Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

KÜLTÜREL YAŞAM

KÜLTÜREL YAŞAM

 

. Libya kültürünün odak noktasını büyük ölçüde İslam etkisi taşıyan halk sanattan ve gelenekleri oluşturur. İslamın canlı varlıkların tasvirlerim yasaklamış olması nedeniyle dokumacılık, işleme sanatı, metal oymacılık ve deri işleri gibi geleneksel el sanatlarında insan ve hayvan figürleri ender olarak kullanılır. Geometrik ve girift bezemelerin en iyi örnekleri Trablusgarp’taki Karamanlı ve Gurgi camilerinin duvar süslemeleri ve çi-nilennde görülür. Günümüzde de yaşayan geleneklerin başında şenlikler, at yanşlan ve halk danslan gelir. Temelde Arap makamlarına dayanan müzikte davul ve def gibi vurmalı çalgılarla kaval önemli bir yer tutar. Özellikle 1960’lardan sonra gelişen ve belirgin bir Mısır etkisini yansıtan dindışı edebiyatta milliyetçi temalar ağır basar. Devlet kültürel alanda ulusal bilmem geliştirilmesine ve güzel sanatlarla folklorun korunmasına geniş çaplı destek vermektedir.
En önemli kültürel kurumlar arasında Trabluşgarp’taki Devlet Kütüphanesi ve Arşiv İdaresi, Bingazi’deki Halk Kütüphanesi, üniversite kütüphaneleri, Leptis Mag-na Eski Eserler Müzesi, Doğa Tanhi Müzesi ve Sabratha Eski Eserler Müzesi sayılabilir. Doğu bölgesindeki Ptolemais ve Appo-lonia arkeolojik sitleri koruma altına alınmıştır. Sebha Müzesi’nde Fizan bölgesinde bulunmuş antik eşyalar sergilenir.
TARİH. Eskiçağ ve İslamın yayılması. Eski Yunanlılar İÖ 2000’lerde Berka’nın (Kyre-naika) doğusunda yaşayan bir kabileden dolayı Nil’m batısında kalan Kuzey Afrika topraklannı Libya olarak anıyordu. Fenikelilerin İÖ 7.yüzyılda koloniler kurduğu Trablusgarp ^Tripoli) bölgesi, sonradan Kartaca Devleti’ne bağlandı. Aynı yüzyılda Berka kıyılarına yerleşen Yunanlılar bir dizi kent kurdular. Bölgenin Roma egemenliği altına girdiği İÖ 1. yüzyılda Trablusgarp Yeni Afrika (Africa Nova) eyaletinin bir parçasını oluştururken, Berka, da Girit’le birlikte ayn bir eyalete dönüştürüldü. Gar-mantes halkının yaşadığı Fizan (Phazania) bölgesi ise Romalılarca IÖ 19’da fethedildi. Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden sonra bütün bölge Bizanslılann denetimi altında kaldı.
7. yüzyılın ilk yansında başlayan İdam akıtılan yerel Berberi kabilelerin direnişini ancak 8. yüzyıl başlarında kırabildi. İslâmlaştırılan Berberüerin büyük bölümü Harici mezhebim benimsedi. 8. yüzyıl ortalannda Kuzey Afrika’da başlayan Harici ayaklan-malan Emevi egemenliğinin sarsılmasında önemli rol oynadı. Abbasilere bağlı Aglebi-lerin Trablusgarp’ı denetim altında tutmasına karşın, Libya topraklarının büyük bölümünde Berben kabilelerin başına buynıklu-sürdü. Berka’mn tamamına yakım ise sır’daki Abbasi valilerinin yönetimi altında kaldı. . 10. yüzyılda başlayan Fatımi egemenliği bölgenin yalnızca kıyı kesiminde etkili oldu. Bununla birlikte 11. yüzyılda Fatımilerin desteğinde başlayan geniş çaplı Bedevi istilaları bölgenin toplumsal, ekonomik ve kültürel yapısında köklü değişiklikler yarat: tı. Bunu izleyen karışıklık dönemi çeşitli kabilelerin yerel düzeyde egemenlikler kurmasıyla sonuçlandı. Fatımilerin zayıflamasından sonra Libya topraklan Muvahhid alanlarına hedef olmaya başladı. Trablusgarp’taki Muvahhid egemenliği 13. yüzyılın
ilk yansında yerini Hafsi egemenliğine taraktı. Bu dönemde Kuzey Afrika’daki B»; beri hanedanların birbirleriyle çekiş mfl«i ve zaman zaman Araplarla çatışmaya leri sürekli savaşlara yol açtı. 16. yftıyj başlarında artan İspanyol tehdidi Hrii sultanım Türk korsanlann yardımına başvurmaya yöneltti.
Osmanlı egemenliği. Türk korsanlarda« Oruç Reis’in ve ardından beylerbeyi unvaa alarak Osmanlı hizmetine giren Hızır Rctf in (Barbaros Hayreddin Paşa) giriştiği fetihler, Mısır dışındaki Kuzey Afrika topraklarının da Osmanlı egemenliğine girmeâni sağladı. 1536’dan sonra Cezayir’de otoma bir beylerbeyi aracılığıyla yönetilen bu topraklar, 1587’de üç eyalete bölündü. Böylece Trablusgarp, Berka ve Fizan bölgeleri Trablusgaıp adı altında ayn bir Osmaofc eyaletine dönüştü. Osmanhlann atadığı paşalar çok geçmeden eyalet yönetimini yeniçeri başlarına bıraktı. Bu arada iç kesimlerde yerel güç odaklannın üstünlük kazanmasıyla Osmanlı denetimi bazı kıyı kesimleriyle sınırlandı.
