Kayacan, Feyyaz

Kayacan, Feyyaz

Kayacan, Feyyaz

(d. 1919, İstanbul), öykü ve roman yazarı, şair. Yapıtlarında daha çok biçime ve kurguya ağırlık vermiş, gerçeküstü ve somut öğeleri kaynaştırmaya çalışmıştır.
Saint-Joseph Lisesi’ni bitirdi. Yükseköğrenimini Paris’te Siyasal Bilgiler Yüksekoku-lu’nda yaptı. İngiltere’de Durham Üniversitesi’nde iktisat derslerini izledi. Daha sonra Londra’ya yerleşti, uzun süre BBC Türkçe Yayınlar Bölümü’nde çalıştıktan sonra emekli oldu.
Yeditepe, Yenilik, Türk Dili dergilerinde yayımlanan ilk öykülerinde II. Dünya Savaşı sonrası Londra’sındaki insan ilişkilerini işledi ve bireyin savaş psikozu içinde kazandığı yeni davranışlann aynntılarına inmeye çalıştı. Sığmak Hikâyeleriyle. (1962) 1963 Türk Dil Kurumu Hikâye Ödülü’nü kazanan Kayacan’ın öbür öyküleri Şişedeki Adam (1958), Cehennemde Bir Yusuf (1964), Gibiciler (1967), Hiçoğlunun Serüvenleri (1969) adlı kitaplarında toplanmıştır. Öteki yapıtları arasında Kaşık Havası (1976) ve Benim Örümceğim Başka (1982) adlı şiir kitaplanyla Çocuktaki Bahçe (1982) adlı romanı sayılabilir. Kayacan’m bir de dört kısa oyunun yer aldığı Mutlu Azınlık (1968) adlı yapıtı vardır.
kayacık, huşgiller (Betulaceae) familyasının Ostrya cinsini oluşturan yedi kadar ağaç türünün ortak adı. Avrasya ve Kuzey Amerika kökenli bu ağaçlar çoğunlukla süs bitkisi olarak yetiştirilirler. Kayacık ağaçla-nnın boyuna çatlaklı, pürüzlü kabuğu, tüylü saplan olan genellikle yumurta biçimli ince yaprakları ve sarkık erkek çiçekleriyle, dik konumlu dişi çiçekleri vardır. Meyveleri sert kabuklu ve fındıksıdır. Akdeniz çevresinde yaygın olan O.carpinifolia yaklaşık 20 m yüksekliğinde bir ağaçtır; koyu renkli ve dayanıklı odunu özellikle tornacılıkta kullanılır. O. japonica, O. carpinifolia gibi 20 m’ye kadar uzayabilen bir türdür. Amerika
97 kayaç alanı
Kayacık (Ostrya virginiana)
Clarence E. Lewis
kökenli bir ağaç olan O. virginiana’mn odunundan da yerel olarak çit kazığı ve alet yapımında yararlanılır.
kayaç, jeolojide, Yer’i oluşturan doğal mineral agregası ya da kütlesi. Kayaçlar Yer’in katı bölümlerinin temel birimleridir. Mineral tanelerinden ya da kristallerinden oluşan kayaçlann fiziksel özelliklerini, büyük ölçüde, içerdikleri minerallerin nitelikleri belirler. Kayaçtaki çeşitli mineral kristallerinin karşılıklı oranı ve yönelimleri, kayaca ortalama bir özellik kazandınr. Bu nedenle, her mineral kendi başına yönser olmakla birlikte, kayacın özellikleri yönse-mez (tüm yönlerde aynı) olarak kabul edilebilir. Buna karşılık, düzenli kristal dağılımına sahip şist ve arduvaz gibi kayaçlar, tek tek minerallerin özelliklerini yansıtarak belirli bir yönserlik gösterirler.
