektrik üretiminin beşte birini gerçekleştirir. Shenyang, Anshan, Lüda, Fushun ve Benxi sanayi üretiminin büyük bir bölümünün toplandığı beş kenttir.
Tanmsal gelişme sanayinin gerisinde olmakla birlikte makine kullanımı, Çin standartlarına göre oldukça yüksektir. Ekili -alanların küçük bir bölümü sanayi ve ihracata yönelik ürünlere ayrılmıştır; genellikle tahıl, sebze ve soya yetiştirilir.
Çin’de demiryolu taşımacılığı olanaklan-nın en çok geliştiği ve en çok yük taşman eyalet Liaoning’dir. Karayolu ağı geniş, ama düşük niteliktedir. İç deniz ve akarsu ulaşımına çok az başvurulur. Buna karşılık Çin’in öteki bölgelerine yapılan taşımacılıkta deniz ulaşımı önemlidir. En büyük liman
Lüda, İkincisi Yingkou’dur. Yüzölçümü 151.000 km2’dir. Nüfus (1990) 39.459.697.
– Liaoyang, Çin’de, Liaoning yönetim bölgesinin (sheng) orta kesiminde kent. Yöre düzeyinde bir belediye (shi) olan Liaoyang Taizi Irmağı (he) kıyısında, Shenyang’ın (eskiden Mukden) 50 km güneybatısında ve büyük sanayi kenti Anshan’ın 20 km kuzeydoğusunda yer alır.
Han hanedanının (İÖ 206-İS 220) İÖ 2. yüzyılda kurduğu Liaoyang ; Komutanlığı’ nın merkezi Pingxiang günümüzde aynı adı taşıyan kentin kuzeybatısındaydı. İS 4. ve 5. yüzyıllarda bölge birbirini izleyen Yan kral-lıklannm topraklarına katıldı. 640’ta Tang hanedanı (618-907) Kore bölgesini istila etmek için burayı bir üs olarak ele geçirdi. 756’da Mançurya’nın güney kesimi üzerindeki Çin protektorasımn sona ermesiyle Liaoyang 8. ve 9. yüzyıllarda gelişen Pohai (Kore dıfinde Parhe) Devleti’nın kuzey «mr bölgesini oluşturdu. 10. yüzyıl başlarında bölge Kitanlarca istila edilerek Liaodong Devleti’ne katıldı. Kitan kralı 919’da kenti yeniden inşa etti, Çinli ve Pohaili tutsaklan buraya zorla yerleştirdi. Liaoyang 928’de Liao hanedanının doğu başkenti oldu. Gerek Liaolar, gerek onlan izleyen Ruzhenler (Jin) döneminde (12. yy ile 13. yy başlan) başkentlerden biri olarak konumunu korudu.
13. yüzyıl başlarında bölgede çıkan ayaklanma 1215-16’da Moğollarca bastırıldı, liaoyang 1269’dan 1367’ye değin Liaoyang Lu yönetim bölgesinin merkezi oldu. Ama Moğollar nüfusun büyük bölümünü sürdüler. Ming hanedanının (1368-1644) ilk dönemlerinde kent kuzeydoğu sının açısından çok önemli bir savunma üssü oldu. 1368-72’de surlarla çevrildikten sonra karakollar (wei) ve garnizonlar ağının merkezi durumuna geldi. 1621’de Mançuryalı kabile reisi Nurhaçi’nin eline geçti. Nurhaçi burayı merkez edinerek 5 km doğuda daha büyük yeni bir başkent yaptırmaya başladı. Ama büyük bir alana yanlan kent hiçbir zaman tamamlanamadı. 1625’te, Nurhaçi sarayım Mukden’e taşıyınca terk edilen yeni başkent harabeye dönüştü. Bundan sonra Liaoyang bir üst yöre (fu) oldu ve önemli bir yönetim merkezi olarak varlığını sürdürdü.
Stratejik konumundan dolayı Rus-Japon Savaşı (1904-05) sırasında Liaoyang şiddetli çarpışmalara sahne oldu. Çin Cumhuriyeti’ nin kurulmasıyla (1911) il (xian) merkezi yapılan kent, zengin ve yoğun nüfuslu bir tanm bölgesinin pirinç, arpa, soya, pamuk^ tussah (bir ıpekböceği türü) ipeği, çeşitli sebze ve gıda maddeleri merkezi olarak gelişmeyi sürdürdü. Tanmla bağlantılı bazı sanayi kollan ortaya çıktı. 1930’lardan sonra Çin’in başlıca sanayi merkezlerinden biri olan Anshan’ın hızla gelişmesi sonucunda Liaoyang’ın ekonomisi büyük ölçüde bu kentin gereksinmelerine bağımlı duruma geldi. Anshan’da tüketilen gıda maddelerinin büyük bölümü Liao-yang’dan sağlanır. Büyük bir çırçır fabrikası ile makine ve çimento fabrikaları da bulunan kent, demıryoluyla Shenyang, Anshan ve Lüda’ya bağlanır. Nüfus (1989 tah.) 474.600.
Liaoyuan, Wade-Giles yazımında liao-yüan, donguao (Wade-Giles yazımında TUNG-LIAO) olarak da bilinir, Çin’de, Jilin yönetim bölgesinin (sheng) güneybatı kesiminde kent. Siping yöresinde (diqu) il düzeyinde bir belediyedir (shi). Dongliao Irmağının (he) yukan çığırının kuzey kıyısında, Changchun’un yaklaşık 100 km güneyinde yer alır.
