Lenglen, Suzanne

Lenglen, Suzanne

 

(d. 24 Mayıs 1899, Comptegne – ö. 4 Temmuz 1938, Paris, Fransa), altı kez Wimbledon şampiyonu olan Fransız tenisçi. Oyun biçimi, huysuzluk ve kaprisleri, aynca korttaki cüretkâr giysisiyle büyük ilgi toplamıştır.
1919’dan profesyonelliğe geçtiği 1926’ya değin bayanlar amatör çim tenisinin bir numaralı adı olan Lenglen çim tenisinde Wimbledon tek ve çift bayanlar (1919-23,1925) ile kanşık çiftlerin (1920, 1922, 1925) yanı sıra Fransa tek bayanlar (1920-23, 1925-26), çift bayanlar (1925-26) ve kanşık çiftlerde (1925-26), Belçika’nın An-vers kentinde yapılan 1920 Olimpiyat Oyun-lan’nda da tek bayanlarda ve kanşık çiftlerde altın madalya kazandı. Dünya sert kort şampiyonluğu karşılaşmalannda ise dört kez tek bayanlar (1914,1921-23), üç kez çift bayanlar (1914,1921-22), üç kez kanşık çiftler (1921-23) birinciliği elde etti. Amatör çim tenisinde tek yenilgisini 1921’de New York kentindeki Forest Hills’de düzenlenen ABD Tumuvası’nda Molla Bjurstedt Mal-lory’ye karşı aldı. ABD’li büyük tenisçi Helen Wills’le 1926’da Fransa’nın Cannes kentinde yaptığı tek karşılaşmayı 6-3 ve 8-6’hk setlerle kazandı. Aynı yıl profesyonel bir turneye katılmak üzere ABD’ye gitti. Öldürücü anemiden öldü.
Lenica, Jan (d. 4 Ocak 1928, Poznaö, Polonya), film afişleri ve fabl türü çizgi filmleriyle tanınmış Polonyah grafik sanatçısı ve canlandırma sinemacısı.
329 Lenin, Vladimir İliç
Tanınmış bir ressamın oğluydu. Müzik ve mimarlık öğrenimi görürken bir yandan da çeşitli dergiler için desenler hazırlıyordu. 1950’lerde tümüyle grafik sanatlara yöneldi ve çalışmalannı afiş alanında yoğunlaştırdı. Afiş tasanmcısı olarak sinema dünyasına girdi. Film afişleriyle sergilere katıldı ve ödüller kazandı. 1961’de Paris’te kazandığı Toulouse-Lautrec Ödülü’yle adını uluslar-arası alanda duyurdu. Afiş çahşmalannda kolaj tekniğinden yararlanan ve kesin çizgilerle belirlenmiş, kolay anlaşılır figürler kullanan Lenica, 1972 Münih Olimpiyat Oyunlan’nın afişlerini hazırlamakla görevlendirildi. ^
Lenica, 1957’den sonra çizgi film çalışma-lanna da yöneldi. Walerian Borowczyk ile birlikte Byl sobie raz (1957; Bir Zamanlar) ve Dom (1958; Ev) gibi ilginç filmler yaptı. 1959’dan sonra çalışmalannı Polonya, Fransa, Almanya ve ABD’de tek başına sürdürdü. Bu dönemdeki filmlerinden La-birynt (1962; Labirent), Die Nashörner (1963; Gergedanlar), The Automobile (1970; Otomobil) ve Ubu Roi (1977; Kral Übü), canlandırma sinemasının en iyi örnekleri arasında yer alıyordu. Lenica çizgi filmlerinde genellikle, kargaşanın egemen olduğu ürkütücü bir atmosferin ortasında kalmış sıradan insanın çaresizliğini işledi. Örneğin 1965’te Fransa’da yaptığı A adlı filmde dev harfler, huzurlu bir evi işgal edip ortadan kaldınyordu. Lenica aynca çocuk İcitaplan yazmış ve resimlemiştir.
Lenin, 1957’de SSCB tarafından Leningrad’da (bugün Petersburg) yapılan, dünyanın nükleer güçle çalışan ilk buzkıran gemisi. 134 m uzunluğunda, su taşırma (deplasman) ağırlığı 16 bin ton olan “Lenin”, normal sularda saatte 18 deniz mili (knot) hız yapabilmektedir. İkisi nor-
fmm
■■j®./’ v *gjjH
«<*■-
“Lenin” nükleer buzkıran gemisi
Tass-Sovfoto
mal koşullar için, üçüncüsü ise yedek olarak kullanılan üç nükleer reaktörü vardır. Başlangıçta üretim maliyetinin yüksekliğine karşılık, seyir eriminin çok zor koşullar altında bile hemen hemen sınırsız olması, gemilerde nükleer güç kullanımının birçok üstünlükleri olduğunu kanıtlamıştır.
Lenin, Vladimir İliç, asıl adı vladİmIr İLtç ulyanov (d. 22 Nisan 1870, Simbirsk [sonradan Ulyanovsk], Rus Çarlığı – ö. 21 Ocak 1924, Gorki [bugün Nıını Novgo-rodl, Moskova yakınlan, SSCB), 1917 Sovyet Devrimi’nin esin kaynağı ve önden olan Marksist düşün, siyaset ve eylem adamı. İlk başkanlığını yaptığı (1917-24)
yeni Sovyet devletinin temellerini atmış, dünya işçi hareketinin yeni öncü örgütü olarak III. Enternasyonal’i (Komintern) kurmuştur. Tarihin en büyük devnmcıle-rinden biri ve Marx sonrası dönemin en et-
Lenin, Vladimir İliç 330
kili sosyalist düşünürü olarak kabul edilir. Marx’ın kuramlarına yaptığı katkılardan dolayı, 20. yüzyılda komünist hareketin dayandığı ideolojik ve siyasal platform genellikle Marksizm-Leninizm olarak anılmıştır.
Gençliği. Lenin iyi eğitim görmüş kültürlü bir ailenin altı çocuğundan üçüncüsüydü. Annesi bir hekimin km, babası ise müfettişliğe kadar yükselmiş bir öğretmendi. Zeki ve sağlam bünyeli bir çocuk olan ve sıcak, mutlu bir aile ortamında yetişen Lenin, beş
Lenin, 1918
Tass-Sovfoto
yaşındayken annesinden okumayı öğrendi ve piyano dersleri aldı. Okumaya ve öğrenmeye daha küçük yaşlarda doymak bilmeyen bir tutkuyla bağlandı. Lise öğrenimi sırasında özellikle Latince ve Yunanca derslerindeki başarısıyla dikkat çekti ve okulu birincilikle bitirdi. On altı yaşma geldiğinde devrimci akımlarla tanışıklığı yalnızca ateizme yönelik düşüncelerle sınırlıydı. Ama çarlığın seçkin aydınlara bile medeni ve siyasal haklar tanımayan baskıcı yapısı, ailenin bütün çocuklarını hızla devrimci saflara itti.
Lenin’in delikanlılık yıllarında uğradığı iki darbe devrimci harekette yer almasında önemli rol oynadı. Bu darbelerin birincisi babasının, zamansız ölümünden kısa bir süre önce eğitimle ilgili ilerici görüşlerinden dolayı erken emeklilik tehdidiyle karşılaş-masıydı. 1887’de de Petersburg Üniversite-si’nde (bugün Sankt Petersburg Devlet Üniversitesi) okuyan, çok sevdiği ağabeyi Aleksandr, Çar III. Aleksandr’a suikast planlayan Narodnaya Volya’ya bağlı bir gruba katıldığı için yakalanarak asıldı. Böylece Lenin daha 17 yaşındayken, “devlet aleyhine suç işlemiş bir kişi”yi yetiştirmekle damgalanan bir ailenin en büyük erkeği durumuna geldi.
Çeşitli siyasal baskılar görmeye başlayan aile, annenin aldığı dul aylığı ve anneye kalan mirasla maddi olarak ayakta kalmayı başardı. Lenin lise müdürünün (1917 Şubat Devrimi’nden sonra başbakanlık yapan ve Ekim Devrimi’yle devrilen Aleksandr Ke-renski’nin babası) verdiği olumlu referansla 1887 sonbaharında Kazan Üniversitesi’ne bağlı hukuk fakültesine girdi. Ama üç ay geçmeden yasadışı bir öğrenci toplantısına katıldığı gerekçesiyle okuldan atıldı. Ardından güvenlik gözetiminde tutulmak üzere, ablasının da bir süreden beri sürgün
kaldığı Kokuşkino köyüne gönderildi. 1888 sonbaharında Kazan’a dönmesine izin verildiyse de yeniden üniversiteye girmesi önlendi. Bu sırada daha yaşlı sürgün devrimcilerle tanışarak, büyük bir istekle devrimci siyasal literatürü okumaya yöneldi. Özellikle Manc’ın Das Kapital’i, üzerinde derin bir etki bıraktı. Bu okuma süreci içinde Marksizmi benimsedi.
