Kaymak

Kaymak

1. (Bir yerde) kaymak,
düzgün, pürüzsüz, kaygan bir yüzey üzerinde
akar gibi yer değiştirmek ya da o izlenimi
vermek: Patenciler buz üzerinde
kayarlar Kızakla kayarak eğlenmek. Tren
raylar üzerinde kayıp gitti. —2. (Bir yerde)
kaymak, bir kimse, bir taşıt ya da bir
şey sözkonusuysa, kaygan bir yüzey üzerinde
giderken dengesini yitirmek, kontrolden
çıkmak: Buzda kayarak bacağını
kırmış. Araba ıslak yolda kaydı, şarampola
yuvarlandı. —3. (Bir yerden) kaymak, bulunduğu
yerden kurtulup aşağı inmek ya
da sarkmak: Damdan bir kiremit kaydı.
Bebek sandalyesinden kaymış. —4. Bir
yere, bir yöne, bir şeye kaymak, o yöne,
oraya, ona doğru gitmek: Sağa kay, ben
de oturacağım. Kent merkezi Çankaya’
ya karyor Sıralar öne kaymış. —5. (Bir
yere) kaymak, bulunduğu yeri değiştirmek:
Toprak kayınca yol kapanmış. Yıldız
kaydı. —6. Bir kimsenin elinden kaymak,
bir şeyden söz ederken, istemeden bir
Kimsenin elinden kurtulmak: Sürahi elimden
kaydı, düştü. —7. Kimi şeylerden söz
ederken, kaygan olmak, tutmaya, kavramaya
olanak vermemek: Dikkat et, bUrası
genellikle buzludur, kayar —8. Bir şeye
(soyut) kaymak, görüş, düşünce ya da
tutumunu o yönde değiştirmek: Seçmen
topluluğu sola kayıyor —9. Bir sözcük
sözkonusuysa, anlamı değişmek: Zamanla
anlamı kayan sözcükler —10. Bir şeyi
istemeden iradesi dışında yapmak anlamıyla
kimi deyimlerde geçer: Gözü kaymak.
Gönlü kaymak.
—Koregr. Sahnede, ayakları yerden kaldırmadan
yer değiştirmek; bir glissade
yapmak.
—Oto. Bir taşıtın tekerleğinden ya da o taşıtın
kendinden söz ederken, kendi düzlemine
göre eğik (ya da dik) bir doğrultuda
sürüklenmek.
—Sterkim. Kaymış yerleşme, bağ, kendi
eksenine göre gözlemlendiğinde, bağın
bir ucuna bağlanan ornatanların diğer
ucuna bağlı ornatanlar arasında gözüktüğü
yalın bir bağa göre yerleşme.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)