Lewis, John

Lewis, John

(Aaron) (d. 3 Mayıs 1920, La Grange, Illinois, ABD), ABD’li caz piyanisti ve besteci-düzenlemeci. Modern Caz Dörtlüsü’nün kurucusudur.
New Mexico’da büyüdü ve çocuk yaşta piyano dersi almaya başladı. 1942’ye değin New Mexico Üniversitesi’nde antropoloji ve müzik öğrenimi gördü. ABD Kara Kuvvetlerindeki hizmetinden (1942-45) sonra piyanist olarak Dizzy Gillespie’nin orkestrasına katıldı; bu orkestra için “Two “Bass Hit”, “Emanon”, “Minor Walk” adh düzenlemeleri ve “Toccata for Trumpet and Orchestra” adh bestesini yaptı. Daha sonra birlikte çalıştığı Miles Davis’in Birth of ,the Cool adh albümü için “Move”, “Budo” ye “Rouge” adh parçalan düzenledi. Charlie Parker, Lester Young ve Illinois Jecquet ile de plak yaptı.
Lewis’in İ952’de kurduğu Modem Caz Dörtlüsü caz tarihinin en uzun ömürlü ye en beğenilen topluluklanndan biri oldu. Vibra-foncu Milt Jackson, basçı Percy Heath ve davulcu Conny Kay ile Lewis’ten oluşan dörtlü 1950’ler ve 60’lar boyunca varlığını sürdürdükten sonra 1974’te dağıldı. Topluluğun ince ve zarif müziği Barok oda müziğini andınyor ve çoğunlukla cool jazz olarak niteleniyordu. Caz dışında da besteler yapan Lewis ayrıca sinema, bale ve tiyatro için müzik yazdı; zaman zaman da dörtlüsüyle yaylı çalgılann yer aldığı programlara katıldı. “Django” adh bestesi başkalarınca en sık çalman yapıtı oldu. 1974’te New York Kent Üniversitesi City I College’ daki Davis Gösteri Sanatlan Merkezi’nde öğretim üyeliğine getirildi.
Lewis, John L(lewellyn) (d. 12 Şubat 1880, Lucas yakınlan, Iowa – ö. 11 Haziran 1969, Washington, D.C., ABD), ABD’li işçi önderi. 1920-60 arasında Birleşik Maden İşçileri Sendikasimn (UMWA), 1936-40
John L. Lewis, 1963
AP/Wide World Photos
arasında da kurucusu olduğu Sanayi Örgütleri Kongresinin (CIO) başkanlığını yapmıştır.
Galler’den ABD’ye göç etmiş bir madenci ailesinden geliyordu. Ortaöğrenimini yanda bırakarak 15 yaşında maden ocaklannda çalışmaya başladı. 1905’te UMWA’mn temsilcisi oldu; 1920’de de aynı sendikanın başkanlığına getirildi. 1935’te Amerikan İşçi Federasyonu (AFL) adına geniş çaplı üretim yapan sanayilerde işkolu sendikalan kurma çalışmalannı başlatarak ülke çapında ün kazandı. Ama AFL’nin çoğunluğunu oluşturan meslek sendikası üyeleri işkolu düzeyinde örgütlenmeye karşı çıkınca, yeni kurulan sendikalar federasyondan çıkanldı-lar. Lewis bunun üzerine, AFL’den aynlan
383 Lewis, Meade
sendikalan Sanayi Örgütleri Komitesi (CIO) adı altmda örgütledi (1936).1938’de toplanan ilk kurultayda adı Sanayi İşçileri Kongresi olarak değiştirilen CIO militanca ve çetin mücadeleler sonucunda çelik, otomobil, lastik, kauçuk ve elektrik gibi sanayi kollannda örgütlenmeyi başardı. Yolculuk süresi için ücret ödenmesi ve bir sosyal yardım fonu oluşturulması hakkım kazanan ilk sendika da CIO oldu.
Önceleri bir Cumhuriyetçi olan Lewis 1932 ve 1936’daki başkanlık seçimlerinde De-mokratlann adayı Eranklin D. Roosevelt’i destekledi. Ama İRoosevelt’in üçüncü bir dönem daha başkan olmasına karşı çıkarak CIO başkanlığından istifa edeceğini bildirdi. Roosevelt’in seçimi kazanması üzerine, 1940’ta CIO başkanlığından istifa etti. 1942’de UMWA’nm ClO’dan aynlmasım sağladı. UMWA’mn başkanlığından aynl-dıktan sonra da bu sendikanın sosyal yardım ve emeklilik fonunun yönetim kurulu başkam olarak görev yaptı.
Lewis, Matthew Gregory, takma adı mark lewis (d. 9 Temmuz 1775, Londra – ö. 14 Mayıs 1818, denizde), İngiliz romancı ve oyun yazan. Gotik romanı The Monk’ un (1796; Keşiş) büyük başan kazanmasından sonra “Keşiş” Lewis olarak anılmıştır.
Westminster Okulu ve Oxford Christ Churçh College’da öğrenim gördü. Lahey’ deki İngiliz Büyükelçiliğinde ataşe olarak
Matthew Gregory Lewis, H. W. PtakersgiH’in yağlıboya çalışmasından ayrıntı;
Ulusal Portre Galerisi, Londra
National Portrait Gallery. Londra
çahşb. 1796’dan 1802’ye değin parlamentoda yer aldı. 1812’de miras yoluyla büyük bir servet ve Jamaika’da geniş araziler edindi. Arazilerinde çalışan 500 kadar kölenin yaşam koşullanyla yakından ilgilendi.. Batı Hint Adalanna iki yolculuk yaptı, ikinci dönüş yolculuğunda sanhummaya yakalanarak denizde öldü.
