Ket, Robert

Ket, Robert

Ket, Robert

kett olarak da yazılır (ö. 7 Aralık 1549, Norwich, Norfolk, İngiltere), sonradan Ket İsyanı olarak anılan 1549 Norfolk Ayaklanmasının önderi.
Norfolk bölgesindeki Wymondham kentinin halkıyla Flowerdew adlı bir kişi arasında baş gösteren çatışmadan kaynaklandığı sanılan ayaklanma, topluluğun, ortak mülkü olan toprakların çitle çevrilmesini protesto etmek amacıyla bir gösteri düzenlenmesiyle başladı. Temmuz 1549’da Wymondham’da düzenlenen şenlik sırasında patlak veren olaylar, ayaklanmanın ilk işareti oldu. Sepici ya da küçük bir toprak sahibi olduğu samlan Ket, izleyicileriyle birlikte Norwich’e gelerek Mousehold Fundalığında karargâh kurdu. Ardından, komutası altındaki yaklaşık 16 bin kişilik topluluğu düzenli ordu birliklerine benzer biçimde örgütleyip kenti abluka altına aldı. Kralın yaptığı af önerisini, suçsuz ve haklı insanların affa gereksinimleri olmadığını söyleyerek geri çevirdi. Ardından 1 Ağustos 1549’da düzenlediği saldırı sonucu Norwich’i ele geçirdi. Ama 27 Ağustos’ta ayaklanmacıların Dus-sindale’deki ana karargâhına saldıran Warwick kontu John Dudley komutasındaki birlikler, kısa süre sonra kenti geri aldılar. Bundan sonra Ket’in adamlarını kolayca dağıtan ordu birlikleri Robert Ket ve kardeşi William’i yakalayarak Londra’ya götürdüler. Vatana ihanet suçundan ölüm cezasına çarptırılan Robert Ket Aralık 1549 başında Norwich’te, aynı suçtan hüküm giyen kardeşi William Ket ise Wymondham’da idam edildi.
Keta, Batı Afrika’da, Gana’nın Volta ilinde kent. Gine Körfezi kıyısında, Volta Irmağının ağzında, tuzlu Keta Lagününü Atlas Okyanusundan ayıran kıyı dilinin üzerinde yer alır. 15. yüzyılda AvrupalIların bölgeye gelmelerinden önce Anlo adlı bir Afrika krallığının parçası olan kentte, köle, fildişi, baharat ve altın ticareti yapılan bir liman bulunuyordu. 18. yüzyılın ilk yarısında büyük bölümü sınırları gitgide genişleyen Asanti Krallığı’nın denetimi altına gir-
di. DanimarkalIlar 1784’te bugünkü kentin yerinde kurdukları kaleyi, bölgenin 1850’de İngiltere’nin egemenliği altına girmesinden sonra İngilizlere sattılar. 1962’de batıdaki Tema limanı açılana değin, bir uğrak limanı olarak kullanılan Keta, günümüzde Volta Havzasının yönetim ve ticaret merkezidir.
Başlıca ekonomik etkinlikler balıkçılık ve balık işlemedir. Lagünden tuz elde edilir, kıyı dilinde de hindistancevizi ve yabanisa-nmsak yetiştirilir. Lagünün büyüklüğü ve çevredeki ovaların kuraklığı kentin daha fazla büyümesini engellemektedir. Nüfus (1982 tah.) 12.053.
Ketch, Jack, asıl adı john ketch (ö. Kasım 1686), barbarlığa varan beceriksizliğiyle anımsanan İngiliz cellat. Ölümünden sonra yaklaşık 200 yıl boyunca İngiltere’deki bütün cellatlar onun adıyla anılmıştır.
Cellatlık görevine 1663’te getirildiği sanılır. Adının geçtiği ilk metin The Plotters Ballad: Being Jack Ketch’s Incomparable Receipt for the Cure of Traytorous Recusants; or Wholsesome Physick for a Popish Contagion (Entrikacılar Baladı: Jack Ketch’in İflah Olmaz Dinsizleri İyileştirmek İçin Eşsiz Reçetesi ya da Katoliklerdeki Bulaşıcı Hastalığa Sıhhi Tedavi) başlığıyla Katolikleri hedef alan 1678 tarihli bir yayındır. Lord William Russell’ı (1683) hunharca ve beceriksizce idam ettiği «‘ylenir. 1685’te Monmouth dükü James Scou ın boynunu en az sekiz balta darbesiyle koparabildiği kayıtlara geçmiştir.