Devrimci bir parti kurma çalışmaları. Mayıs 1889’da ailesiyle birlikte Samara’ya taşman Lenin, uzun çabalardan sonra hukuk fakültesi sınavlarına dışarından girme izni alarak Kasım 1891’de mezun oldu. Özellikle yoksul köylülerin ve zanaatçıların davalarına girdiği Samara’daki ilk avukatlık yıllarında hukuk sisteminin temelinde yatan sınıf ayrımcılığına karşı derin bir nefret beslemeye başladı. Ağustos 1893’te Petersburg’a (1914-24 arasında Petrograd, 1924-91 arasında Leningrad) yerleşti; avukat olarak çalışırken Marksist çevrelerle de ilişkilerini geliştirdi. 1895’te Rusya’ nm en etkili Marksist düşünürü Georgi Plehanov ve öteki sürgün devrimcilerle bağlantı kurmak üzere arkadaşları tarafından Avrupa’ya gönderildi. Dönüşünde L. Martov ve başka önderlerle birlikte başkentteki Marksist gruplan İşçi Sınıfının Kurtuluşu İçin Mücadele Birliği’nin çatısı altında birleştirmeyi başardı. İşçiler arasında Marksist düşünceleri yaymaya çalışan örgütün öteki yöneticileriyle birlikte Aralık 1895’te tutuklanarak 15 ay hapis cezasına çarptınldı. Bu cezayı çektikten sonra üç yıllık bir dönem için Sibirya’daki Şuşensko-ye’ye sürgün edildi. Daha önce Petersburg’ daki Marksistlerin bir toplantısında tanışmış olduğu nişanlısı Nadejda Krupskaya ile orada evlendi. İkilinin Sibirya’da Sidney ve Beatrice Webb’in Industrial Democracy (1897; Sanayi Demokrasisi) yapıtını çevirme görüntüsü altında gizli parti yazışmala-nm yürütmekle başlayan beraberlikleri ömür boyunca sürdü.
Sürgün cezasını bitirerek Ocak 1900’de yurtdışına çıkan Lenin, ilk iş olarak Marksist bir yayın organı kurma tasansmı gerçekleştirmeye koyuldu. Rusya ve Batı Avrupa’daki dağınık Marksist Rus gruplannı bir araya getirerek tutarlı bir partinin temellerini atmayı amaçlayan îskra’nın(*) yayın kurulunda Plehanov, Martov ve öteki üç üyeyle birlikte yer aldı. Derginin yayın politikasının belirlenmesinde önemli rol oynadı.
Lenin’in İskra’ya katılmadan önceki yazı-lannda üzerinde durduğu üç temel konu kapitalizmin Rus toplumunda yarattığı değişiklikler, Sosyal Demokratlann ve işçilerin mücadelesini ekonomik hedeflerle sınırlama eğiliminin eleştirisi ve köylülük sorunuydu. Bu sırada Rus aydınlan arasında etkili olan Narodniklerin(*) görüşleri Mark-sizmin yayılmasının önünde büyük bir engel oluşturuyordu. Ortak toprak mülkiyeti ve köy komünleri nedeniyle Rusya’da kapitalizmin gelişemeyeceğini savunan Narodnik-lere göre, proletaryanın yok denecek bir düzeyde olduğu bir köylü toplumuna Marksist kuramlar uygulanamazdı. Bu yaklaşımı daha 1880’lerde eleştiren Plehanov, hızlı sanayileşmenin de gösterdiği gibi kapitalizm evresine geçen Rusya’da geleceği proletaryanın temsil ettiğini savunmuştu. Plehanov’a göre Rusya’daki gelişmeler iki aşamalı bir devrim sürecini zorunlu kılıyordu. Birinci aşamayı oluşturan burjuva devrimi demokratik bir cumhuriyetin kurulmasını ve kapitalizmin serpilmesi için gerekli koşullann oluşmasını sağlayacak, olgunlaşan kapitalizmin yüksek bir siyasal örgütlenme, sosyalist bilinç ve kültür düzeyine ulaşmış kalabalık bir proletaryayı doğurmasından sonra proletarya devrimiyle sosyalizme geçilecekti.
Bu görüşü 1880’lerin sonunda benimseyen Lenin, Narodniklere karşı tartışmalannda köylülere toprak dağıtımının serbest piyasa mekanizması aracılığıyla yeniden kapitalizmi doğuracağını ve kırsal kesimde üretim araçlan üzerindeki özel mülkiyeti ve piyasa sistemini yalnızca sosyalizmin ortadan kaldırabileceğini belirterek köylü sorununa yeni bir bakış açısı getirdi. Köylü sorunuyla ilgili olarak sürgün yıllarında da yürüttüğâ araştırmalann ürünü olan Razvitie kapitalizme v Rossi (1899; Rusya’da Kapitalizmin Gelişmesi, 1971, 1988) adlı yapıtında kapitalizmin köy komünlerini hızla yıktığını ortaya koydu. Buna bağlı olarak da Narod-niklerin homojen bir sınıf olarak nitelendirdiği köylülüğün gerçekte hızla aynşmaya uğradığını ve köylülüğün yaklaşık yansını oluşturan yoksul ve mülksüz alt katmanın sanayi proletaryasının müttefiki durumuna geldiğini savundu.
İskra’nın Rus aydınlannı Marksizme çekmede sağladığı başanlardan sonra Lenin ve yoldaşlan devrimci bir parti kurma zamanının geldiğine karar verdiler. Bundan önce 1898’de Minsk’te aynı amaçla düzenlenen I. Kongre, delegelerin çoğunun kongreden hemen sonra tutuklanması nedeniyle hedefine ulaşamamıştı. 1903’te Brüksel’de toplanan, ama polis baskısı üzerine çalışmalannı Londra’da sürdüren kongrenin oturumlan üç haftaya yakın bir zaman aldı. Rus Sosyal Demokrat işçi Partisi’nin(*) (RSDRP) gerçek bir örgüt kimliğiyle ortaya çıkmasını sağlayan kongrede birçok konuda yürütülen çetin tartışmalann odak noktasını partiye üyelik koşullan, parti disiplini ve partinin işçi sınıfıyla ilişkisi sorunu oluşturdu. Kongrede bu noktada beliren görüş aynh-ğmın temeli Lenin’in Marksist çevrelerdeki dağınıklığı gidermek için kaleme aldığı Çto Delat (1902; Ne Yapmalı?, 1968, 1990) ve parti örgütlenmesiyle ilgili öteki yazılannda yer alıyordu. Kapitalizmin işçileri kendiliğinden sosyalizme doğru çektiği görüşüne karşı çıkan Lenin, işçilerin günlük mücadelede “sendika bilinci”nin ötesine gidemeyeceğini, kapitalizmi yıkarak kesin kurtuluşa ulaşmak için gerekli “sosyalist bilinç” öğesinin işçilere dışandan taşınması gerektiğini savunuyordu. Lenin’e göre “proletaryanın öncü gücü” olan devrimci parti son derece disiplinli ve merkezî bir yapıya dayanmalı, işçiler arasında sosyalist bilinci yaymaya çalışmalı ve gerçek sınıf çıkarlannın nerede yattığını gösterme konusunda eğitici ve yol gösterici bir rol üstlenmeliydi.
İkinci kongrede İskra grubunun parti yapısı konusunda bölünmesiyle azınlık durumuna düşen Lenin, mutlak bir disiplini öngören “demokratik merkeziyetçilik” ilkesine dayalı “yeni tipte bir parti” tezini kararlı biçimde savunarak daha da çeliştirdi. Deneyimli profesyonel devrimcilenn oluşturduğu, ideolojik bakımdan homojen, dar kapsamlı ve çelikten bir çekirdeğin çevresinde kenetlenmiş olan ve işçi sınıfıyla öteki muhalif gruplan toplumda dal budak salmış örgütler aracılığıyla yönlendiren bir parti modelini ortaya koydu. Görüşlerini “Bize bir devrimciler örgütü verin, Rusya’yı altüst edelim!” biçiminde özetleyen Lenin, İskra günlerinde sıkı işbirliği yaptığı Plehanov, Martov ve Troçki gibi karşıtlarının “Jakobenlik”, “parti içi özgür tartışma ortamını bastırma”, “diktatörlük” gibi sert saldmla-nna karşın, bu türden bir partinin inşası için her çabayı gösterdi.