Lewis’in henüz 19 yaşındayken kaleme aldığı The Monk, önde gelen gotik romancı Ann Radcliffe ve dönemin Alman gotik edebiyatının etkisini taşır. Dehşet, şiddet ve erotizm öğeleriyle dolu olan roman, yaygın biçimde okunduysa. da her yerde büyük tepkiyle karşılandı. İkinci büyük başansını Richard Brinsley Sheridan’ın sahneye koyduğu The Castle Spectre (1798; Şatodaki Hayalet) adh popüler müzikal oyunuyla kazandı. Bir başka kalıcı yapıtı olan Journal of a West Indian Proprietor*da (1834; Batı Hint Adalannda Bir Mülk Sahibinin Güncesi) insalcıl ve liberal kişiliğini yansıtır.
Lewis, Meade, lakabı lux (d. 1905, Louisville, Kentucky – ö. 7 Haziran 1964, Minneapolis, Minnesota, ABD), piyanoda boogie-woogie üslubunun başjıca temsilcilerinden olan ABD’li müzikçi. Once keman çalmayı öğrendi; daha sonra Chicago gece kulüplerinde piyano çalmaya başladı. 1929’da doldurduğu ve yedi yıl sonra keşfedilen
Lewis, Sinclair 384
“Honky Tonk Train Blues” adlı tek bir plakla, biraz gecikmiş olarak üne kavuştu. Boogie-woogie üslubunun en canlı ve en neşeli örneklerinden olan plak, 1930’lann ikinci yansında bu tür müziğin geçici de olsa çılgın bir tutku haline gelmesi yüzünden çok sevilmişti. Lewis bu temayı en az dört kez yeniden plağa doldurdu. Aynca ünlü altı el piyano grubunun üyesi olarak Pete Johnson ve Albert Ammons ile birlikte çaldı. Meslek yaşamının son 29 yılını tıpkı başlangıçtaki gibi gece kulüplerinde çalarak geçirdi. Israrlı sağ el figürleri Ve güçlü sol el ritimleriyle çalış tarzı, boogie-woogie üslubunu çok büyük ölçüde etkiledi.
Lewis, (Harry) Sinclair (d. 7 Şubat 1885, Sauk Centre, Minnesota, ABD – ö. 10 Ocak 1951, Roma yakınlan, İtalya), yapıtlarında toplumsal eleştiriye yer veren ABD’li romancı. Geniş bir okuyucu kitlesine seslenen
Sinclair Lewis
The Granger Collection
yergili romanlarıyla Amerikan umursamazlığını kırmayı başarmış, Nobel Edebiyat Ödülü’nü (1930) alan ilk ABD’li olmuştur. Yale Üniversitesi’ni bitirdikten (1907) sonra bir süre muhabirlik yaptı ve çeşitli yayınevlerinde çalıştı. İlk romanı Our Mr. Wrenn’le (1914; Bizim Mr. Wrenn) eleştirmenlerden olumlu tepki aldıysa da fazla okuyucu bulamadı. Bu arada The Saturday Evening Post ve Cosmopolitan gibi popüler dergilerde çok başarılı yazılar yayımladı, ama ciddi bir romancı olma tutkusunu hiç yitirmedi. Dergilerde çıkan öyküleri gibi çabuk başarı sağlamayacağını düşünerek başladığı Main Street (1920; Ana Cadde) adlı romanıyla büyük üne kavuştu. Roman ABD’nin Doğu kesiminden gelen ve Orta-batı’dan bir doktorla evlenerek Minnesota’ da bir kasabaya yerleşen Carol Kennicott’un bakış açısından yazılmıştı. Romanın gücü, yerel dili, görenekleri ve toplumsal yaşamın inceliklerini özenle aktarmasından kaynaklanıyordu. Yalnız kasaba halkının değil, onları küçümseyen yüzeysel entelektüelliğin de yerildiği Main Street zamanla bir roman olmanın ötesinde, Amerikan taşralılığı üzerine temel bir metin haline geldi.
Lewis 1922’de yayımladığı Babbitt (İbret,
1975) adlı romanında Rotary kulüplerinin, iş dünyasının biçimlendirdiği değerlerin ve uyum gösterme eğiliminin etkisiyle bireyselliği yok olan kayıtsız Amerikalıyı işledi. “Babbitt” adı konuşma dilinde iyimser, kendinden hoşnut, ama ufku yaşadığı kasabanın sınırlarını aşamayan orta yaşlı işadamını nitelemek için kullanılır oldu.
Bu başarısının ardından Lewis hekimlik mesleğini alaycı bir yaklaşımla ele aldığı Arrow smith’te, (1925; Arrowsmith, 1955) bilimsel ideallerin nasıl gerçekleşemediğini vurguladı. Elmer Gantry’de (1927) Protestan Kilisesi’ne sızan cahil, kaba, yağmacı
önderleri eleştirdi. Emekli bir işadamı ile kansımn Avrupa yolculuğunu anlattığı Dodsworth’te ise (1929) ABD ve Avrupa değerleri ile adam ve kansımn değişik mizaçlannı karşılaştırma olanağım buldu. Lewis sonraki kitaplannda 1920’lerdeki yapıtlannın düzeyine ulaşamadı. ABD’de faşist bir darbe olasılığına değindiği It Can’t Happen,. Here (1935; Burada Olamaz) 1936’da Federal Tiyatro’da sahnelendi. Cass Timber iane’den (1945; Seni Sevmek Kaderim, 1958, 1983) sonra yayımlanan Kingsblood Royal’m (1947) konusu ırklar arasındaki ilişkilerdi.