Yoğun ve pekişik mineral kristalleri agre-galanndan oluşan kristalin kayaçlann hacimsel özellikleri, tekil mineral özelliklerinin ortalaması biçiminde ele alınır. Granit, bazalt, mermer ve gnays gibi çoğu korkayaç ve başkalaşım kayacı bu türdendir. Kristalin yapıda olmayan volkan camı gibi camsı kayaçlar, yapay camlannkine benzer özellikler taşır. Gevşek minerallerin ya da kırıntılannın zamanla çimentolanmasıyla oluşan klastik (kınntılı) kayaçlarda, tanelerin birleşmesi ve değme geometrisi, gözeneklerin miktan ve dağılımı ile çimentolan-manın niteliği, kayacın fiziksel özelliklerini belirleyen öteki önemli etkenlerdir.
Kayaçlann fiziksel özellikleri, basınç ve sıcaklıktan etkilenir. Her mineral bileşeninin etkin niteliklerine ek olarak kayaçlann taneli ve gözenekli yapışından gelen ayırt edici olgular da vardır. Özellikle suyun ve öteki gözenek akışkanlarının varlığı kayacın bazı özellikleri üzerinde önemli etkide bulunur.
Kayaçlar genellikle oluşumlannda etkili olan süreçlere bağlı olarak başlıca üç sınıfa ayrılır. Bunlar: 1) Magma olarak adlandırılan erimiş maddenin katılaşmasıyla oluşan korkayaçlar(*), 2) daha önceden var olan kayaçlardan ayrılan parçalardan ya da eriyiklerden çökelen maddelerden oluşan tortul kayaçlar(*), 3) korkayaçların ve tortul kayaçlann mineral bileşimlerinin,’dokulan-nın ve iç yapılanmn çeşitli koşullar yüzünden değişmesiyle oluşan başkalaşım kayaç-lan(*). Bu üç sınıfa giren kayaçlar ayrıca, en başta kimyasal, mineralojik ve yapısal özellikleri olmak üzere değişik etkenlere bağlı olarak çok sayıda alt gruba ve tipe ayrılır.
kayaç alanı, don etkisiyle dağılarak, köşeli kocataşlann altına gömülmüş kayaçlardan oluşan alan. Kayaç alanlarına daha çok yüksek dağlık bölgelerde, Kuzey Kutbu’na
kayaç kalıntısı 98′
yakın kesimlerde rastlanır. Alanların genişliği ve derinliği, iklime, bitki örtüsüne ve kayaç tipine bağlı olarak değişir. Derinliği 4 m’ye ulaşan kayaç alanları vardır. Kayaç alanları özellikle bazalt üzerinde iyi gelişmiştir ve İzlanda platolarında yaygın olarak görülür; tortul kayaçlar üzerinde de hızla oluşan kayaç alanlarına Kanada’nın Kuzey Kutbu’na yakın bölgelerinde yaygın olarak rastlanır.
kayaç kalıntısı bak. ksenolit kayaç kristali bak. neceftaşı
kayaç yelpazesi, dağların etek bölümlerinde akarsuların etkisiyle oluşan yelpaze biçimli anakayaç yüzeyi. Çoğu zaman ince bir alüvyon örtüsüyle kaplıdır ve bu yüzden birikinti yelpazesi ile karıştınlabilir. Çoğunlukla dik eğimli (eğimi 20°-26°) olan kayaç yelpazelerinin pediment oluşumunun ilk aşamasına karşılık geldiği kabul edilir. Ayrıca bak. pediment.
kayaçbilim bak. petroloji
kayagum, kayakum ya da kayakeum olarak da yazılır, bir Kore kabilesi olan Karaklara özgü, 12 ipek teli, yeri değiştirilebilen köprüleri (eşik) bulunan, gövdesinin üstü bombeli, tablalı bir tür çalgı. Yaklaşık
I,5 m boyunda bir dikdörtgen biçimindedir. Zherıg, ch’in, koto ve yamato koto gibi benzer Çin ve Japon çalgılarıyla akraba olmasına karşılık, kendine özgü bir Kore tarzıyla çalınır. Cunacan da kayagum’a benzeyen, ama ondan biraz daha küçük 10 çift telli bir çalgıdır.