Ketchel, Stanley, asıl adı stanislaus kie-cal, lakabı Michigan katîlî (d. 14 Eylül 1886, Grand Rapids, Michigan – ö. 15 Ekim 1910, Conway, Missouri, ABD), ABD’li profesyonel boksör. Bazı boks tarihçilerince orta sıkletin (günümüzdeki ağırlık sınırlaması yaklaşık 72 kg) en büyük dövüşçüsü olarak kabul edilir.
Boks yaşamına 16 yaşında başladı. 1905’te yaptığı 14 maçı da nakavtla kazandı. Dünya orta sıklet boks şampiyonu Tommy Ryan’ın boksu bırakmasından sonra 2 Eylül 1907’de San Francisco’da Joe Thomas’ı nakavtla yenerek elde ettiği unvanı, ancak 22 Şubat 1908’de Colma’da (California) Mike Sulli-van’ı ilk rauntta nakavt edince resmen tanındı.
7 Eylül 1908’de Los Angeles’taki unvan maçında Billy Papke’ye 12. rauntta nakavtla yenildiyse de, aynı yıl 26 Kasım’da Papke’yi
11. rauntta nakavt ederek unvanını geri aldı. 16 Ekim 1909’da Colma’da Dünya ağır sıklet boks şampiyonluğu unvanı için Jack Johnson ile dövüştü; 12. rauntta kendisinden çok daha ağır olan Johnson’ı yere devirmesine karşın, aynı rauntta nakavt oldu. 1903’ten 1910’a değin yaptığı 61 maçın 49’unu (46’sı nakavtla) kazandı.
Ketchel atak dövüşü, kuvvetli yumrukları ve ring dışındaki fırtınalı yaşamıyla ünlen-mişti. Orta sıklet boks şampiyonu unvanını elinde bulundurduğu sırada bir kavgada vurularak öldürüldü. 1954’te Boks Ünlüler Evi’ne seçildi.
ketçap, keççap olarak da bilinir, ABD ve İngiltere’de yemeğe çeşni vermek için yaygın olarak kullanılan baharatlı domates sosu. Sirke ve çeşitli baharatla terbiye edilmiş domates, soğan ve yeşil biberle hazırlanan tatlımsı Amerikan ketçabı özellikle ızgara sığır etine ve patates kızartmasına konur, sandviç içinse vazgeçilmez bir sostur. İngiltere’de ketçap, mantar, olgunlaşmamış ceviz ya da istiridyeyle yapılan ve daha çok yemek pişirirken kullanılan baharatlı bir sostur. Batı dillerine Malezya dilindeki ketjaptan geçen sözcük, oraya da büyük olasılıkla Çincede bir balık salamurasının adı olan ke-tsiap’tm geçmiştir. Ketça-
225 keten
pın tatlı ve acı türleri 1970’lerden bu yana Türkiye’de de oldukça çok kullanılmaktadır.
