Lenbach, Franz von

Lenbach, Franz von

 

(d. 13 Aralık 1836, Schrobenhausen, Bavyera – ö. 6 Mayıs 1904, Münih, Almanya), 19. yüzyıl sonla-nnda Almanya’da en beğenilen portre ressamı. I. Wilhelm, Richard Wagner, Franz Lizst, Helöıholtz ve Gladstone gibi çağının önde gelen kişilerinin portrelenni yapmıştır. Sayılan 80’e ulaşan Bismarck portreleri de ünlüdür. Üslubu Tiziano, Rembrandt, Velázquez ve Joshua Reynolds gibi ressam-lann ışık-gölge kullanımlarını, renklerini ve resim tekniklerini içerir.
Lenbach 1857’de Kari Piloty’nin öğrencisi oldu ve onunla birlikte İtalya’yı dolaştı. Bu ilk gezisinde doğadan yaptığı resimlerinde “önemsiz gerçekler”i betimlediği için eleştirildi. 1862’de Almanya’ya dönüşünden kısa bir süre sonra Weimar’daki akademide profesörlüğe atandı. 1863’ten 1868’e değin özel koleksiyonlar ve özellikle de Kont Schack için Almanya, İtalya ve İspanya’da-ki müze ve özel koleksiyonlarda yer alan eski ustaların yapıtlarının kopyalannı yaptı. Daha sonra kendisini yalnızca portre çalış-malanna verdi.
Lenclos, Ninon de, asıl adı anne de lenclos, lanclos olarak da yazıhr (d. 1620, Paris – ö. 17 Ekim 1705, Paris, Fransa), salonunu dönemin önde gelen edebiyatçıla-nna ve siyaset adamlanna açan Fransız sanatsever.
Lenclos, kimliği bilinmeyen bir Fransız sanatçının portre çalışması, 17. yy; Versailles Müzesi, Fransa
Giraudon-Art Resource/EB Inc.
327 lenf
Hazcı yaşam felsefesini benimsemiş Henri de Lenclos’nun kızıydı. Bir cinayet işleyen babası 1632’de Fransa’dan kaçmak zorunda kaldı. Ninon ise Paris’te kaldı ve dönemin önde gelen edebiyat ve siyaset adamlannın devam ettiği bir salon açtı. Âşıkları arasında Gaspard da Coligny, d’Andelot markisi Louis de Bourbon ve d’Enghien dükü (sonradan Büyük Condé); hayranlan arasında ise, oyun yazan Molière, şair Paul Scarron ve felsefeci Saint-Évremond bulunuyordu.
Lenclos, davranışlarını dine ay kın bulan Kral XIV. Louis’nin annesi Anne d’Autriche tarafından 1656’da bir manastıra kapatıldıy-sa da hayranlannın girişimiyle kısa sürede serbest bırakıldı. Felsefesini ve davramşlan-nı La Coquette vengée (1659; Koket Öcünü Aldı) adlı kitabında savundu. 1670’lerde sonradan XIV. Louis’yle evlenecek olan Scarron’un dul eşinin koruması altında kaldı.
Sonraki yıllarda toplum içinde kendine saygın bir yer edinen Lenclos, yaşamının son yıllannda mali işlerinin yönetimi için Voltaire’in babası François Arouet’yi görevlendirdi ve vasiyetinde kitaplarının basılması için genç Voltaire’e para bıraktı. Yaşamına ilişkin başlıca kaynak Emile Mag-ne’nin son baskısı 1948’de yapılan Ninon de Lanclos adlı kitabıdır.
lenf, akkan olarak da bilinir, canlılarda dokularda yer alan, vücudun sıvı dengesinin korunmasını sağlayan, bakteri ve yabancı hücreleri dokulardan uzaklaştıran ve kanal ve kanalcıklardan oluşan özel bir dolaşım ağıyla kan damarlanna dökülen renksiz sıvı. Lenf sıvısının başlıca hücresel bileşenleri vücudu yabancı mikroorganizmalardan koruyan lenfositler ve makrofajlardır. Üstün yapılı hayvanlarda lenfositler bağışıklık mekanizmasında oldukça önemli bir rol oynar; yabancı mikroorganizmalar arasındaki fark-lan ayırt etme yetenekleri basit yapılı hayvanlardaki lenfositlere göre daha fazladır. Lenf sıvısı dalak ve timus gibi organlardan ve lenf düğümlerinden geçip süzüldükten sonra lenf damarlan yoluyla dokulardan toplardamarlara taşınır.