Lewis son yıllarının büyük bölümünü yurt-dışında geçirdi. 1930’dan sonra ünü gittikçe azaldı. Mark Schorer’m yazdığı Sinclair Lewis: An American Life (Sinclair Lewis: Bir Amerikalı Yaşamı) adlı yaşamöyküsü 1961’de yayımlandı. Türkçeye çevrilmiş ya-pıtlan arasında Vahşi Aşk da (1945, 1961) yer alır.
Lewis, (Percy) Wyndham (d. 18 Kasım 1882, Amherst yakınlannda bir yatta, Nova Şcotia, Kanada – ö. 7 Mart 1957, Londra, İngiltere), İngiliz ressam ve yazar. I. Dünya Savaşı’ndan önce resim ve edebiyatta sanayi süreciyle sanat arasında bir ilişki kurmaya çalışan soyut vortisizm(*) akımının kurucusudur.
Yaklaşık 1893’te, babasından aynlan annesiyle birlikte Londra’ya yerleşti. On altı yaşında bursla Londra’daki Slade Sanat Okulu’na girdi; ama üç yıl sonra öğrenimini yanda bırakarak Paris’e gitti. Burada resim çalışmalan yaptı ve Sorbonne Üniversite-si’nde derslere katıldı. 1909’da Londra’ya döndüğünde öykü yazmaya başladı ve resimlerini sergiledi. 1911’de Camden Town Grubu’na katıldı. Ertesi yıl Roger Fry’ın düzenlediği ikinci ard izlenimciler sergisinde Avrupa’daki ilk temsili olmayan soyut örneklerden sayılan yapıtlan yer aldı. 1913’te Omega İşlikleri’nin çahşmalanna katıldıysa da çok geçmeden Fry’la bozuşarak buradan aynldı. Bu arada vortisizm akımının ilkelerini geliştirerek 1914’te akımın yayın organı niteliğindeki Blast’m iki sayısının birincisini yayımladı. Dergide çıkan yazılarında imgeciler adıyla bilinen şairlerin etkisi belirgindi. Resimlerinde ise hem kûbistlerden, hem gelecekçilerden esinlenmekle birlikte her iki akımı da eleştirdi. Kübistlerin gelecekçilerdeki yaşamsallık ve canlılıktan, gelecekçilerin de kübistlerdeki plastik değerlerden yoksun olduğu görüşündeydi. Lewis bu yaklaşımdan yola çıkarak özgün bir soyut anlatım geliştirdi.
I. Dünya Savaşı’nda önce cephede topçu subayıydı. Daha soma savaş ressamı olarak çaıpışmalan betimleyen ilginç resimler ve çizimler yaptı. 1918’de Tarr adh ilk romanını yayımladı. 1919’da vortisizmi canlandırmak amacıyla yeni bir grup oluşturduysa da pek başanh olamadı; 1926’ya değin gözlerden uzak yaşadı. O yıl çok ilgi çeken bir dizi kitabı yayımlanmaya başladı. Bunlardan The Art of Being Ruled (Yönetilme Sanatı)
Wyndham Lems, 1904
Hulton Picture Library
siyaset kuramıyla ilgiliydi; Time and Western Man (Zaman ve Batılı İnsan) öznelliğe ve çağdaş sanattaki hızh değişiklik kültüne karşı bir saldın niteliğindeydi; The Lion and the Fox (Aslan ve Tilki) Shakespeare ve Machiavelli üzerine bir incelemeydi. The Wild Body ise öykülerini ve yergi üzerine denemelerini içeriyordu. Varlıklı sanat meraklılarını şiddetle yerdiği The Apes of God (Tann’nın Maymunlan) adh dev yergi ramam Londra edebiyat çevrelerinde büyük öfke yarattı.
Lewis 1930’larda büyük başanlarla, ama para sıkıntısıyla dolu yıllar yaşadı. “Barselona’nın Teslim Oluşu” (1936) ve T. S. Eliot’m portresi (1938, Durban Belediye Sanat Galerisi, Güney Afrika) gibi en önemli resimleriyle edebiyat eleştirisine ayırdığı Men Without Art (1934; Sanatsız İnsanlar), anılanndan oluşan Blasting and Bombûrdiering (1937; İnfilak ve Bombardıman) ve The Revenge for Love (1937; Aşk İntikamı) adlı romanı gibi kitaplannın rastladığı bu dönemde büyük borç altına girdi. 1932’de açılan iki hakaret davasını kaybetmesi de yayımcılan yıldırdı. Faşizmi öven makale ve kitaplan yüzünden birçok dostunu da kaybeden Lewis sonradan siyasal hatalannı kabul etti, ama bir daha eski saygınlığını kazanamadı.
1939’da karısıyla ABD’ye giden Lewis burada portre siparişleri alarak ve konferanslar vererek mali durumunu düzelteceğini umuyordu. II. Dünya Savaşı çıkınca dönüş olanağı kalmadı. Bir süre New York’ta kaldıktan sonra Kanada’ya gittiler. Toronto’da ucuz bir otelde üç yıl yoksulluk içinde yaşadılar. Self-Condemned (1954; Kendini Mahkûm Edenlér) adh romamnda Lewis bu yıllarım ajılattı.