ketebe, hattatların yazdıkları bir yazının altına imza atarken adlarının önüne koydukları ibare. Bir hattat ancak icazetname aldıktan sonra yazılarının altına ketebe koymaya hak kazanırdı. Sözcüğün aslı kete-behu’dur ve “o yazdı” anlamına gelir. Buradaki “hu” eki “o” adının karşılığıdır. Hattat ketebeden sonra kendi adını ve isterse hocasının adını, daha sonra da yazıyı yazdığı tarihi belirtir. Büyük sanatçılar genellikle ketebe sözcüğünden sonra yalnız kendi adlarını, bazen de isterlerse tarih koyarlar. Ketebehu yerine nemekahu da denebilir. Eğer hattat yazıya kendinden bir söz katmışsa harrerehu, yazıyı harekeli yazmışsa rakamehu, tevazu ya da karalama yazdığını ifade için sevvedehu, meşk olmak üzere yazdığını anlatmak için meşşekahu, istinsak (kopya) edilmişse nesehahu ya da saterehu, bir yazıya bakarak yazmış, yani onu taklit etmişse kalledehu ibaresini kullanır. Bu sözlerden sonra el-fakir ya da el-hakik, el-müznib (“günahkâr”) ve er raci (“ricacı”) gibi bir sıfat da yazılabilir. Bazen hattatın kendi adından sonra gufire lehu (“Allah onu bağışlasın”) ya da gufire zunu-buhu (“Allah onun günahını bağışlasın”) gibi dua içeren bir cümle kullandığı da olur. Ketebede babalarını, hatta memleketini ve mesleğini bile belirten hattatlar olduğu gibi, alçakgönüllülük yüzünden yazılarının altına hiç ketebe koymayan hattatlar da vardır. Ketebeli yazılara her zaman ketebesizler-den daha fazla önem verilir.
Keteleeria, çamgiller (Pinaceae) familyasından iğneyapraklı iki ya da üç ağaç türü içeren cins. Anayurdu Çin ve Tayvan’dır. Göknarlara (Abies) benzeyen bu ağaçlar onlardan, erkek üreme organlarının kısa olması ve pullu saplar üzerinde 5-10’lu demetler halinde bulunmasıyla, genç bitkilerin yapraklarının iğne gibi sivri uçlu olmasıyla ve kozalak pullarının olgunlukta dökülmeyişiyle ayırt edilir.
keten, bileşiminde C=C=0 işlevsel grubu bulunan organik bileşiklerin ortak adı. Keten terimi hem bu organik bileşikler sınıfının genel adı, herimde sınıfın en basit ve önemli üyesi olan CH2=C=0 bileşiğinin özel adıdır. Ketenlerin kimyasal özellikleri karboksilli asitlerin anhidritlerine benzer.
Asetik asitin ya da asetonun yaklaşık 700°C’ye ısıtılmasıyla elde edilen keten sanayide asetik anhidrit üretiminde kullanılır. Çok tepkin bir madde olduğu için kolayca yer değiştirebilen bir hidrojen atomu taşıyan bileşiklerle tepkimeye girerek asetik asit türevlerini, aldehit ve ketonlarla ise enol asetat ya da fi -laktonları oluşturur. Başka bir tepkenin bulunmadığı ortamlarda iki keten birbiriyle birleşerek diketen oluşturur; fi -lakton yapısındaki bu madde sanayide etil asetoasetat ve asetoase.tamitler gibi asetoasetik asit türevlerinin üretiminde kullanılır.
Metilketen ve dimetilketen gibi küçük moleküllü ketenlerin sırasıyla propiyonik ve izobütirik anhidritlerden üretilebilmelerine karşılık, büyük moleküllü ketenler genellikle asit klorürlerden hidrojen klorür çıkarılmasıyla bireşimlenir. Ornatmalı ketenler de keten gibi tepkin olmakla birlikte, daha yavaş tepkimeye girerler. Uzun zincirli mo-noalkilketenlerin lakton dimerleri kâğıt tutkallamada kullanılmıştır.
keten 226
Renksiz, tahriş edici ve zehirli bir gaz olan keten zamanla solunum bozukluğuna yol açar. Ketenlerin hepsi çok tepkin olduğundan tehlikeli bileşiklerdir.
keten (Linum usitatissimum), ketengiller (Linaceae) familyasından biryıllık otsu bitki ve bu bitkinin lifi. Keten bitkisi lifleri için olduğu kadar yağlı tohumlan için de yetiştirilir.
Soymuk elyafı grubundan ikinci önemli lif olan keten en eski dokuma liflerinden biridir. İsviçre’deki Tarihöncesi göl evlerinden elde edilen bazı bulgular ile Eski Mısır
Keten (Linum usitatissimum) J. Horace McFarland Co.
mezarlannda bulunan keten dokumalar bu lifin çok eski zamanlardan beri kullanıldığını göstermiştir. Fenikeli tüccarlarca Akdeniz bölgesinden Galya ve Britanya’ya götürülen keten daha sonra Romahlarca benimsenmiş ve imparatorluğun her yerine yayılmıştır. 17. yüzyılda Alman devletleri ve Rusya başlıca keten üreticisi konumunday-dılar; aynı dönemlerde Felemenk Cumhuriyeti, İrİanda, İngiltere ve İskoçya’da keten sanayisi kurulmuş, 20. yüzyılın ilk yansına değin de pek çok ülkede keten tanmı önemini korumuştur.