Lenf damarlanndaki basınç kan damarla-nndakinden daha düşüktür ve lenf sıvısı kandan daha yavaş akar. Lenf damarlanndaki hücre duvarlannın geçirgenliği kılcal damarlann duvarlarından daha fazladır. Bu nedenle, kanla dokulara taşındığı halde büyüklüğü nedeniyle kılcal damarlara giremeyen proteinler, aynca dokularda bire-şimlenen büyük proteinler ve metabolizma yıkım ürünleri kan dolaşımına lenf damarla-nndan geçerek döner.
Omurgalılarda lenf damarlan genellikle büyük toplardamarlann kalbe girdiği bölgenin yakınında kan dolaşımına boşalır. Memelilerde lenf sıvısı göğüs lenf kanalı (ductus thoracicus) yoluyla köprücükaltı toplar-damanna dökülür. Balıklarda lenf damarla-n kuyruk toplardamanna açılır. Lenf damarlan hücrelere ulaşana değin sürekli bölünerek daha küçük dallara aynlır. Büyük lenf damarlannda bulunan kapakçık sistemi sıvının yalnız tek yönde akmasını sağlar.
Memelilerde lenf damarlanndaki sıvı, öncelikle daman çevreleyen kaslann hareketiyle damar içinde ilerler. Daha basit yapılı hayvanlarda, lenf damarlan boyunca lenfi vücuda pompalamaya yarayan ve lenf kalpleri adı verilen kas kümeleri vardır. Kurbağalarda, öndeki lenfi omurga toplardamanna gönderen, arkadaki lenfi böğür toplar-
lenf dokusu 328
damarına pompalayan iki çift lenf kalbi vardır. Omuz ve kuyruksokumu bölgesinde yer alan bu kalplerin hareketi vücut yüzeyinden de gözlenebilir. Çörel ve benzer yapıdaki amfibyumlarda çok sayıda lenf kalbi vardır. Kuşlarda gelişim sürecinin belirli bir aşamasında gövdenin arkasında lenf kalpleri bulunur. Bu organlar yalnızca devekuşu ve öbür uçamayan kuşlarda erişkinlikte de varlığını korur.
Bütün çokhücreli hayvanlar kendi hücreleriyle yabancı mikroorganizmaları ayırt edebilir, yabancı hücrelen zararsızlaştınp sindirebilir. Örneğin, böceklerde dolaşım sıvısında yer alan proteinler bu işlevi yüklenir. Makrofajlar yabancı maddeleri çevreleyip sindiren büyük, hareketli hücrelerdir. Amfibyumlar ve daha üstün yapılı bütün omurgalılarda makrofaj ve lenfosit içeren lenf dokusu kümeleri vardır. Memelilerde dalak, timus ve lenf düğümleri lenf dokusundan oluşur; ayrıca vücutta mikroorganizmaların en kolay ulaşabileceği bölgelerde de (örn. insanda sindirim sistemi ve bademcikler) lenf dokusu yoğundur.
Taşemenlerde ve aaha üst düzeyde ev-rimleşmiş bütün hayvanlarda timus ve lenfositler vardır. Lenfositler yavrularda ti-musta yapılırken, erişkin hayvanda kemik iliğinde yapılan kök hücrelerinden oluşur ve kan dolaşımıyla vücudun öbür lenf dokularına taşınır.
Vücutta dokulara ulaşan bakteri ve öbür yabancı hücreler lenf sıvısı tarafından lenf düğümlerine taşınır. Yabancı hücrenin vücutta oluşturduğu yanıtın sonucunda çoğalmaya başlayan lenfositlerin bir bölümü lenf düğümünde kalır, öbürleri vücudun başka bölgelerindeki düğümlere dağılır. Bu hücrelerden bazıları yabancı hücreye karşı antikor üretirken, bazılan da hücreye doğrudan saldırarak onu sarar ve içine alır.