Trablusgarp’ta 1711’de kurulan Karamanlı hanedanı, belirli bit özerklikten yararlanarak zamanla üç geleneksel bölgeyi kendi yönetimi altında birleştirdi. Karamanlılar arasında beliren iç çekişmeler ve yerel Wanyklıklar Osmanlılann 1835’te yeniden doğrudan bir yönetim kurmalarına olanak verdi. Bu arada Berka’da ortaya çıkarak hiTİa yayılan Senusiye tarikatı, önemli bir güç odağı durumuna geldi. OsmanlIlar Fransız sızmasına karşı tarikatın gelişmesini destekleyici bir tutum takınmakla birlikte, tarikatın Berka’da siyasal nüfuzunu artırmasını da önlemeye çalıştı. II. Meşrutiyet’in ilanından (1908) sonra yönetimi yeniden düzenlemek için gösterilen çabalar sonuca ulaşmadan Afrikafta yeni topraklar ele geçirmek isteyen İtalyanlar lioya’ya çıkarma yaptı (1911). İşgaü önlemek için yetersiz kuvvetlerle savaşa giren OsmanlIlar, 1912’de banş istemek zorunda kaldı. Uşi (Ouchy) Antlaşması’yla Osmanhlann Libya üzerindeki egemenliği resmen sona erdi. İtalyan sömürgeciliği ve bağımsızkk. İtalya Libya’da yerel kabilelere boyun eğdirmede büyük güçlüklerle karşılaş». Italyan işgaline karşı direniş I: Dünya Savaşı boyunca da sürdü. Savaştan sonra Italyan yönetiminin Trablusgarp’taki milliyetçi kuvvetlerle ve Berka’daki Senusilerle uzlaşmaya varmak için yürüttüğü görüşmeler sonuçsuz kaldı. Faşistlerin başa geçmesiyle (1922) birlikte Libya’ya yönelik tam bir sömürgeleştirme politikası başlatıldı. Ertesi yıl Trablusgarp’ taki milliyetçi hareketin bastınlmasına kar-şın, Berka’da Ömer Muhtar’ın öncülük ettiği Senusi direnişi 1931’e değin sürdü, jtalyan yönetimi Libya’da tarım kolonileri ohıstıırmak ve karayolu ağım geliştirmek amacıyla 1920’lerde ve 1930’larda büyük çaplı yatırımlara girişti. Bu dönemin en önemli projelerinden biri de Benito Musso-lini’nin Libya’ya İtalyan göçmenler yerleştirmek üzere 1935’te başlattığı kolonileşme hareketiydi. II. Dünya Savaşı başladığında (1939) Libya’ya yerleşen İtalyan göçmenlerin sayısı 130 bine (toplam nufusun yaklaşık yüzde 18’i) ulaşmış bulunuyordu. Savaş döneminde Kuzey Afrika’daki harekâtlar (1941-43) Italyan sömürgeciliğine ağır darbeler indirdi. Berka üç kez el değiştirirken, İtalyan göçmenlerin hepsi ülkelerine geri döndü. Trablusgarp’ta İtalyanların kurduğu ekonomik ve yönetsel yapının bir ölçüde sürmesine karşın, Berka Libyah milliyetçilerin denetimine girdi. Bu arada büyük yıkıma uğrayan Libya da belirgin bir bölgesel farklılaşma ortaya çıktı.
Savaş sonrasında büyük devletlerin Libya’ nın geleceği konusunda yürüttüğü görüşmeler çeşitli çekişmelere sahne oldu. Senusile-re daha 1942’ae bağımsızlık konusunda söz vermiş olan İngilizlerin baskısıyla İtalyan vesayeti ve Sovyet mandası gibi öneriler reddedildi. Sonunda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Kasım 1949’da Libya’nın birleşik bir krallık olarak en geç 1 Ocak 1952’de bağımsızlık kazanmasını öngören bir karar aldh
Oç geleneksel bölgenin ayrı birer meclisle temsu edileceği federal bir devlet yapısına dayalı anayasanın hazırlanmasından sonra toplanan bir ulusal meclis, Senusi tarikatının İngiliz yanlısı önderi Sidi Muhammed ldris’i 1950 de kral seçti. Aralık İ951’de Libya’nın bağımsızlığını Uan eden I. İdris, meclisi ve orduyu denetim altına alarak güçlü kabile reislerinden ve zengin eşraftan destek alan otoriter bir yönetim kurdu. 1953’te Arap Birliği’ne katılan Libya, Süveyş Bunalımı (1956) sırasında da İngiliz birliklerinin kendi topraklarından harekâta girişmesine izin vermemekle birlikte genelde Batı yanlısı bir dış politika benimsedi.
1959’da zengin petrol yataklarının keşfedilmesi, ABD ve İngiliz üsleri karşılığında alman yardımlarla ayakta duran ülkenin geri ekonomik yapismda köklü bir değişim yarattı. Petrol gelirleri kamu harcamalarında olağanüstü bir genişlemeye yol açmanın yanı sıra genel yaşam düzeyini de önemli ölçüde yükseltti. Bununla birlikte I. İdris’in tutucu politikaları ve Arap dünyasına karşı takındığı olumsuz tutum, özellikle aydınlar, subaylar ve kentli orta sınıf arasında yaygın tepkiler doğurdu. Sonunda Yüzbaşı Muammer el-Kaddafi öncülüğündeki Özgür Subaylar Hareketi 1 Eylül 1969’da bir darbeyle krallığa son vererek cumhuriyet Üan etti.