Keten bitkisinin almaşık olarak dizilen küçük, mızraksı yapraklan, beş taçyaprak-tan oluşan mavi renkli (bazen beyaz ya da pembe) çiçekleri ve beş loplu, küçük toparlak meyveleri vardır
Keten çeşitli iklim vegtoprak özelliklerine kolay uyum sağlayabilirse de en çok ılıman iklimli yerlerdeki iyi akaçlanmış kumlu balçık topraklan sever. Büyüme mevsiminde serin ve nemli koşullar lif kalitesini yükseltir. Lif çıkarmak amacıyla tarımı yapılan keten bitkileri çok sık aralıklarla ekilerek 0,9-12 m boyunda, ince uzun ve dallanmamış ürünler elde edilir. Tohumluklar ise aralıklı ekilerek kısa boylu ve çok dallı ürünler elde edilir. Genellikle gövdenin alt bölümünün sararmasından hemen sonra, ama meyvenin tam olgunlaşmadığı bir dönemde hasat edilen bitkilerin gövdeleri ıslatılıp yumuşatılır ve kurutulduktan sonra ezilerek lif çıkarılır.
Düzgün yüzeyli, silindirik hücrelerden oluşan, ortalama 30-75 cm uzunluktaki keten liflerinin renkleri san ile gri arasında değişir; beyaza yakın renklilerin en iyi kaliteli olduğu kabul edilir. Nem çekebilme özelliği olan bu dayanıklı ve sağlam lifler çürümeye karşı da dirençlidir. Pamuktan daha sağlamdır, aynı zamanda daha çabuk kurur ve güneş ışığından da daha yavaş etkilenir. Bembeyaz olana kadar ağartılabilirse de boyayı kolaylıkla emmediği için keten liflerinin boyanması biraz güçtür. Yıkama sıra-
sında aşın alkali kullanılması, liflerin yapısını zayıflatır. Esnekliğinin düşük, dokusunun düzgün olmasından kaynaklanan kolay buruşabilme özelliği kimyasal işlemlerle azaltılabilir. Keten dokumalan çabuk nem çekme ve çabuk kuruma özelliklerinden ötürü serinlik veren dokumalar olup özellikle yazlık giysilerin yapımında yararlanılır. İyi kaliteli ketenler giysi ve mobilya kumaşı ile dantel, düşük kaliteli olanlar ise çadır bezi, sicim, yangın hortumu, çuval, sanayi tipi dikiş ipliği ve balık ağı gibi neme dayanıklı ürün yapımında kullanılır. Başta gelen keten üreticileri SSCB, Polonya ve Romanya’dır. Türkiye’de liflik keten üretiminin tamamına yakın bölümü Marmara Bölgesi’nden elde edilmektedir. 1986 verilerine göre toplam ekim alanı 5400 ha, üretim 600 tondur.
ketengiller bak. Linaceae
ketenkuşu (Acanthis cannabina ya da Cor-duelis cannabina), Passeriformes (ötücükuş-lar) takımının Fringillidae familyasından kuş türü. Dişinin tüyleri kahverengi zemin üstüne koyu kahverengi çizgili, erkeğin sırtı kızıl kahverengi, üreme mevsiminde tepesi ve
Ketenkuşu (Acanthis cannabina)
Stephan Dalton, Natural History Photography Agency-EB Inc
göğsü parlak kızıldır. 13 cm uzunluğunda olan ve çalılık bölgelerde yaşayan bu kuşlar kışın öbür familya üyeleriyle karışık sürüler oluşturarak yem ararken, açık arazide de görülür. Erkeğin tatlı bir ötüşü vardır. Tohumla beslenen ketenkuşu Türkiye’nin her bölgesinde yaz kış görülür.
ketentohumu, keten (Linum usitatissimum) bitkisinin yağca zengin tohumları. Eski Yunanlılar ve Romalılar tarafından yiyecek olarak kullanılan ketentohumu çağımızda daha çok hayvan yemi olarak değerlendirilmektedir. Ketentohumların-dan yağ çıkartıldıktan sonra, geriye kalan protein ve mineralce zengin küspe değerli bir yem kaynağıdır.
