Kaynamak

Kaynamak

Bir sıvı ya da sıvılaşmış
bir madde sözkonusuysa, sıvı yüzeyine
çıkıp patlayan buhar kabarcıkları
yaymak ve fokurdamak: Su atmosfer basıncında
100°C’ta kaynar -2. Bir şeyden
söz ederken, kaynayan bir sıvı içinde bulunmak:
Sebze/er tencerede kaynıyor Et
kaynıyor; kaynayan bir sıvı içermek: Çaydanlık
kaynayınca ocağı söndürün. -3.
Su sözkonusuysa, yerden çıkmak: Verimli
bir arazi, her yerden su kaynıyor -4. Kırık,
çatlak bir kemik ya da bir kesik sözkonusuysa,
kırılan, kesilen vb. iki ucu birbirine
iyice yapışmak, birleşmek, eski halini
almak: Ameliyat yeri henüz kaynamadı.
Bu yaşta kırılan kemiğin kaynaması
inanılmaz bir şey. -5. Metal parçaları
sözkonusuysa, birbirleriyle sıkıca birleşmek.
-6. Hareket eden varlıklar sözkonusuysa,
bir yerde çok miktarda bulunmak:
Sokaklar insan kaynıyor Bu peynirin
içinde kurtlar kaynıyor -7. Bir topluluk
sözkonusuysa, hareketlenmek, kargaşalığa,
olaylara gebe olmak, patlama noktasına
yaklaşmak: O yıllarda bütün Ankara
kaynıyordu. -8. Mide sözkonusuysa,
ekşimek: Kızartma ylyince midem kaynıyor
-9. Arg. Boş geçmek, yapılmamak:
Ders kaynadı. -10. Arg. Arada kaybolup
gitmek, yok olmak: Bu arada benim
lafım da kaynadı.
-Denizc. Bir denizden söz ederken, çalkantılı
olmak, dalgalanmak.11 Bir gemiden
söz ederken, büyük ve şiddetli dalgalarla
alabora olarak dibe gitmek.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)