Kezilahabi, Euphrase

Kezilahabi, Euphrase

Kezilahabi, Euphrase

(d. 13 Nisan 1944, Ukerevve, Tanzanya), Svahili dilinde yazan TanzanyalI romancı, şair ve araştırmacı.
Dar es-Salaam Üniversitesi’nden edebiyat diploması aldıktan (1970) sonra ülkesinin çeşitli yörelerinde öğretmenlik yaptı. Ardından lisansüstü öğrenim görmek ve Svahili bölümünde ders vermek üzere üniversiteye döndü. Lisansüstü öğrenimini sonraki yıllarda ABD’nin Wisconsin Üniversitesi’nde tamamladı.
Kız öğrencilerin öğretmenlerinden gördüğü kötü muameleyi konu alan ilk romanı Rosa Mistika (1971, 1981) büyük ilgi topladı. Önce okullarda okutulması yasaklandıy-sa da, daha sonra Tanzanya ve Kenya’daki ortaokullarda ders kitabı oldu. Kezilahabi’ nin sonraki romanları arasında Kichwamaji
1974; Pınar), Dunia Uwanja wa Fujo
1975; Dünya Karışık Bir Yer) ile Gamba la Nyoka (1979; Yılan Derisi) sayılabilir. Romanlarının başlıca konusu, bireyin gerek kentleşmenin, gerekse Tanzanya’da 1960’ların sonlarında başlatılan toprak reformu ve kır komünleri uygulamasının doğurduğu toplumsal altüst oluşlara ayak uydurmada çektiği zorluklardır.
Kezilahabi’nin en büyük ustalığı, son derece yalın bir dil kullanarak güçlü ve uyarıcı imgelerle dolu ilginç ve akıcı bir üslup geliştirebilmesidir. Bu, Kezilahabi’nin aynı zamanda bir şair ve şiir kuramcısı olmasının ürünüdür. Şiir üzerine bazı yazılarının yanı sıra Kichomi (1974; Saplanan Ağrı) gibi şiir kitapları da edebiyat çevrelerinde tartışmalara yol açmıştır. Kezilahabi, Svahili şiirinin biçimsel geleneklerinin dışına çıkmış, şiirde açık ölçüden yana olmuş ve bu tür şiirin Svahili dilindeki ilk örneklerini vermiştir.
Kezilahabi, önceki kuşağın Svahili dilinde ürün vermiş en önemli şairi üzerine yazdığı Ushairi wa Shaaban Robert (1976; Shaaban Robert’in Şiiri) adlı yapıtıyla da önem kazanmıştır. Ayrıca, Svahili dilini geliştirip standart bir yapıya kavuşturmayı amaçlayan Svahili Araştırma Enstitüsü’nde de danışmanlık yapmıştır.
kezzap, özellikle lavabo ve tuvalet temizliği başta olmak üzere, evlerde temizlik malzemesi olarak kullanılan seyreltik nitrik asit çözeltilerine verilen ad.
K. G. (Knight of the Garter), dünyanın en seçkinci şövalyelik tarikatlarından birinin üyelerine verilen unvan. Ayrıca bak. Garter, The Most Noble Order of the.
KGB, Rusça tam adı komİtet gosudars-tvennoî bezopasnostİ (Devlet Güvenlik Komitesi), SSCB’nin istihbarat ve karşı istihbarat etkinliklerini yürüten başlıca siyasi polis ve güvenlik örgütü. Hem ülke dışında hem de ülke içinde etkinlik gösteren örgütün görevleri arasında gizli ya da açık istihbarat ve karşı istihbarat çalışmalarının yanı sıra Sovyet liderlerinin korunması, özel iç güvenlik birliklerinin kullanılması, sınır birliklerinin gözetimi, askeri ve devlete ilişkin sırların korunması, “bozguncu ve yıkıcı” eylemlerin önlenmesi, sansür gözetimi, SSCB’ye giriş ve çıkışların denetlenmesi yer alır. 1954’te kurulmuş olmasına karşın geçmişi ilk Sovyet güvenlik örgütü Çeka’ya kadar uzanır.
