Kız Evlat Yetiştirmek

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

«Her kim ki, ûç kız evlâdı yetiştirip onlan
evlendirir ve onlara iyilik etmeğe de devam ederse,
o, kimseye cennet vardır.» 

Kızma değer veren babanın hikâyesi
•>
Vaktiyle hem zengin, hem de çok dindâr bir adam
varmış. Bu zat, bilgili ve gün görmüş geçirmiş bir
müslümanmış. Çocuk terbiye etmeğe dine uygun bir
şekilde gayret edermiş.^
Kendisi, dinini çok sevdiği gibi, dinini çok da iyi
bilirmiş. Bunun için çocuklarına çok iyi br örnek olmaya
gayret edermiş. Güzel ahlaklı, iyi huylu bu
müslümam kendi çevresinde herkes sever ve saygı
gösterirmiş. Hele kansı ve çocukları çok saygı ve hürmet
gösterirlermiş.
Bu adamın iki oğlu üe bir de kızı varmış. Kızını
kendi dînî ölçülerine uygun bir müslüman ve dindâr
bir gençle evlendirmiş. Dâmâdı dindâr ve iyi ahlâklı
biri olduğu için kayın pederi tarafından çok sevilir
bir dâmâd oluvermiş.
Kızın erkek kardeşleri çevrenin kötü etkisi altında
kaldıklarından dolayı mı olacçk, yoksa daha yaşlan
genç olduğu için mi olacak, babalarının dâmâdım
bu kadar sevgi göstermesini çekemez olmuşlar.
Babalarının eniştelerini sevmesini âdetâ kıskanmaya
başlamışlar. ^
Oğlunun biri, bir gün annelerine şöyle demiş:— Anne be, bu babam da dâmâd, dâmâd deyip
dürüyor. Her zaman dâmâd eve geldiğinde değişik,
özel yapılmış yemekler oluyor. Çeşit çeşit tatlılar yapıyorsun.
Babam, dâmâd şöyle, dâmâd böyle deyip
duruyor. Ne kadar da dâmâd meraklısıymış be!, der.
Akıllı baba, îslâmı çök iyi bilen, Peygamberimizin
hayatım çok iyi okumuş bilgili baba, oğullarının
bu saygısız, dine uymayan kötü hareketlerinden dolayı
üzülen baba, bir gün akşam yemeğini yedikten
sonra, da çocukları sofradan kalkmadan karışma şü
emri vermiş: ‘
— Hanım, yarın beyaz boynuzlu . koçu kestir.
Etinden üç beş çeşit (bildiğin bütün et yemeği çeşitlerini)
et yemeği yap. Bir kaç çeşit de tatlı yap. Yann
akşam en kıymetli misafirlerimi çağıracağım. Yani
dâmâdım ile kızımı yemeğe çağırdım demiş. «
Oğullarının yüzleri bembeyaz olmuş, sonra yüzleri
kızarmış. Fakat bir şey söyleyememişler.
Ertesi günü, koç kesilmiş, çeşit çeşit et yemekleri
yapılmış, türlü türlü tatlılar hazırlanmış. Akşam yemeğe
dâmâdı ile kızı gelmiş. Yemekler, tatlılar yenmiş,
şerbetler, ayranlar içilmiş. Yemek duasıyla sofradan
kalkılmış oturma salonuna geçilmiş. Orada da
kahveler çaylar içilmiş. Herkes toplanmış otururken
baba birden gürlemiş:
— Hepimiz tamam mıyız? demiş Herkes:
— Tamamız, evet hepimiz buradayız demişler.
Baba kızma dönmüş, sert bir sesle:
— Haydi bakalım kızım çık da biraz oyna demiş.
Kız korkusundan kocasının yanma sokulmuş. Babası:
— Haydi oyna diyorum sana diye çıkışınca kız,
kocasının koluna giriyor. Haydi gidelim, ben oynaya­mam, babam sinirli gâliba diyerek kocasının kolunu
tutar.
Babalarının bu şekilde konuşmasından herkes
korkmuş, acaba akima im bir şey oldu demişler. Bütün
âile hepisi şaşırıp şok geçirmişler. Herkes şaşkınlık
içinde dururken babası büyük oğluna dönüp , sormuş:
— Bana bak oğul, demiş. Bu kız, benim neyim,
senin neyin oluyor. Ben onun nesiyim, sen nesisin? diyor.
Oğlu:
— Sen babası, ben kardeşi oluyorum, diyor. Baba:
— Peki, bana gelmedi, sana gelmedi de niye gidip
elin adamının koluna girdi dedi. Oğlu:
— Kocası da ondan dedi. Babası:
— Şimdi anladın mı? Ey benim az düşünen oğlum
dedi, ben dâmâdımı niçin çok seviyormuşum.
O bizim nâmusumuzu koruyor. Kızımızı, ciğer –
pfcre yavrumuzu himâye ediyor. Benim yapacağım
koruma vazifesini ö yapıyor. Ben onu sevmeyeyim de
kimi seveyim? Kızımı çok sevdiğim için dâmâdımı da
çok seviyorum. Dâmâdımı sevmek, kızımı sevmek,
kızımı sevmek dâmâdımı sevmektir. Kızımı dâmâdım
bakmazsa ben bakacağım, ben koruyacağım, der.
Sevgili oğullarım! Ben size dininizi öğrettim. Nâmusun
ne demek olduğunu öğrettim. Şu halde ben ne
isem siz de aynısınız. Size göre de durum aynıdır. Ablanız
sizin de nâmusunuzdur. Ben ölsem, eniştenize
bir hal olsa, ablanızı siz bakacaksınız, onun nâmusunu
siz koruyacaksınız. Şu halde sizler de, benim gösterdiğim
gibi, eniştenize saygı ve hürmet göstermelisiniz. Gerçek müslümanlar bu şekilde hareket eder.
Müslümanlıkta akraba ilişkilerini kesmek Cehenneme
bilet kestirmektir. Akraba ile bağlarım kesenler Cennet
yüzü göremiyecektir. der.
Eniştelerini kıskanan iki oğul; hemen kalkıp babalarının
elim öpüp babalarından özür dilerler.
— Babacığım, biz annemle şaka yapmıştık. Yoksa
eniştemize bir şey söylediğimiz de yoktu. Fakat yine
de feizin düşündüğünüz gibi ince ve derin düşünemiyorduk.
Eniştemizin değerim, kız kardeşimizin kıymetini
bilemiyorduk. Çok iyi oldu. Bize güzel ve hiç
unutamıyacağımız bir öğüd verdin dediler.
ÎZÂH VE AÇIKLAMA:
Ey dinim seven Mü’min! İşte dinini seven babalar,
çocuklarını böyle gerçek değerler çerçevesi içinde
terbiye ederler (eğitimlerini yaptırırlar).
Sevgili Peygamberimizin emirlerini, (buyruklarını)
ve öğüdlerini yerine getirirler. Çocuklara değer
vermek, onlan güzel terbiye ile büyütmek hep Peygamberimizin
mübârek tavsiyeleridir. Kızlanna terbiye
edip evlendirmek, sonra yine onlara iyilikte devam
etmek cennete girmeye hak kazanmak demektir.
Müslümanlıkta kız evlâd, erkek evlâd diye bir
ayınm yok. Hele kız evlâda karşı daha da incelik ve
hassasiyet var.
Sevgili Peygamberimizin Şu hadisi şeriflert bu inceliğe
işaret buyurmaktadır.
«men âle selâse benâtin fe’eddebehünne ve zevvecehünne
ve ahsene üeyhinne felehül-cenneh.»
Ma’nâsi: «Bir kimse, üç kız çocuğunu yetiştirip
terbiye eder de onlan evlendirirse, onlara iyilik etmeğe
de devam ederse, o kimseye cennet vardır.» demektir