Kaddafi yönetimi. Albay rütbesiyle silahlı kuvvetler başkomutanlığım ve Devrim Komuta Konseyi başkanlığını üstlenen Kaddafi, İslam ilkelerine dayalı ve sola dönük bir yönetim kurdu. ABD ve İngiliz üslerini kapatmanın yanı sıra yabana petrol şirketlerini büyük ölçüde millileştirdi. Arap milliyetçiliği doğrultusunda Batı karşıtı bir dış politikaya yöneldi. Öte yandan Afrika ve Ortadoğu’daki çeşitli devrimci örgütlere geniş destek sağladı. Kaddafi’nin öncülüğüyle değişik dönemlerde Mısır, Sudan ve Tunus’la birleşmek için hazırlanan planlar, ortaya çıkan görüş ayrılıkları yüzünden gerçekleşemedi.
Kaddafi’nin 1973’te bürokrasiye karşı mücadele amacıyla başlattığı “kültür devrimi” hareketi toplumsal ve siyasal alanda yeni bir örgütlenme getirdi. 1976’da ülkenin en üst yönetim organı olarak Genel Halk Kongresi toplandı. Ertesi yıl Devrim Komuta Konseyi dağıtıldı ve ülkenin resmi adı Libya Arap Sosyalist Halk Cemahiriyesi olarak değiştirildi. Genel Halk Kongresi sekreterliğini 1979’da bırakmakla bimkte ülke yöneti-minde ağırlığını sürdüren Kaddafi, 1980’lerde bozulan ekonominin de etkisiyle belirli bir muhalefetle karşı karşıya geldi. Ama baskıcı önlemlerle muhalefetin Siyasal bir güç kazanmasını önledi. Kaddafi’nin Ortadoğu sorununda Red Cephesi olarak bilinen sertlik yanlısı ülkelerin yanında yer alması, Libya mn bazı Arap ülkeleriyle ilişkilerinin bozulmasına yol açtı.
1980’lerde Libya’nın ABD ile ilişkilerinde de sürekli tırmanan bir gerginlik yaşandı. Karşılıklı ticari misillemelerin ve Akdeniz’ deki askeri sürtüşmelerin ardından ABD uçakları 1986’da Trablusgarp ve Bingazi’yi bombaladı. Bu saldın Kaddafi’nin içerideki konumunu yeniden güçlendirdi. Aynı dönemde bir iç savaşın yaşandığı Çaa’a gönderilen Libya kuvvetleri yenilgiye uğ-
radı. ABD Aralık 1988’de Libya’yı kimyasal silah üreten büyük bir tesis kurmakla suçladı. ABD uçaklarının Ocak 1989’da iki Libya avcı uçağını düşürmesiyle iki ülke arasındaki ilişkiler yeniden gerginleşti. Batı ülkelerinden destek görmeyen bu saldırının ardından ABD’nin ticari ambargoyu kaldırmasıyla ilişkilerde belirli bir yumuşama oldu. Körfez Bunalımıyla birlikte Libya’nın ekonomik durumunda belirli bir iyileşme gözlendi. Bunun nedeni
Eetrol fiyatlarındaki geçici yükselme ve ibya petrollerine olan talebin artmâsıydı. 199l’de 32 siyasal muhalifin idam edilmesini protesto için Bingazi’de düzenlenen gösterilerde yaklaşık 20 kişi öldü. Birleşmiş Milletler (BM) Mart 1992’de, dört yıl önce İskoçya’nm Lockerbie kenti üzerindeyken düşen Pan Am uçağına bomba yerleştirmekten sanık iki Libyalınm İskoç-ya ya da ABD’de yargılanmak üzere 15 Nisan’a değin yetkililere teslim edilmesini istedi. Libya bu karara uymayı reddedince, Libya’yla BM üyesi ülkeler arasındaki ticarete ve uçuşlara ambargo kondu.
Son yıllardaki gelişmelere ilişkin ayrıntılı bilgi ve istatistikler için bak. AnaYillik.
Libya Çölü, Arapça es-sahraü’l-Ubİya, Sahra Çölünün kuzeydoğu bölümü. Libya’ mn doğu kesiminden başlar, Mısır’ın güneybatısından geçerek Sudan’ın kuzeybatı ucuna kadar uzanır. Çıplak kayalık platoları ve taşlı ya da kumlu ovalan kurak ve yerleşime elverişsizdir. En yüksek nöktası, üç ülke sımnnın kesiştiği yerde bulunan Uveyna Dağıdır (1.934 m). Mısır’daki Kattara Çöküntüsü denizden 133 m aşağıdadır. Çölün sımrh nüfusu Mısır’daki Siva, el-Bahriye, el-Ferafire, ed-Dahile, el-Harice ve Libya’ daki el-Kufre vahalarında toplanmıştır. Libya Çölünün Mısır’da kalan ve Batı Çölü (es-Sahraü’l-Garbiye) olarak anılan bölümü, II. Dünya Savâşı’nda önemli harekâtlara sahne olmuştur.
Licata, İtalya’da, Sicilya Adasımn güney kesimindeki Agrigento ilinde kent ve liman. Ragusa’nın kuzeybatısında, Sâlso (eskiden Himera Meridionalis) Irmağının (ftume) ağzında yer alır. Dağlık bir burun olan Sant’Angelo’nun (eskiden Ecnomus) eteklerinde, antik Phintias kentinin (İÖ y. 281) bulunduğu noktada kuruludur. II. Dünya Savaşı sırasında Kuzey Afrika’dan gelen Müttefik kuvvetlerinin 10 Temmuz 1943’te karaya çıktıklan ilk istila noktasıdır. Yöresinde sebze ve tahıl yetiştirilir, kükürt çıkanhr ve ihraç edilir. Başlıca sanayi ürünleri kimyasal gübre, makama ve undur. Nüfus (1989 tah.) belediye, 42.638.
