Kayılar

Kayılar

Oğuzlar’ın bozok kolundan
bir türkmen boyu olarak Selçuklularla birlikte
Anadolu’ya gelen ve osmanlı hanedanının
kökenini oluşturan konargöçer
topluluk. Türk efsanelerine bakılırsa, bu
boy, Oğuz Han’in oğlu Gün Han’ın oğullarından
Kayı’nın (kaya, sert) adını taşır.
Kaşgarlı Mahmut’un Divanü lügat it-türk’
te anlattığına göre, Xl. yy.’da başbuğlan
Korkut Bey’in önderliğinde Ceyhun ırmağıni
geçerek Horasan’ın Merv ve Serahs
bölgelerine yerleşen Kayılar selçuklu hanedanının
dayandığ’ı kınık boyunun hizmetine
girdiler ve Korkut Bey, Tuğrul Bey’
in avcıbaşısı oldu. Böylece Kaşgarlı Mahmut’un
Oğuz boylarına ilişkin listesinde
Kayılar’ın adı Kınıklar’dan sonra gelir. Eski
osmanlı tarihçileriyle vakanüvisleri de
Kayılar’ın Anadolu’ya gelişlerini şöyle anlatırlar:
moğol istilası önünden kaçan
Oğuzlar’ın kayı boyundan Süleyman Şah,
Horasan’dan 50 bin kişiyle yola çıkarak
Erzincan yöresine gelir (1224). Burada
yaklaşık 7 yıl kalan Kayılar, Cengiz Han öldükten
sonra geri dönmek üzere Fırat boyunca
Halep’e yönelirler. Ancak, Caber
kalesi yakınında irmağı geçerken Süleyman
Şah’ın suya düşerek boğulması üzerine
dört oğlundan ikisi Horasan’a dönerken,
Ertuğrul ve Dündar adlı iki oğlu da
400 çadırlık bir kafileyle Anadolu’da kalır
Selçuklu hükümdarı Alaettin Keykubat I
(1219-1237), Moğollarla yaptığı bir savaşta
kendisine yardım ettikleri için, bunları
bir uç beyliği olarak Domaniç yöresine
yerleştirir Daha sonra Ertuğrul Bey’in oğlu
Osman Gazi tarafından Osmanlı devletinin
temelleri atılır
Öte yandan, ingiliz tarihçi Herbert
Adam Gibbons, Osmanlı devletinin kuruluşuyla
ilgili The foundation of the Ottoman
empire (1916) adlı yapıtında türkologlar
dışında tüm tarihçilerce benimsenen
ve uzun bilimsel araştırmalara dayandığı
söylenen şöyle bir görüş ortaya atar: “moğol
istilası önünde Harizmiden kaçıp Anadolu’ya
geldikten sonra Söğüt yöresine
yerleştirilen küçük kayı aşireti ve reisleri Ertuğrul,
hatta Osmanlı devletine adını veren
oğlu ‘Otman’ müslüman değillerdi.
Ancak müslüman bir çevreye girdikten
sonra islamlığı kabul ederek ‘Osman’
adını alan şamanlıktan dönme Otman ve
başına geçtiği küçük kayı aşireti, ardından
komşuları hıristiyan Rumlar’ı da müslümanlığı
kabule zorladılar İslam olmadan
önce Osman’ın buyruğunda sadece 400
kayılı savaşçı varken, 1290’dan 1300’e kadar
olan 10 yılda bu sayı ona katlanarak
büyüdü. Bu olay doğal bir artış olamaz.
Ayrıca, daha doğuda yer alan öteki Anadolu
beylikleri tarafından yerleştirilecekleri
için doğudan gelen yeni konargöçer boyların
katılımını da düşünmek yanlıştır öyleyse
bu olay ancak Kayılar’la yerli öğeyi
oluşturan müslümanlaşmış Rumlar’ın kaynaşmasıyla
açıklanabilir Böylece, ortaya
çıkan Osmanlı devletini meydana getiren
toplum, başlangıcından beri saf bir türk
ırkı değil, doğduğu yerde var olan çeşitli
toplulukların birbiriyle kaynaşması sonucu
oluşan karma ve yeni bir ırktır. Özellikle
Murat I döneminde kurulan yeniçeri örgütü
ve bu ocağa asker kaydetmek amacıyla
çıkarılan devşirme yasası, Balkanlar’
daki slav ve öteki toplulukların bazı kesimlerinin
de özendirilerek müslümanlaşmaları
ve osmanlı toplumuna katılmalanyla
sonuçlandı.”
Fuat Köprülü ise, Osmanlı devletinin kuruluşu
adlı yapıtının Anadolu Selçuklularıile ilgili bölümünde Selçuklu devletinin
türkmen boylarını Anadolu’ya yerleştirirken,
büyük ve güçlü aşiretleri parçalara
