kayısı

kayısı

kayısı

(Prunus armeniaca ya da Armeniaca vulgaris), gülgiller (Rosaceae) familyasından meyve ağacı ve bu ağacın besin olarak yararlanılan sert çekirdekli (tohumlu) meyvesi. Çin kökenli bir bitki olan kayısı Orta ve Güney Asya’da, Amerika’da, Avrupa’ mn güneyinde Ve Kuzey Afrika’da yaygın olarak yetiştirilir.
Büyük ve yaygın bir taca sahip olan kayısı ağacının koyu yeşil ve enli, yüreksi yapraklan, genç dalların düğümlerinde tek tek ya da çiftler halinde bulunan pembemsi beyaz çiçekleri vardır. Şeftaliyi andıran sarı-tu-runcu renkli meyveleri kısmen basık, düzgün yüzeyli ve hafif tüylü ya da bütünüyle tüysüzdür; meyve büyüklüğü çeşide göre değişiklik gösterir. Geniş, yassı ve kanatlı çekirdeklerinin içi bazı çeşitlerde tatlı, bazı-lannda ise acıdır.
Şeftali, erik ya da kayısı anaçlanna aşılanarak çoğaltılan kayısı ağaçlannın en iyi yetiştiği yerler, akaçlanması düzenlenmiş balçık topraklardır; gelişimi için hafif topraklar ağır topraklardan daha uygundur. Kayısı ağaçlan genellikle şeftaliler gibi kış soğuğuna dayanıklıysa da ilkbaharda çiçeklendiği dönemde don olaylanndan çok zarar görür.
Şeker ve A vitaminince zengin bir ürün olan kayısı, taze olarak tüketildiği gibi, kurutularak ya da pestil yapılarak da değerlendirilir; aynca pasta, reçel ve komposto yapımında da kullanılır.
Kayışı üretiminde birinci ülke İspanya’dır, bunu İran, Suriye, ABD, Fransa, İtalya ve Yugoslavya izler.
Türkiye’de birçok kayısı çeşidi yetiştirilmektedir. Hacıhaliloğlu, Hasanbey, Karacabey, iribitirgen, Çoloğlu, Çataloğlu ve Soğancı gibi Malatya yöresine özgü olanlar ile Çiğili, Yörükramazan, turfandaizmir, Tokaloğlu, Şam ve şekerpare gibi Ege ve Akdeniz bölgelerine özgü olanlar en önemli kayısı çeşitleri arasındadır. Halk arasında küçük ve ekşi meyveli çeşitlere zerdali adı verilirse de, bu ad uzmanlar arasında meyve büyüklüğüne bakılmaksızın tohumdan yetişen ağaçlar için kullanılır. Türkiye’de yıllık toplam 12 milyon ton dolayında gerçekleşen kayısı üretiminin yaklaşık dörtte biri Malatya ilinden sağlanmaktadır.
kayısıçiçeği bak. frezya
Kayış Dağı, Marmara Bölgesi’nde, İstanbul’un Anadolu yakasında yer alan küçük dağ. Bostancı’nın kuzeydoğusunda yer alır. Kocaeli Penepleni olarak da bilinen Kocaeli Platosunun üstünde yükselen kalıktepeler-den biridir. Yüksekliği 438 m’dir. Büyük bölümü, Silüriyen Döneme (y. 430-395 milyon yıl önce) ait dayanıklı kuvarsitlerden oluştuğu için aşınmadan etkilenmemiş,