Sovyet Devrimi’nin hemen ardından Aralık 1917’de oluşturulan Çeka (Tüm Rusya Karşı Devrim ve Sabotajla Mücadele Olağanüstü Komisyonu anlamına gelen Rusça tam adının başharflerinden oluşan VEÇEKA’ nın kısaltılmış biçimi), başlangıçta karşı devrimci eylemlerin ve sabotajların ön soruşturmasını yapmakla görevliydi. Ama çok geçmeden “devletin düşmanlarını” yakalama, tutuklama ye ortadan kaldırma görevini de üstlendi. İç Savaş (1918-20) sırasında bu uygulamaları bütün Bolşevizm karşıtlarını, özellikle de burjuvaları, eski soyluları ve din adamlarını kapsayacak biçimde yaygınlaştırdı. Çeka’nın giderek güçlenmesini ve özerk bir yapı kazanmasını tehlikeli bulan Bolşevik yönetim, 1922’de “kahramanca çalışmalarından ötürü minnettarlığını bildirerek” Çeka’yı dağıtma yoluna gitti.
Çeka’nın dağıtılmasından hemen sonra yerini alan GPU’nun (Devlet Siyaset Dairesi) başına daha önce Çeka’yı yöneten PolonyalI Bolşevik Feliks Dzerjinski getirildi. Görevi karşı devrimi bastırmak olan örgüte SSCB’nin kurulduğu 1923’te OGPU (Birleşik Devlet Siyaset Dairesi) adı verildi. Ayrıca bütün cumhuriyetleri kapsayacak biçimde genişletilen yetki alanına çalışma kamplarını yönetme ve geniş çaplı adli soruşturmaları yürütme gibi yeni görevler de alındı. OGPU, Kronstadt ve Antonov ayaklanmalarının bastırılması, özel girişimcilerin (nepman) sindirilmesi, kitlesel kolektifleştirmenin zorla uygulanması ve kulakların sürülmesi gibi olaylarda önemli rol oynadı. Aynı zamanda Menşeviklerin ve başka “yıkıcıların” özel olarak kurulmuş mahkemelerde (1928-33) yargılanarak saf dışı edilmesini sağladı. Bütün Sovyet kolluk hizmetlerini denetim altına alarak hava ve tank birlikleriyle donatılmış kendi askeri gücünü oluşturdu. Bunun yanı sıra fabrikalarda, resmî dairelerde ve Kızıl Ordu içinde geniş bir casus ve muhbir ağı kurdu.
1934’te yapılan bir düzenlemeyle OGPU birimleri yeni kurulan NKVD’ye (İçişleri Halk Komiserliği) bağlandı. NKVD devraldığı geniş soruşturma ve yargı yetkilerini, Stalin’in 1930’larda giriştiği Büyük Temizlik hareketinde kullandı. Örgütün kurbanları arasında ilk iki başkanı Genrih G. Yagoda ile Nikolay I. Yeiov da vardı. Daha sonra başkanlığına Lavrenti P. Beria’nın atandığı NKVD, II. Dünya Savaşı sırasında Kara-çaylann, Kalmukların, Çeçen-İnguşların, Kırım Tatarlarının, Balkarların ve Volga Alınanlarının topraklarından sürülmesi uygulamasını yönetti.
1943’te devlet güvenliğinin sağlanması görevi NKVD’den alınarak NKGB (Devlet Güvenlik Halk Komiserliği) oluşturuldu. 1946’da bütün komiserliklerin bakanlıklara dönüştürülmesi üzerine iki örgüt içişleri ve devlet güvenlik bakanlıkları olarak yeniden düzenlendi. Beria İçişleri Bakanlığı’nı (MVD) yönetirken, V.S. Abakumov Dev-
let Güvenlik Bakanlığı’nın (MGB) başına geçti. II. Dünya Savaşı sırasında NKVD, ardından da NKGB çeşitli görünümler altında Sovyet casusluk ve karşı casusluk eylemlerini yürüttü, savaş esirleri kamplarını yönetti, silahlı kuvvetlerin siyasal denetimini ve genel olarak iç güvenlik sorumluluğunu üstlendi.
II. Dünya Savaşı sonrasında etkinlik alanını Doğu Bloku’nu da kapsayacak biçimde genişleten MGB, denetimine aldığı polis örgütleri aracılığıyla bu ülkelerin SSCB yörüngesinde kalmasında önemli rol oynadı. Ayrıca siyasal açıdan sakıncalı bulunan kişileri mahkeme önüne çıkarmadan ortadan kaldırmaya ya da itiraflara zorlayarak mahkûm ettirmeye yönelik çeşitli operasyonlara girişti. Leningrad Olayı’nda A. A. Jdanov’un yandaşları kitleler halinde hapis ya da idam edildi. Doktorlar Komplosu (1953) olarak adlandırılan olayda, devlete karşı komplo düzenledikleri öne sürülen tanınmış Sovyet tıp uzmanları ortadan kaldırıldı.
