Kleanthes

Kleanthes

Kleanthes

(d. İÖ 331/330, Assos [bugün Behramkale], Anadolu – ö. İÖ 232/231), İÖ 263-232 arasında Stoacı okula önderlik eden felsefeci. Kitionlu Zenon’un ölümünden sonra okulun başına geçti. Öğrencileri arasında, sonradan yerine geçecek olan Khrysippos ve Makedonya kralı II. Antigonos da vardı. Kleanthes, özgün görüşler geliştirememişse de, evrenin yaşayan bir varlık, Tanrı’nın da evrene yaşam veren esir (eter) olduğunu öne sürerek Zenon’un öğretilerine güçlü bir dinsel nitelik kazandırmıştır. Yaklaşık 50 yapıtından yalnızca bazı parçalar günümüze ulaşmıştır. Bunlann en önemlisi, Zeus için yazılmış bir ilahidir. Kleanthes’in yapıtlarının başlıca parçaları, Diogenes Laertius, Stobaio, Cicero ve Se-neca’nın yapıtlarında yer alır.
Kléber, Jean-Baptiste (d. 9 Mart 1753, Strasbourg, Fransa – ö. 14 Haziran 1800, Kahire, Mısır), Fransız Devrimi Savaşlan’ nın önde gelen komutanlarından. 1793’te Vendée bölgesindeki krallık yanlısı Katolik-lerin başlattığı ayaklanmayı bastırmış,
Kléber, J. Guérin’in bir çiziminden G. Flesinger’in oymabaskısı
Bibliothèque Nationale, Paris
Napoléon’un Mısır Seferi sırasında (1798-1800) önemli rol oynamıştır.
1776-82 arasında Avusturya ordusunda görev yaptı. Bir süre Paris’te mimar olarak çalıştı. Fransız Devrimi’nin (Temmuz 1789) patlak vermesinden kısa bir süre sonra, Ulusal Muhafızlar’a katıldı. Fransa 1792’de Avusturya ve Prusya’ya karşı savaş ilan edince Fransız ordusunda yarbay rütbesiyle çarpıştı. Nisan-Temmuz 1793 arasında AvusturyalIların kuşatması altındaki Ma-inz’ı başarıyla savundu. Bu başarısı nedeniyle Ağustos 1793’te generalliğe yükseltildi ve krallık yanlısı Katoliklerin başlattığı ayaklanmayı bastırmak üzere Vendée’ye gönderildi. 17 Ekim’de Cholet’de Vendée’lileri yenilgiye uğrattı. Ardından 13 Aralık’ta
Klebs, Edwin 384
Le Mans’da, 23 Aralık’ta da Savenay’da yapılan iki çarpışma sonunda ayaklanmacıların ordusunu yok etti.
Nisan 1794’te kuzeye giderek Jean-Baptiste Jourdan komutasındaki Moselle Ordu-su’na katıldı. Fransızların Felemenk’i ele geçirmelerini sağlayan Fleurus Çarpışmasında (26 Haziran) kendini gösterdi.
Nisan 1798’de, Napoleon’un Mısır’ı istila etmek için topladığı orduda tümen komutanı yapıldı. Temmuz 1798’de İskenderiye çıkarması sırasında yaralanan Kleber, birkaç ay süreyle İskenderiye valiliğini üstlendi. 16 Nisan 1799’da Tabor Dağında OsmanlIları yenilgiye uğrattı. Ağustos 1799’da Napoleon’un Fransa’ya dönmesinden sonra sefer birliklerinin komutanı oldu. Ocak 1800’de bir İngiliz amirali ile Fransız birliklerinin Mısır’dan çekilmelerini öngören bir anlaşma imzaladı. Ama İngiliz hükümeti anlaşmayı tanımayınca çarpışmaları yeniden başlattı. Kahire yakınlarındaki Heliopolis’te Osmanlı ordusunu yenerek 21 Nisan’da Kahire’yi ele geçirdi. Aynı yıl bir suikast sonucu öldürülene değin Mısır’ı yönetti.
Klebs, Edwin (d. 6 Şubat 1834, Königsberg, Prusya – ö. 23 Ekim 1913, Bern, İsviçre), Alman hekim ve bakteriyoloji bilgini. Bakterilerin enfeksiyondaki rolünü açıklayan kuramıyla tanınır. 1884’te Friedrich August Johannes Löffler ile birlikte, Klebs-Löffler basili olarak da bilinen difteri basilini bulmuştur.