Kentin bulunduğu bölge başlangıçta Man-çulann av alanıydı, fik kez 19. yüzyıl
sonlannda Çinli çiftçilerce resmen yerleşime açıldı. Daha sonra tanm ürünleri için bir pazar ve toplama merkezi oldu. 1911’de bölgede kömür bulundu ve Liaoyuan büyük bir kömür çıkarım merkezi oldu. Xi’an (Changan) ve Pinggang gibi komşu merkezlerde maden ocaklan açıldı. Bölgede çoğu bitümlü iyi nitelikli çok geniş kömür rezervleri vardır. II. Dünya Savaşı’nda büyük hasar gören maden ocaklan, 1950’lerin başlarında büyük ölçüde yeniden donatıldı ve SSCB yardımıyla yemlendi. Liaoyuan’da aynca büyük bir termik santral vardır. Bu santral Kuzeydoğu Çin’in belli başlı sanayi merkezlerini birleştiren enerji şebekeleriyle bağlantılıdır. Makine, kimyasal madde ve gübre tesisleri, kâğıt, pamuklu dokuma, ipek makara ve yağ fabnkalan kentin öteki sanayi tesisleri arasında yer alır. Kent, Changchun ve Tonghua’ya Siping üzerinden demiryoluyla bağlanır. Nüfus (1989 tah.) 337.800.
Lûırd Irmağı, Kanada’nın kuzeybatı kesininde ırmak. Yukon Topraklan’ndaki Pelly Dağlanndan doğar. Önce güney yönünde İngiliz Kolumbiyası’ndan geçen ırmak 1.115 km yol aldıktan sonra kuzeydoğuya dönerek Kuzeybatı Topraklan’nda bulunan Fort Simpson’da Mackenzie Irmağına dökülür. Irmağın yukan çığırında ivintiler ve kanyonlar vardır. Aşağı çığırında ise Fort Simson’ dan 265 km yukandaki Fort Liard’a kadar küçük teknelerle ulaşım olanaklıdır. Vadinin bir bölümünden Alaska Karayolu geçer. Kollan arasında Hyland, Kechıka, Coal, Beaver, Petitot, Fort Nelson ve Güney Nahanni sayılabilir. Irmağın adı, kıyısı boyunca uzanan kavak ağaçlarından (liard) gelir.
Liatris, bileşikgiller (Asteraceae) familyasından, Kuzey Amerika kökenli 30 kadar çokyıllık otsu bitki türünü içeren cins. Çok sayıda pulsu bürgüyle (yapraksı yapı) çev-
Liatris squarrosa
H. R .Hungertord
rili, pembemsi mor renkli çiçek başçıklan-mn oluşturduğu uzun, başaksı demetleri vardır.
Gövde boyunca almaşık olarak dizilen ince yaprakîannın üzerinde reçinemsi benekler bulunur. Liatris’in bazı türleri süs bitkisi olarak yetiştirilir.
libade (Arapça lebâde: “yağmurluk”), 19. yüzyıl sonlannda İstanbul ve öteki büyük kentlerde yaygın olarak giyilen, kısa ve dik yakalı kacun hırkası.
Yün ipliğinden örülen geleneksel hırkadan farklı olarak kumaştan yapılır, astan ve yüzü arasına pamuk tabakası yerleştirildik-
ten sonra çapraz dikişle kapitone olarak dikilirdi. Çapraz dikişler, sırt bölümünde halılc sırtı oluşturacak biçimde kavuşturulurdu. Düğmeli olmadığından önü kapanmaz, bele kadar inen eteği, önünün iki yanı ve kol yenleri oya (harç) ile süslenirdi. Bol olan kollarının yenleri bileğin üç, dört parmak üzerinde kalırdı. Bazı libadelerde yakaya da işleme yapılırdı.
I Jhanlaı (d. 314, Antiokheia [Antakya] -ö. 393), Yunanlı sofist ve hatip. Söylevleri ve mektupları Antiokheia’nın ve Doğu Roma İmparatorluğu’nun 4. yüzyıldaki siyasal, toplumsal ve ekonomik yaşamına ilişkin temel bir kaynaktır. Konstantinopolis’te (İstanbul) başladığı öğretmenliği Nikomedia’da (İzmit), 354’ten sonra da Antiokheia’da kurduğu ve kısa zamanda ünlenen okulunda sürdürdü. Derslerinde ve yazılarında klasik yazarlara ağırlık vererek yükselen Roma karşısında Yunan geleneğini korumaya çalıştı. İmparator Iulianus’un dostluğunu kazandı. Tanıdığı ye değer verdiği Hııistiyanlar vardı, ama Hıristiyanlık olgusunu göz ardı ederek yaşadı ve yazdı. Yapıtları dönemin eğitim dünyasına ilişkin çok önemli bilgiler verir.
Libavius, Andreas, Almanca andreas t m ah (d. y. 1540, Halle – ö. 25 Temmuz 1616, Coburg, Almanya), gerçekleştirdiği pek çok kimyasal buluşun yanı sıra yazdığı ük modem kimya ders kitabıyla tanınan Alman kimyacı, simyacı ve hekim.