Lice, topraklannın bir bölümü Güneydoğu Anadolu Bölgesi, daha büyük bölümü Doğu Anadolu Bölgesi sınırlan içinde kalan, Diyarbakır’a bağlı ilçe ve ilçe merkezi kasaba. Yüzölçümü 1.083 km2 olan Lice ilçesi doğuda Kulp, güneydoğuda Silvan, güneyde Hazro, güneybatıda Koca-köy ilçeleri, batıda Hani ilçesi, kuzeybatı ve kuzeyde de Bingöl iliyle çevrilidir.
İlçenin kuzey kesimini Güneydoğu To-roslar’a bağlı Çötele Dağının güney uzan-tılan ve İnceburun Dağlan (Kuştaşı Tepesinde 1.726 m) engebelendirir. Güneye doğru alçalan dalğaü düzlükler Dicle’nin kollarından Bırkılin ve Ambar çaylan ile Batman Çayına katılan Sanm Çayı tarafından derin biçimde yarılmıştır. İlçenin kuzeybatı kesiminin sularım toplayan Bırkılin Çayı vadisinde üç mağaradan oluşan İsken-der-i Bırkılin Mağaralan vardır. Tersiyer (Üçüncü) Döneme (y. 65-2,5 milyon yıl önce) ait kalkerlerin Kuvatemer (Dördün-
407 Lichtenberg
cü) Dönemde (y. 2,5 milyon yıl öncesinden günümüze) çökerek tıkadığı vadide akarsu oymasıyla oluşan mağaraların adı, İskender’in Doğu seferi sırasında ordulanm burada konaklattığına ilişkin efsaneden gelir. Genişliği 5-o m, yüksekliği ise 10-15 m olan tünel biçimindeki ilk mağaranın uzunluğu 900 m’dır. 150 m uzunluğundaki ikinci mağaranın girişinde Asurlardan kalma kabartma ve yazıtlar vardır. 500 m uzunluğundaki üçüncü mağarada pek çok sarkıt ve dikite rastlanır.
İlçe halkı geçimini tanmdan sağlar. Başlıca bitkisel ürünler buğday, arpa ve üzümdür. Az miktarda badem, ceviz, pamuk Ve baklagiller yetiştirilir. Yakın zamana değin uyuşturucu madde üretimi ve kaçakçılığının yaygın olduğu ilçede, geçmişte çok miktarda keten ve kenevir yetiştirilirdi. Az miktarda yetiştirilen ve sarma sigaralarda kullanılan tütün, Lice’niıl ünlü bir ürünüdür.
Asur kaynaklarında Şirişa adıyla anılan bölgede yer alan ilçenin yerleşim tarihi çok eskiye dayanır. Tarihsel geçmişi genelde Diyarbakır’la aynıdır. Adının, Illyrisis ve İlice biçimlerinden geçerek Lice’ye dönüşen Holuris’ten geldiği sanılır. Lice 19. yüzyıl sonlarında Diyar-ı Bekr vilayetinin Amid sancağına bağlı bir kaza merkeziydi.
İlçenin orta kesiminde yer alan kşsaba, il merkezi Diyarbakır’a 84 km uzaklıkta, kırsal nitelikli, küçük bir yerleşmedir. Kasabada bir salça fabrikası ve devlet hastanesi vardır. 6 Eylül 1975’te meydana gelen Lice depremi(*), kasaba ve çevresinde önemli can kaybına ve yıkıma yol açmıştır.
İlçedeki başlıca tarihsel yapılar Selevkoslara ya da Romalılara ait olduğu sanılan Dada-nus kenti surlan ve sarayı, kentin kuzeyindeki kilise, İÖ 6. yüzyılda yapıldığı sanılan Zülkameyn Kalesi, 14. yüzyılda Artuklular tarafından kurulduğu sanılan Atak (Antak) kenti surlan ile buradaki AkkiUse ve Akmi-nare kalmtılandır. Vakıf Ahmed Bev Camisi olarak da bilinen Lice Ulucamisi irin 13. yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.
Lice Belediyesi 1915’te kurulmuştur. Nüfus (1990) ilçe, 35.930; kasaba, 5.414.
Lice depremi, 6 Eylül 1975’te Lice’de oluşan şiddetli yer sarsıntısı. Şiddeti Richter ölçeğine göre 6,6 olarak belirlenen deprem sonucunda Lice’de ve çevre köylerde 2.385 kişi yaşamım kaybetmiştir. Deprem sonucu Hani, Hazro, Kulp, Dicle, Silvan, Ergani ve Diyarbakır çevresindeki yapıların 8.159’u ağır, 4.550’si orta ve 7.283’ü hafif hasar görmüştür.
Konumu 38°51′ kuzey enlemi, 40°77′ doğu boylamı olarak belirlenen bu depremde, Genç ilçesinin yolu üzerinde, Korha köyünün batısında, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda 5-10 cm düşey ve 8-10 cm yatay atımh 200-300 m uzunluğunda sağ doğrultu-lu bir kırık (fay) oluşmuştur.
Lice, kuzeyden güneye doğru, kireçtaşı, kumtaşı, mam ve alüvyondan oluşan bir zemin üzerine kurulmuştur. Üçüncü derece deprem bölgesinde yer alan ilçe, Hani-Lice-Kulp deprem hattı üzerindedir. Bölge ayn-ca Bingöl-Muş kırık hattının ve bölgesel kırık sistemlerinin etkisi altındadır. Bu özellik bölgenin, çevrede oluşan depremlerden hafif hasar görmesine neden olur. İlçenin zeminini oluşturan yapı toprak aşınmasıyla taşman killi, kumlu, çakıllı toprak katmanıyla örtülmüştür. Yeraltı suyunun düzeyi genellikle yüksektir.