Yuvarlak kapsül biçimindeki meyvelerin içinde bulunan tohumlar 4-6 mm uzunlukta, oval, yassı ve bir ucu yuvarlak taneler halindedir; üzeri kırmızımsı kahverengi, düzgün ve parlak bir kabukla kaplıdır. Ortalama yüzde 33-43 oranında yağ içerirse de bu oran tohum tipi, yetişme yeri, toprak sıcaklığı ve yağış gibi bazı etkenlere bağlı olarak değişir.
Ketentohumunun sıkılmasıyla elde edilen ketenyağı ya da yaygın adıyla beziryağı havada kolaylıkla kuruyan bir yağdır. Lino-leik asit ve oleik asit gibi doymamış yağ asitlerini içeren bu koyu renkli ve kıvamlı sıvı boya, matbaa mürekkebi, linolyum, vernik ve muşamba üretiminde kullanılır. Genellikle ham ya da işlenmiş halde satışa sunulur.
Ketentohumu ayrıca, bileşimindeki müsi-laj (bir karbonhidrat bileşiği) nedeniyle ağızdan kabızlık giderici ve sindirim sistemi iltihaplanna karşı koruyucu, dışandan ise
lapa halinde göğüs yumuşatıcı ve ağrı hafifletici ilaç olarak kullanılır. Beziryağından da yara ve yanık tedavisinde ve veteriner hekimlikte kabızlık tedavisinde yararlanılır.
En önemli ketentohumu üreticileri Arjantin, Kanada, SSCB ve ABD’dir. Türkiye’ nin ketentohumu üretimiyse 1986 verilerine göre yaklaşık 4 bin tondur.
kethüda (Farsçada “evin yöneticisi”), OsmanlI Devleti’nde üst düzey yetkililerin vekil ve yardımcılanna verilen unvan. Kethüda yardımcılarına kethüdayeri denirdi.
Kethüdalık, 14. yüzyılda ortaya çıktı. Kethüdalar genellikle ilgili oldukları iş ya da görev alanının adıyla (örn. hazine kethüdası, kul kethüdası) anılırdı. Saray kapıcılarının ve kapıcıbaşılannın en büyük amiri olan kapıcılar kethüdası, hazinedarbaşından sonra Iç Hazine’nin en büyük amiri olan hazine kethüdası ile padişahın annesinin saray içindeki ve dışındaki resmî işlerini onun adına yürüten valide sultan kethüdası sarayın önde gelen kethüdalarıydı. Valide sultan kethüdası 19. yüzyılda oluşturulan ilk Meclis-i Vükela’nın da (bakanlar kurulu) üyesiydi. Askerlikte iki önemli kethüda vardı. Bunlar Yeniçeri Ocağı’nda yeniçeri ağasından sonra en büyük amir olan kul kethüdası (kethüdabey) ile kaptanıderya-dan sonra tersanenin en büyük amiri olan tersane kethüdasıydı.
Osmanlı merkez ve taşra yönetimlerinin giderek etkisini yitirdiği dönemde kapı kethüdaları denen resmî görevliler de önem kazandı. Bunlar devlet nezdinde temsil ettikleri derebeylerin, beylerbeylerin ve vezirlerin İstanbul’daki işlerini belli bir ücret karşılığında yürütürlerdi.
Merkezde bulunan sadaret kethüdası, sadrazamın birinci derecedeki yardımcısıydı. 18. yüzyıl başlannda hükümet işlerinin artmasına bağlı olarak sorumluluğu da artınca, 1730’a doğru devletin birinci dereceden kadroları arasına alındı. Divan-ı Hümayun’ da da yer alarak zamanla kalem amirlerinin, hatta reisülküttabın üzerinde yetki sahibi oldu. II. Mahmud (hd 1808-39) geleneksel Osmanlı merkezî yönetiminde benzerine rastlanmayan bir uygulamaya giderek, Halet Efendi’yi (ö. 1823) kethüda-yı rikâb-ı hümayun unvanıyla padişah kethüdası yaptı ve geniş yetkiler tanıdı.