1586-91 arasında Jena Üniversitesi’nde tarih ve edebiyat profesörlüğü yapan Libavius, sonra kent hekimi ve Rothen-burg’daki Gymnasium’un (üniversite hazırlık okulu) müfettişi oldu. 1605’te de Co-burg’da Gymnasium Casimirianum’u kurdu. Hepsi de açık, şüpöeye yer vermeyecek biçimde yazılmış çok sayıdaki çalışması arasında en önemli olanı, 1606’da yayımladığı Alchymia (Simya) adh ders kitabıdır. Bu yapıt 17. yüzyılda Fransa’da bir dizi yeni kimya dersjatabının yazılmasına ön ayak oldu. libavius temel metallerin altına dönüştürülebileceğine inanmakla birlikte Alman asıllı İsviçreEsimvacı Paracelsus’un izleyicilerin mistisizmine şiddetle katşı çıktı ve kimyada (analitik) yaklaşma öncülük etti. Amonyum sülfat, antimon sülfür, hid-roklorik asit, süksinik asit ve kalav tetraklo-rürün elde edilmesi yöntemleri buluşları arasındadır.
Libby, Willard Frank (d. 17 Aralık 1908, Grand Valley, Colorado – ö. 8 Eylül 1980, Los Angeles, ABD), arkeologlar, antropologlar ve yerbilimciler için çok değerli oir teknik olan radyoaktif karbonla (karbon-14) tarihleme yöntemini geliştirerek 1960 Nobel Kimya ödülü’nü kazanan ABD’li kimyacı.
Doktora çalışmasını Berkeley’deki Cali-fomia Üniversitesi’nde tamamlayan Libby 1933-45 arasında aynı okulda fiziksel kimya dersleri verdi. 1941-45 arasında Manhattan Projesi’nde yer aldı ve atom bombasının yapımında en önemli aşama olan uranyum izotoplarının ayrılması yöntemini geliştirdik 1945’te de Chicago Üniversitesi’ndeld Nükleer Araştırmalar Enstitüsü’ne girdi ve 1959’a değin çalışmalarını burada sürdürdü. Libby 1946’da hidrojenin en ağır izotopu olan trityumun kozmik ışınların yardımıyla üretilebileceğini gösterdi. Ertesi yıl öğrencileri ile birlikte karbon-14’le tarihleme tekniğini geliştirdi. 1955-59 arasında ABD Atom Enerjisi Komisyonu’nda (AEC) görev aldı ve 1959’da da Los Angeles’daki Califomia Üniversitesi’nde kimya profesörü oldu, libby, 1952’de Radiocarbon Dating (Rad-yokarbonla Tarihleme) adh yapıtmı yayımladı.
Liber bak. Dionysos
Liber Iudiciorum, Kastilya dilinde fuero juzgo (Yasalar Kitabı), ortaçağ İspanyol hukukunun temelim oluşturan Vızigot yasa derlemesi. Kral Recceswinth tarafından 654’te çıkarıldıktan sonda 681 ve 693’te bazı değişikliklere uğrayan metin, Latince yazılmış olmanın yanı sıra Roma hukuk geleneğinin de belirgin etkisini yansıtır. Derlemenin getirdiği başlıca yenilik bölgesel hukukların düzenli bir yapıya kavuştu-rulmasıydı. Derlemede yer alan 500 yasamtı çoğu gözden geçirilmiş biçimiyle Kral Leo-vigild (ö. 586) döneminden kalma yasalardan oluşuyordu. Bu yasalar 12 konuyu kapsamaktaydı: Adli yönetim, mahkemeler, evlilik, aile ve miras, sözleşmeler, ağır suçlar ve işkence, soygunculuk, mala karşı cürümler, sığınma hakkı (özellikle asker kaçaklarıyla ilgili olarak), arazilerin bölünmesi, hekimlere ve tacirlere ilişkin kurallar, dine karşı gelenlerin, kamu görevlilerinin ve Yahudilerin cezalandırılmalarına ilişkin kurallar. Deriemenin günümüz için asıl ilginç yönü, Vizigot Krallığı’nm yönetim yapışım ayrıntılı biçimde aktarmasıdır.
Liber Ue Libera, Roma dininde, bereket ve verimliliği simgeleyen tanrı ve .tanrıça çifti. Kökenleri konusunda kesin bilgi yoktur. İtalya’nın eski yerel tanrılarından olan Liber zamanla Dionysos’la özdeşleştirilmiş-tir. Ceres, Liber ve Libera’dan oluşan üçlü, Roma’da başlangıçtan beri ve sürekli bir Yıuian etkisi altında Eleusis tanrılarından Demeter, İakkhos-Dionysos ve Kore (Per-sephone) üçlüsünü temsil etmiştir. Roma’da 17Mart’ta kutlanan Liberalia şenliklerinde, erginleşen delikanlılara toşa vırilis (erkeklik toga’sı) giydirilirdi. Lavimum’da ise liber’e tapınmak için bütün bir ay ayrılır, bu şenliğin tohumlann yeşermesini sağladığına inanırdı.