kayağantaş bak. arduvaz
Kayah, eskiden karennî, Yukarı Birmanya’nın doğu kesiminde eyalet. Güneydoğuda Tayland, kuzeyde Shan, güneybatıda Karen eyaletleriyle çevrilidir. Yüzölçümü
II.732 km2’dir. Kantaravvadi, Bawlake, Kyebogi ve Möng Pai illerine bölünmüştür. Derin vadilerle birbirinden ayrılan tepeler topografik yapıda önemli yer tutar; bu tepeleri kaplayan tikağacı ormanları, kerestecilik açısından önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Eyaletin başlıca ırmakları, ku-zey-güney doğrultusunda akan Saluen ve Pavvn’dır. Saluen Irmağı değişik kesimlerinde, yörede üretilen büyük teknelerle ulaşıma elverişlidir. Güneye uzanan karayolu eyaletin başlıca kentleri Möng Pai, eyalet merkezi Loi-kaw, Bawlake ve Pa-sawng’dan geçer. Batıya giden karayolu ise Thandaung üzerinden Pegu bölgesindeki Toungoo’ya uzanır. Eyaletin büyük bölümünde ulaşım yalnızca yük hayvanlarıyla sağlanır. Güneydeki Mavvchi madenleri önemli bir tungsten ve kalay kaynağıdır. Dünyanın en büyük tungsten madeni Mawchi’de bulunur. II. Dünya Savaşı sırasında büyük zarar gören madenler SSCB’den alman yardımla yeniden işletmeye açılmıştır. Lawpitha’da da, Birmanya’nın en büyük hidroelektrik santralı bulunur; Rangoon’un elektrik enerjisi gereksiniminin beşte dördünü bu santral karşılar. 1970’lerin başlarında yeni jeneratörlerin hizmete sokulmasıyla ülkenin elektrik üretimi iki katına çıkmıştır. Yöre nüfusu, Kızıl Karenler olarak adlandırılan Padaung, Bre ve Zayein gibi küçük kabilelerden oluşur.
Eskiden bölgede kurulmuş çeşitli devletler vardı. Bunlardan en güçlüsü olan Kantara-wadi’nin hükümdarı Sawlapaw’ı 1889’da İngilizler tahttan indirdi. Sawlapaw’m yerine geçen Sawlawi, İngiliz protektorasını
kabul etti. Kayah hiçbir zaman İngiliz Birmanyası’nın egemenliği altına girmediyse de Kantaravvadi, Kyebogyi ve Bavvlake’ nin yönetimi, 1922’de Federe Shan Eyalet-leri’nin komiserliğine bağlandı. Bu kentler 1947’de kabul edilen Birmanya Anayasasıyla Karenni Eyaleti adı altında birleştirildi. Ocak 1952’de Karenni’nin adı Kayah Eyaleti olarak değiştirildi. 1974 Anayasası’yla bütün öteki eyaletler gibi Kayah’m özerkliği de sınırlandı. Nüfus (1983) 168.429.
kayak, kanonun en yaygın iki türünden biri. Hem eğlence, hem spor amacıyla kullanılır. Grönland Eskimolarının geliştirdiği, daha sonraları Alaska Eskimolarının da kullandığı teknenin başı ve kıçı sivridir. Omurgası yoktur ve yüzü ileriye dönük
a…..