Diğer bir Hadisi şerifde de şöyle buyruluyor.
«Her kim ki, iki kız çocuğunu terbiye edip büyütse,
kıyamet günü ben ve o kimse şöylece yan yana
(cennette) beraber bulunuruz.»
Böyle buyururken mübârek parmaklarını birbirine
bitiştirerek «Şöyle yanyana» diye işâret buyurmuştur.
İşte dinimizin, Peygamberimizin bu emirlerini bilen
her dindâr, her aklı başında olan babalar, hiç ayırım
gözethıeden, hattâ hattâ kız evlâdına daha da dikkat
ederek terbiye edip büyütmesi kendi menfaatmadır.
Sevgili Peygamberimizin hayatını okuyan ve büyük
evliyaüllahm hayatlarım okuyan müslümanlar.
Çok iyibüir ve görürler ki, kız evlâdı yetiştirip terbiye
etmek çok önemli bir meseledir.
Sevgili Peygamberimiz Hz- Fâtıma validemizi nasıl/
büyütmüş, nasıl terbiye etmiştir?.. Müslümanım
diyen her evlâd sâhibi bunun üzerinde durması kendi
yararına olduğunu kavrarsa, kız evlâdının değeri
kendiliğinden ortaya çıkar.
Kızım evlendirip de onunla ilgisini ve alakasını
kesen bir baba, iyi ye gerçek müslüman değildir. Gerçek
bir müslüman, kız evlâdım hem önemle terbiye
edecek, hem evlendirecek, hem de evlendikten sonra
ona (kızına) iyilik etmeğe devam edecek. Bütün bunlar
dînî ölçüler çerçevesi içinde olacak.
Adam sen de alem değil mi, el oğlu değil mi? boş
ver. Canı Cehenneme, kızmış, dâmâtmış deyip kalayı
(uzun kulaklı gibi) geriye kağınp ügiyi kesmek,
hiç kızma, dâmâdına gidip ziyâret etmek büe aklından
geçmeyen bir baba, doğrusu Cennet yüzü göremez.
Hatta Cehenneme odun olur. Zâten bu hareke­tiyle de odundan farkı (ayrılığı) var şaşrılmaz. Evlâd
değeri bilmeyen, evlâd kıymeti tanımayan bir baba,
hakiki ve gerçek müslüman olamaz.
Evlâdına merhameti olmayan, evlâdım acıyıp kayırmayan,
onu esirgeyip gözetmeyen bir baba, Allah’­
ın merhametine erişemez, Peygamberimizin şafaatına
nâil olamaz. Müslümanlıkta merhamet ve acımak
şarttır. Bu elinizdeki kitabda bu konuda çok ibret dersi
alacağınız kıssalar vardır.
ı
Bazı çevrelerde (muhitlerde) kız evlâdı sevilmiyor
diye duyuyoruz. Kız erkek farkı (ayırımı) gözetiliyor
diye okuyup müşâhade ediyoruz.
• ’ . … • , v, _ ’ *
Ben, bu sözlere pek inanamıyorum. Benim muhitimde
böyle dine ve insanlığa uymayan bir hareket
görmüyorum çok şükür. Müslümanlıkta, yüce dinimizde
de böyle bir ölçü yok. Evlâd evlâddır. Kız olsun,
.erkek olsun. Bunların hepsi Allahımızın bir emânetidir.
Hepsine ayni ilgi, ayni sevgi ve merhamet gösterilecek
ve gösterilmelidir. Bu Allahımızın ve Peygamberimizin
tek kelime ile dinimizin bir emridir. Her
müslümanım diyen, aklı başında olan (yani, deli olmayan)
her ana-babanın yerine getirmesi gerekli
olan bir ödevdir, vazife ve görevidir.
Bu ölçüyü böyle bilmeyen ve yapmayan kendini
Cehennemin alevli ateşine hazırlasın. Böyle dinini bilmeyen
(câhil) ana-babalar için yaşasın Cehennem!..
Efendim damâdını sevmiyormuş da onun için kızına
gidip hal ve hatırım sormazmış. Dâmâd değilmi
miş, boş verirmişmiş ve daha daha ne soğuk sözler,
duyarız…
Aman Allahım, bu ne cahillik, bu ne bilgisizlik,