Lenf sisteminin başlıca işlevi protein ve vücut sıvılarının kana geri dönmesini sağlamaktır. Bununla birlikte, birçok enfeksiyon ve hastalık sırasında lenf düğümlerinde toplanan bakteriler, alerji yapan yabancı cisimler ve kanser hücreleri lenfosit yapımını uyarır, düğümün şişmesine neden olur. Lenf dolaşımının herhangi bir nedenle kesintiye uğramasıyla lenfin dokularda birikmesi dokularda lenfödem olarak bilinen şişmeye neden olur. Ağır vakalarda lenf dokuları çok şişer, lenf damarları genişler ve fil hastalığı (elefantiyazis) olarak bilinen durum ortaya çıkar. Lenf kanallarının doğuştan tıkalı olduğu Milroy hastalığı ve tropik bölgelerde sivrisineklerce taşınan ipliksolucanlannın neden olduğu filaryozda lenfödem görüldüğü gibi kanserliler ve kanser tedavisi görenlerde de lenf damarları tıkanabilir.
Lenf sistemini etkileyen en önemli hastalıklar lenf hücrelerinin aşm derecede çoğalmasıyla ortaya çıkan lösemi ve lenfomadır. Sıklıkla çocuklarda görülen ve çok kötü huylu olan akut lenfositik lösemide kandaki lenfositlerin sayısında çarpıcı bir artış vardır. Kırk beş yaşın üstündekilerde daha sık görülen kronik lenfositik lösemide lenf hücrelerinin artışı bu kadar fazla ve hızlı değildir. İki hastalıkta da kansızlık görülür. Hodgkin hastalığı ve öbür lenfomalarda lenf hücrelerinin çoğalmasının yanı sıra lenf düğümlerinde büyüme de ortaya çıkar. Frengi, bulaşıcı mononükleoz, amiloidoz, veba ve verem gibi hastalıklarda lenf düğümlerinde büyüme görülebilir; ayrıca hemen bütün enfeksiyonlarda enfeksiyonun etkilediği bölgedeki lenf düğümleri şişer.
lenf d.okusu, bağışıklık sistemini oluşturan ve her biri bağışık yanıtta özel bir işlev yüklenen hücre, doku ve organların ortak adı. En işlevsel biçimde düzenlenmiş lenf dokulan kolayca tanımlanabilen yapılan ve çevrelerini saran bir kapsülü bulunan timus ve lenf düğümleridir. Dalaktaki lenf dokusu, küçük atardamarlann çevresinde sütunlar oluşturacak biçimde, aralıklı bir yapı içinde toplanan hücrelerden oluşur. Kemik iliğinde lenf dokusu kan yapıcı hücrelerle karışıktır, belirli bir düzeni yoktur. Sindirim kanalını ve solunum sistemini döşeyen epi-telin altındaki gevşek bağdokuda yer alan lenf hücreleri, mikroorganizmalar ve antijen özelliği taşıyan yabancı maddelerle karşılaşır. Lenf düğümcükleri olarak bilinen bu yapılarda yabancı maddelere karşı hücreler üretilir. Bademcikler, apandis ve incebağır-sak mukozasındaki Peyer plaklan gibi bazı düğümcükler oldukça kalıcı yapılardır. Öte yandan lenf düğümcüklerinin çoğu yerel gereksinimlere yanıt olarak ortaya çıkar ve Kaybolur.
Lenf sisteminde birçok farklı hücre türü vardır. Ağsı (retiküler) hücreler lenf orşan-lanmn çoğunda iskelet görevini gören ince lifsi yapıyı oluşturur. Makrofajlar yabancı maddeleri içine alır ve bağışık yanıtı başlatmak üzere onlann yapısını değiştirir. Bu hücreler lenf düğümlerinde olduğu gibi sabit ya da gevşek, bağdoku aralıklarındaki gibi hareketli olabilir. Lenf dokusunda en çok bulunan hücre lenfosittir. Makrofajlar gibi lenfositler de kemik iliğindeki İcök hücrelerinden oluşur ve kan dolaşımı yoluyla lenf dokusuna girer. T lenfositleri, öbür lenf dokulanna (örn. dalak) gitmeden önce timusta olgunlaşır. B lenfositleri kemik iliğinde olgunlaşır ve doğrudan lenf dokusuna gider, iki tür de, enfeksiyona neden olan mikroorganizmalara karşı oluşan bağışık yanıtta önemli görevler üstlenir.