Yahudi sosyal demokrat birliği Bund’un(*) kongreden aynlmasıyla az farkla çoğunluk durumuna geçen Lenin’in öncülük ettiği Bolşevikler ile Martov’un başım çektiği Menşevikler arasındaki görüş aynlığı, sonraki yıllarda politika, taktik ve program düzlemine de çıkarak sürekli derinleşti.
Bolşevik grup 1912 Prag Konferansı’nda Menşevik grupla bütün bağlarını kopararak ayrı bir partiye dönüştü.
1905 Devrimi ve I. Dünya Savaşı. Rusya’yı sarsan 1905 Devrimi(*) sırasında Lenin’in sınıf ittifakları ve devrim sonrası yönetimin karakteri konusunda ortaya attığı yeni görüşler, RSDRP’nin iki kanadını yeniden karşı karşıya getirdi. Menşevikler proletaryanın demokratik devrime önderlik etmesi gereken burjuvaziyle ittifak kurması ve iktidarı alan liberal burjuvaziye karşı muhalefet konumunu benimsemesi gerektiğini savunuyordu. Ocakta başlayan ayaklanmalar sırasında İsviçre’de sürgün bulunan ve ancak kasımda Rusya’ya dönebilen Lenin, proletaryanın demokratik devrimde “hege-monya”yı ele geçirmesi gerektiği yolundaki görüşlerini daha da netleştirerek devrimin itici gücü olan proletaryanın tek güvenilir müttefikinin köylülük olduğunu savundu. Bu dönemdeki tartışmaların ürünü olan Dve taktiki Sotsial-Demokratii v demokra-tiçeskoy revolyutsii (1905; İki Taktik, 1967, 1974/Demokratik Devrimde Sosyal Demokrasinin İki Taktiği, 1976,1978) adlı yapıtında, liberal burjuvazinin devrimden ürkerek karşıdevrim | saflarına | geçmesi nedeniyle, işçi-köylü ittifakına dayanarak “proletarya ve köylülüğün devrimci diktatörlüğü”nü kurma hedefini ortaya koydu. Ayrıca devrimin birinci aşamada kalmayarak kesintisiz bir biçimde ikinci aşamaya geçebileceğini öne sürdü. Devrimci dalganın sosyalist devrime gebe Batı Avrupa’nın sanayi işçilerini harekete geçirmesiyle ortaya çıkacak elverişli koşullann, tanm proletaryası ve yan-proleterlerin desteğini alan Rus proletaryasına kapitalizmin üstesinden gelerek sosyalizme geçme yolunu açacağını belirtti.
1905 Devrimi’nin yenilgisinden sonra partide yeniden birliği sağlama çabalarına karşın, iki kanat arasındaki sınır çizgileri daha da belirginleşti. 1907’de yeniden sürgün yaşamına dönmek zorunda kalan Lenin, Menşeviklerin yanı sıra Bolşevikler içinde de çeşitli eğilimlerle yoğun bir mücadele yürüttü. Çarlık rejiminin ağır baskısının ve bazı alanlarda gerçekleştirdiği sınırlı reformların parti saflarında yarattığı yılgınlığa ve uzlaşmacılığa karşı devrim hedefini sürekli önde tuttu. Bu çerçevede felsefeden ulusal soruna, tanm programından seçim taktiklerine kadar uzanan bir dizi alanda sert tartışmalara girişti. Menşeviklerin ülke içinde giderek artan gücüne karşın, ilkelerde anlaşma sağlanamadığı sürece birlikte hareket edilemeyeceğini savundu. Prag’da bir parti konferansı düzenleyerek (1912) Bolşevikleri ayn bir örgüt çatısı altında toplama yoluna gitti.
I. Dünya Savaşı başladığında (Ağustos 1914) Avrupa’daki sosyalist partiler, II. Entemasyonal’in emperyalist savaşa karşı direnmeyi öngören savaş öncesi kararlanna uymayarak kendi hükümetlerinin yanında yer aldılar. Bu tutumu “sosyal-şovenizm” olarak niteleyen Lenin, sosyalistlerin önüne “emperyalist savaşı iç savaşa dönüştürme” hedefini koydu. Cepheye gönderilen işçilerin ve askerlerin silahlanm kendi burjuvazilerine çevirmeleri yönünde propaganda yapmak gerektiğini, savundu. Ama bu görüşleri Bolşevikler arasında bile tam bir destek bulmadı. Bunun üzerine tarafsız bir ülke olan İsviçre’ye geçerek (Eylül 1914) savaş karşıtı Bolşevik ve Menşevik siyasal göçmenlerden oluşan küçük bir gruba katıldı. Savaş koşullan yüzünden Rusya’yla hemen hemen bütün bağlan koptu. Benzer görüşleri savunan sosyalist çevrelerin 1915-16 yıllannda Zimmerwald ve Kienthal’da düzenlediği iki savaş karşıtı konferans, Le-
nin’in “emperyalist savaşı iç savaşa dönüştürme” formülü yerine “ilhaksız ve tazminatsız hemen banş yapılmasını ve ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını” öngören bir karan benimsedi. Böylece Lenin ve Bolşevikler savaş karşıtı sosyalist hareket içinde de azınlık durumunda kaldı.
Savaşın gerçek nedenleri, sosyalistlerin enternasyonalizme ihanetinin gerisinde yatan etkenler, adil ve demokratik bir barış için devrimin zorunluluğu gibi sorunlara ağırlık veren Lenin, görüşlerini çağın kuramsal bir çözümlemesi olan ve ilk kez İmperializm, kak noveyşi etap kapitalizma adıyla basılan İmperializm, kak vısşaya stadiya kapitalizma (1917; Emperyalizm: Kapitalizmin En Yüksek Aşaması, 1965, 1989) adlı yapıtında sistemleştirdi. Yayılmacı ve açgözlü bir karakteri olan emperyalizmin 19. yüzyılın ikinci yansında sermayenin belirli eUerde toplanmasıyla gelişen tekelci mali kapitalizmin ürünü olduğunu, sömürge ve yan-sömürge ülkelerdeki hammadde ve pazarlann sağladığı yüksek kazançların dünya ölçeğinde bir rekabete yol açtığını ve rakip emperyalist kamplar arasındaki dengesizliğin yeniden paylaşımı gündeme getirerek savaşı zorunlu kıldığını savundu. Ayrıca emperyalist devletlerin yüksek kazanç-lann küçük bir bölümünü işçi sınıfının belirli bîr kesimine aktararak bir “işçi aristokrasisi” yarattığını ve “satın alınan” bu kesimin sosyalist hareket içinde “teslimiyetçi ve sosyal-şoven” eğilimleri besleyip ayakta tuttuğunu belirtti. Emperyalizmle birlikte kapitalizmin bağnndaki çelişkilerin daha da keskinleşmesi nedeniyle çağın dev-rimlere gebe olduğu sonucuna vardı.
Sovyet Devrimi’ne „önderlik. Avrupa’da bütün yıkıcılığıyla süren savaş, 1917’ye gelindiğinde artık kitlelerin coşkulu bir desteğine dayanmıyordu. Tersine işçiler ve askerler arasındaki tepkiler giderek artıyordu. Savaşın olumsuz etkileri yoğun çelişkilerin yaşandığı, geri ve zayıf bir sisteme dayalı Rusya’da çok geçmeden sarsıcı boyutlara vardı. Pçtrograd’da ayaklanan işçiler ve askerler kısa sürede çarlık düzenini yıktı (8-15 Mart 1917). Bu gelişmeler üzerine bir an önce yurda dönmek isteyen Lenin, Alman yetkililerden aldığı izinle Almanya ve İsveç üzerinden gizlice Rusya’ya geçti.
Lenin’in Petrograd’a ulaştığı sırada (16 Nisan) iktidarda burjuva liberal partilerin önderlerinden oluşan Geçici Hükümet bulunuyordu. Devrim sonrasında fabrikalardan seçilen işçi temsilcilerinin yer aldığı Petrograd Sovyeti’nin en etkili siyasal güç olmasına karşın, bu organda çoğunluğu ellerinde tutan Menşevikler ve Sosyalist Devrimciler iktidan Geçici Hükümet’e bırakma yoluna gitmişti. Ote yandan ülkenin hemen bütün büyük kent ve kasabalannda işçi, asker ve köylü sovyetlerine dayalı bir örgütlenme hızla yayılıyordu.