Lichtenberg, Almanya’da Berlin’in doğu kesiminde bölge. 1280’den önce kuruldu-
Lichtenstein, Roy 408
masıyla genişledi ve yönetim aşısından Berhn kentine bağlandı. Bugün yüzölçümü 26 kmJ’dir. Kent merkezine yakın sanayi ve yoğun konut bölgelerinin yanı sıra.
*; alanlar da Lichtenberg sı-
Ayrıca L„ ………- ——-
yeye ait Merkez Mezarlığı’nda sosyalist önderler Kari Liebknecht ve Rosa Luxemburg ile sanatçı KIthe Kollwitz’in mezarları bulunur. Nüfus (1989 tah.) 177.158.
Lichtenstein, Roy (d. 27 Ekim 1923, New York kenti, ABD), konularım kitle kültürünün olgularından alan pop sanatın(*) ABD’deki öncülerinden,
Ohio Eyalet Üniversitesi’ndeki lisansüstü sanat eğitimini 1949’da taftıamladı. 1946-51 arasmda aynı üniversitede, 1957-60 arasında Oswego’daki New York State University College’da, 1960-63 arasında da New Brunswick’te bulunan Rutgers Universite-si’ndeki Douglass College’aa ders verdi.
üslubundan belirgin bir biçimde farklıydı. Çok daha eklektik bir şanat anlayışının uzantısı olan bu yapıtlar sanat tarihinin çeşitli dönemlerinden etkiler, özellikle de Picasso, Matisse ve Dalfden izler taşımaktadır.
Licinius, tam adı valerius licinIanus lici-nius (ö. 325), 308-324 arasmda Roma imparatoru.
Illyriah bir köylüyken orduya girdi ve hızla yükseldi. Arkadaşı Galerius imparator olduktan sonra Kasım 308’de kendisine “au-gustus” unvam verdi. Galerius tüm batı eyaletlerinin yönetimini ona bırakmak istiyordu; ama Galya ve Britanya’nın Constan-tinus’un egemenliğinde bulunması, Maxen-tius’un da Afrika ile İtalya ve Iber yarım-adalannın yönetimine el koymuş olması nedeniyle Iidnius, Pannonia Ue yetinmek zorunda kaldı. Galerius 311’de ölünce, Licinius onun Avrupa’daki topraklarının yönetimini ele geçirdi. Ardından 313’te Constantinus’un üvey kız kardeşi Constantia ile evlendi. Aym yıl, Hadrianopolis’in (Edirne) doğusunda Doğu Roma imparatoru Maximinus’u yenerek Asya içlerine doğru sürdü. Böylece imparatorluğun doğu topraklan tümüyle Licinius’un denetimine girdi.
Licinius kısa bir süre için Constantinus’la uzlaştıysa da, çok geçmeden Pannonia ve
Uchttnatoin
Fred W. McOaırah
1951’deki ilk yapıtlarMBOdem sanat üslup-lan doğrultusunda aeiçşldaştirdiği kovboy ve» ¥*ni resimleriydi. MfâDÛeein sonlanna cfeğru kısa bir süre soyut dışavurumculuğu denedi, ama pop sanat daha çdkici gelmişti. 1960’ta kendi çocuklan için yaptığı bir Miki Fare resminden sonra çizgi romana ilgi duymaya başladı. Metal bir levhayı klişe gibi kullanıp asıl desendeki tram noktalarını büyüterek çizgi roman tiplerini tuvale gedr-di. Sonuç, grafik sanatla soyutlamanın bir birleşimiydi. Parlak renkleri siyah dış çizgilerle sınırlandırması, yoğun bir görsel etki yaratıyordu. 1962’de New York kentinde açtığı ilk sergisi büyük bir olay oldu. 1968’de, yapıtlarına duyulan büyük ilgi sonucunda Londra’daki Tate Galerisi’nde sergi düzenledi. Bu galeride sergi «çan ilk Amerikalı sanatçıydı.
Lichtenstein, konularını duygusal aşk öykülerinin yer aldığı dergilerden seçerek, konuşma balonları kullanarak, çizgi romanlardaki türden manzaralar yaparak 1960’lar boyunca aym çizgiyi sürdürdü. 1967-68 yıllarında yaptığı bir heykelde 1930’lardaki, bükülmüş krome boruların ve camın kullanıldığı üslubu bilinçli olarak yemden canlandırdı. 1970’lerde ve 1980’lerde gerçekleştirdiği yapıtlar, gerek fırça vuruştan, gerekse konulan (ölüdoğalar) açısından daha önceki
Moesia’yı ona vermek zorunda kaldı.’ Bunu izleyen 10 yıllık zoraki banş döneminde, kendi ordusunu kurdu ve büyük bir servet edindi. 324’te Hadrianopolis’te, ardından da Khrysopolis’te (bugün Üsküdar) Constanti-nus’a yenilince teslim oldu. Bir süre Thessa-lonike’de (Selanik) sürgün yaşadıktan sonra ayaklanma girişiminde bulunduğu gerekçesiyle idam edildi.