Savaş bitince Lewis karısıyla İngiltere’ye dönerek The Listener adh derginin sanat eleştirmenliğini üstlendi. 1951’de kör olmasına değin dergide yayımlanan yazılannda Michael Ayrton ve Francis Bacon gibi sonradan ünlenen genç İngiliz ressamlannı övdü. Rude Assignment (1950; Kaba Görev) adlı ikinci anılar kitabım, Rotting Hill (1951; Çürüyen Tepe) başlığıyla yayımlanan yergili öykülerini ve 1928’de başladığı birkaç ciltlik alegorik fantezinin devamı niteliğindeki The Human Age’i (1955-56; İnsanlık Çağı) yazdı. Ölümünden bir yıl önce Londra’daki Tate Galerisi’nde onuruna bir toplu sergi düzenlendi. Lewis’in yapıtlann-dan Socialism and the Individual, Türkçe-de Sosyalizm ve Birey (1966) başlığıyla yayımlanmıştır.
Lewis Dağlan, Kayalık Dağlann kuzey bölümünde sıradağ. Kanada’nın Alberta eyaleti sımnndaki Waterton Gölü yakınla-nndan, ABD’nin Montana eyaletinin kuzeybatı kesimindeki Blackfoot Irmağına kadar 260 km boyunca uzanır. Başta Cleveland Dağı (3.144 m) olmak üzere 3.000 m’yi geçen bir dizi doruğu vardır. Kuzey kesimi Waterton Buzullar Uluslararası Barış Parkı, öteki kesimi de Flathead, Lewis ve Clark ormanlan ile Bob Marshall Yabaml Yaşam Bölgesi içinde kalır. Marias Geçidinden (1.565 m) demir ve kara yollan geçer. Park alanında gelişmiş olan turizm, ulaşımın güç olduğu güney kesiminde sınırlı bir düzeyde kalmıştır.
Lewis-Harris Adası, İskoçya’mn batı kıyısı açıklannda, Dış Hebridler’in kuzey ucunda kalan en büyük ada. Anakaradan 39 km genişliğindeki Kuzey Minch Boğazıyla ayn-ur. Tek bir kara parçasından oluşmasına karşın, iki ayn ada gibi anılır. Daha büyük olan kuzeydeki Lewis Adası, Ross-Cro-marty ilinde (county) yer alır. Güneydeki Harris Adası ise Inverness ili sınırları içindedir.
Her iki bölgedeki yerel yönetim işlerini 1975’te oluşturulan Batı Adaları Bölge Meclisi yürütür.
Ficime, elverişli alanların büyük bölümü genelde 3 hektardan küçük arazileri işleyen kiracı çiftçilerin elindedir. Adada bu türden yaklaşık 4 bin arazi ve kiracı çiftçilerin oturduğu 168 yerleşme vardır. Geçmişte bu
Missouri Irmağı üzerindeki yolculuğun zor bölümünü tamamlayarak, sonradan Kuzey Dakota adını alan bölgeye ulaştılar, ilkbaharda yeniden yola çıkmadan önce, Lewis ve Clark Fransız asıllı bir Kanadah olan Toussaint Charbonjıeau’yu çevirmen olarak tuttu. Charbonneau’nun Yerli kansı Sacaja-wea, Şoşonlann dostluğunun kazamlma-
Lewis Adasında bir çiftlik, Iskoçya
Tourist Photo Library
çiftçiler geçimlerini kıyı balıkçılığından sağladığından, yerleşmelerin hemen hepsi deniz kıyısında kuruludur. Buharlı trol gemilerinin ortaya çıkışiyla birlikte yerel balıkçılığın önemi azalmıştır. Daha sonraları Har-ris’te gelişen tüvit kumaş sanayisi adalılar için yeni bir gelir kaynağı yaratmıştır. Kuzey Denizi petrol sanayisinin Batı Adalarına yaran yok denecek düzeydedir. Dış Hebridler’in tek büyük kasabası ve başlıca limanı olan Stornoway, ticaret ve yönetim merkezi olarak ada nüfusunun dörtte bın-ni banndınr. Nüfus (1981) 23.390.
Lewis kuramı, 1923’te ABD’li kimyacı Gilbert N. Lewis’in asitler ve bazlar için ortaya koyduğu genel tanım. Bu kurama göre bir asit, bir kimyasal tepkimede başka bir molekülün eşlenmemiş elektron çiftine tutunabilen bir bileşiktir. Kullanılabilir bir elektron çifti bulunan molekül ise baz olarak adlandırılır. Bir asit ile bir baz arasındaki tepkime (nötrleşme) sonucunda, kimyasal bağı oluşturan elektron çiftinin yalnızca tepkenlerden birisinden geldiği bir katılma bileşiği oluşur. Metal iyonlan, kükürt, fosfor ve azot gibi bazı ametal oksitleri, hidrojen iyonu ya da proton açığa çıkarabilen maddeler, alüminyum klorür, bor triflüorür, silis ve alümina gibi belli kat* bileşikler Lewis tanımına giren asitler aTMİndadır.
Hidrojen iyonu ve proton açığa çıkaran maddeler dışında Lewis tammınca asit olarak kabul edilen maddeler Lewis asitleri olarak adlandınhrlar. Amonyak ve organik amonyak türevleri, alkali ve toprak alkali metallerin oksitleri ve eksi elektrik yüklü atom ve moleküllerin (anyonlar) çoğu ise Lewis bazlan arasındadır.