Liberal Cumhuriyetçi Parti, ABD’de, Başkan Ulysses S. Grant yönetimim eleştirerek Cumhuriyetçi Partı’den aynlan ve Kasım 1872 seçimlerine rakip bir aday listesiyle katılan reformcu kanadın oluşturduğu parti. Senatör Charles Sumner ye Cari Schurz, yayımcı Horace Greeley gibi tanınmış kişilerin önderliğinde Mayıs 1872’de Cincinnati’de (Ohio) toplanan Liberal Cumhuriyetçiler, başkanlık için Greeley’i aday gösterdiler. Memurluk sisteminin yeniden düzenlenmesini, gümrük tarifelerinin düşürülmesini ve Güney’e karşı daha uzlaşma« bir Yemden İnşa politikası izlenmesini içeren reformcu bir programla Demokrat Parti’nin de desteğini kazandılar. Ama bu desteğe karşın, İç Savaş sonrasının ekonomik refah ortamında Cumhuriyetçilerin resmî listesi karşısında başarılı olamadılar. Grant ikinci başkanlık döneminde Liberal Cumhuriyetçilerin önerilerinden bir bölümünü benimsedi. 1876’ya gelindiğinde bu muhaliflerin büyük bölümü yemden Cumhuriyetçi Parti’ye katılmıştı.
liberal demokrasi, hürriyetçi demokrasi olarak da bilinir, otorite ile özgürlük, iktidar ile muhalefet, çoğunluk ile azınlık arasındaki çelişki ve karşıtlıktan uzlaştırıcı yöntemlerle, karşılıklı çıkar ve dengeleri, özellikle de azınlığın haklarım koruyarak çözme ilkesine dayalı demokrasi. Çoğulcu ve özgürlükçü siyasal sistemleri anlatmak, ayrıca bunların otoriter ya da totaliter rejimlerden, “sosyalist demokrasi”den ya da “halk demokrasileri”nden farkını belirtmek için kullanılır.
Geniş anlamıyla “Batılı demokrasi” modelini ifade eden “liberal demokrasi” deyimi, özel olarak Batı demokrasilerinin ve devletlerinin “sosyal” bir nitelik kazanmasından
397 liberal demokrasi
önceki aşamasını da belirtir. Bireysel özgürlük ve hukuki eşitlik ilkelerine dayanan 18. yüzyıl devrimlen iktisadi ve siyasal liberalizmi^) kurumsallaştıran siyasal yapılar getirmiş (anayasalı yönetim, seçimler, güçler ayrılığı vb), ama devlete ekonomik ve sosyal alanda aktif ve dengeleyici bir rol tanımamıştı. Soyut bir hukuki eşitlik ile bireyler arasındaki ekonomik ilişkilerde devletin tarafsızlığı ve kanşmama ilkesine dayanan liberal ya da klasik demokrasi, halk kitlelerinin mücadelesi ve egemen sınıfların verdikleri ödünler sonucunda, 20. yüzyılda yerini devletin sosyal adaleti sağlama görevini de üstlendiği “sosyal demokrasiye bırakmaya başladı. Ama liberal demokrasi teriminin Batı demokrasilerinin henüz sosyal nitelik kazanmadığı dönemi anlatmak için de kullanılması, günümüzde “sosyal demokrasi” denen Batı demokrasilerinde liberal demokrasilerin tarihteki temel ilke ve kuramlarının yadsındığı ve ortadan kalktığı değil, bunların devlete ve demokrasiye yüklenen toplumsal ödevlerle tamamlandığı ve geliştirildiği anlamına geliyordu. Liberal demokrasinin dayandığı temel ilke ve kurumlar, devletin yapısı ve devlet-birey ilişkileri ile ilgili olmak üzere başlıca iki alanda toplanır. Devletin yapısı ile ilgili temel ilke, siyasal İktidarın sınırlılığıdır. Yazılı ve katı anayasa sistemi, anayasaların üstünlüğü; yasaların anayasaya uygunluğu, güçler aynlığı, yürütmenin ve idarenin yasaya bağlılığı, hukuk devleti, yargı bağımsızlığı vb siyasal iktidarın sınırlanmasını sağlayan başlıca güvencelerdir. Bazı ülkelerde (özellikle ABD), federalizm de liberal demokrasinin öğelerindendir. Liberal demokrasinin devlet ve birey ilişkileri konusundaki temel felsefesi, bireyin devlete karşı ileri sürebileceği dokunulmazlık alanları ve muhalefet haklarının bulunduğu, azınlıkların da çoğunluk haline gelebilecekleri, yani iktidann el değiştirebileceği inanana dayanır. “Temel hak ve özgürlükle^’, “kamu özgürlükleri” ya da daha geniş bir deyimle “insan haklan” gibi terimlerle ifade edilen bu hak ve özgürlükler demeti, liberal demokrasinin bir başka dayanağı olan “çoğulculuk” ilkesi ile tamamlanır. Bu nedenle de çağdaş Batı demokrasilerinden söz edilirken “çoğulcu” ve “özgürlükçü” (liberal) sıfatlan çoğu kez birlikte kullanılır.
Liberal demokrasi 18. yüzyıldan başlayarak kapitalizm ve burjuvaziyle birlikte gelişen, daha sonraki yüzyıllarda da emekçi sınıfların mücadeleleri ile olgunlaşan (genel oy sistemine ve sosyal demokrasiye geçiş) bir oluşumdur. Bunun temelinde iktisadi liberalizmin ve ekonomik refahın yattığı genellikle kabul edilir. Bu tablo günümüz Üçüncü Dünya ülkelerinde liberal demokrasinin kurulabilmesinde karşılaşılan zorluktan da bir ölçüde açıklar. Gerçekten de, dünyanın ekonomik refah haritası (Batı Avrupa, Kuzey Amerika) ile liberal demokrasilerin çakıştı^, geri kalmış bölgelerin ise (Asya, Afrika, Güney Amerika) genellikle otoriter rejimlere sahne olduMan görülmektedir. Ama ekonomik gelişmenin zorunlu olarak liberal demokrasiyi yaratmadığı ya da sürdürmeye yetmediği, hatta kriz dönemlerinde totaliter rejimlere yol açabildiği faşizm ve Nazizm örneklerinde görülmüştür. Bunun gibi sosyoekonomik geriliğin liberal demokrasi koşullannda siyasal istikran tümüyle olanaksız kılmadığı da ortadadır (örn. Hindistan). Ayrıca Üçüncü Dünya ülkelerinde Siyasal istikrarsızlıklar ve sık sık otoriter-askeri rejimlerle karşıla-şılmasına karşın, liberâl demokrasiyi kurma yönünde genel bir eğilimden de söz edilebilir.