Bolşeviklerin de büyük ölçüde Geçici Hü-kümet’in otoritesini tanıdığım gören Lenin, hemen ünlü Nisan Tezleri’ni açıklayarak siyasal gelişmeleri çok değişik bir yaklaşımla ele aldı. Lenin’e göre ülke bir “ikili iktidar” dönemi içinde bulunuyordu. Burjuva ve emperyalist bir karakter taşıyan Geçici Hükümet, hemen banşı sağlama, köylülere toprak dağıtma ve işçilerin temel taleplerini yerine getirme gibi sorunları çözemezdi. Bu sorunlann üstesinden ancak işçilerin, askerlerin ve köylülerin doğrudan yönetimi gelebilirdi. Bu nedenle Bolşeviklerin işçileri, askerleri ve “köylüleri “oportünist” önderlerin burjuvaziye teslim ettiği iktidan geri almaya ikna etmesi gerekiyordu. Hükümetin devrimci partileri bastırma-
331 Lenin, Vladimir lli<
ması koşuluyla bu geçişin barışçı yoldan di sağlanabileceğini savunan Lenin, dönemiı temel siyasal hedefini “Bütün İktidar Sov yetlere!” biçiminde özetledi.
Lenin’in sabırlı ve kararlı bir mücadeleyle Bolşevik Parti Merkez Komitesi’ni kendi çizgisine çekmesinden sonra toplanan part: konferansı, onun görüşlerine uygun biı program benimsedi. Buna göre Bolşevikleı Geçici Hükümet’e verdikleri desteği çekerek bütün güçlerini sovyetlerde çoğunluğı ele geçirme hedefi üzerinde yoğunlaştıracaktı. Konferans, kurulacak sovyet iktidan-mn yapacağı ilk işleri de bütün cephelerdi genel bir banş için hemen görüşmeye otur ma, toprak sahiplerinin mülklerine el koy ma, bütün topraklan kamulaştırarak köylü lere dağıtma ve özel sanayi üzerinde işçilerin yaranna sıkı bir denetim kurma biçimin de belirledi.
Temmuzdan sonra Aleksandr Fyodorovii Kerenski’nin başkanlık ettiği Geçici Hükü met, savaş bitkinliğinin ve çöken ekonomi nin yarattığı hoşnutsuzluklann da etkisiyle giderek halk desteğini yitirmeye başladı Kerenski’nin düzenin sağlanmasından sonr; kurucu meclis seçimlerine gitme yolundak karan, devrime sırt çevirmenin bir işaret olarak işçiler arasındaki hayal kmklığın daha da derinleştirdi. Bu ortamda “Banş Toprak ve Ekmek” sloganını işleyen Bolşe vikler, sonbahara doğru başta Petrograc olmak üzere ülkenin hemen her yanındak sovyetlerde çoğunluğu kendi saflanna çek meyi başardılar.
Kerenski hükümetince “Alman ajanı” ola rak suçlandığı için temmuzda yeraltına geç mek zorunda kalan Lenin, koşulların olgun laştığım savunarak partinin Geçici Hükü met’i devirmek üzere silahlı ayaklanın, hazırlıklanna girişmesi gerektiğini öne sür dü. Gizlilik koşullannda yaşarken yazdığ Gosudarstvo i revolyutsiya (1917; Devlet v< İhtilâl, 1934, 1989) adlı broşürde Marksiz min öğretileri doğrultusunda kapitalizmde! sosyalizme geçişin “proletarya diktatörlü ğü” aracılığıyla gerçekleşeceğini vurguladı Buradan hareketle var olan devlet meka nizmasını parçalayarak yerine silahlı işçile rin ve köylülerin yönetimini kurma hedefin ortaya attı. Lenin’e göre Rusya’daki devri min ortaya çıkardığı sovyetler tam da bı devrimci iktidann organlannı oluşturuyor du. Rusya’nın o sırada “savaşan ülkeleriı en özgürü” olmasına karşın, açıkça karşı devrim saflanna geçen Geçici Hüküme “burjuva diktatörlüğü”nü temsil ediyordu Bu nedenle Rusya’nın önünde sovyet cum huriyeti ya da parlamenter cumhuriyet biçi minde kesin bir yol ayrımı bulunuyordu.
Finlandiya’da kaçak olarak yaşayan Lenin eylülün son günlerinden başlayarak Petro grad’a birbiri ardı sıra gönderdiği makale v mektuplarda Merkez Komitesi’ni gecikmek sizin silahlı ayaklanmayı örgütlemeye çağır dı. Bütün zorlamalanmn sonuç vermeme! üzerine, 20 Ekim’de gizlice Petrograd’ giderek Merkez Komitesi’nin 23 Ekim’d düzenlediği gizli toplantıya katıldı. Yaklaşıl
10 saat süren hararetli tartışmalann ardır dan çoğunluğun yanında tutum almasır sağladı. Böylece Bolşevikler Petrograd Sov yeti’ni savunma görüntüsü altında işçi milis terini silahlı ayaklanma için hazırlamak v askerlerin desteğini kazanmak üzere yoğuı bir çalışmaya girişti. Ama Merkez Komite si’nde ciddi bir muhalefet sürdüğünde! hazırlıklarda da duraksamalar ortaya çıktı Bu arada ayaklanma konusunda Lenin’i; görüşlerini destekleyen Troçki’nin Petrc
Lenin Doruğu 332
pd Sovyeti’nin başkanlığına getirilmesi, Bolşeviklere önemli bir mevri sağladı. Ayaklanmanın daha fazla ertelenmesinin ele geçirilen uygun fırsatı kaçırmaya yol açmasından çekinen Lenin, II. Tüm Rusya Sovyetlerl Kongresi’nin bir gün sonra toplanacağım da göz Önüne alarak, 6 Kasım geçesi Merkez Komitesi Üyelerine hemen harekete geçme folunda bu- mektup gönderdi.
Bolşeviklerin yönettiği Kızıl Muhafızlarla devrimci asker ve denizciler 7-8 Kasım gecesi pek bir direnişle karşılaşmadan Geçici Hükümet’i devirdiler. Hemen ardından II. Tüm Rusya Sovyetleri Kongresi, Bolşeviklerin ve Sol Sosyalist Devrimcilerin oylarına dayanan ezici bir çoğunlukla bütün iktidar yetkilerini elinde topladığım ilan etti, Lenin’i Halk Komiserleri Konseyi’nin başkanlığına getirdi ve onun hazırlamış olduğu barış ve toprak kararnamelerim onayladı.
Devrimi koruyup geliştirme. Bir kaçak durumundayken 47 yaşında dünyamn en büyük ülkesinin başına geçen ve iktidar duygusunu “insanın başını döndüren bir şey” olarak nitelendiren Lenin, kararlı bir tutumla devrimci iktidarı pekiştirme ve ban$ get’çekieştirtne hedeflerine yöneldi. Bâzı Bolşeviîk oijderlerin hükümette öteki sol paftilöfİ- de yer verilm&i yönündeki baskılan üzerine, Menşevikleıin ve Sağ Sosyalist Devrimcilerin karşı çıktığı sovyet-lere dayalı Kir yönetim, biçimini kabul etme kosüluyla bir koalisyona razı olabileceğini açıkjadı. Sol Sosyalist Devrimciler dışındaki
gartiler bu çağrıya olumsuz yanıt verdi, öylece iktidan paylaşma yükünden kurtulan Bolşevikler, hükümete bazı sol sosyalist devrimcileri almakla yetindi. Ocak 1918’de toplanan Kurucu Meclis’in çoğunluğu oluşturan Menşevikleıin ve Sağ Sosyalist Devrimcilerin etkisiyle sovyetizmi reddetmesi karşısında, Lenin aynı kararlı tutumu takınarak hiç duraksamadan meclisin dağıtılması emrini verdi.