Lewis ve Clark Keşif Seferi, Büyük Okyanus kıyüanna karadan düzenlenen ilk ABD seferi (1804-06). Yüzbaşı Meriwether Lewis ve Teğmen William Clark yönetiminde gerçekleştirildi. Sefer hazırlıklan Louisiana Ahmı’ndan (1803) önce Başkan Thomas Jefferson tarafından başlatıldı. Sefer için yaşlan 29-33 arasında değişen, sıkı bir bedensel eğitimden geçmiş ve botanik, meteoroloji, zooloji, yıldızlara bakarak yön saptama, Yerli işaret dili, marangozluk, silah onanmı ve tekne kullanımı gibi konularda yetişmiş 40’a yakın kişi seçildi.
Sefere katılanlar 14 Mayıs 1804’te üç tekneyle Missouri Irmağının yukansına doğru yola çıktılar. Kasım ayına gelindiğinde
Patrick Gass’ın Voyage des capitaines
Lewis et Clark (1810) adlı yapıtından bir oymabaskı
Library of Congress, Washington, D.C.
sına yardımcı oldu. Sefer daha sonra batıya, bugünkü Montana’ya doğru sürdü. Kıta Bölümü’nü at sırtında aşarak Clearwater Irmağının başlangıcına varan ekip, kanolarla Clearwater Irmağından aşağıya Snake Irmağına, oradan da 15 Kasım’da Columbia’ nm ağzına ulaştı. Clatsop Kalesi’ni kurarak kışı burada geçirdikten sonra, mart ayında dönüş yolculuğuna başladı. Önce Marias ve Yellowstone ırmaklarının, ardından Missouri Irmağının aşağısına doğru yol alarak 23 Eylül 1806’da St. Louis’e döndü. Yolculuk boyunca tutulan günlüklerin ve çıkanlan haritalann sağladığı geniş bilgiler, bölgenin tanınmasında, aynca Kuzeybatı Geçidi konusunun aydınlatılmasında önemli rol oynadı. Daha sonra Lewis Louisiana Topraklan’na, Clark ise Missouri Toprakla-n’na vali olarak atandı.
Lewis ve Clark Mağaraları, ABD’de, Montana eyaletinin güneybatı kesimindeki Jefferson ilinde (county) kireçtaşı mağara. Madison ve Missouri ırmaklanmn birleşme noktasımn yakınında, Butte kentinin 76 km doğusunda yer alır. Kuzeybatı bölgesinin en büyük mağarası olarak, bir eyalet parkının odak noktasını oluşturur. Maden arayıcısı Don Morrison tarafından 1902’de bulundu. Tahribata uğramasını önlemek amacıyla 1912’den sonra bir süre kapalı tutuldu. Mağaranın renkli sarkıt ve dikitlerden oluşan karmaşık bölümleri günümüzde rehberler tarafından gezdirilmektedir.
Lewisham, Londra metropoliten alanında ilçe (borough). Yüzölçümü 35 km2’dir. ilçedeki çeşitli hafif sanayi kuruluşlan ve elektrikli makine üreten fabrikalar özellikle Ravensboume Irmağı vadisinde toplanmıştır. Aynca büyük bir alışveriş merkezi vardır. 1843’te..New Cross Yolu’nda kurulan, Londra Üniversitesine bağlı Goldsmith’s College günümüzde öğretmen eğitimi ve sosyal bilimler alanında uzmanlaşmıştır. İlçedeki yeşil alanlar arasında Horni-man Müzesi ve Kütüphanesi’nin de yer aldığı Homiman Bahçeleri, Beckenham Place Parkı, Blackheath’in bir bölümü, Ladywell Fields ve Deptford Parkı sayılabilir. Nüfus (1982 tah.) 233.600.
Lewiston, ABD’de, Idaho eyaletinin kuzeybatı kesiminde, Nez Perce ilinin (county) merkezi (1861) kent. Snake ve Clearwater ırmaklanmn birleştiği noktada, Moscow kentinin hemen güneyinde yer alır.
385 lex fori
Batıda Clarkston’a (Washington) bitişiktir. Kente adını veren kâşif Meriwether Lewis ile William Clark’ın kamp yaptıklan arazide (1805, 1806) altın madenciliği kasabası olarak kurulmuştur. Eyaletin tüzel kimlik kazanan (1861) ilk yerleşmesi ve topraklar statüsü taşıdığı dönemdeki ilk yönetim merkezidir (1863-64). Ekonomisi kerestecilik ve tarımın yanı sıra küçük sanayi işletmelerine dayanır. Lewiston limanı (1958) Astoria-Portland’dan (Oregon) gjelen mavnalann son uğrak noktasıdır. Lçwis-Clark Eyalet Yüksekokulu’nun (1893) merkezi kenttedir.
16 km doğuda yer alan ve Nez Perce Ulusal Tarih Parkı’nın bir bölümünü oluşturan Lapwai, Nez Perce Yerleştirme Kampı’mn merkezidir. Nüfus (1990) 28.082.
Lex XII Tabularum (Latincede “On İki Levha Yasalan”), Roma hukukunun en eski yasa derlemesi. Mahkeme kararlannın, yalnız dar bir patrici grubunun bildiği, yazılı olmayan örf ve âdet kurallarına dayanarak verilmesinden zarar gören pleplerin baskısıyla oluşturulan 10 kişilik resmî bir kurul (decemviri) tarafından IO 451-450 yıllannda hazırlanmıştır.