lenf dolaşımı, vücudun sıvı dengesinin düzenlenmesinde rol oynayan, bakteri ve yabancı cisimleri dokulardan uzaklaştıran ve bağışıklık yanıtlannın oluşmasında önemli görevler üstlenen lenf sıvısının lenf damarlan yoluyla taşınması. Lenf dolaşımının kan dolaşımından en önemli farkı, sıvının vücuda pompalanmasını sağlayan kalp benzeri özel bir organın olmamasıdır. Lenf, damarlarda kandan daha yavaş akar; sıvının hareketi yerçekiminden önemli ölçüde etkilenir. Ayrıca bak. lenf.
lenf düğümcüğü, sıklıkla sindirim kanalı, solunum yollan ya da idrar kesesinin içini döşeyen epitelin altında yer alan küçük lenf dokusu topluluğu. Mikroorganizmalara ya da yabancı maddelere en çok maruz kalan bölgelerde oluşan lenf düğümcükleri, vücudun kendim bu maddelere karşı savunmasında yardımcı olur. Lenf düğümünde oldu-; ğu gibi bağdoku yapısında bir kapsülü bulunmaz; aynca lenf daman boyunca yer-; ¡eşmediğinden lenf sıvısını süzme işlevi de yoktur. Lenf düğümcüklerinde.bölgesel lenfosit yapım merkezleri vardır. İncebağırsak-taki lenf düğümcüğü topluluklarına Peyer plağı(*) adı verilir. Aynca bak. lenf düğümü.
lenf düğümü, lenf damarlan boyunca yer yer yoğun lenf dokusu kümelerinden oluşan böbrek biçimli küçük yapı. Lenf sıvısındaki mikroorganizmalar ve öbür yabancı maddeler lenf düğümünde fagositler ve lenfositlerle karşılaşır. Lenf damarlan düğümün dışbükey yanından girer, içbükey yanındaki çentikten çıkar.
Lenf sıvısı düğümün içinden süzülürken mikroorganizmalar ve öbür yabancı hücreleri içine alma özelliğine sahip fagositlerle
karşılaşır. Lenfositler yabancı hücrelere doğrudan ya da bunlara karşı bireşimledik-len antikorlarla saldınr. Lenf düğümlerinin bir işlevi de içinden geçen lenf sıvısına lenfosit ve antikorlar vererek bu hücrelerin bütün vücuda yayılmasını ve bağışık yanıtın bütün lenf sistemini kapsamasını sağlamaktır.
Normal olarak lenf düğümü küçük ve çevresindeki dokulara gömülüdür. Bakteri kökenli bir enfeksiyon nedeniyle iltihaplanan lenf düğümleri 1-2 cm’ye kadar büyüyebilir. Vücutta lenf damarlan boyunca dağılan lenf düğümlerinin yanı sıra ense, kasık ve koltuk altı gibi belirli bölgelerde lenf düğümü kümeleri bulunur.
Lenf düğümlerinin kanserin yayılmasında önemli bir rolü vardır. Vücutta çok yaygın bir lenf daman ağı olduğundan kötü huylu urlann lenf dolaşımı yoluyla yayılması çok kolaydır. Urdan kopan hücreler lenf düğümüne taşınır, burada tutulur, büyümeye başlar ve ikincil urlar oluşturur. Bu nedenle kanser tedavisinde, vücudun urdan tümüyle temizlenmesini sağlamak amacıyla birçok lenf düğümünün ameliyatla çıkartılması gerekir. Aynca bak. lenf düğümcüğü.
L’Enfant, Pierre-Charles (d. 2 Ağustos 1754, Paris – ö. 14 Haziran 1825, Prince Georges ili, Maryland, ABD), Fransız kökenli ABD’li mimar, yapı mühendisi ve kent tasanmcısı. Washington, D.C.’nin düzenleyici plamm yapmıştır.
1771’den 1776’ya değin Fransa’daki Kraliyet Resim ve Heykel Akademisi’nde öğretmen olan babasının yanında eğitim gördü. Sonra ABD ordusuna gönüllü yazıldı. ABD’deyken eski Devrim Ordusu subaylarının kurduğu Cincinnati Demeği’nin madalyasıyla diplomasim tasarladı. Paris’e dönünce de bu örgütün Fransa şubesini kurdu. 1784’te gene ABD’ye gitti ve New York kentine yerleşti. Burada başka tasanmlann yanı sıra Merkezî Hükümet Binası adıyla tanınan ve içinde ABD Kongresi’nin çalıştığı eski belediye yapısının yenileştirilmesi işlerine baktı (1787). Bu yapıda kullandığı Dor düzenindeki sütunlan, yeni ülkesinin onuruna yıldızlarla süsledi.