İtilaf Devletleri’nce tanınmayan Sovyet yönetimi, Lenin’in talimatı doğrultusunda İttifak Devletleri’yle tek başına banş görüşmelerine oturdu. Brest-Litovsk’ta yürütülen görüşmelerde çok ajhr koşulların öne sürülmesi üzerine, bazı Bolşevikler Sovyet yönetimini tehlikeye atma pahasına devrimci bir savaşın savunuculuğunu yapmaya başladı. Ama halk arasındaki güçlü banş özlemini ve darmadağın olmuş bir ordunun etkili bir direniş gösteremeyeceğini göz önüne alan Lenin, istifa tehdidini de kullanarak, Merkez Komitesi’nin büyük toprak ödünlerini öngören Brest-Litovsk Antlaş-ması’nı (Mart 1918) onaylamasını sağladı. Banş yönünde atılan adım, karşıdevrimci güçlerin ve onlara destek Veren itilaf Dev-letleri’nin Sovyet yönetimim devirme çabalanın daha da şiddetlendirdi. Önceki hükümetlerce alınmış bütün dış borçlann tanınmaması ve yabancılara ait mallann tazminatsız millileştirilmesi, bu çabalan silahlı ayaklanmaya dönüştürdü. 1920’ye değin milyonlarca kişinin ölümüne ve büyük yıkıma yol açan iç savaştan ilk zarar görenlerden biri Lenin’in kendisi oldu. Ağustos 1918’de konuşma yaptığı bir fabrikadan aynhrken Fanni Kaplan adlı bir Sosyalist Devrimcinin saldınsına uğrayan Lenin, ağır biçimde yaralandı. Ama sağlam bünyesi sayesinde kısa sürede iyileşti.
Genellikle eski çarlık generallerince yönetilen ve İtilaf Devletleri’nden geniş çaph para, silah ve asker yardımı alan karşıdev-rimci Beyaz Ordu ya bağh kuvvetlerin
amansız saldınlan boşa çıkanldı. Lenin, Troçki’nin komuta ettiği Kızıl Ordu’nun kuruluşuna ve izlediği stratejiye yön vermenin yanı sıra Sovyet yönetiminin halk desteğiyle ayakta kalmasını sağlayan etkili önlemler aldı. Aynlma hakkım da kapsamak üzere uluslann kendi kaderlerini tayin hakkını tanıyarak Rus olmayan milliyetlerin etkin desteğini, bazı yerlerde de hayırhah tarafsızlığını kazandı. Aynca bu politikayla çokuluslu bir devlet yapısına dayanan Rusya’nın bütünüyle dağılmasını önledi. Yiyecek karneleri, konut ve siyasal katılım gibi alanlarda sanayi işçilerine öncelik vererek yönetimin sınıf temelini sağlamlaştırdı. Toprak dağıtımı programıyla köylülerin yönetimin yanında yer almaşım sağladı.
Ama iç savaşın yarattığı ekonomik çöküntü bir süre sonra Sovyet yönetimini güç duruma düşürdü. Kızıl Ordu’yu ve kentleri beslemek için gerekli tahıl ürünlerini almada para ve mal sıkıntısı baş gösterince, Lenin “Savaş Komünizmi” çerçevesinde köylülerin tahıl fazlasını karşılıksız olarak devlete teslim etmesini öngören bir sistem kurdu. Köylülere karşı bu politika değişikliği başlangıçta güçlü bir direniş doğurdu. Ama Beyazlann egemen olduklan yerlerde topraklann eski sahiplerine geri verilmesi ve topraklara el koyan köylülerin acımasızca cezalandınlması, köylüleri yeniden Sovyet yönetiminin safına çekti. Beyaz Ordu tehlikesinin alt edilmesinden sonra köylüler bir kez daha tahıl fazlasını devlete vermeyi reddetmeye yöneldiler. Bu davranışın kitlesel bir ayaklanmaya dönüşme eğilimi göstermesi üzerine, Lenin hemen geri bir adım atma gereğine işaret etti. Sovyet yönetimi Mart 1921’de NEP olarak bilinen Yeni Ekonomi Politikası(*) programını benimseyerek köylülerin ürünlerini açık pazarda satmasına izin verdi.
Lenin devrimin ilk günlerinden başlayarak öteki Avrupa ülkelerinde devrimci mücadeleyi yükseltmeye ve Sovyet yönetimine karşı birleşik bir emperyalist cephe oluşmasını önlemeye yönelik bir dış politika izledi. 1924’e gelindiğinde ABD dışındaki bütün büyük devletlerin Sovyet yönetimini resmen tanımasıyla ikinci hedefine büyük ölçüde ulaştı. Ama devrimin dünya çapında zafer kazanması yolundaki beklentisi sonuçsuz kal-dı. Böylece Sovyet Devrimi kapitalist devlet^ lerin oluşturduğu düşmanca kuşatmayı kıramadı.
Lenin bu kuşatmaya karşın Sovyet Devrimi’ ni uluslararası düzeyde etkili bir güç odağı durumuna getirmeyi başardı. Bu doğrultuda atılan adımlardan biri yeni adıyla Rus Komünist Partisi’nin (Bolşevik) öncülüğünde Mart 1919’da III. Entemasyonal’in (Komünist En-temasyonal-Komintem) kurulması oldu. Program ve örgütlenme açısından Bolşevikle-ri örnek alan partilerin yer aldığı bu kuruluş, uluslararası işçi hareketi içinde II. Entemasyonal’in çizgisine karşıt yeni ve güçlü bir akımın gelişmesini sağladı, m. Entemasyo-nal’e bağlı partiler hükümetlerinin Sovyet Devrimi’ne yönelik askeri müdahalesini engellemek amacıyla etkili bir mücadele yürüttü. Lenin Proletarskaya revolyutsiya i renegat Kautski (1920; İşçi Sınıfı İktidarı ve Kautsky Melunu, 1934/Proletarya İhtilâli ve Dönek Kautsky, 1969-1989) adlı yapıtında II. Enternasyonal çizgisine sert ideolojik darbeler indirirken, Detskaya bolezn “levizni” v kommunizme’de (1920; “Sol” Komünizm, Bir Çocukluk Hastalığı, 1970,1978/Komü-nizmin Çocukluk Hastalığı “Sol” Komünizm, 1991) III. Enternasyonal içindeki “sol” eğilimlerle de mücadele ederek Rusya’daki devrimci deneyimlerden çıkan dersleri özlü bir biçimde ortaya koydu.
Son yıllan. Lenin iç savaşın sona ermesiyle birlikte Sovyet yönetimini pekiştirmek üzere muhalefete karşı sert bir sindirme kampanyası başlattı. Bu politikası parti içinde de geniş çaplı bir temizlik hareketim getirdi. Ama parti ve yönetim sisteminde bozulduklara uç vermeye başladığı 1922’de sosyalizm için en büyük tehlikeyi bu alandaki “yozlaşma” olarak saptadı. Parti ve devlet aygıtının bürokratlaşarak hantallaşması, yetkilerin sovyetlerin elinden çıkarak merkezî organlara kayması, Rus olmayan milliyetlere karşı Büyük Rus şovenizminin hortlaması gibi olumsuz gelişmelere işaret ederek sosyalizme karşıt eğilimleri düzeltmeye ağırlık verdi. Bu arada Nisan 1922’de parti genel sekreterliğine getirilen İosif Stahn’in elinde geniş yetkiler toplanmaya başladı.