Liberal-Demokrat Parti 398
Liberal-Demokrat Parti, Japonca ciyu-mînşuto, Japonya’nın en büyük siyasal partisi. Kurulduğu Kasım 1955’ten 1993’e değin iktidarda kalmıştır. Genelde ABD yanlısı bir dış politika izlemiştir. Liberal-Demokrat Parti’nin kökeni 19. yüzyıl partilerine dayanır. Eski bir monarşi karşıtı gruptan doğan Liberal Parti 1880’de ulusal meclisli bir anayasal yönetim için kampanya başlattı, Daha ılımn bir grubun oluşturduğu İlerici Parti ise İngiltere benzeri bir siyasal sistemi öngören bir programla ortaya çıktı. 18$9 Meici Anayasası bu siyasal partilere parlamenter sistem içinde etkinlik gösterme olanağı verdi. 1918-31 arasında Liberal Parti Meşrutiyetçi Yönetim Dostlan, İlerici Parti ise Demokratik Parti (1927) adı altında önemli ölçüde güç kazandı. Nulitarist eğilimlerin güçlenmesiyle etkilerini yitiren bütün partiler 1940’ta dağıtıldı.
Japonya’nın II. Dünya Savaşı sonunda teslim olmasından sonra, ülke siyasal yapının yeniden biçimlendiği dört yıllık bir geçiş dönemi yaşadı. Bu dönemde eski partnerin ayakta kalmış örgüt ve üyeleri yem partilere dönüştü. Meşrutiyetçi Yönetim Dostlan’mn siyasal mirası üzerinde Liberal Parti yükseldi. Meşrutiyetçi Yönetim Dostlan ve Demokratik Parti geleneklerinden gelen bazı gruplar da İlerici Parti’yi kurdu, liberaller imparatora, ve Japonya’ya bağlılığı önde tutarken, İlericiler sosyal refaha ağırlık verdiler. İttifaklar birçok kez değişti, ilerici Parti 1945-54 arasında sırasıyla Demokratik Parti, Ulusal Demokratik Parti ve Reform Partisi olarak üç kez ad değiştirdi, öte yandan 1946 seçimlerinde oylann yüzde 19’unu aldıktan sonra 1947 ve 1948’de sol kanat partileriyle aynı koalisyon hükümetinde yer aldı. 1949’da oy oranının yüzde 16’ya düşmesi üzerine sağa kaydı ve Kasım 1954’te liberal Parti’den aynlan bir hiziple birleşerek Japonya Demokrat Partisi adını aldı. Bu parti daha sonra geri kalan Liberallerle birleşerek 1955’te Liberal-Demokrat Parti’yi oluşturdu.
Japonya’nın 1950’lerde ve 1960’lann başında gösterdiği olağanüstü ekonomik gelişme, Liberal-Demokrat Parti’nin oy oranını sürekli yüzde 60 dolaylarında tutmasını sağladı. Ama 1960’lann ortalarında sol muhalefetin güçlenmesi ve artan ic çekişmeler bu ojranı yüzde 50’ye kadar dûşürdü. 1983’e değin parlamentonun (Kokkm) her iki meclisinde çoğunluğu elinde tutan parti, bu tarihte yapılan seçimlerde, skandallann ve ekonomideki yolsuzlukların da etkisiyle birinci meclisteki çoğunluğunu yitirdi. Bir süre yeni katılmalarla ve küçük partilerden alınan destekle iktidan sürdürdükten sonra,
1986 seçmılerinde yemden çoğunluk durumuna geçti. 1990 seçimlerinde de gücünü büyük ölçüde korumasma karşın, partiyi art arda sarsan skandallar yüzünden birkaç kez liderini değiştirmek zorunda kaldı. Temmuz 1993’teki genel seçimlerin ardından, muhalefet partilerinin oluşturduğu koalisyon iktidara geldi.
Liberal Parti, ABD’nin New York eyaletinde, Amerikan İşçi Partisi’ne komünistlerin sızdığım ileri sürerek aynlan ılımlı kanat önderlerince Mayıs 1944’te kurulan küçük siyasal parti Genellikle Demokrat Parti adaylarının yanında yer aldı. Başkan Franklin D. Roosevelt’in 1944’te New York eyaletinde ilk tur seçimlerini kazanmasında önemli rol oynadı. Bazı durumlarda New York kenti belediye başkam John V. Lindsay, Senatör Jacob K. Javits gibi liberal eğilimli Cumhuriyetçileri de destekledi. Bü-
yük bir örgüt kurmayı başaramamakla birlikte New York kentinde 100’e yakın parti birimi kurabilecek bir giice ulaştı. Partinin bir genel komitesi, sendika konseyi, gençlik örgütü ve anadili İspanyolca olanlar için ayn bir kolu vardır.