peneplen yüzeyi üstünde kalıktepe olarak kalmıştır. Batı kesiminde kuvarslı konglomeralara da rastlanır.
Kayış Dağının bazı kesimleri kuraklığa dayanıklı meşe, defne, böğürtlen gibi makilerin oluşturduğu bitki örtüsüyle kaplıdır. Ama, batı eteklerinden çıkan kaynak suyu çevresindeki iri meşe topluluktan, dağın asıl bitki örtüsünün orman olduğunu ortaya koymaktadır. Tahrip edilen ormanın yerini zamanla maki toplulukları almıştır. Nitelikli bir su olarak bilinen Kayış Dağı kaynak suyu, Kadıköy’ün Sahrayıcedit, Göztepe ve Kuyubaşı gibi bazı semtlerindeki çeşmelerde de akar.
kayışbalığı, Ophidiidae familyasından, tropik ve ılıman bölge denizlerine dağılmış, yılanbalığına benzer 30 dolayında balık türünün ortak adı. Bu balıklar tek bir yüzgeç biçiminde gövdelerini çevreleyen
Kayışbalıklarmdan Otophidium chickcharney
Karen Allan’ın çizimi
birleşmiş sırt, anüs ve kuyruk yüzgeçlerinin yanı sıra çenelerinin altında sakal gibi uzamış ve dipte besin ararken dokunaç işlevi gören karın yüzgeçleriyle ayırt edilir. Derin deniz balıklan olan kayışbalık-lan bazen sığ sularda da görülür. Çoğunun uzunluğu 60 cm’yi geçmez. Ama eti lezzetli bir Güney Afrika türü olan Geny-pterus capensis’ın uzunluğu 1,5 m’yi aşabilir.
Kayışbalıklannm Türkiye’yi çevreleyen sularda yaşayan iki ayn cinsten üç türü vardır. Bunlardan Ophidion barbatum Akdeniz ve Ege Denizi kıyılarında, sığlıklardan 150 m derinliğe kadar görülür. Başı pulsuz, karın yüzgeçlerinin ışınları farklı uzunluktadır. Marmara ve Karadeniz’de bulunan O. ro-chei türünden, uzamış solungaç dikenleri sayısının dörtten çok (beş ya da altı tane) olmasıyla ayırt edilir. Her iki tür de 30 cm’ye kadar uzayabilir. En çok 25 cm uzunluğa erişen sarı kayışbalığı (Parophidi-on vassali) Ege ve Akdeniz’de yaşar. Bu balıkların başının üstü ve yanları pullu, kann yüzgeçlerinin ışınları hemen hemen eşit uzunluktadır.
Yazımı aynı olan başlıklar kişiler, yerler, kavram, kurum ve nesneler biçiminde sıralanmıştır.
kayışkıran (Ononis spinosa), baklagiller (Fabaceae) familyasından, çokyıllık odunsu bitki. Boş tarlalarda, kayalık yamaçlarda ve bağlarda kendiliğinden yetişir. Yüksekliği 30-60 cm arasında değişen bitkinin basit ya da üç yaprakçıklı yapraklan ve pembe çiçekleri vardır.
Bitkinin şeker, tanen, saponin ve flavonoit içeren sert kökleri çok eskiden beri halk arasında idrar artırıcı ve böbrek taşlarını düşürücü olarak kullanılır; aynca dışarıdan antiseptik ve yara iyileştirici olarak da yararlanılır.
kayışlı transmisyon, makinelerde, bir milin dönme hareketini, birbirine sonsuz bir kayışla bağlanmış kasnakların yardımıyla bir başka mile iletmekte kullanılan transmisyon düzeneği. Çoğu kayışlı transmisyon aygıtında, silindir biçimindeki kasnaklar üzerinde hareket eden yassı deri ya da dokuma kayışlardan ya da oluklu kasnaklar üzerinde hareket eden V enkesitli kayışlardan yararlanılır. Etkili bir sürtünme kavraması sağlamak için kayış, kasnağa gergin bir biçimde oturtulur. V kayışlar, kasnaklardaki oluğa tam oturduğundan bunların fazlaca gerilmesine gerek yoktur; bu tür kayışlar, birbirine görece yakın millerin birleştirilmesinde kullanılır. Yassı kayışlar ve V kayışlar aşırı yüklenme olduğunda kasnaktan sıyrılır; bu durum, millere iletilen dönme momentini sınırlandırdığından ve makine parçalarının kırılmasını önlediğinden bazı uygulamalarda daha yararlıdır.
Paralel olmayan millerin birbirine bağlanmasında yassı kayışlar kullanıldığında, kasnaklar kayışın sıynlmasım önleyecek biçimde yerleştirilir. Bazı durumlarda, kayışı yönlendirmek için ek bir kasnak ya da avara kasnak kullanmak gerekebilir. Açık yerleştirilmiş bir yassı kayış her iki mili aynı yönde, çapraz yerleştirilmiş bir kayış ise karşıt yönlerde döndürür.
Bazı içten yanmalı motorlarda, krank mili ile kam milinin birbirine bağlanmasında dişli kayışlardan yararlanılır. Bunlar, üzerinde kasnağın çeperindeki oyuklara uyacak biçimde eşit aralıklarla açılmış enlemesine dişler bulunan yassı kayışlardır. Bu kayışlar birçok üstünlük sağlamakla birlikte aşırı yüklenmeye karşı dayanıklı değildir.
Kayıtbay, tam adı el-mel1kü’l-eşref ebu l-

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*