Maximinus’a karşı düzenlediği sefer sırasında Licinius, ordusunda tektannh bir ibadet biçimini behimsetmeye çalışmış, 313’te de Hıristiyanlara hoşgörü gösterilmesini buyuran bir ferman yayımlamıştı. Bu yüzden yazar Lactantius ve Piskopos Euse-bios gibi bazı çağdaşlan, onun Hıristiyanlığı kabul ettiğini öne sürdüler. Oysa Licinius giderek Hıristiyanlara karşı tutumunu değiştirmiş ve 320’de onlara baskı uygulamaya başlamıştı.
Licking Irmağı, ABD’de Kentucky eyaletinde ırmak. Eyaletin doğu kesimindeki Magoffin ilinden (county) doğan ırmak, genellikle kuzeybatı yönünde 515 km aktıktan sonra, Cindnnatı’nin (Ohio) tam karşısındaki Covington’da (Kentucky) Ohio Irmağına karışır. Pendleton ilindeki Falmo-uth yakınlarında kuzey ve güney kollarım alır.
Bir bölümü ulaşıma elverişli, «ki fc ticaret yolu olan ırmak, çok sayıda 1^ kaynağın bulunduğu bir bölgede ak*. İrmağın yakınlarında, Leringtonm 6* kuzeydoğusunda, Amerikan Savaşı sırasında Kentucky^ iuiuhm™ bir İngiliz-Yerli birliği tarafından yemtaj» uğratıldığı yerde (19 Ağustos 1782) fihe Ucks Savaş Alanı Eyalet Parkı buhrnor.
lictor, çoğul lictors ya da uctores. Etki Roma’da yüksek devlet görevlilerine ggk eden muhafızlar. Roma’da bu sınıfın kraBfc döneminde kurulduğu ve Etrüsklerden afat-diğı samhr. L/ctor’lar, hizmetinde olduktan devlet görevlisinin /asceî’ini(*) taşır, toaka-luk içine çıktıklannda onlara eşlik eder, onlar adına suçlulan yakalayıp cezalandırırlardı. Aynca bu devlet görevlilerinin evlerini korumaktan sorumluydular.
Önceleri imparatorların 12 lictor’u ohınİB. Domitianus’tan (hd İS 81-96) sonra bu sayı 24’e çıkti; ayfıca dictator’\ann 24, konsüBe-rin 12, praetof lann altı, legatus’lana be$, rahiplerin de bir lictor’u vardı.
Lictor’lâr genellikle askerük yapmakla yi-kümlü olmayan, azat edilmiş kölelerdi. Bu göreve belirli bir ücret karşılığında bir yıllığına getirilirler, atamaları her yıl yenüe-nirdı. Cumhuriyet döneminin sonlanna değin Comitia Curiata’yı (Halk Meclisi) lictor’ lar toplantıya çağırdı. Halkın 30 bölünte aynlmasıyla oluşan cMria’lar(*) da, 30 Uc-tor’a temsilcilik yetkisi vermişti.
Liççhaviler, lIççavIler olarak da bilinir, İÖ 6-5. yüzyıllarda Hindistan’da, günümüzde Bihar eyaleti sımrlan içinde kalân tçp-raklarda yaşamış halk. Ganj Irmağmm kuzey kıyılarına yerleşmişlerdi. Başkentleri, bugünkü Muzanerpur ilinde bulunan Vaişa-li’ydi (Vişala). Liççhaviler, önde gelen Kshatriya ailelerinin başkanlanndan meydana gelen bir genel kurul tarafından yönetilir ve günümüz cumhuriyetlerine benzeyen bu yönetim biçimleriyle tanınırlardı. Bir dönem büyük güç kazandılar ve Öteki kabilelerle Vriccı ya da Vacd adında bir birlik kurarak, gittikçe güçlenen Magadha Kralhğı’yla rekabet ettiler.
İS y. 4. yüzyıla değin Hindistan’ın kuzey kesimi ve Nepal’de etkili oldular. Nepal tarihinde, İS 110’da başlayan bir dönem Liççhavi Çağı olarak anılır.
Oçi (Litchi chinensis), çİnkIrazi olarak da bilinir. Sapindaceae familyasından, Çin’in güney kesimlerinin yedisi olduğu sanılan ağaç. Sık bir taca sahip olan bu ağacrn elips biçimli yaprakçıklardan oluşan bileşik yaprakları ve dal uçlarında, kimi kez 30 cm’ye varan uzunlukta demetler ya da salkımlar oluşturan küçük çiçekleri vardır.
Liçi (Litchi chinensis) Donald P. WatsorvEB Inc.
Yaklaşık 25 mm çapındaki, oval ya da yuvarlak biçimli kırmızı meyvelerinin içinde beyaz, sulu ve saydam bir etli bölüm ile tek bir iri tohum bulunur. Bu hoş kokulu meyveler taze olarak yendiği gibi kurutularak ya da konserve yapılarak da tüketilir. İlk kez 1775’te Jamaika’ya götürülerek Batı’ya tanıtılan liçi Akdeniz çevresinde, Güney Afrika’da, Hindistan’ın birçok yerinde ve Hawaii’de yetiştirilmektedir. Genellikle tohumla ve daldırma yöntemiyle çoğaltılır. Özel bir bakım gerektirmeyen ve nemli topraklan seven bu ağaç 3-5 yaşlarında meyve vermeye başlar.
Lidarhöyük, Urfa’mn Bozova ilçesinde Kalkolitik Çağdan beri sürekli yerleşime sahne olmuş höyük. Ayrıca bak. Aşağı Fırat Projesi (Urfa).