bölerek birbirinden uzak alanlara göndermekle
birliklerini kırıp reislerinin önderliğinde
ayaklanmaları olasılığını ortadan
kaldırdığını, böylece selçuklu hanedanının
çıkarlarını korumayı ön planda tuttuğuna
dikkati çeker Selçuklu fetihlerinden
sonra Anadolu’ya gelip yerleşen kitleler
arasında Karluklar, Kalaçlar, Kıpçaklar gibi
çeşitli türk boylarına mensup topluluklar
bulunmasına karşın, Oğuz Türkmenlerinin
büyük çoğunluğu oluşturduğunu eklerken
Oğuzlar’ın önemli bir kolu olan Kayılar’ın
selçuklu tarihinde öteden beri etkin
bir rol oynadıklarını, Oğuz göçlerine katılmaları
sonucu doğudan batıya geldiklerini,
bunların bir bölümünün Mazenderan’
da, Azerbaycan ve G. Kafkasya’da kalarak
buralara yerleştiklerini ya da başka
türk boylanyla karıştıklarını bildirir Anadolu’ya
gelen Kayılar’ın ise çeşitli obalara
bölünerek kuzeyde Erzincan, Suşehri,
Amasya, Çorum, Kastamonu, Ilgaz, Çankırı,
Gerede, Bolu ve Düzce yörelerine,
daha sonra bugün bile Kayı adını taşıyarı
köylerin bulunduğu Eskişehir, Mihaliç, Orhaneli
taraflarına, güneyde Kilikia bölgesinde
Isparta, Burdur, Fethiye çevrelerine
ve daha batıya doğru Denizli, Muğla, Aydın,
Ödemiş bölgeleri gibi çok dağınık
alanlara yerleştirildiklerini belirtir Böylece
bu kadar geniş alanlara yayılmış olan Kayılar’ın
kalabalık ve güçlü bir boy olduklarını
ileri sürer ve tüm Kayılar’ın Anadolu’ya
Ertuğrul Bey’le geldiğini düşünmenin
sözkonusu olmadığını yineler önce
Ertuğrul Bey’in, sonra da Osman Gazi’
nin reisliğini yaptığı aşiretin kayı boyundan
bir grup olduğunun kesinlik kazandığını
belirtir. Bunların 400 savaşçıdan oluşan
bir kuvvet olduğu görüşünü ise, bir uç beyinin
sadece kendi oymağını değil, egemenliğindeki
bölgede yaşayan tüm oymakları
yönettiğini söyleyerek çürütür Kayılar’ın
bu bölgeye geldikleri zaman henüz
müslüman olmadıkları tezini de Fuat
Köprülü, ingiliz tarihçinin o dönemin tarihini
tam olarak bilmeyişiyle açıklar Öte
yandan, Prof. Faruk Sümer, Oğuzlar adlı
yapıtında, Osmanlıların Oğuzlar’dan oldukları
konusunun tartışılamayacağını
söylerken, osmanlı hanedanıyla kayı boyu
arasındaki ilişkiyi olanak içinde olmakla
birlikte kuşkuyla karşılar• ve Osmanlıların
Kayılar’dan olduklarının kanıtlanamayacağını
belirtir.
Sonuç olarak tüm bu bilgilerin ışığında
anlaşıldığı kadarıyla ve Murat Il döneminde
Yazıcıoğlu’nun Selçukname’sinde belirttiği
gibi, Oğuzlar’ın bozok kolundan
olan Kayılar’ın Karakeçili, Karaevli ve Alkaevli
oymakları Selçuklularla birlikte
Anadolu’ya gelip Erzincan ile Eskişehir
arasındaki bölgeye yerleştirilmişlerdir Daha
sonra reisleri Ertuğrul Bey’in önderliğinde,
bağlı oldukları Karakeçililer’den ayrılarak
daha batıdaki otlaklara doğru göçen
küçük kayı aşireti, Selçuklular tarafından
uç beyliği göreviyle, K.-B. Anadolu’
da, bizans sınır bölgesine gönderilmişlerdir
Ertuğrul Bey’in ölümünden sonra, oğlu
Osman Bey’in başına geçtiği bu aşiret,
Anadolu Selçuklu devleti beyliklere bölünerek
ortadan kalkınca (1308), İlhanlılar’a
bağlanmıştır. Bizanslılar’dan Bilecik, Yarhisar
ve İnegöl kalelerini alan Kayılar, bir
süre sonra Ilhanlılar’a karşı ayaklanarak
bağımsızlıklarını elde ettilerse de gerçekte
Osmanlı devleti tam anlamıyla kurulana
kadar (1335), önce Çobanoğulları’na, ardından
da onların yerini alan Candaroğulları’na
bağlı kalmışlardır. (

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)