Tanzimat’tan önce yerel yönetim ve belediye işlerine bakan görevlilere de “şehir kethüdası” denirdi.
ketleme, İnhîbîsyon olarak da bilinir, enzi-molojide, enzimin bir ürün oluşturmak üzere etkilediği maddeye benzer yapıdaki ketleyicinin enzimle etkileşimi sonucunda, ortaya çıkan bileşiğin tepkimeye girememesi ya da ürün oluşturamaması. Yanşmalı ketlemede ketleyici alttepkenin normal koşullarda enzimle birleştiği bölgeye, yarışma-sız ketlemede ise enzimin başka bir bölgesine bağlanır. Yarışmasız ketlemede ketleyici, alttepkenin enzime bağlanmasına engel olmaz, ama enzim etkinliğinin ortaya çıktığı bölgenin yapısının değişmesine yol açarak tepkimeyi engeller. Aynca bak. antimeta-bolit.
Ketler, Orta Sibirya’nın yerli halkı; Yeni-sey Irmağı havzasında yaşarlar. Bazı özellikleri, kökenlerinin daha güneydeki bölgelere dayandığını göstermektedir. Ket dili, bölgeye özgü Yenisey dilleri arasında varlığını sürdüren son dildir. Paleo-Sibirya dilleri içinde sınıflandırılan bu küçük öbeğin öteki dil gruplanyla bağı kurulamamıştır.
Ketler eskiden taygalarda sincap, samur, tilki, geyik, sığın, ayı ve tavşan avlayıp postlarını Rus tüccarlara satarak geçinirlerdi. Sovyet yönetiminden sonra bu etkin-
likler, gene geleneksel uğraşlar olan balıkçılık ve Ren geyiği yetiştiriciliği ile birlikte kolektifler aracılığıyla sürdürülmektedir. Ren geyiklerinin çektiği kızaklarla ulaşım sağlayan Ketler, hava koşullarına göre kayak ve sandal da kullanırlar. Yazın koni biçimli çadırlarda, kışın ise yansı yerin altında yapılmış evlerde otururlar.
Ketler, törensel ve dinsel önem taşıyan, dıştan evlenmeye dayalı iki akrabalık grubu ya da fratri halinde örgütlenmişlerdi. Bunlar ise, yerel ve ekonomik topluluklar olmanın yanı sıra yardımlaşma açısından da işlev gören klanlara ayrılıyordu, iyi ve kötü ruhlar arasında aracılık yapan şamanlann da toplumsal önemi vardı. Ket kültürü, Ruslardan ve komşu halklardan önemli ölçüde etkilenmiştir. Bunun sonucu olarak nüfusun büyük bölümü artık Rusça konuşmaktadır; bazı gruplar ise aynı zamanda Samoyed dilleri de konuşur. 1979’da Ketlerin nüfusu 1.100 dolayındaydı.
ketonlar, bir karbon atomunun bir oksijen atomuna ortaklaşım bağıyla bağlandığı bir karbonil grubu(*) içeren organik bileşikler sınıfı. Karbonil grubundaki karbon atomu geri kalan iki bağıyla da başka karbon atomlarına ya da hidrokarbon moleküllerine bağlanır. Ketonların fiziksel ve kimyasal özellikleri aldehitlere çok benzer; ama, tepkinliği aldehitlerden biraz daha düşüktür. Bu iki bileşik çoğunlukla karbonilli bileşikler adı altında birlikte sınıflandırılır.
Ketonların en basit üyelerinden olan dime-til keton ya da yaygın adıyla asetonda karbonil karbonuna iki metil grubu bağlanmıştır ve yapısal formülü
H,C
3 \
c = o
h3c
biçimindedir.
Halkasındaki altı karbon atomundan birinin bir çift bağla oksijen atomuna bağlandığı sikloheksanon da halkalı yapıda bir ketondur ve yapısal formülü
O
II
<jH, CH2 CH, JCH, h2
biçiminde gösterilir.