1922 ilkbaharında ciddi biçimde hastalanan Lenin, suikast sonrasında boynunda kalan kurşunun çıkanlması için ameliyat masasına yattı. Ameliyatın ardından hızla iyileşme belirtileri göstermesine karşın, bir ay sonra kısmi felç geçirerek konuşma yeteneğini yitirdi. Haziranda durumu biraz düzelince, devlet yapısının Stalin tarafından öngörülen üniter sistem yerine, federal sistem temelinde yeniden düzenlenmesine yönelik çalışmalara girişti. Aralıkta sağlığının bozulmasıyla yeniden parti ve devlet çahşmalanndan elini çekmek zorunda kaldı. Bununla birlikte 23-26 Aralık 1922 ve 4 Ocak 1923 tarihlerinde sekreterine Lenin’in Vasiyeti(*) olarak bilinen belgeyi yazdırdı. Bu yazılarda Stalin ve Troçki gibi birbirine aykın güçlü kişilerin önderliği altında partinin çatışmalara sürüklenebileceğine ilişkin kaygı-lanhı dile getirdi. 10 Mart 1923’te yeni mr rahatsızlık geçirip konuşma yeteneğini tümüyle yitirmesinden sonra parti ve devlet yönetimiyle bağı koptu. Yaklaşık bir yıl felçli olarak yaşadıktan sonra 54 yaşında öldü. Lenin’in İskra, Vperyod, Proletari, Sotsi-al-Demokrat, Raboçaya Gazeta, Prosveşçe-niye ve Pravda gibi dergi ve gazetelerde çıkan makalelerle birlikte büyük bir hacmi bulan yazılan ve konuşmalan ölümünden sonra Soçineniya (Toplu Yapıtlar) adı altonda yayımlanmıştır. En eksiksiz derleme olan yapıtın beşinci baskısı (1958-65) toplam 55 cilttir. 1970-71 yıllannda üç cilt olarak yayımlanan İzbrannıya Proizvedeni-ya (Seçme Yapıtlar) ise en önemli kitap, broşür ve makalelerini 4§ermektedir« L&> • nin’in Batı dillerinde çeşitli konu başlıklan altında derlenerek yayımlanan çok sayıda kitabı Türkçeye de çevrilmiştir. Sayıca 100’ü geçen bu kitaplar arasında Marksist Felsefe Yazılan (1976), Materyalizm ve Ampiriokritisizm (1968, 1988), Din Üzerine (1975, 1990), Kadınların Kurtuluşu (1975, 1978), Sanat ve Edebiyat (1968,1990), Sosyalizm ve Savaş (1970, 1987), Bir Adım İleri, İki Adım Geri (1969, 1979), Nisan Tezleri ve Ekim Devrimi (1969, 1989), Kitle İçinde Parti Çalışması (1971, 1989), Toprak Meseleleri (1969, 1977), İsçi ve Köylü İttifakı (1970, 1975), Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı (1968, 1979), Doğuda Ulusal Kurtuluş Hareketleri (1970, 1978), Seçme Yazılar (1966, 1976), Mektuplar (1969,1976), Son Yazılar Son Mektuplar (1975,1989) sayılabilir.
Lenin Doruğu, Rusça pik lenIna, Kırgızistan ile Tacikistan sınırındaki Trans-Alay Sıradağlannın en yüksek noktası (7.134 m). Eskiden Sovyetler Birliği’ndeki en yüksek doruk olduğu sanılırken, 1928’de Komünizm Doruğu, 1943’te de Zafer Doruğunun keşfedilmesiyle ülkenin üçüncü yüksek doruğu olduğu anlaşılmıştır. 1871’de Rus kâşif A. P. Fedçenko tarafından keşfedilen doruğa ilk kez, 1928’de SSCB Bilimler
Lenin Doruğu, Trans-Alay Sıradağları, Kırgızistan-Tacikistan sınırı
ABC Ajansı
Akademisi’nin İlk Pamir Keşif Gezisi’ne de katılan Alman dağcılar güneyden tırmandı. 1934’te de Sovyet dağcılar kuzey yamacından doruğa ulaşmayı başardılar.
Lenin Kütüphanesi, tam adı sscb lenIn
NİŞANLI V.I. LENİN DEVLET KÜTÜPHANESİ, RuS-Ça GOSUDARSTVENNAYA ORDENA LENİNA BİBLİ-
oteka, s.s.s.R İmenİ v.l. lenİna, Moskova’da kurulu devlet kütüphanesi. Özellikle eski baskı kitapları ve aralarında eski Slav yasalarının da bulunduğu yazma koleksiyonlarıyla ünlüdür.
Kütüphane 1917 Devrimi’nden sonra, Rus ve Batı Avrupa kütüphanelerini iyi tanıyan
Lenin Kütiiphanesi’nin okuma salonu,
Moskova, Rusya
Tass-Sovfoto
Lenin’in önderliğinde düzenlendi. Kuruluşunda açık raf sistemi, planlı dağıtım, örgütlü ödünç verme ve halkın kütüphane işlerine katılımı ilkeleri gözetildi. El konan özel kütüphanelerden ve Rumyantsev Mü-zesi’ndekı koleksiyondan sağlanan kitaplarla açıldı.
Dünyanın en büyük kütüphanelerinden biri olan Lenin Kütüphanesi’nde 11 milyondan fazla kitap, 17 milyon dergi, gazete, yıllık ve bülten gibi basılı yayın ve seri yayın ile 345 bin yazma vardır. Eski SSCB’de basılan her yayının bir kopyası bu kütüphaneye gönderilirdi. Kütüphanenin adı 1992’de Devlet Kütüphanesi olarak değiştirilmiştir.
Lenin Nişanı, eski SSCB’nin en büyük sivil nişanı. 1930’da SSCB Merkezî Yürütme Komitesi’nce oluşturuldu. Araştırma, sanat, teknoloji, ekonomi gibi alanlarda ya da ülke için yaşamsal konularda üstün
başarı gösteren kişi, kolektif, kurum ya da örgütlere, aynca SSCB ile başka ülkeler arasındaki dostluk ve işbirliğinin güçlenmesine katkıda bulunan yabancılara verilirdi. “Soyyetler Birliği Kahramanlan” ve “Sosyalist işçi Kahramanları” bu nişanı otomatik olarak alırlardı.
Nişan, Lenin’in altın çavdar başaklanyla çevrelenmiş yuvarlak bir portresinden oluşuyordu. Üstte Lenin’in adı bulunan kızıl bayrak, solda kızıl yıldız ve altta orak-çekiç amblemi vardı.
Leninâbad bak. Hocent
Leninakan bak. Kumayri
Leningrad bak. Petersburg
Leningrad Kuşatması, 900 gün kuşatmasi olarak da bilinir, II. Dünya Savaşı’nda Alman ve Fin ordulannın SSCB’nin Leningrad (bugün-Petersburg) kentini 872 gün boyunca abluka altında tuttuğu kuşatma (8 Eylül 1941-27 Ocak 1944).
Haziran 1941’de SSCB’ye giren Alman ordulan eylül başlannda batıdan ve güneyden Leningrad yakınlanna ulaştı. Finli müttefikleri de aynı anda Karelya Kıstağının aşağısından kentin kuzeyine yaklaştı. Kızıl Ordu’ya -bağlı 200 bin askerin savunduğu kentin çevresinde tanklara karşı siperler inşa etmek üzere bütün kent halkı seferber edildi. Kısa sürede sağlam bir savunma hattı oluşturuldu. Buna karşılık kasım başlannda her yandan kuşatılan kentin Rusya’nın iç kesimleriyle bütün kara ve demir yolu bağlantısı kesildi.
Alman ablukası ve saldınlan sonucunda yalnızca 1942’de 650 bin Leningradh yaşamını yitirdi. Bu ölümlerin başlıca nedeni açlık, soğuk, hastalık ve Alman toplannın bombardımanıydı. Ladoga Gölünün sulan üzerinden yazlan mavnalarla, kışlan da el arabalan ve buzda çekilen kızaklarla kente ulaştmlan gıda ve yakıt ikmali çok kısıtlıydı. Gene de bu malzemelerle 1942’de kentteki silah fabrikalannın çalışması ve 2 milyon kentlinin yaşamını sürdürebilmesi sağlandı. Bu arada sayılan 1 milyonu bulan çocuk, hasta ve yaşlı da tahliye edildi. 1943’e
felindiğinde kentteki açık alanlann çoğunu aplayan yeni sebze bahçeleri, halkın ancak açlığını bastırmasını sağlayacak düzeyde sürdürülen gıda dağıtımına belirli bir rahatlama getirdi.
1943’ün başlannda Sovyet saldınlanyla Alman kuşatması yanldı ve Ladoga Gölünün kıyılan boyunca Leningrad’a daha çok miktarda malzeme ulaştınlmaya başladı. Ocak 1944’teki başanh Sovyet saldınsıyla Almanlar kentin varoşlanndan batıya püskürtüldü ve kuşatma sona erdi.
Sovyet hükümeti tarihin en çetin ve unutulmaz kuşatmalarından birine başanyla karşı koyduğu için 1945’te Lenin Nişanı verdiği Leningrad’ı 1965’te de Sovyetler Birliği’nin Kahraman Kenti ilan etti.