bu ne ahmaklık!.. Be adam mâdeni ki, dâmâdı sevmiyordun,
gözün tutmuyordu, akıllı uslu bir adam değildi,
ahlâkı da hiç uygun değildi de ne diye biricik
kızım, ciğer-pâre yavrunu o herife- verip de yaktın?..
Sen bunun cezâsım Cehennemde yanarak çekmiyecekmisin?
Mâdem bu haltı işledin, olan oldu, hiç olmazsa
insanlığınla, iyi huy ve örnek ahlâkınla bâri
adamı yola getir de evlâdın rahat etsin. Nediye kızcağızım
iki ateş arasında bırakırsın.
Am a diyeceksin ki, ben değil kendisi gitti. Kendisi
buldu. İşte bu mazeretin suçundan daha da büyük.
Sen önceki olan vazifeni yapamamışsın. Kızına
iyi bir Islâm terbiyesi verememişsin. Kendin örnek bir
müslüman baba veya ana olamamışsın. Tabii ki, kızın
da iyi, öm ek bir Islâm kızı olamamış. Böyle bir
belâ başınıza gelmiş. Ama şunu unutma Jki, zararın
neresinden dönülürse kârdır. Onun için evlâdına sahib
ol. Örnek bir Islâm babası-anası ol. Bize düşen
vazife bildiğimizi söylemek ve yazmak. Doğru yolu
seçmek, evlâd değerini bilmek senden. Hidâyet Allâhü
Teâlâ’dandır.
Ata sözleri: Merhamet (acımak) imandan gelir.
Merhamet edene, merhamet eden çok olur. Şefkati
(acıması) olmayan şefkat bulamaz. Acıması olmayan
acınmaz. Acımasız kimseleri kimse acımaz. Taş atana
sen, ekmek at.
işte bu ölçülerin îman ile çok büyük bir bağı var.
Bu ölçülerden uzak olanların Cehennemde çok büyük
yeri vardır. Allah korusun Âmin!..


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.