İçerdiği karbonil grubundan ötürü kimyasal etkinlikleri çok yüksek olan ketonlar çok değişik türden kimyasal tepkimelere girebilir. Bunun başlıca nedeni, elektron alarak kolayca indirgenme ya da elektron vererek kolayca yükseltgenme özelliği taşımalarıdır. Karbonil grubu ayrıca güçlü bir kutuplanma özelliği de gösterir. Bu da ketonların hem kimyasal etkinliğini artırır, hem de fiziksel özelliklerini etkiler.
Ketonlar kuvvetli yükseltgenlerle ısıtıldığında asitlere dönüşür. Örneğin, sikloheksanon üzerine sıcak nitrik asit etkisi uygulanması sonucunda naylon üretiminde kullanılan adipik asit elde edilir. Ketonlar çok çeşitli yöntemlerle bireşimlenebilir. Kolay hazırlanmaları, göreceli kararlılıkları ve yüksek tepkinlikleri nedeniyle önemli ara-maddeler olan ketonlar pek çok karmaşık organik bileşiğin bireşiminde kullanılır.
Patlayıcı, lak, boya ve dokuma sanayisinde çözücü olarak kullanılan, sepicilikte yararlanılan, aynca hidrolik sıvıların bileşimine giren ketonların çoğu sanayide büyük çapta üretilmektedir. Belirgin kokulu bir sıvı olan aseton başlıca boya, lak ve selüloz plastikleri için çözücü olarak kullanılır; aseton
ısıtıldığında ketene dönüşür. Ketonların bazı üyelerinden gıda sanayisinde koruyucu olarak yararlanılır. Şekerlerin ve steroit yapısındaki doğal ve yapay hormonlann çoğunda keton grubu bulunur (örn. kortizon molekülü üç keton grubu içerir).
ketou (Çincede “başını vurmak”), Wade-Giles yazımında k o-tou, Çin tarihinde, bir astın üstünün önünde diz çöküp başını yere vurarak gerçekleştirdiği ululama davranışı. Yerel yetkililere isteklerini bildirmeye gelen halktan kişiler dinsel tören sırasında genellikle bu biçimde secde ederlerdi. İmparatoru ziyaret eden yabancı devlet görevlileri ve temsilcilerden de ketou beklenirdi. Ming döneminde (1368-1644) özellikle Konfüçyüs tapınağında imparatorun, imparatorun huzurunda da devlet görevlileri ile yabancı ülke temsilcilerinin uyguladığı biçimiyle ketou, “üç kez diz çöküp, dokuz kez secde ederek” gerçekleştiriliyordu. Çin’le ilişki kurmak ve ticaret yapmak amacıyla gelen yabancı temsilciler açısından bu tören, Çin imparatorunun “göklerin oğlu” (tianzi), Çin’in de Dünyanın Merkezindeki Krallık (Zhongguo) olduğunun onaylanması anlamına geliyordu. Bu nedenle 18. yüzyıl sonlarında, Çin’le ticaret yapan Batılı devletler ketou törenine karşı çıkmaya başladılar. 1793’te İngiliz elçisi Lord Macartney, İmparator Qianlong’un sarayını ziyareti sırasında, İngiliz hükümdan önünde yapıldığı gibi yalnızca bir dizi üzerine çöktü. Çin ile Batılı devletler arasında 19. yüzyıl ortalann-daki ticari çatışmalardan (Afyon Savaşları) sonra Batılı elçiler için ketou zorunluluğu kaldırıldı. 1911/12’de Oing (Mançu) hanedanının çöküşüyle birlikte bu uygulama bütünüyle terk edildi.
ketozis, dokularda, kan ve idrar gibi vücut sıvılannda keton düzeyinin yükselmesiyle ortaya çıkan metabolizma bozukluğu. Kandaki şeker miktarı ile karaciğerdeki glikojen miktan azalır, karaciğerde glikojen yapımında kullanılan aminoasitler ve yağlar birikir. Ketozis en sık şeker hastalığında(*) ortaya çıkar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*