333 Lenin’in Vasiye
Leningrad Olayı, Stalin’in yakın çalışma arkadaşı ve Merkez Komitesi sekreteri An-drey A. Jdanov’un ani ölümünün (31 Ağustos 1948) ardından Sovyetler Birliği Komünist Partisi’nin (KPSS) Leningrad (bugün Petersburg) örgütünde gerçekleştinlen tasfiye hareketi. Rus SFSC önderlerini de kapsayan tasfiye, çoğu Jdanov’un çalışma arkadaşı ve yandaşı olan binlerce parti görevlisinin idam edilmesi ya da çalışma kamplanna gönderilmesiyle sonuçlandı. Jdanovculara yöneltilen başlıca suçlama ayn bir Rus SFSC Komünist Partisi Merkez Komitesi örgütlemeye ve başkenti Moskova’dan Leningrad’a taşımaya çalışmaktı. Bununla birlikte tasfiyenin altında
yatan gerçek neden bugün de tam olara bilinmemektedir. Aralannda Batı’ya sığ nan SSCB’li bilim adamlanmn da bulundı ğu araştırmacılar tasfiyeye Georgi M. Mi lenkov-Lavrenti P. Beria ile Jdanov hiziplı ri arasında tırmanan iktidar mücadelesini yol açtığı kanısındadır.
Leningrad Olayı sırasında idam edilenle arasında Nikolay A. Voznesenski (Politbi ro üyesi ve Devlet Planlama Komite başkanı), Aleksey A. Kuznetsov (devle güvenlik organlanndan sorumlu Merke Komite sekreteri), Pyotr S. Popkov (Leniı grad parti örgütü birinci sekreteri), Miha N. Rodionov (Rus SFSC Bakanlar Kurul başkam) ve Nikolay A. Voznesenski’ni kardeşi Aleksandr A. Voznesenski (Ru SFSC eğitim bakanı) bulunuyordu. Tasfiye hareketi Nikita S. Kruşçev’in Şu bat 1956’da Merkez Koıfıitesi’nde yaptı! gizli konuşmada ilk kez resmen açıklandı Kruşçev tasfiye edilenlere yüklenen suçlara uydurma olduğunu ileri sürdü ve dönemi] güvenlik örgütü başkanı Lavrenti P. Beri ile 1947-51 arasında devlet güvenlik bakan olan V. S. Abakumov’u, duruşmaları Jda nov ve yandaşlannm aleyhine çevirmek vı Stalin’i suçlamalann doğruluğuna ikna et meye çalışmakla suçladı. Aynca Malen kov’u “tasfiyeyi örgütleyenlerden biri” ola rak belirledi. Abakumov tasfiyede oynadığ rolden dolayı Aralık 1954’te idam edildi Malenkov’un tasfiyeye kanştığı savı, Kruş çev’in parti önderliğindeki konumunu güç lendirmesini sağladı.
Lenin’in Vasiyeti, resmî adı kongre’yi mektup, Rusça pIsmo k syezdu, eski SSCB nin kurucusu Lenin’in ağır felçli olarak hasta yatarken, ileride toplanacak Komünist Partisi kongresinde okunmak üzere 23-2i Aralık 1922 ve 4 Ocak 1923 tarihlerindi yazdırdığı iki bölümden oluşan belge. Le nin’in Sovyet siyasal sisteminde yapılmasın istediği değişikliklere ilişkin temel önerileri ni ve altı parti önderine (Stalin, Troçki Zinovyev, Kamenev, Buharin ve Pyatakov ilişkin değerlendirmelerini içeren vasiyet Stalin’in parti genel sekreterliğinden alınması öğüdüyle sona ereS:. Lenin’in belgey ardılının belirlenmesinde partiye yol göstermek ya da iktidan ele geçirme çabası içinde gördüğü parti önderlerinin olumlu ve olumsuz yanlannı sergileyerek herhangi birinin tek başına kendi yerine geçmesini önlemek amacıyla yazdırdığı sanılmaktadır. Vasiyetnamenin birinci bölümünde Merkez Kömitesi’nin genişletilmesi önerilir. Aynca Merkez Komitesi içindeki birliğe yönelik en ciddi tehdidi Stalin ile TroçKİ arasındaki gergin ilişkinin oluşturduğu belirtilir. Lenm daha sonra Stalin’in, elinde toplamış olduğu büyük gücün gerektirdiği ölçüde temkinli Olmadığını, Troçki’nin ise Merkez Komitesi içindeki en yetenekli kişi olmakla birlikte kendine çok fazla güvendiğini ve salt yönetsel işlere aşın derecede eğilim gösterdiğini ileri sürer. Diyalektiği tam anlamıyla özümleyemediğine işaret ettiği Nikolay Buharin’den ise partinin en yetkin kuramcısı olarak söz eder. Son olarak Lev B. Kamenev ile Grigori Y. Zinovyev’in Ekim 1917’de Bolşeviklerin hükümet darbesine karşı çıkmalanndan ve ayaklanma planlannı yayımlamalanndan dolayı mahkûm edilmemeleri gerektiği uya-nsında bulunur.
Belgenin ikinci bölümü, Stalin’in Gürcistan’daki muhalefetin bastmlması sırasında yanlış yöntemler kullandığı ve kansı Krups-kaya’ya kötü davrandığı konusunda ikna
Leninizm 334
olan Lenin’in daha sonra yazdırdığı bir ek not niteliğindedir. Bu ekte Stalin “çok kaba” biri olarak tanımlanır ve kongrede genel sekreterlikten ahnması konusunun düşünülmesi önerilir.
Birden çok kopyası çıkarılan vasiyetname, Lenin’in talimatıyla ileride kendisi tarafından, ölümü durumunda da Krupskaya tarafından açılmak üzere zarfa konarak mühürlendi. Krupskaya XIII. Parti Kongresi’nin toplanmasından birkaç gün önce Lenin’in isteğine uyarak vasiyetnameyi Merkez Ko-mitesi’ne iletti (Mayıs 1924). Ama Stalin’in egemenliğindeki Merkez Komitesi, vasiyetnamenin kongrenin tümüne sunulması yerine tek tek delegasyonlara okunması gerektiğine karar verdi ve alıntı biçiminde bile olsa yayımlanmasını ya da yeniden çoğaltılmasını yasakladı. Bu baskının sonucu olarak SSCB’de büyük çoğunluk vasiyetnamenin varlığını öğrenemedi. Böylece yaklaşık 30 yıl boyunca vasiyetnameden açık olarak hiç söz edilmedi, içeride yasak altında tutulan vasiyetname çok geçmeden Sovyetler Birliği dışına çıkarıldı. Max Eastman vasiyetnameden ele geçirdiği bölümlere 1925’te Since Lenin Died (Lenin Öldükten Sonra) adlı yapıtında yer verdi. Vasiyetnamenin tümü Ekim 1926’da Stalin’e karşı muhalefete katılan Krupskaya’nın dolaylı aracılığıyla ele geçirilerek The New York Times’da yayımlandı. Ama vasiyetname SSCB’de pek bilinmediğinden, Stalin’in iktidara yükselmesine engel oluşturmadı. Nikita S. Kruşçev, 1956’daki XX. Parti Kongresi’nde Stalin’e yönelik suçlamalarını temellendirmek ve Stalinizmden uzaklaşma kampanyası için Lenin’in adından yararlanmak amacıyla, Merkez Komitesi’nde okuduğu gizli raporda vasiyetnamenin bazı bölümlerini de açıkladı.
Leninizm, Marksizm(*) içinde kendilerini Lenin’in öncülüğünü yaptığı teorik ve pratik geleneğe bağlı sayanlara göre, Kari Marx(*) ve Friedrich Engels(*) tarafından ortaya konan bilimsel sosyalizm anlayışının geliştirilmiş aşaması. Odak noktası proletaryanın iktidar mücadelesi ve sosyalist toplumun inşası olan Leninizm, bunun için işçi sınıfının kendiliğinden eylemliliğinin yanı sıra bir komünist partinin devrimci müdahalesini gerekli görür. Parti, “sınıf bilinçli” devrimcilerden oluşmalı, “demokratik merkeziyetçilik” ilkesine uygun olarak merkezî bir biçimde örgütlenmelidir. Parti aynı zamanda, işçi sınıfına sınıf bilincini ve devrimci teoriyi “dışarıdan” götürecek bir araçtır. Leninizme göre iktidar ancak devrimci mücadele yoluyla ele geçirilebilir ve bunun sonunda kurulacak siyasal rejim bir proletarya diktatörlüğü(*) olmak zorundadır.