ABD Kongresi Potomac Irmağı üstünde yeni bir başkent kurmaya karar verdiği zaman, Başkan Washington, L’Enfant’dan bir kent planı hazırlamasını istedi (1791). L’Enfant’m tasannu düzensiz dikdörtgen biçimindeki yapı adalan üstüne çaprazlamasına yerleştirilmiş geniş anayollardan oluşuyordu. Bunlann kesişme noktalanna Capitol, başkanlık konutu gibi önemli yapılar getirilmişti. Aynca bu kesişme noktalannda ortaya çıkan daire ya da üçgen planlı alanlarda anıt ya da çeşmelerin yapılması öngörülmüştü. Plan, düzgün olmayan araziden yararlanmayı amaîçhyor ve daha ileride doğacak trafik gereksinimi için de önlemler içeriyordu. Bu çalışması sırasında devlet bakam olan Thomas Jefferson, L’Enfant’a çeşitli Avrupa kentlerinin planlannı sağlamıştı, ama o bunlardan birini olduğu gibi uygulamak yerine hepsinden belli Bir düşünceyi alıp kullanmayı yeğledi. Planda en çok Andre Le Nötre’un Versailles tasan-mındaki barok planlama ilkelerinin etkisi görülüyordu. Ayrıca Christopher Wren ile John Evelyn’in hazırladıkları Londra planlarıyla da benzerlikler vardı.
Kentin yapımıyla ilgilenen komisyon üyelerine karşı dikbaşh davranışlarını sürdürdüğü, özellikle de bulvarlardan birini açmak için kentin önemli kişilerinden biri olan Daniel Carroll’ın evini başına buyruk bir biçimde yıktırdığı için Başkan Washington 1792’de L’Enfant’m işine son vermek zorunda kaldı. Buna karşılık kentte onun
koyduğu planlama ilkelerinin uygulanmasına devam edildi. L’Enfant daha sonra tasarım bedeli olarak 95.500 dolarlık bir istekte bulundu. ABD Kongresi de ona hizmetleri için yeterli gördüğü 3.800 dolarlık bir ödeme yaptı. L’Enfant yaşamının son günlerini arkadaşlarıyla birlikte Maryland’ deki Green Hill adlı malikânede geçirdi ve orada yoksulluk içinde öldü. Kemikleri 1909’da Arlington Ulusal Mezarlığı’na kaldırıldı ve Amerikan Kongresi tarafından burada onun için bir anıt yapıldı.
lenfoma, lenf dokusunun aşın derecede ve anormal hızla büyümesi. Lenfoma terimi genellikle Hodgkin hastalığı(*) ve Burkitt fenfoması(*) gibi lenf dokusunun kötü huylu urları için Kullanılır. Ayrıca bak. retiku-lum hücreli sarkom.
lenfosit, bağışıklık sisteminde önemli bir işlevi olan akyuvar türü. İnsanda lenfositler toplam akyuvar sayısının yüzde 20-25’ini oluşturur.
Başlıca iki tür lenfosit vardır: B lenfositleri ve T lenfositleri. Her ikisi de kemik iliğindeki kök hücrelerinden gelişir ve kanla dalak, bademcik, lenf düğümleri gibi lenf dokularına taşınırlar, Yüzeylerinde yer alan alıcı moleküller yardımıyla mikroorganizmaları ve antijen adı verilen öbür yabancı maddeleri bağlayarak bunları vücuttan uzaklaştırabilirler. Her lenfositte belirli bir antijene bağlanan alıcılar vardır. Kanda, her biri farku ve eşi olmayan alıcılar taşıyan milyonlarca lenfosit olduğundan vücut karşılaştığı hemen bütün antijenlere yanıt verebilir.
Bakteri ya da virüs gibi bir antijen, B hücresine bağlanıp uyardığında, hücre antikor üreten özdeş plazma hücreleri üretmeye başlar. Bu antikorların yapısı, yanıtı başlatan B hücresinin alıcılarına uygundur. Antikorlar kan ve lenf sıvısına salındıklannda hedef antijene bağlanıp onu nötrleştirmeye ya da yıkmaya başlar. Antikor üretimi, antijen tamamen ortadan kalkana değin birkaç gün sürer. Bellek hücreleri adı verilen bazı B hücreleri de, antikorların salınmasını değil, çoğalmasını uyarırlar. Böylece antijen yemden ortaya çıktığında otomatik olarak antikor salgılanmaya başlar.