Liddell, Henry George (d. 6 Şubat 1811, Bishop Auckland, Durham – ö. 18 Ocak 1898, Ascot, Berkshire, İngiltere), İngiliz sözlük yazan. Standart Greek-Engfish Lexı-con’m (1843; 8. bas. 1897; yb H.S. Jones vö 1940; İn «mitilmiş basım, 1957; Yunanca-İngilizce Sözlük) yayımcılarından biridir. 1834^e Oxford’da öğrenci olan arkadaşı Robert Scott’la birlikte Lacicon’ı hazırlamaya başladı. Bu çalışmalarda Breslau (Wroclaw) Üniversitesi’nde profesör olan Francis Passow’nun Yunanca-Almanca sözlüğü temel alındı.
Oxford’da Balliol College’da öğretmenlik yapan (1836-45) Liddell 1838’de İngiltere Kilisesi’nde papazlığa atandı. 1846’da Prens Albert’in özel rahipliğine getirildi. Oxford’ da Christ Church’te dekan olarak görevlendirilmeden önce Westminster Okulu’nun müdürlüğünü yaptı (1856-91). Bu arada Lexicon’i sürekli gözden geçirerek genişletti. İki ciltlik History of Ancient Rome’un (1855; Antik Roma Tarihi) kısaltılmış basımı 1871’de The Student’s Rome: A History of Rome from the Earliest Times to the Establishment of the Empire adıyla yayımlandı. Lewis Carroll, Alice’s Adventures in Wonderland (1865; Alis Harikalar Diyarında, 1956,1989) adlı yapıtım Liddell’in kızı Alice için yazmıştır.
Liddell Hart, Sir Basil (Henry) (d. 31
Kirim 1895, Paris, Fransa – ö. 29 Öcak 1970, Marlow, Buckinghanıshire, Ingiltere), me-kanize savaş yöntemlerim savunmasıyla tanınan İngiliz askeri tarihçi ve stratejist. Cambridge Üniversitesi’nde okurken, öğrenimini yanda bırakıp subay olarak I. Dünya Savaşı’na katıldı (1914). 1920’de ordunun resmi Infantry Training (Piyade Eğitimi) kılavuzunu yazdı. Bu kitapta 1917de geliştirdiği “savaş talimi” sistemi ile 1917-18 yıllarında uygulanan sızma taktiklerinden esinlenerek ortaya attığı ve “genişleyen sel” adını verdiği hücum yöntemlerini anlattı. liddell Hart hava gücünün ve mekanize tank savaşının ilk savunucularından biri oldu. Stratejiyi, “pplitik amaçların gerçekleştirilmesi için askeri olanakların kullanımı sanatı” olarak tanımlayıp, düşmanı yerinden sökmeyi ve direnme araçlarım azaltmayı amaçlayan “dolayh yaklaşım ”ı savundu. Kendi savaş deneyimlerine dayanarak harekât ve şaşırtma öğelerini ön plana çıkardı.
1924’te sakatlanan liddell Hart, 1927’de yüzbaşı rütbesiyle emekliye ayrıldı. 1925-35 arasında The Daily Tdegmph’tai askeri muhabirlik, 1935-39 arasında The Tvms’da askeri danışmanlık yaptı. 1937-38 yıllarında Savaş Bakam Leshe Hore-Belisa’nm özel danışmanlığını yaptı ve savunduğu reformlardan birçoğunun uygulanmasını sağladı. Orduyu tank ve uçaksavarlarla donatma çabalarına komutanların birçoğu karşı çıktı.
liddell Hart’ın yazılan, İngiltere ve Fransa’dan çok Almanya’da etkili oldu. Zırhlı savaşın Almanya’daki öncüleri, General J.RC. Fuller’in tankların kullanımı üzerine öğretilerinin yanı sıra onun “genişleyen sel” kuramım da benimsediler ve “yıldırım savaşanın (btitzkrieg) temel anlayış olarak kabul ettiler. Bu savaş yöntemi 1939-41 arasında Avrupa’daki kara savaşlarında Alman ordulan tarafından ustalıkla uygulandı, liddell Hart, savaş boyunca Daûy MaiTe yazdı. Nükleer caydincılığa güvenemediğin-den, savaştan sonraki yıllarda konvansıyo-nel savunma güçleri üzerinde ısrarla durdu, topyekûn savaş kavramına da karşı çıktı. 1966’da “sir” unvanı aldı.
Liddell Hart, birçok askeri biyografi ve askeri strateji yazısının yanı sıra, bir de II. Dünya Savaşı tarihi yazdı.
Lidice, Çek Cumhuriyeti’nin Orta Bohemya (Stfedodesky) ilinde (kraj) köy. Prag’ın hemen kuzeybatısında yer alır. II. Dünya Savaşı öncesinde Kladno kömür havzasında bir madenci köyü olan Lidice, 10 Haziran 1942’de, SS başkan yardımcısı Reinhard Heydrich’in (Cellat Heydrich) Çekoslovakyalı yurtseverlerce öldürülmesine misilleme olarak Almanlar tarafından yakılıp yıkıldı. 9 Haziran’da, Heydrich’in bomba yaralan sonucu ölümünden beş gün sonra SS 1er köy halkım topladılar. Yaklaşık 450 kişilik köy halkından 172 erkek ertesi gün kurşuna dizildi. Kadınların yedisi kaçarken öldürüldü, geri kalanlar da Ravensbrück toplama kampına gönderildi; burada 49’u öldü, üçü de “ortadan kayboldu”. Çocukların biri kaçarken öldürüldü; geri kalan 90 çocuk elemeden geçirilip “ırksal bakımdan katışıksız” bulundu ve yeni adlarla Alman olarak yetiştirilmek üzere Almanya’nın çeşitli yerlerine gönderildi. İlk toplamada gözden kaçan 19 erkek madenci daha sonra Ptag’da idam edildi. Kıyım ve sürgün tamamlanınca SS’ler köyü yakıp yıktılar, lidice olayından iki yıl sonra, benzer bir iriyim Fransı? köyü Oradour-sur-Glane’da yaşandı.