Stalin’in ölümünden (Mart 1953) hemen sonra MGB yeniden Beria’nın yönetimindeki İçişleri Bakanlığı’na (MVD) bağlandı. Ama yeni yönetim, gizli polis örgütünü Stalinci olarak bilinen Beria’ya karşı kullanarak görevinden alınmasını ve idam edilmesini sağladı. 1956’ya değin süren bir dizi mahkeme ve idamlar sonunda Beria’nın yardımcılarından birçoğu ortadan kaldırıldı. Zamanla gücünü yitiren MVD 1960’ta dağıtıldı.
Devlet güvenliğiyle ilgili işleri yerine getirmek üzere Komünist Parti’ye sıkı sıkıya bağlı yeni bir örgüt olarak kurulan KGB, Beria yandaşlarının temizlenmesi konusunda önemli rol oynadı. Bu temizlik hareketinin yaygınlığı ve sertliği genelde güvenlik polisinin itibarının sarsılması sonucunu doğurduğundan, KGB’ye Sovyet yurttaşlarının gözünde itibar kazandırmak için yaygın bir kampanya başlatıldı. Bu dönemde yabancı ülkelerdeki casusluk etkinliklerini gizlemeye yönelik eski politika terk edildi.
II. Dünya Savaşı sırasında Japonlar tarafından idam edilen Sovyet casusu Richard Sorge Sovyetler Birliği Kahramanı ilan edildi. II. Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’ de çalışan usta casus Rudolf Abel kamuoyuna tanıtıldı, ayrıca Sovyet haber organlarında kendisinden övgüyle söz edildi.
KGB, 1960’lann ortalarında Komünist Parti’nin güdümünde bir güvenlik örgütü olarak giderek daha etkin bir duruma geldi. A.D. Sinyavski’nin (1966), Pyotr Yakir ile Viktor Krasin’in (1973) ve daha birçok rejim muhalifinin yargılanarak sindirilmesinde belirleyici bir rol oynadı. KGB başkanı Yuri Andropov’un 1973’te Politbüro’ya seçilmesi, 1982’de de parti genel sekreterliğine getirilmesi örgütün son yıllarda siyasal mekanizmada kazandığı ağırlığı yansıtan çarpıcı bir örnektir.
Dünyanın en büyük gizli polis ve casusluk örgütü olan KGB geniş çevrelerce kabul edilen, yüksek bir uzmanlık düzeyine ulaşmıştır. Komünist Parti içindeki ve Sovyet hükümet çevrelerindeki gücü ve etkisi büyüktür. Örgütü oluşturan 17 ayrı birimin başında karşı istihbarat, dış istihbarat (casusluk) ve iç güvenlik gibi konularla ilgilenen çeşitli başmüdürlükler gelir. Sınır Muhafızları Başmüdürlüğü, zırhlı silahlar ve savaş gemileriyle donatılmış yaklaşık 300 bin askeri yönetir; temel görevi sınır güvenliğini korumak, istenmeyen yabancıların sızmasını önlemek ve yurtdışına çıkışları denetlemektir. Örgüt bünyesinde silahlı kuvvetler içindeki güvenlik operasyonla-
nndan, teknik uygulamalardan, yönetim, personel, izleme, haberleşme, şifre çözme ve koruma hizmetlerinden sorumlu daha alt düzeyde müdürlüklerin yanı sıra özel soruşturma, maliye, uygulama analizleri, fiziksel güvenlik, kayıt ve arşiv işlerine bakan bağımsız bölümler de vardır.
Batılı istihbarat kaynaklarına göre Bulgaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Macaristan, Polonya, Romanya ve Küba’daki istihbarat ve karşı istihbarat çalışmalarını yönlendiren KGB, dünya çapında da kapsamlı casusluk etkinlikleri yürütmektedir. KGB ajanları hemen her güvenlik örgütünün yaptığı gibi diplomatik misyonlar içinde yer almakta, ayrıca Sovyet uluslararası ticaret kuruluşu Amtorg ve Sovyet haber ajansı TASS gibi kuruluşları da paravan olarak kullanmaktadır. Batılı istihbarat yetkilileri KGB’nin Merkezî Haberalma Örgütü (CIA) dışında bütün büyük istihbarat örgütlerine sızdığını öne sürmektedir. Bazı istihbarat yetkilileri ise CIA içinde de adam bulundurduğuna inanır. KGB askeri istihbaratla ilgilenmez; bu konu GRU’nun (Genelkurmay Baş Haberalma Müdürlüğü) görev alanına girer.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*