T hücreleri lenf dokularına ulaşmadan önce timusta olgunlaşarak yardımcı T hücreleri ve hücre öldürücü ya da baskılayıcı T hücreleri olarak çoğalıp farklılaşır. Uygun antijen tarafından uy anlan yardımcı T hücreleri, B hücrelerinin antikor üretmesini sağlayan lenfokinleri salgılar. Bunlardan enterlökin-2, mikrop (özellikle virüs) bulaşmış hücrelere bağlanan ve bunlan öldüren hücre öldürücü T hücrelerini harekete geçirir. Tam olarak anlaşılmayan karmaşık bir süreç sonucunda baskılayıcı T hücreleri öbür lenfositlerin verdiği yamtlan düzenler. Öldürücü hücreler T ve B hücrelerine benzerse de, doğrudan bir antijene bağlanmaz. Mikrop bulaşmış hücrelere önceden bağlanan antikorlarla birleştikten sonra, hücrenin ölmesine yol açan bir madde salgılar.
T lenfositlerinin çoğu uzun ömürlüdür, ortalama yaşam süreleri 2-4 yıl, bazılannda
10 yıldan fazladır. B hücrelerinin ortalama yaşam süreleri ise bir hafta ile birkaç ay arasında değişir. Ayrıca bak. akyuvar.
lenfositti koryomeneıtfit, beyin zarlan ve beynin beyin-omurilik sıvısının basıncını düzenleyen bölgesinin virüs kökenli iltihaplı hastalığı. En belirgin özelliği beyin-omurilik sıvısında bol miktarda lenfosit bulunmasıdır. Belirli yörelerde, özellikle de fare gibi hayvanlarda yaygın görülür; insana virüs
içeren tozlann solunmasıyla geçtiği düşünülmektedir. Hiç belirtisiz olabileceği gibi gribe de benzeyebilir. Kimi zaman belirgin bir menenjit tablosu gelişir. Genellikle 2-3 hafta içinde tam iyileşme görülür.
Lenfödem, lenf sisteminin boşalım düzeninde, lenf sıvısının dokularda birikmesine yol açan anormal durum. Lenfödem, biçimi açısından birincil ya da ikincil olabilir. Birincil lenfödem genellikle doğumda ortaya çıkan, ama ailesel (kalıtımsal) olmayan basit doğumsal lenfödem olarak görülür. Buna benzeyen ailesel lenfödem türleri ise, Milroy hastalığı ile Noonan sendromu gibi bozukluklarda görülür. Bütün bu türlerinde lenfödem genellikle her iki bacakta dizlerin alt bölümünde ortaya çıkar ve ayaklarda ağrılı olmayan bir şişkinlik olarak başlar, ilerledikçe bacağa doğru yayılır. Lezyon başlangıçta ağnsız-dır. Buna karşılık, çok şiddetli olgularda bacağın hareketlerini etkileyebilir ve bacağın (fiş görünüşü istenmeyen bir hal alabilir. Birincil lenfödeme kadınlarda daha ;ın olarak rastlanır; hasta ayaklann dü-
Í
zenfi olarak yukarıda tutulmasınla ve
esnek çoraplarla dıştan baskı uygulayarak tedavi edilir. Çok şiddetli vakalarda, tıkanan lenf yollannın boşalımını sağlamak için cerrahi müdahale zorunlu hale gelebilir. İkincil biçiminde lenfödem, çoğunlukla efeksiyon sonucu ortaya çıkar; ayrıca kanser tedavisinde lenf düğümlerinin cerrahi müdahalesiyle çıkanlmasmdan ya da ışın tedavisinden sonra oluşabilir. Enfeksiyondan kaynaklanan lenfödem antibiyotiklerle tedavi edilir.
lenger, kenan yayvan, dibi geniş, sahandan büyük bakır yemek kabı. Bakın tencerenin-kinden daha kalın olur. Tekke, imaret gibi yerlerde yoksullara ve dervişlere yemek lenger içinde çıkanlırdı. Kalabalık aile sof-ralannda da yemekler bu kaptan yenirdi. Büyük meydan sinilerinin ortasına da sofradaki kişi sayısına göre büyük ya da küçük lengerler konurdu. Eski evlenn mutfakla-nnda irili ufaklı en az birkaç lenger bulunurdu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*