1861-66 arasında Berlin’de Patoloji Ensti-tüsü’nde Rudolf Virchow’un asistanlığını yaptı. Avrupa’nın çeşitli üniversitelerinde ve Chicago’daki Rush Tıp Okulu’nda dersler verdi. Travma sonucunda ortaya çıkan enfeksiyonları bakteriyolojik açıdan Robert Koch’tan önce inceledi; 1876’da iltihabı mekanik yolla bulaştırarak vücudunda enfeksiyon bulunan hastada deneysel biçimde endokardit oluşturmayı başardı. Verem üzerine yaptığı araştırmalar sonucunda sığır tipi enfeksiyonu sütle bulaştırdı. 1878’de Elie Metchnikoff ve Emile Roux’dan 25 yıl önce maymunlara frengi bulaştırmayı başardı. Aynca sıtma, kanamalı pankreatit ve devlik üzerine çalışmalar yaptı. Çeşitli makalelerin yanı sıra patolojik anatomi ile ilgili bir elkitabı (1869-76) ve genel patoloji üzerine bir inceleme (1887-89) yazdı.
Klee, Paul (d. 18 Aralık 1879, München-buchsee, Bern yakınları – ö. 29 Haziran 1940, Muralto-Locarno, İsviçre), geliştirdiği olağanüstü yenilikçi anlatımla nesnelerin özünü ve tinsel anlamlannı aktarmaya yönelen ressam. Belirli hiçbir akımdan olma-
Klee, 1939
Aufnahme Fotopress
makla birlikte, soyut resmi en çok etkileyenlerden biridir.
Gençliği ve eğitimi. Baselli bir aileden gelen annesi Stuttgart Konservatuvarı’nda müzik eğitimi görmüştü. Babası da müzik öğretmeniydi. Klee’nin müzik ve görsel sanatlarla ilişkisi küçük yaşta başladı. Düş gücü anneannesinin anlattığı masallarla sürekli besleniyordu. Yedi yaşında keman çalmaya başladı.
Okulda dikkatli bir öğrenciydi, Eski Yu-nancaya ve resim çizmeye özel bir ilgisi vardı (bugün Bern’deki Klee Vakfı’nda o dönemde doldurduğu 12 defter bulunmaktadır), ama en çok keman çalmaktan hoşlanıyordu. Ayrıca yaşma göre çok ileri düzeyde şiirler ve kısa öyküler yazıyordu.
1898’de liseyi bitirdikten sonra ressam olmaya karar verdi. Münih’te bir süre bir hazırlık okuluna devam ettikten sonra 1900’de Münih Akademisi’ne girdi ve Franz von Stuck’un öğrencisi oldu. Stuck akademik bir ressamdı, öğrencisinin anatomi bilgisini geliştirmek için sürekli çizim yaptı-nyordu. Öğretmeninin bu gelenekçi tavnna tepki gösteren Klee, 1901’de okulu terk etti. O dönemde Die Jugend ve Simplicissi-mus gibi avant-garde yayınlara duyduğu ilgi, entelektüel ve sanatsal tutuculuğa karşı olan tepkisini pekiştiriyordu.
Haziran 1901’de Münih’ten ayrıldı. Kısa bir süre Bern’de kaldıktan sonra arkadaşı ressam Hermann Haller’le birlikte İtalya’ya gitti. Çeşitli kentleri gezerek yapıtlarını gördüğü Rönesans ressamlanna büyük hayranlık beslemeye başladı.
Sanatının gelişmesi. Mayıs 1902’de Bern’e geri dönen Klee, Münchenbuchsee’de çocukluğunu geçirdiği eve yerleşti. Orada geçirdiği yıllar, sanatsal ve entelektüel gelişimi açısından önemli bir dönem oldu. Geçmişteki deneyimlerini bir yana bırakarak her şeye yeniden başlamaya karar verdi. Ama bu kararı anatomi çalışmalan yapmasını ve resim malzemelerinin olanaklarını araştırmasını engellemedi. Bir yandan da yoğun olarak okumayı sürdürüyordu.
1905 yazında gittiği Paris’te James McNeill Whistler’in bir toplu sergisini gördü; Fransız izlenimci Pierre-Auguste Renoir’ın ya-pıtlannı büyük hayranlıkla izledi. Bern’e döndükten sonra, daha önce yapmış olduğu 15 aside yedirme baskısını Yeni Münih Sezessionu sergisine gönderdi. Bunlann 10 tanesi kabul edildi. Grotesk ve fantastik figürleriyle bu baskılar onun kara mizah anlayışını çok güzel yansıtıyordu. Klee yalnız düşsel imgelerle değil, doğadan da çalışıyor, aside yedirme baskılardan başka çizimler, suluboyalar cam resimleri ve plas-tisin (bir tür mumlu kil) heykelcilikler de yapıyordu.