Patrici sınıfının ayncalıklannı, ataerkil aile düzenini, borcunu ödemeyenlerin köleleşti-rilmesi kuralım, hukuk uyuşmazlıklannda dinsel örf ve âdetlere başvurulmasını koruyan “Lex XII Tabularum”un miras hakla-n ve sözleşmeler konusunda dönemine göre oldukça ileri içeriği, decemviri’ nin getirdiği değişikliklerden çok, Roma’da zenginlik ve hareketliliğin yaşandığı bir dönemde ticari kurallann gösterdiği gelişmeyle açıklanabilir. “Lex XII Tabularum un özgün metninden günümüze yalnızca az sayıda alıntı kalmıştır; yasanın içeriği konusudaki bilgiler sonraki hukuk yapıtla-nnda yer alan göndermelere dayanır. Romalılar “Lex XII Tabularum”a temel bir hukuk kaynağı olarak büyük saygı gösterirlerdi.
lex commissoria, Roma hukukunda, alıcının belli süre içinde satış parasını ödememesi durumunda, satıcıya sözleşmeyi feshetme olanağı tanıyan anlaşma. Rehinle alınan bir borcun vadesinde ödenmemesi durumunda alacaklıya) rehinli malın mülkiyetini kazandıran anlaşma da bu kavramla ifade edilirdi. Rehinle,İlgili bu türden anlaşmalar dal» sonraları Gon*tantius tarafından ya* saklandı.
Günümüzde lex commissoria, deniz ticareti hukukunda geçen bir kavramdır. Türk hukukuna göre, ipotekli gemi ve ipoteğin kapsamına giren eşya, alacağın vadesinin gelmesinden önce, malikin ya da üçünet bir kişinin eylemi sonucunda teminat olma değerini kaybedebilir ya da böyle bir tehlikeyle karşı karşıya kalabilir. Bu gibi durumlarda ipotekli alacaklıyı korumak amacıyla kendisine bazı haklar tanınır, ipotek sözleşmesine de böyle bir durumda alacağın hemen ödeneceğine ilişkin bir koşul konabilir. Bu koşul alacaklıya, vadesi gelmeden alacağım elde etme amacıyla geminin kendisine devredilmesini isteme ya da cebri icra yolu dışında bir usulle gemiyi sattırma hakkını vermez.
lex fori, uluslararası hukuka ilişkin bir davada, başvurulan mahkemenin bağlı olduğu hukukun uygulanması. İç hukuk düzeni bakımından, taraflan yalnızca yurttaşlardan oluşan davalarda lex fori kuralının uygulanması egemenlik ilkesinin zorunlu bir sonucudur. Kavram, daha çok uluslararası özel hukuk açısından önem taşır. Bu alanda
lex loci 386
farklı hukuk sistemlerinin varlığı, olaya uygulanacak usul hukuku ve maddi hukuk kurallarının hangileri olacağı sorusunu gündeme getirir. Usul hukukuna ilişkin sorunların lex fori’ye tabi olması, bütün hukuk sistemlerinde geleneksel olarak kabul edilmiş bir ilkedir. Maddi hukuka ilişkin olduğu kabul edilen sorunlarda ise yabancı hukuk ile yargıcın hukuku arasında bir seçim yapılması gerekir. Çeşitli hukuk sistemlerinde hangi konuların maddi hukukun, hangilerinin usul hukukunun alanına girdiği konusunda birlik olmaması, belirli bir karışıklık yaratır. Özellikle kara Avrupa’sı hukuk sistemleri ile Angloamerikan hukuk sistemi arasında, bu bakımdan önemli farklar bulunmaktadır.
lex loci, dava konusunun ilgili olduğu yer yasası. Kavramın hangi konuya ilişkin oldu-
gı, sonunda yer alan sözcüğe bağlıdır, meğin lex loci actus eylem ya da işlemin yapıldığı yer yasasım, lex loci contractus sözleşmenin yapıldığı yer yasasını, lex loci celebrationis evlilik sözleşmesinin yapıldığı yer yasasım, lex loci deUctus suçun işlendiği yer yasasını, lex loci delicti commissi haksız eylemin işlendiği yer yasasını, lex loci domicii ikametgâhın bulunduğu yer yasasını ifade eder. Bu kavramlar uluslararası özel hukuk açısından önem taşır. Tarafların farklı hukuk sistemlerine bağlı kişiler olması durumunda uygulanacak maddi hukuk kuralları, olayın özelliklerine dayanarak, yukarıda anılan ilkelere göre saptanır. Ama çeşidi hukuk sistemleri arasında kavramların içeriğine ilişkin bir birlik yoktur. Örneğin haksız eylemlere ve bunlardan kaynaklanan borçlara ilişkin lex loci delicti commissi de ilke, haksız eylemin yapıldığı yer hukukunun uygulanması olmakla birlikte, haksız eylemin yapıldığı yerden eylemin başlayıp bittiği yerin mi, yoksa zarar verici sonucun doğduğu yerin mi anlaşılması gerektiği tartışma konusudur. Yaygın olan uygulama kavramın, başvurulan mahkemenin bağlı olduğu hukuk sistemi içinde değerlendirilmesi yolundadır.