Uluslararası slalom kayağı
Ted Heıdenreich Jr
olarak iki palalı bir kürek kullanan kürekçi ya da kürekçilerin oturduğu sahanlık dışındaki bütün bölümleri kapalıdır. Kayaklar daha çok tek kişilik yapılır, ama iki ya da üç kişilik de olabilir. Eskimolar kayaklarını, ırmakların sürüklediği odunların ya da balina kemiğinden bir iskelet üzerine ayıbalığı ya da öteki hayvan derilerini gererek, sonra da bunları su geçirmez duruma getirmek üzere hayvan yağıyla ovarak yapıyorlardı. Kürekçi, kayağın ters döndükten sonra su almaksızın yeniden düz duruma gelmesini sağlamak için üzerine bir örtü geçirirdi. Eskimo erkekleri kayağı balıkçılık ve avcılık amacıyla kullanırdı. 20. yüzyılda Eskimolar kayak yerine deniz motorları kullanmaya başladılar. Günümüzde eğlence ve spor amacıyla kayak kullanımı ve yapımı için bak. kano sporu.
kayak iniş yarışı, yokuş aşağı inen düzeltilmiş bir pistte kayakla hız yarışı. Pist, aralarında en az 8 m mesafe bulunan ve ikişer bayrak direğinden oluşan kapılarla işaretlenmiştir. Kayakçılar iniş sırasında bu kapılardan geçmek zorundadır. Yarışmaya katılanlar en az bir antrenman inişi yapar,
Kayak iniş yarışı
D P.A-Pıctorial Parade
daha sonra da tek başlarına, önceki iniş sırasında belirledikleri sırayla kapılardan
geçerek inişi gerçekleştirirler. Yarışı, pisti en kısa sürede tamamlayan kayakçı kazanır.
Erkekler uluslararası kayak şampiyonalarında pistin uzunluğu 2,4-5 km arasında değişir. Pistin varış noktasıyla başlangıç noktası arasındaki dikey yükseklik farkı
1.000 m kadar olabilir. Arazinin dikliği ve zorluk derecesi de yarışmacıların yeteneklerine ve dayanıklılıklarına göre belirlenir. Bayanlar kayak iniş yarışlarında pistin uzunluğu 1,6-2,5 km arasında değişir. Pistlerin uzunlukları genellikle mesafe olarak değil, iniş süresiyle (örn. iki dakikalık iniş vb) belirtilir. Kayak iniş yarışlarında birinci gelenlerin ortalama hızı saatte 64-80 km arasındadır. Özel olarak hazırlanmış kısa pistlerde saatte 160 km’yi aşan hızlara ulaşılabilmektedir; ama bu karşılaşmalar resmî kayak iniş yarışı olarak kabul edilmez. Alp disiplini(*) yarışmalarının belki de en çok cesaret gerektireni kayak iniş yarışıdır.
Dünya şampiyonları için bak. spor rekorları (kayak). Olimpiyat şampiyonları için bak. Olimpiyat Oyunları.
kayak krosu, engebeli ve dağlık bir arazide kayakla yapılan uzun mesafeli yarış. İskandinav ülkelerinde bir eğlence ve bir ulaşım biçimi olarak ortaya çıkan kayak krosu bu ülkelerde popülerliğini korumaktadır. Kayak krosunda kullanılan kayaklar Alp tipi arazilerde kullanılanlardan daha
Kayak krosu
UPI Compıx/EB İne
uzun, dar ve hafiftir. Ayağa, topuğun daha rahat hareket etmesine olanak verecek biçimde bağlanır ve daha uzun kayak sopalan kullanılır. Kayak krosunun yanşmah olmayan biçimi kayak gezintisi olarak da bilinir.
Almancada langlauf, pek çok İskandinav dilinde langrenn olarak bilinen kayak krosu az çok daire biçimli bir parkurda yapılır. Uluslararası yanşmaların standart mesafeleri erkeklerde 15, 30 ve 50 km, bayanlarda ise 5 ve 10 km’dir. Birçok geleneksel kros yarışının mesafesi daha uzundur (örn. İsveç’teki Vaasa Yanşı’nın mesafesi 90 km’dir). Yarışmacılar genellikle yarışmaya farklı zamanlarda başlarlar ve parkuru en kısa sürede tamamlayan kayakçı birinci olur. Kayak krosu bayrak yarışına her biri
10 km’liİc mesafede kayan dört erkek kayakçı ya da her biri 5 km’lik mesafede kayan üç kadın kayakçı katılır. Kayak krosu kayakla yapılan öteki sporlar kadar tehlikeli
değildir, ama özellikle uzun mesafelerde çok dayanıklı olmayı gerektirir. Dünya şampiyonları için bak. spor rekorları (kayak). Olimpiyat şampiyonları için bak. Olimpiyat Oyunları.
kayak sporu, ayakkabı ya da botlara tutturulmuş bir çift kayakla kar üzerinde yapılan spor.