Leninizm, kapitalizmin uluslararasılaşma-sını onun “en yüksek” ve son aşaması olarak nitelendirir ve emperyalizm diye adlandırır. Emperyalizm, dünyayı egemen sanayi ülkeleri ile sömürge (ve yan sömürge) ülkelere ayınr ve dünya savaşlanna yol açar. Bu, dünya kapitalist sisteminin istikra-nmn bozulduğu ve devrim için elverişli koşullann oluştuğu bir çağdır. Lenin, II. Enternasyonal partilerinin I. Dünya Sava-şı’nda kendi ulusal hükümetlerini desteklemelerine karşı çıkarak yeni bir uluslararası örgütlenmenin gerekliliğini savunmuş, Sovyet Devrimi’nin ardından 1919’da III. Enternasyonalin (Komintem) kurucusu olmuştur. Lenin’e göre, emperyalizmin beraberinde getirdiği “eşit olmayan gelişme” olgusu, proletarya devrimlerinin ilk önce gelişmiş kapitalist ülkelerde değil, kapitaliz-
min “zayıf halkası” durumundaki, göreli olarak azgelişmiş ülkelerde gerçekleşmesini olanaklı |kılar.) Yerli burjuvazinin zayıf olduğu, ama sınıf bilincine sahip bir proletaryanın oluşmasına elverecek bir sanayileşme düzeyine ulaşmış Rusya gibi bir ülke bunun tipik örneğidir. Öte yandan, metropol burjuvazisi sömürgelerden elde ettiği aşın kârlann bir bölümüyle kendi işçi sınıfının bir bölümünü (işçi aristokrasisi) edilginleştirebilir. Azgelişmiş ülkelerde sosyalist devrim olasılığı, devrimci değişimin bir öznesi olarak köylülerle ittifak sorununu gündeme getirir. Lenin’e göre köylüler burjuva devriminde önemli bir toplumsal güç olarak rol oynarlar; sosyalist düzenin kuruluşu aşamasında ise köylülüğün yoksul ve orta katmanları işçi sınıfına destek verirler.
Lenin’in önderliğindeki Sovyet Devrimi’ nin başarısı, Leninizmi uluslararası sosyalist ve komünist hareket içinde egemen konuma getirdi ve aynı zamanda, bu çizgiyi Sovyet devletinin uygulamalarıyla özdeşleştiren bir bakış açısının yaygınlaşmasına yol açtı. Bu yaklaşım dünya proletaryasının çıkarlarının Sovyetler Bir-liği’nin çıkarlanyla özdeş olduğunu öne süren Stalin ile sistemlilik kazandı. Stalin’in tanımına göre Leninizm “emperyalizm ve proletarya devrimleri çağının Marksizmi”, “özel olarak proletarya diktatörlüğünün teorisi ve taktiğidir”. (Ayrıca bak. Stalinizm.) Daha o dönemde bazı Marksistler Stalin’in Leninizm yorumunun Lenin’in gerçek teorik ve pratik mirasını çarpıttığını ileri sürdüler.
1970’lerde oluşan Avrupa komünizmi(*) akımı ise, Lenin’in politikasının dönemin Rusya’sına özgü olduğu gerekçesiyle Leninizmi reddetti. Avrupa komünistlerine göre Batı ülkelerinde ancak daha açık ve demokratik, daha az merkeziyetçi bir komünist parti başanh olabilirdi. Aynca komünistlerin Batı’da iktidara gelebilmeleri için, Leniniz-min öngördüklerinden farklı sınıfsal ve siyasal ittifaklar kurmalan, sözgelimi devlet aygıtını parçalamaktan çok, onu içeriden dönüştürmeye çalışmalan gerekirdi. Bu yaklaşımın doğal uzantısı, en azından Batı Avrupa (ve daha bir dizi ileri kapitalist ülke) için proletarya diktatörlüğü düşüncesinin terk edilmesi oldu. Öte yandan 1985’te Sovyetler Birliği’nde Gorbaçov önderliğinde başlayan reformlar ve sonunda SSCB’nin dağılması, Doğu Avrupa ülkelerinde de tek parti sosyalizmlerinin yıkılması, Leninizmin her yerde tükenişi olarak yorumlandı.
Leninsk-Kuznetski, eskiden (1925’e değin) kolçugîno, Rusya Federasyonu’nun orta-güney kesimindeki Kemerova yönetim biriminde (oblast) kent. Obi Irmağının bir kolu olan Inya Irmağı kıyısında yer alır. Bir Fransız şirketi 1912’de, bölgede kömür madeni işletmeye başladı. Kent 1930’lardan sonra hızla gelişti ve zamanla önemli bir kömür madenciliği merkezi haline geldi. Günümüzde birçok kömür ocağının bulunduğu kentte kimyasal madde, madencilik makineleri, elektrik ampulleri ve ahşap eşya üreten sanayi tesisleri de vardır. Nüfus (1989) 165.000.
lenk fahte, Türk müziğinde 10 zamanlı, 6 vuruşlu bir küçük usul. Küçük usullerin
düm düm te
»I—r , r , r ,
I ■ 111 1
tek tek ke
Lenk fahte usulünün vuruşları
Ana Yayıncılık Arşivi
hemen hepsi şarkı formunda kullanıldığı halde, lenk fahte usulüyle ölçülmüş şarkı yoktur. Özellikle beste ve peşrevlerde kullanılan bu usulün, sık rastlandığı nakış bestelerde, kalıplaşmış ve melodik çizgiyi yönlendiren bir kullanımı vardır.
Lenkalar, Honduras’ın kuzeyindeki dağlık bölgede ve El Salvador’da yaşayan Yerli halk. Kuzeydeki Mayalar ile güneydeki Antil halklarından (örn. Kunalar) etkilenmişlerdir. Günümüzde hemen tümüyle ortadan kalkmış olan geleneksel kültürlerine ilişkin çok az bilgi vardır. Geçmişte her köyün özerk olduğu ve bu köylerin her türlü anlaşmazlığı sonuca bağlamaya yetkili bir meclis ve şef tarafından yönetildiği Sanılmaktadır.
Günümüzde Lenka köylerinin örgütlenme biçimi kentten kente büyük değişiklik gösterir. Eski sınıf sistemi büyük ölçüde ortadan kalkmıştır; şeflerin (cacique) bir bölümü seçimle belirlenirken, bir bölümü de eskiden olduğu gibi veraset yoluyla başa geçmektedir. Köyün ortak malı olan toprak işlenmek üzere bireylere dağıtılır; dağıtma yöntemi köyden köye değişiklik gösterir. En önemli tanm ürünü mısırdır; aynca meyve ve sebze de yetiştirilir. Çanak çömlek yapımı ve sepetçilik başlıca el sanattandır. Dokumacılık hemen tümüyle ortadan kalkmıştır.
Lenkalar çevrelerindeki çağdaş kültürlerden büyük ölçüde etkilenmişlerdir. Görünüşte Katolik olmalanna karşın geleneksel inançlannın ve törenlerinin çoğunu sürdürmektedirler. Hastalann iyileştirilmesinde köy sihirbazlan önemli rol oynar.
Lenkoran, Azerbaycan’da kent. Hazar Denizi kıyısında, Bakû’nun güneybatısında-dır. Adı kayıtlara ilk kez 17. yüzyılda geçen kent 18. yüzyılda İran’daki Taliş Hanhğı’mn başkentiydi. 1728’den 1735’e değin Rus egemenliğinde kaldı; 1813’te kesin olarak Rus topraklarına katıldı. Günümüzde, çay ve turunçgiller gibi bitkilerin yetiştirildiği verimli bir tarım bölgesinin merkezidir. Kentte tuğla, mobilya ve kereste atölyeleri vardır. Nüfus (1979) 40.312.
Lennep, Jacob von (d. 24 Mart 1802, Amsterdam – ö. 25 Ağustos 1868, Ooster-beck, Hollanda), evrensel romantizme karşı ulusal romantizmi savunan HollandalI romancı ve şair.
Lennep tarihsel roman yazmaya oldukça erken başladı. İlk romanı De pleegzoon (1833; Evlatlık Oğul) Hollanda’da bu türde yazılan ilk romanlardan biriydi. Len-nep’in gerek bu yapıtı, gerekse onu izleyen başkalan psikolojik ve biçimsel bakımdan çok başanlı olmadı. Nükteli ve gerçekçi bir anlatımla yazdığı, çekici ve yaratıcı bir öykü olan De lotgevallen van Ferdinand Huyck’ta (Ferdinand Huyck’un Serüvenleri) başarıyı yakalayan Lennep, Sir Walter Scott ve çağdaşı Fransız yazarlann hayranıydı; ama Scott’ın tarihe bakış açısı onda yoktu. Fransız yapıtlarını örnek alarak yazmaya giriştiği modern romanı De lotgevallen van Klaasje Zevenster de (1865; Klaasje Zevenster’ın Serüvenleri) bir yankı uyandırmadı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*