Lex Salica, 5. yüzyılda Galya’yı ele geçiren Sal Franklarının yasası. Töton yasalarının (leges barbarorum) en eskisi olmamakla birlikte, en önemlisidir. Merovenj haneda-unın kurucusu Clovis’in hükümdarlığının sonlarında çıkarıldı (507-511). Clovis’in ardılan ve Karolenj hanedanı dönemlerinde iki kez daha düzenlendi. Birbirini izleyen degşiklikler sonunda sistemli bir yapı kazandı ve Eski Yüksek Almancaya çevrildi. “Lex Salica” temelde çeşitli kabahatler ve cürÜBİer için uzun bir ceza listesi (composi-tio) içeren bir ceza ve usul yasasıdır. Ama baa medeni hukuk düzenlemelerine de yer verir. Yasanın, toprak mülkiyetinin miras olarak kız çocuklara geçemeyeceğine ilişkin hükümleri, sonralan kadınların tahta geçmesinin engellenmesinde dayanak olarak kullanılmıştır.
Yasanın özgün metni Vizigotlann ya da Burgonyalılann kurallannda görülen dinsel etkileri taşımaz. “Lex Salica”, Latince yazılmış olmasına karşın, Roma hukukundan da fazla etkilenmemiştir. Metinde geçen bazı Frank hukuk terimlerinin Latinceleşti-nlmesine karşın, mallus ya da mallobergus adı verilen Frank mahkemelerinde yaygın biçimde kullanıldığı sanılan Frank terimleri olduğu gibi bırakılmıştır.
Fransa’da kadın vârislerle bunlann soyla-nndan gelenleri tahta geçme hakkından yoksun bırakan Sal veraset kuralı, adım Lex Salica”dan alır. Capet hanedanı döne-
minde IV. Philippe’e (ö. 1314) değin bütün krallar geride en az bir erkek çocuk bıraktığından, veraset konusunda hiçbir sorunla karşılaşılmadı. 14. yüzyıl başlannda Capet hanedanının sona ermesi üzerine Fransa tahtına bir kadının geçemeyeceği kuralı kondu. Aynı dönemde bir Fransız kralının kızının soyundan gelenlerin de tahta çıkma konusunda hiçbir hak iddia edemeyeceği ilkesi kabul edildi. Kadınların tahta geçmelerini engelleyecek hukuki dayanaklar bulma çabalanndan dolayı önem kazanan “Lex Salica”, 16. yüzyılda krallığın temel yasası olarak benimsendi. 1593’te Fransa kralı II. Henri’nin torunu Isabel’in Fransa tahtına çıkmasını engellemek için “Lex Salica”ya açıkça gönderme yapıldı.
Ingiltere, İskandinavya ve Anjou hanedanı yönetimindeki Napoli’de erkek çocukların bulunmadığı durumlarda kız çocuklann tahta geçmesini engelleyen bir kural yoktu. Ispanya’da ise bu kural Fransız Bourbon hanedanından gelen V. Felipe’nin başa geçmesiyle 1713’te geçerlilik kazandı.
lex talionis bak. kısas
Lexington, ABD’de, Virginia eyaletinin batı kesiminde kent. Rockbridge ilinin (county) merkezi olmakla birlikte ondan bağımsız olarak yönetilmektedir. Shenandoah Vadisinde, Maury Irmağı kıyısında Lynchburg’un 48 km kuzeybatısında yer a*lr’ 1777’de Virginia Meclisi tarafından il merkezi ilan edilen kent adım, Lexington ve Concord çarpışmalanndan (19 Nisan 1775) almıştır.. 1796’daki yangından büyük zarar gördü. Iç Savaş sırasında da General David Hunter’a bağlı Federasyon birlikleri tarafından bombalandı (10 Haziran 1864). Kentteki en önemli yükseköğretim kurumu 1749’da Augusta Akademisi adıyla kurulan Washington ve Lee Üniversitesi’dir; üniversitenin adı George Washington ile 1865-70 arasmda rektörlüğünü yapan General Robert E. Lee’den gelir. Kampustaki Lee Anısal Şapeli’nde Lee aile mezarlığı ile bir müze vardır. Bir başka önemli öğretim kurumu da Virginia Askeri Enstitüsü’dür. Enstitüde Thomas Jonathan Jackson ve kâşif Matthew Fontaine Maury gibi ünlü kişiler ders vermiştir. Sam Houston’m ve orak makinesinin mucidi Cyrus McCor-mick’in de doğum yeri olan Lexington hayvancılık ve mandıracılık yapılan bir ta-nm bölgesinin ticaret merkezidir. Nüfus (1990) 6.959.
Lexington-Fayette, ABD’de, Kentucky eyaletinin ortakuzey kesiminde kent ve kentsel il (urban county). 1974’te Lexington kenti ve Fayette ilinin birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Bluegrass bölgesinin odak noktası ve önemli bir at yetiştiriciliği merkezidir. Adını Lexington Çarpışmasından (1775) alan kent Virginia Yasama Meclisi’ nm karanyla 1782’de tüzel kimlik kazandı.
Lexington’da “Red Mile” yarışları, Kentucky
Tony Leonard-Shostal/EB Inc.
Kentucky Yasama Meclisi 1792’de ilk oturumunu burada yaptı. ABD’de ilk Beethoven senfonisi 1817’de burada çalındı. Lex-
ington 1880’lerin başında Transylvania College’ı (bugün Transylvania Üniversitesi; 1780), ışıklandınlmış caddeleri, halka açık kütüphanesi, tiyatrosu ve müzik derneğiyle Batı nm Atina’sı olarak övünen bir kültür merkeziydi.