Liberal Parti, İngiltere’de, 19. yüzyıl ortalarında Whig’lenn ardılı olarak ortaya çıkan siyasal parti. Uzun bir dönem Muhafazakâr Parti’nın başlıca rakibi olmasına karşın, 1918’den sonra ana muhalefet partisi konumunu İşçi Partisi’ne kaptırarak küçük bir partiye dönüşmüş, 1988 de Sosyal Demokrat Parti’yle birleşerek Sosyal ve Liberal Demokrat Parti’yi oluşturmuştur.
Avam Kamarası’nda daha önce çoğunlukla soylularca temsil edilen Whig’lere ilk Reform Yasası’ndan (1832) sonra, artan sayıda orta sınıf üyesi, 1850’den sonra da Peeldler-le (korumacılık karşıtı Tory’ler) birlikte hareket eden Radikallerin bir bölümü katıldı. Liberal Parti terimi ilk kez 1839’da Lord John Russell tarafından kullanıldı. Bazı tarihçiler Russell’ın 1846’da, bazıları ise Lord Palmerston’ın 1855’te kurduğu hükümeti ilk Liberal hükümet olarak kabul ederler. Tartışmasız Liberal sayılan ilk yönetim Gladstone’un 1868’de tın-ring^ hükümettir. Farklı eğilimleri tek bir parti çatısı altında kaynaştıran ve 1865’ten sonra kişiliği ve politikalanyla bu partiye damgasını vuran Gladstone, toplam 12 yılı aşkın bir süre iktidan elinde tuttu. Liberal Parti Gladstone’un önderliğinde bir ulusal eğitim sisteminin kurulması, gizli oy, sendikaların yasallaştırılması, kırsal bölgelerde işçilere oy hakkı yerilmesi, ordunun yeniden düzenlenmesi ve adalet reformu gibi önemli işler gerçekleştirdi. Ama Gladstone’un İrlanda ya yönetsel özerklik verilmesi planına karşı çıkan Liberal Birlikçilerin aynlmasıyla (1886) önemli güç kaybına uğradı. 20. yüzyıl başlanna değin süren zayıflamaya karşın, Muhafazakârlar arasında çıkan bölünmeyle yeniden iktidar olmayı başardı. Refah devleti yönünde temel achmlann atıldığı 1906-15 arası, Liberallerin iktidan tek başlanna ellerinde tuttuğu son döneıtı oldu.
I. Dünya Savaşı sırasında Liberal H. H. Asquith 1915’te Muhafazakâr Parti ve İşçi Partisi’nin de yer aldığı bir koalisyon hükümeti kurdu. 1916’da başbakanlığa Liberal David Lloyd George getirildi. Parti 1918’de Lloyd George ve Asquith yanlısı Liberaller olarak ikiye bölündü. Aynı yıl İşçi partisi ana muhalefet konumuna yükseldi.
1923’te birleşerek oylann yüzde 30’unu alan Liberaller, daha sonra yemden bölünerek seçmen desteğim sürekn yitirmeye başladılar. Ulusal Hükümet’e (1931-32) ve II. Dünya Savaşı sırasındaki koalisyon hükümetine bakan vermekle birlikte, uygulanan dar bölge seçim sistemi nedeniyle bir daha eski güçlerine kavuşamadılar. 1983 ve
1987 seçimlerinde Liberal Parti ile yeni kurulmuş olan Sosyal Demokrat Parti ittifak oluşturdu. Bu ittifak 1988’de birleşmeyle sonuçlandı.
Büyük bir siyasal parti olduğu dönemde Liberal Parti’nin çizgisini belirleyen etken, kesin bir ideolojiden çok, belirli bir yaklaşımdı. Liberal yaklaşımın odağında insan kişiliğine verilen değer yatıyordu. Akılcılık, ilerleme düşüncesine ve bireyciliğe bağlılık, insan haklannı öne çıkarma, baskı ve kısıtlamalar altında yaşayan kesimleri özgürleştirme tutkusu bu inançtan kaynaklanıyordu. Ama devletin müdahale alanını genişletmeye gösterilen tepki, zamanla partinin eşitlikçi siyasal yönelimiyle çatışma noktasına geldi. Liberallerin boş bıraktığı bu alanı çok geçmeden İşçi Partisi doldurdu. Liberal Parti bir yandan merkezileştirici ve engelle-
yici saydığı devlet iktidanna karşı bireyi, serbest ticareti ve özel girişimi savunurken, bir yandan da özel gücün, kötüye kullanımını önlemek, toplumsal adaleti sağlamak, eğitim, sosyal refah ve işçi-işveren ilişkileri alanında devletin rolünü genişletmek amacıyla etkin bir toplumsal örgütlenme politikasının izleyicisi oldu. Bu doğrultuda sürek-
li yönetim sisteminde reformlar yapmaya çalıştı. İngiltere’deki siyasal kurumlann birçoğu bu reformlarla biçimlendi. Liberallerin denizaşın politikalardaki tutumu barışçı ve entemasyonalistti. 19. yüzyıldaki sömürgeci yayılma döneminde ihtiyatlı bir tutum takınan parti, 20. yüzyılda sömürge halklannın bağımsızlığını destekledi. Sürekli olarak uluslararası işbirliğinin geliştirilmesinden yana oldu.
Liberale Da Verona, liberale di jacopo dalla brava olarak da bilinir (d. y. 1445, Verona, Venedik Cumhuriyeti – ö. 1526/29, Verona), döneminin-en iyi kitap bezeme ustalanndan biri olan erken Rönesans sanatçısı.