1906’da, öğrenciyken tanıştığı Lily Stumpf la evlenerek Münih’e yerleşti. Henüz resimlerini satamadığından ailenin geçimini kansı Lily piyano dersleri vererek sağlıyordu. 1907’de oğullan Felix doğdu. Oldukça zor koşullarda yaşamalanna karşın Klee burada bulduğu sanat ortamından hoşnuttu.
1911-12’de 18. yüzyıl Fransız yazarı Vol-taire’in Candide adlı yapıtının yeni bir basımı için mürekkep çizimleri hazırladı. İlk kişisel sergilerini de aynı sezonda açtı. Gene 1912’de Wassily Kandinsky ve Franz Marc’ la tanıştı ve Der Blaue Reiter grubunun ikinci Münih sergisine katıldı. Ardından birçok galeriden öneriler aldı. Aynı yıl Paris’te bulunduğu sırada Alman koleksiyoncu Wilhelm Uhde aracılığıyla kübist ressamlarla tanıştı. Orfist ressam Robert Delaunay’ın yapıtlarıyla ilgilendi. Vincent van Gogh ve James Ensor yapıtlanyla onu etkileyen başka ressamlar oldular. Kuzey Avrupa
resmindeki Dışavurumculuğa büyük ilgi duymasına karşın Klee, Paul Cezanne’ı çağın önemli ressamı sayıyor, Henri Ma-tisse’e de büyük hayranlık besliyordu.
1914’te Louis Moilliet ve August Macke ile birlikte Tunus’a bir gezi yaptı. Kısa sürmekle birlikte bu gezi onun üslubu üzerinde kalıcı etkiler bıraktı.
I. Dünya Savaşı’nda Klee’nin ressam arka-daşlanndan ikisi, August Macke ve Franz Marc öldüler. 1916’da askere alman Klee, Münih yakınlarındaki bir hava üssünde görevlendirildi. Savaş onun için ürkütücü olmaktan çok “fantastik bir düş”tü. Klee savaştan sonra Münih yakınlarındaki Schlösschen Suresnes’e yerleşti. Bu sıralarda suluboyaları koleksiyoncularca satın alınmaya başlamıştı.
Klee 1919’dan sonra yağlıboyaya yöneldi. Kullandığı boya hamurunu gittikçe kalınlaş-tınyordu. Kendine özgü renkleri gerçek dünyadan çok, iç dünyasını yansıtıyordu. Gropius’tan(*) aldığı bir çağrı üzerine 1921’de Bauhaus’ta(*) ders vermek üzere Weimar’a gitti. “Sanat için sanat” kavramına karşı “yararcı” sanatı savunan ve güzel sanatlarla el sanatları arasındaki farkı ortadan kaldırmayı amaçlayan bir eğitim sisteminin uygulandığı bu okulda geliştirdiği eğitim yöntemlerini daha sonra Pädagogisches Skizzenbuch (1925; Pedagojik Taslaklar Kitabı) adıyla yayımladı.
Klee 1924 yazını İtalya’da geçirdi. “Soyut bir manzara” olarak gördüğü Siracusa’da suluboyalar yaptı. Bauhaus Dessau’ya taşındıktan sonra Kandinsky ile daha yakın bir dostluk kurdu. Atölyesinde derslerin yanı sıra müzik konulu konferanslar düzenliyor, bir yandan da Bauhaııs dergisinde çalışıyordu. 1928’in sonlarında yaptığı bir Mısır gezisinde gördüğü tarihsel ve arkeolojik alanlar, üzerinde Tunus gezisine benzer izler bıraktı. 1931’de Bauhaus’tan anrılan Klee, Düsseldorf Akademisi’nin (bugün Düsseldorf Devlet Sanat Akademisi) yaptığı ders verme önerisini kabul etti. Aslında resimlerinden, başka bir iş yapmasını gerektirmeyecek kadar iyi kazanç sağlıyordu, ama ders vermek onun için bir başka doyum kaynağıydı.
Son yılları. 1933’te Hitler’in başa geçmesiyle Klee Almanya’da barınamayacağını anladı. Nazilerin saldırısına uğruyor, bir yabancı olarak horlanıyordu. Bern’e geri döndü. 1935’te geçirdiği ağır bronşit ve buna bağlı kalp komplikasyonlarının ardından hastalığının skleroderma olduğu anlaşıldı. Klee önceleri hastalığı fazla önemsemedi; çalış-malannı sürdürürken zaman zaman da tedavi oluyordu. Ama bir süre sonra durumunun umutsuzluğunu anlayınca çalışmalarına büyük bir hız verdi. 1937’de önce Braque, sonra da Picasso onu ziyaret ettiler. 1939’da 60. yaşgünü dolayısıyla dünyanın dört bir yanından kutlama mesajlan alan Klee’ye yalnız Alman hükümeti ilgi göstermedi.