194Tde eski yerleşmenin yakınlarında yeni bir köy yeri seçildi. Günümüzde eski köyün bulunduğu yerde içinde ¿bir anıt ve gül bahçesi bulunan bir müze vardır. Nüfus (1970 tah.) 505.
Lidman, Sara (d. 30 Aralık 1923, Missen-trâsk, İsveç), n. Dünya Savaşı sonrası İsveçli yazarlar kuşağının en beğenilen ve en çok okunan romancılarından.
İsveç’in kuzeyindeki Vâşterbotten bölgesinde büyüdü. Uppsala Üniversitesindeki öğrenimi vereme yakalanması nedeniyle yanda kaldı. Kırsal kesimde geçen çocukluğunu ve genç kışlık yaşamım ele aldığı ilk iki romanı Tjârdalen (1953) ve Hjortronlan-defle (1955; Böğürtlen Ülkesi) hemen ün
Lidman
Lennart NMsson
40V Lidya
kazandı. Regnspiran (1958; Yağmur Kuşu) »Hiı yapıü da başardı oldu. 1960’larda Afrika’ya gitti ve Siyahlar üzerindeki baskılan protesto eden iki roman yazdı. Samtal i HanoVde (1966; Hanoi’de Konuşma) Vietnam gezisinin anılarım, Fâglama i Nam Dinh’dc (1972; Nam Dinh’de Kuşlar) ise Vietnam Savaşı’m anlattı.
Lidman’ın yerel romanlarında gerçekçilikle masallara özgü bir hava kaynaşmıştır. Toplumsal eleştiri içeren yapıtlan ise ayrıcalıksız sınıflara duyduğu içten bağlılığı dile getirir. İlk romanlarındaki yaklaşımından gitgide uzaklaşarak toplumsal koşullan işlediği yapıtlara yönelmiştir. Gruva (1968; Mady.n Ocağı), Laponya’daki demir ocaklarında çalışan maden işçilerim konu alır. Marta, Marta (1970) bir halk masalıdır. Din Tjönare hör (1977; Uşağın Dinliyor) adlı romanında ise Lidman, ilk yapıtlarına egemen olan kırsal ortama geri döner ve gene sıradan insanların kötü yazgısını konu alır.
lirin«-, Bengt (d. 16 Mart 1757, Göteborg-ö. 4 Ocak 1793, Stockholm, İsveç), İsveç’te romantizm akımının ilk temsilcilerinden olan manzum oyun yazan ve epik şair.
III Gustafm sarayında çok tutulan Lid-ner’in Avrupa gezilerinin giderleri kraliyet bütçesinden karşılandı. En iyi yapıtlarım 1783-87 arasında yazdı. Bir kantat metni olan Grefvinnan Spastaras Död (1783; Soylu Bayan Spastara’nm Ölümü), deprem sırasında oğlunu kurtarmaya çalışan bir kadım konu alır. Ama ikisi de ölürler ve şiir, annenin cennete giderek Iidner’in çocukken yitirdiği annesiyle karşılaşmasıyla sürer. 1784’te yazdığı opera librettosu Me-dea’da kocası tarafından aldatılan bir kadın sahnede oğullarım öldürür. Yttersta Domen (1788; Son Karar) adlı destanın kahramanı ise Havva’dır. Bu oyun ses ve ışık oyunla-nyla gergin bir ölüm havasının yaratıldığı giriş bölümüyle ünlüdür. Iidner’in kendine ilke edindiği In lacrimis voluptas (Gözyaşlarının da zevki vardır) sözleri, yapıtlarındaki duygu yüklü havayı yansıtır.
Hdokain, tıpta çoğunlukla hidroklorür tuzu halinde kullanılan ve yapay olarak elde edilen yerel anestezik etkili madde. Pröka-inden daha hızlı, daha güçlü ve daha uzun süreli anestezi sağlar. Yüzde 0,5-2’lik sulu ya da serum fizyolojik içindeki çözeltileri, sinirlerde uyan iletimini kesmek amacıyla ya da omurilik anestezisinde yaygın olarak kullanılır. Aynca mukoza anestezisi sağlamak için mukozalara yüzde 2-4 yoğunluğundaki çözeltileri uygulanabilir. Lidokain bazı kalp ritim bozukluklarının (aritmi) tedavisinde de kullanılır.
Lidya, lydİa olarak da yazılır, Batı Anadolu’nun orta kesiminde antik bölge. Kuzeyde Misya, batıda İonya ve Eolis (Aio-lis), güneyde Karya, doğuda da Frigya bölgeleriyle çevrilidir. Güney sınırını Messo-gis (bugün Aydın) Dağlan oluşturur. Batı sının Magnesıa ad Sipylum’a (buşün Manisa) doğru uzanır. Kuzeyde Temnos (bugün Demirci) ve Dindymos (bugün Murat) dağlan Lidya ile Misya bölgelerini birbirinden ayırır. Doğuda Frigya ile arasında kesin bir sınır yoktur. Bugünkü Manisa ilinin hemen hemen tümünü, İzmir ilinin de doğu kesimini, bir başka deyişle Gediz (Hermos) ve Küçük Menderes (Kaystros) vadüeriniiçine alır.
Bu yöreye daha İÖ 4. binyılda yerleşilmişse de, Lidya halkının ne zaman geldiği açık değildir. Hint-Avrupa ailesine bağlı

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.