Adını; doğup büyüdüğü ve bir minyatürcü ve pano ressamı olarak eğitim gördüğü
“Mesih, Kudüs’ün Kapılan^Önünde”
Liberale da Verona’nın yaptığı tyir kitap resmi, 1470-74; Piccolomini Kütüphanesi, Si«na, İtalya SCALA-Art Resource/EB Inc.
Verona kentinden alır. Andrea Mantegna’ dan ve birlikte koro kitapları bezediği (1467-69) Girolamo da Cremona’dan etkilendi. . Zaten Girolamo da Mantegna üslubunda çalışan bir sanatçıydı. Liberale 1470-74 arasında,’ bugün Piccolomini Kütüphanesinde bulunan Siena Katedrali koro kitaplarım bezedi. O dönemin en iyi ve en zengin İtalyan minyatürlerinden sayılan bu resimlerindeki kaligrafiyi andıran üslubuyla ve kullandığı imgelerle Matteo di Giovanni ve Francesco di Giorgio gibi Sienalı sanatçılar üzerinde büyük bir etki bıraktı. Yaklaşık 1488’de Verona’ya geri dönen Liberale, S. Anastasia Kilisesi Bonaveri Şapeli için bazı freskler (y. 1490) yaptı. “Ölü İsa’ya Ağıt” gibi fresklerinde güçlü ve etkileyici bir sanatçı olarak ortaya çıkmasına karşın Liberale’nin kitap bezemelerinin düzeyine ulaşan pano resmi pek azdır. Daha sonraki yapıtlarında yöresel etkiler altmda kaldığı ve üslubunun yozlaştığı görülür.
liberalizm, devlet, toplum ve birey arasındaki ilişkilerde önceliğin bireyin hak ve özgürlüklerinde olması gerektiğini savunan iktisadi ve siyasal düşünce akımı. Gelişme süreci içinde içeriğinin ciddi değişikliklere uğramasına karşın 18. ve 19. yüzyıllardaki
biçimiyle özdeşleştirilme eğiliminin sürmesi, ayrıca sözcülerinin toplumsal sorunlarda genellikle pragmatik bir yaklaşımı benimsemeleri ve devletin müdahale alanının genişliği konusunda anlaşamamaları yüzünden kapsamlı bir tanımının yapılması zordur. Felsefi temelleri. 18. ve 19. yüzyılın klasik liberalizmi, Avrupa orta sınıfının mutlakı-yetçi devlet düzenlerine ve teolojik dünya görüşüne karşı mücadelesi içinde biçimlenen dünya görüşünün parçası olarak doğdu. Bu dünya görüşü en çok doğal hukuk öğretisi ile faydacılık felsefesinden etkilendi. Doğal hukuk öğretisine göre insanın, doğuştan gelen birtakım dokunulmaz hakları vardı; bunların başında da mülkiyet hakkı geliyordu. Çağdaş toplum ve devlet düzeninin dayandığı “toplumsal sözleşme”nin amacı öncelikle bu hakkın istikrarlı bir hukuk sisteminin güvencesi altına alınma-sıydı. özellikle İngiliz filozof John Locke’ un (1632-1704) yapıtlarında liberal ideolojiye en uygun biçimine kavuşan bu doğal haklar yaklaşımım, klasik siyasal iktisadın babası sayılan Adam Smith (1723-90) iktisadi açıdan temellendirdi. Smith ve öteki klasik iktisatçılar, toplumun iktisadi yaşamım doğal bir organizma olarak tanımladılar. Onlara göre kapitalist ekonomiye nesnel, insanların iradesinden bağımsız yasalar yön verirdi. Bu yasaların herhangi bir bozulmaya uğramadan işlemesi için en elverişli ortam serbest rekabetti. İşbölümü ve serbest rekabet düzeninde her iktisadi birim, ister üretici ister tüketici olsun, kendi kişisel çıkarının peşinde koşarken aynı zamanda ve kendiliğinden bütün toplumun refahına da hizmet etmiş, böylece faydacı filozoflar Bentham (1748-1832) ve J. S. Mill’in (1806-73) “en çok sayıda kişiye en yüksek düzeyde mutluluk” ilkesinin gerçekleşmesine katkıda bulunmuş olurdu. Piyasa mübadelelerinin bu mutlu sonucu doğurmasını sağlayan, fiyat mekanizmasıydı: Talebi çok olan malın fiyatı yükselir; fiyatı yükselen malı üretmeyi kâirlı bulan üreticiler o malın arzım artırırlar. Talep ile arz arasında yaklaşık bir denge kurulup da malın fiyatı bu kez düşme eğilimi içine girince üreticiler, kaynaklarım başka malların üretilmesine yöneltirler. Böylece fiyatlardaki oynamalar, hiçbir dışsal müdahaleye gerek bırakmaksızın, toplumsal gereksinmeler ile üretimin bileşimi arasındaki uyumu sağlar ve iktisadi etkinlik sorununu çözer. Serbest piyasa, etkin olduğu kadar adil bir iktisadi düzendir; insanların gelirlerini belirleyen üretim faktörleri fiyatları, bu faktör sahiplerinin üretime yaptıkları gerçek katkıyı yansıtır. Siyasal liberalizm. Siyasal liberalizm, yani devlet iktidarının ne pahasına olursa olsun sınırlandırılması gerektiği görüşü büyük ölçüde liberal iktisadi öğretinin türevidir. Ama bu türev niteliği siyasal liberalizm ile iktisadi liberalizm arasında sürekli gerginliğe, hatta zaman zaman kopmalara yol açar. İktisadi liberalizmin