Klee 1940 başlarında ölümünün yaklaştığını anlamıştı. Bir dizi melek çizimi ile “Ölüm ve Ateş” (1940, Klee Vakfı, Bern) adlı resmini bu sıralarda yaptı. Son aylarını Muralto-Locarno’daki bir klinikte geçirdi. Vasiyeti üzerine ölüsü yakıldı, ama külleri ancak iki yıl sonra, Bern’deki Schosshalden Mezarlığı’na kondu.
Değerlendirme. Klee bütün zamanların en öngörülü sanatçılanndan biri sayılır. Evren, başkalaşımının gizlerini ona açmış gibidir. Resimleri, yanılsama konusundaki derin bilgisini ortaya koyar. Gerçeğin gizemli değişimini yakalamaya çalıştığı yapıtları şiirsel bir büyüyle yüklüdür. Eğer Dışavurumculuk “kişisel duyguların doğrudan görselleştirilmesi” olarak tanımlanırsa, Klee de bu akıma sokulabilir. Renk, biçim ve

mekânı yepyeni bir dille tanımlamış ve derinlere işleyen son derece kişisel bir simgeci anlatım geliştirmiştir. Usta bir mü-zikçi olması da görsel biçim anlayışının oluşmasında rol oynamıştır. Sanatı yaratılışın bir simgesi ya da örneği olarak görmüş, yapıtlarında alışılmış gerçekçiliği yansıtmak yerine daha derinlerde yatan ve ancak resimlerine bakıldığında kavranabilen kendi gerçekliğini yaratmaya yönelmiştir. Var olan durumun geçici ve rastlantısal bir düzeni yansıttığına duyduğu inançla dünyayı geçmişteki ya da gelecekteki haliyle iletmeye çalışmıştır. Herhangi bir sanat yapıtı hoş bir süs parçası olmaktan öteye gidebiliyor, insanların kavrayışını artırabiliyor, hatta belki yaşamlarını değiştirebiliyor-sa, Klee’nin, sanatın en yaratıcı dönemlerinden birinde yaşamış en beğenilen sanatçılardan biri olmasının nedenleri de anlaşılabilir.
ÖBÜR ÖNEMLİ YAPITLARI. Resim. “Hayvanat Bahçesi” (1918, Klee Vakfı, Bern), “Villa R” (1919, Sanat Müzesi, Basel), “Kırmızı ve Yeşilin Azalan Gölgeleri” (1921, Yale Üniversitesi Sanat Galerisi), “Canavar, Tatlı Şarkımla Dans Et” (1922, Guggenheim Müzesi, New York), “Balığın Çevresinde” (1926, Modern Sanat Müzesi, New York), “Pastoral” (1927, Modern Sanat Müzesi, New York), “Arap Şarkısı” (1932, Phillips Koleksiyonu, Washington, D.C.), “Zengin Liman” (1938, Sanat Müzesi, Basel). Çizim. “Mobilya Karikatürü” (1910, Klee Vakfı, Bern), “Ülkeyi Yok Eden Savaş” (1914, Sanat Müzesi, Basel), “Doğumdan Önce” (1926, Klee Vakfı, Bern), “Soyut Metin” (1931, Klee Vakfı, Bern), “Korku Patlak Verirken” (1939, Klee Vakfı, Bern).
Klein, A(braham) Moses (d. 14 Şubat 1909, Montreal – ö. 21 Ağustos 1972, Montreal, Kanada), Montreal grubu üyesi Kanadalı şair. Yahudi kültürü ve tarihinden büyük ölçüde etkilenmiş, bu etkiyi şiirlerinde de yansıtmıştır.
1926’da McGill Üniversitesi’ne, daha sonra da Montreal Üniversitesi’ne girdi. 1933-54 arasında avukatlık yaptı.
Aynı zamanda önde gelen bir Talmud uzmanı olan Klein, Yahudi tarihini şiirlerinde malzeme olarak kullandı. Hath Not a Jew… (1940), Poems (1944; Şiirler), The Hitleriad (1944) gibi kitaplarında, Yahudi-lerin Rus Çarlığı ve Nazi Almanyası’nda karşılaştıkları baskıları ele aldı. İsrail’in doğuşuyla ilgili The Second Scroll (1951; İkinci Rulo) adlı simgeci romanında, yaşamı ve yapıtları üzerine uzman olduğu James Joyce’un tekniğinden de yararlandı, Que-bec’te sanayileşmenin getirdiği değişimleri ele alan The Rocking Chair and Other Poems’ da ise (1948; Sallanan İskemle ve Öbür Şiirler), Yahudilikle ilgili temalardan uzaklaştı.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*