İsveç ve Finlandiya’daki bataklıklarda bulunan en eski kayakların 4-5 bin yıllık olduğu sanılmaktadır. Bilinen ilk kayaklardan bazıları kısa ve geniştir; bu bakımdan günümüzdeki dar ve uzun kayaklardan çok, kar ayakkabılarını andırır. Norveç’te, Kuzey Kutup Dairesi yakınlarında bulunan, kayaya oyulmuş, kayak yapan iki adam tasviri İO 2000’lerden kalmadır. Çin’in kuzeyinde 7. yüzyılda kayak sporu yapıldığına ilişkin kayıtlara rastlanmıştır. Vikingle-rin 10. ve 11. yüzyıllarda kayak kullandıkları, daha sonraki tarihlerde Lapların kayak üzerinde avlandıkları bilinmektedir.
Kayak ulaşım aracı olarak ilk kez Norveç, İsveç, Finlandiya ve bazı Doğu Avrupa ülkelerinin kırsal yörelerinde kullanıldı; buralarda günümüzde de yolculuk amacıyla bazen kayaktan yararlanılır. Askeri alanda kayak kullanımı, Oslo Çarpışmasından (1200) önce Norveçlilerin oluşturduğu ka-yaklı keşif birlikleriyle başladı. İsveç’te de 1452’de kayakh birlikler oluşturuldu. Finlandiya, Norveç, Polonya, Rusya ve İsveç gibi ülkeler 15. yüzyıldan 17. yüzyıla değin savaşlarda kayak kullandılar. Yüzbaşı Jens Emmahausen 1733’te Norveçliler için ilk kayak sporu elkitabım yazdı. Para ödüllü askeri kayak yarışmaları 1767’de düzenlenmeye başladı. Kayağın askeri amaçla kullanımı, kar koşullan ve arazi yapısı nedeniyle, keşif işlerinde ve küçük hedeflere yönelik baskınlarda kayaklı piyadenin daha elverişli olduğu yerlerde hâlâ sürmektedir.
Eğlenceye dönük kayak sporunun, kayağın daha çok ulaşım aracı olarak kullanıldığı dönemlerde de var olduğu sanılmaktadır. Hem eğlence, hem spor amaçlı kayak krosunun, kayağın ulaşım aracı olarak kullanılmasından geliştiği kesindir. Kayak sporu ise kayağın ayağa bağlanışındaki ilkellik nedeniyle 19. yüzyıl ortalarına değin pek gelişemedi. Norveçli Sondre Nordheim, 1860 dolayında ayak ucuna takılan kayışla-nn her iki yandan, topuğun çevresinden geçirilerek bağlanmasına dayanan bir yöntem geliştirerek kayak sporunda çığır açtı. Kayakla ilgili ilk spor yarışmalarından biri 1843’te, Norveç’in Troms0 kentinde düzenlenen kayak krosu yanşıydı. 1860’larda Califomia’da yokuş aşağı inen engebesiz pistlerde kayak yanşlan yapılmaya başladı; bu yarışlarda 3,6 m uzunluğunda, yalnızca ayak ucu kayışlan bulunan kayaklar kullanılıyordu.