piyasa savunusunun temelinde, kendi öz çıkarını kollamakla topluluğun çıkarını da en çoklaştıran rasyonel homo oeconomicus (iktisadi insan) kurgula vardır. Rasyonel bireyin çıkarım kimse ondan iyi bilemeyeceğinden birey iradesinin dondaki iradelerin, sözgelimi devletin piyasaya müdahalesi, toplumun toplam mutluluğunun en çoklaştırılması ilkesini zedelemekten başka sonuç doğurmaz. O halde devlet piyasanın ve ekonominin dışında tutulmalıdır. Bu görüş laissez faire, laissez passer (“bırakınız yapsınlar, bırakınız geç-anler”) ilkesinde ve örneğin ABD başkan-bnndan Thomas Jefferson’m “en iyi hükümet en az hükümet edendir” özdeyişinde ifaHgsini bulur. Liberaller arasında devleti
yol, aydınlatma ve sağlık hizmetleri gibi alanlardan bile uzak tutmak isteyen uç görüş sahiplerine (öm. Herbert Spencer) bile rastlanır. Devlet işlevlerinin gerçekçi bir dökümünü ise Adam Smith yapmıştır: 1) Toplumu dışarıdan gelecek şiddete karşı koruma, yani savunma, 2) tek tek toplum üyelerini, öteki yurttaşlardan gelebilecek adaletsizlik ya da baskılara karşı koruma, 3) toplumun yararına olmakla birlikte, tek tek bireyler açısından yeterince kârlı olmayan “kamu kuramları ve bayındırlık işlerini” üstlenme. İşlevleri, özel mülkiyetin korunması ve (Smith’in sıralamasında açıkça yer almasa da) sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesini gözetmekle sınırlandırılan bu “liberal devlet” (bekçi devlet) kuşkusuz yalnızca bir “ideal tiptir”; somut liberal devlet örneklerini tıpatıp betimlemeye değil; gerçeklikteki sapmaları belirlemeye yarar.
Çağdaş siyasal literatürde liberal devlet bireyler arasındaki ekonomik ve toplumsal farklılıklardan doğan eşitsizlikleri düzeltmeye çalışmayan, toplumsal ve ekonomik alanda etkin ve düzenleyici bir rol oynamayan devlettir; “hakem devlet” ya da “jandarma devlet” terimleriyle de ifade edilir.
20. yüzyılın, ekonomik ve toplumsal alana müdahalede bulunan devleti ise “sosyal devlet” diye anılır. Bununla birlikte sosyal devlet, liberal devletin siyasal demokrasiyle ilgili ilkelerini yadsımamış, hatta bunlan daha “katılımcı” bir temelde geliştirmiş, liberal devlet düzenini sosyalleştirerek güncelleştirmek işlevini yüklenmiştir.
Güçler ayrılığı. Liberal düşünürler ve anayasa hukukçuları devlet gücünü sınırlandırmak için yazılı anayasanın yam sıra federalizm (özellikle ABD’de), çift meclis, güçler ayrılığı gibi çeşitli kurumsal öneriler geliştirmişlerdir. Bunlardan sonuncusunun, yani devlet iktidarının yasama, yürütme ve yargı organları arasında bölüştürülmesi, bu erklerin her birinin öbürlerini denetlemesi ve dengelemesi ilkesine dayalı uygulamanın klasik örnekleri İngiliz ve ABD anayasal rejimleridir. Bu ilkenin düşünsel kökleri de Locke’ta ve İngiliz siyasal sistemiyle ilgili gözlemlerini sistemleştiren Montesquieu’de (De Tesprit des lois, 1748; Kanunların Ruhu Üzerine, 1963-65, 2 cilt) bulunur. Liberalizmin çelişkileri. Her mübadele ve sözleşmenin tarafların özgür iradesini yansıttığını varsayması ve taraflar arasındaki ekonomik ve toplumsal güç eşitsizlikleri üzerinde fazla durmaması öteden beri liberalizme yönelik eleştirilerin odak noktasını oluşturdu. Ayrıca, hükümetler üzerindeki en etkili denetimin hükümetleri seçen, bir sonraki seçimde ise yeniden seçmeyebilecek olan seçmenlerden kaynaklanacağı açıkken liberal düşünürler, seçmenlerin kimlerden oluşması gerektiği konusunda bireysel özgürlük ülküsüyle bağdaşmayan bir tutarsızlıktan uzun süre kurtulamadılar. Bu tutarsızlığın ardında mülk sahibi sınıfların, tam demokrasinin özel mülkiyeti tehlikeye düşürebileceğinden korkmaları yatıyordu. Gerçekten de liberalizmin uygulanmasında oy verme hakkı uzun süre yalnız mülk sahiplerine ve belli bir vergi ödeyenlere tanınmış bir ayrıcalık olarak kaldı (sınırlı oy sistemi). Birleşik Kralhk’ta seçme hakkı üstündeki kısıtlamalar 1867 tarihli Reform Yasası’ndan sonra da bütünüyle kalkmadı; 1789 ve 1830 burjuva devrimlerinin (erkekler için) genel oy hakkı ilkesinin savunuculuğunu yaptığı Fransa’da, yükselmekte olan burjuvazinin tahta çıkardığı Louis-Philippe döneminde seçmen sayı», yaklaşık 30 milyon nüfusa karşılık 200 bini geçmiyordu; kapitalizmin ortaçağ kalıntılarınca engellenmeden

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*