Kültür.

. Almanya’nın zengin bir kültür mirası vardır. Yazarlarının, sanatçılarının, bestecilerinin, yönetmenlerinin ve filozoflarının yapıtları, Alman kültürünü de, dünya kültürünü de yüzyıllar boyu zenginleştirmiştir (Bk. ALMAN EDEBİYATI; ALMAN SANATI VE MİMARLIĞI; ALMAN VE AVUSTURYA MÜZİĞİ). Devlet her zaman güzel sanatlar için, önemli bir koruyucu olmuştur; bu gelenek günümüzde de sürmektedir. Kültür etkinliklerinin hemen her çeşidi kamu fonları tarafından desteklenir. Örneğin opera ve tiyatro masraflarının yarısından çoğu federal hükümet, eyalet hükümetleri ya da yerel yönetim tarafından karşılanır. Bununla birlikte Almanya’da devletin kültür işlerine karışması çok az olmuş ve her zaman sertlikle eleştirilmiştir. Ülkenin ünlü yazar ve sanatçılarının çoğunun sürgü­ ne çıkmasına yolaçan Adolf Hitler’in Üçüncü Reich’ının yıkılmasından sonra, Almanya’daki kültür çevreleri Avrupa’yla ve uluslarası alanla olan bağlarını yeniden kurmaya çalışmışlardır. Günümüzde sanatın bü­ tün alanlarında çok sayıda modern kültür yapıtlarına rastlanır. Kültür alanı yeni eğilimlere çok açıktır; çağdaş Bir sokak kahvesinde dinlenen Beri ini iler, arka planda savaşta yıkılmış olan Kaiser Wilhelm Anı kilisesinin yıkıntısı görülmektedir. Kilise İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefiklerin bombalarıyla yıkılmış, kalıntıları, savaşın yol açtığı yıkımların unutulmaması için onarılmamıştır. Alman yazarları, ressamları, mimarları, bestecileri ve film yapımcıları uluslararası alanda ün sağlamışlardır. Doğu Almanya’daki komünist rejimin sona ermesiyle, “Batılı” ve “Doğulu” sanatçılar arasındaki, komünist sistemde kültürün işleviyle ilgili tartışmalar yeniden canlanmıştır. Eski Doğu Almanya’nın en önemli yazarlarından Christa Wolf, 1960 ve 1970’li yıllarda gizli polis tarafından nasıl gözetlendiği ve baskı altında tutulduğu konusunda bir anlatı yayınlayınca, bu tür görüşleri komünistler iktidardayken dile getirmediği için “Batı” Alman medyası tarafından yaygın bir eleştiriye uğramıştır. Eleştirilerde öne sürüldüğüne göre, başka yazarlar hapse atılır ya da kaçmaya zorlanırken, Wolf komünizme olan eleştirilerini belirli sınırlar içinde tutmuş ve ayrıcalıklı bir yaşam sürmüştür. Buna karşılık Günter Grass gibi başka “Batılı” yazarlar ise Wolf’u savunmuşlardır. Benzer bir tartışma da Alman ressamları arasında olmuştur. Pek çok önde gelen “Batı” Alman sanatçı ve eleştirmeni, “Doğu” Alman meslekdaşlarının partinin uşakları olduğunu, her türlü sanatın kaynağı olan bireysel özgürlükleri yok eden bir ideolojiye (marksizmleninizm), hizmet etmiş olduklarını öne sürmüşler, kendilerine baş hedef olarak da Doğu Almanya’nın en önemli ressamı olan Bernhard Heisig’i seçmişlerdir. Heisig bu iddiaları reddetmiş, ama pek çok “Batı” Alman müzesi onun ve başka eski Doğu Alman sanatçılarının yapıtlarını sergilemeyi reddetmiştir. Genel olarak Almanya’daki kültürel kişiliklerin çoğu, Doğu Almanlara ülkelerinin Batı Almanya’ya “devirteslim”inden başka bir seçim bırakmayan hızlı birleşme yoluna karşı çıkmışlardır. Batı Almanya’nın en ünlü edebiyatçısı olduğu söylenebilecek Günter Grass, birleşmeyi özellikle eleştirmiş, Nazi rejiminde işlenen suç­ lar nedeniyle Almanya’nın geleneksel ulusal kıvanca ve yurtseverliğe sahip “normal” bir ulus olma hakkını ebediyen yitirdiğini öne sürmüştür

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)