Kent çaymnın 1788’de at yanşlanna kapatılması üzerine, yanşlar için bir hipodrom inşa edildi. At sevgisi günümüzde de yerel bir , tutku olarak sürmekte, “Keeneland” (düz) ve “Red Mile” (tıns) yanşlan büyük ilgi toplamaktadır, Amerikan Safkan At Yetiştiricileri Birliği’nin merkezi Lexing-ton’dadır.
Zengin tarım alanlânyla çevrili olan kent et sığın, koyun ve süt kuzusunun yanı sıra salkımotu tohumu ve tütün gibi tanmsal ürünler için önemli bir pazardır. Sanayi ürünleri arasında viski, kâğıt ürünleri ve elektronik malzeme sayılabilir. Kentte 1865’te kurulan Kentucky Üniversitesi ve Lexington İlahiyat Okulu’nun yanı sıra iki işletmecilik yüksekokulu bulunmaktadır. ABD Uyuşturucu Bağımhlan Devlet Hastanesi ve Lexington-Bluegrass Ordu Depo Merkezi de buradadır.
ABD başkan yardımcısı John C. Breckin-ridge (1857-61), Konfederasyon generali John Hunt Morgan, Todd ailesi ve Senatör Henry Clay Lexington Mezarhğı’nda gömülüdür. Clay, Morgan ve Mary Todd Lin-coln’ün evleri halka açık yerlerdir. Headley Müzesi’nde değerli taşlardan yapılmış mücevherler sergilenir. Nüfus (1990) kent, 225.366; metropoliten alan, 348.428.
Lexington ve Concord çarpışmaları,
Amerikan Bağımsızlık Savaşı’nı başlatan çarpışmalar (19 Nisan 1775). Massachusetts vahşi General Thomas Gage’in Londra’dan aldığı emir üzerine birliklerine, ayaklanmâ-cılann Concord’daki levazım depolannı ele geçirme emri vermesiyle başladı. Boston’ dan yola çıkan 700 kişilik İngiliz kuvveti, Lexington Green’de 77 kişilik bir Amerikan gönüllü birliğiyle karşılaştı. İngiliz saldınsı-m önceden haber alan Paul Revere öncülüğündeki atlılar ve başka kuvvetler de gönüllülere katıldı. Lexington’da Amerikalılann direnişini kıran İngiliz kuvvetleri, Concord’a doğru ilerlemeye başladı. Amerikalılar, onlar Concord’a gelmeden ellerindeki askeri malzemenin çoğunu saklamışlar ya da imha etmişlerdi. Sonuçta 320-400 arasmda askerden oluşan bir Amerikan birliği, Con-cord’un Kuzey Köprüsü’nü tutan İngiliz kuvvetlerini püskürtmeyi başardı. Amerikalılar, Boston’a çekilmeye çalışan İngiliz askerlerine yol kenarındaki evlerden, çiftliklerden, ağaçlardan sürekli ateş ettiler. Ingüizlerin toplam kaybı 273, Amerikahla-nn ise 95’ti. Bu deneyimle İngilizlere karşı daha sonra da etkili bir savaş biçimi olarak yararlanılacak gerilla yöntemlerinin kullanılması başlamış oluyordu. Lexington ve Concord çarpışmalan kolonilerle İngiltere arasındaki kopukluğu kesin biçimde gösterdi. Bu çarpışmalann etkisiyle 16 bin New Englandh ayaklanmaya katılarak Boston Kuşatması’nı başlattı ve Mart 1776’da İngi-lizlerin Boston’dan çıkanlmasım sağladı.
Ley, Robert (d. 15 Şubat 1890, Niederbreidenbach – ö. 25 Ekim 1945, Nürnberg, Almanya), Nazi siyasetçi ve Hitler yanlısı işçi örgütünün başkanı. II. Dünya Savaşı sırasında tutsaklann köle olarak çailıştınlma-sı uygulamasını yönetmiştir.
Küçük bir toprak sahibinin oğluydu. Jena ve Bonn üniversitelerinde öğrenim gördü. Kimya dalında doktorasını tamamladıktan sonra IG Farbenindustrie AG adh şirkette çalışmaya başladı. 1928’de “siyasal etkinliklerinden” dolayı işine son verildi. 1929’da
Nazi Partisi’nden Prusya Meclisi’ne (Diet), 1932’de de Reichstag’a (Parlamento) seçildi. Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden sonra işçileri örgütlemekle görevlendirildi. Hit-ler’i destekleyecek tek bir işçi örgütü oluşturmak amacıyla demokratik işçi sendikalarını ortadan kaldırdı. Toplumun askerileştirilmesi ve savaş hazırlıklarının yürütülmesi hedefine yönelik güçlü bir işçi örgütü kurdu, Ayrıca Ülke Dışında Yaşayan Almanlar Birliği adlı örgütün başkanlığını üstlendi.
II. Dünya Savaşı sırasında, Alman ve yabancı işçilerin savaş malzemesi üretiminde çalıştırılması işini yürüttü. Savaşın sonlarına doğru Berchtesgaden yakınlarındaki dağlara kaçtı ama 16 Mayıs 1945’te ABD birliklerince ele geçirildi, intihar girişiminde bulunduysa da bunu başaramadı. Yargılanmak üzere 23 Nazi savaş suçlusuyla birlikte tutulduğu Nürnberg Hapishanesi’ nin tuvaletinde bir havluyla kendini astı.
Leyla Hanım bak. Saz, Leyla

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*