Kayak yanşmaları Kuzey disiplini(*) ve Alp disiplini(*) biçiminde iki türe ayrılır. Kuzey disiplini, kayak krosu ve kayakla atlama yanşlannı kapsar. İlk büyük kayakla atlama yanşı Oslo’da 1879’da yapıldı. Bu disiplinin önemli karşılaşmaları arasında Oslo yakınlanndaki Holmenkollen’de 1892’den beri her yıl düzenlenen kayak krosu ve kayakla atlama yanşlan ile 1905’ten 1917’ye değin ve 1922’den 1926’ya değin her dört yılda bir düzenlenen Kuzey Oyunları sayılabilir. Alp disiplini iniş ve slalom yanşlannı kapsar. Kayakla dağcılık ilkin 19. yüzyıl sonlannda Alpler’de yapıldı ve 1970’lerin sonlannda kayakla iniş yöntemi olarak yeniden canlandı.
20. yüzyılda Avrupa ve Kuzey Amerika’da daha popüler bir spora dönüşen kayak, 1930’larda Avustralya ve Yeni Zelanda’da, 1940’larda Şili ve Arjantin’de (And Dağ-
lan), 1950’lerde de Japonya’da hızla yayıldı. İL Dünya Savaşı’ndan sonra Yugoslavya ve Yunanistan, İspanya ve Portekiz (Pire-neler), Fas ve Cezayir, SSCB, Lübnan, Türkiye, İran ve Hindistan’da da tutulmaya başladı.
Başlangıçta Alp disiplini kayakçıları, kayarak inmek için önce tırmanmak zorundaydı. 1900’lerin başlannda kayakçılan Alp-ler’in yukarılarına taşımak için yalnızca dağ demiryollan ya da teleferik kullanılıyordu. 1930’lann başlarında telesiyej ve teleski gibi bir dizi araç kullanılmaya başladı. Böylece her kayakçı eskiye oranla dört-beş kat fazla iniş yapabilme olanağını buldu. Kar yapma makinesinin bulunmasıyla kayakçıların kann yeterli olmadığı zamanlarda da spor yapması sağlandı.
Kayakların geliştirilmesi hem kayakçıların ustalaşmasına, hem de kayağın spor ve eğlence olarak yaygınlaşmasına önemli katkıda bulundu. Kayaklar önceleri ahşaptan (genellikle Carya ağacı) ve tek parça olarak yapılırdı; 1930’larda değişik malzemeleri üst üste koyarak sıkıştırmaya dayanan yöntemler de kullanılmaya başladı. 1950’lerden sonra kullanılan plastik tabanlar kayağın hızını ve dayanıklılığını artırdı. Zamanla ahşap ya da plastik bir levhanın metalle kaplanmasıyla yapılan kayaklar yaygınlaştı. Nordheim’ın 19. yüzyılda tasanmım yaptığı, kenarlan içe doğru kıvrık kayak modeli, bütün modern kayaklara örnek oluşturdu.
Kayak sporunun popülerliğini ve kayakçı-lann becerilerini artıran bir başka etken de özellikle Alp disiplininde kayak eğitiminin gelişmesi oldu. AvusturyalI Hannes Schnei-der’in 1900’lerin başlarında geliştirdiği teknikler kayak eğitiminin temelini oluşturdu. Kayak öğretmenleri için yeterlilik sınavları ilk kez 1925’te Avusturya’da yapıldı. Bu sınav sistemi daha sonra İsviçre, Fransa, İtalya, Almanya, Kanada ve ABD’de de benimsendi. 20. yüzyılın ikinci yansında her düzeydeki kayakçıyı eğitebilecek nitelikli kayak öğretmenleri yaygınlaştı.
İlk yerel ve ulusal kayak kulüpleri Norveç’te (1861), ABD’de (1872) ve İsveç’te (1879) kuruldu. Bunu Norveç Kayak Birli-ği’nin (1883) ve Büyük Britanya Kayak Kulübü’nün (1903; 1964’ten sonra Büyük Britanya Ulusal Kayak Federasyonu) kuruluşu izledi. 1924’te dünya kayakçılığının yönetici organı olarak Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS) oluşturuldu. Bu kuruluş 1925’ten beri Kuzey disiplininde (1925-31 arasında yalnızca erkekler), 1931’den beri de Alp disiplininde dört yılda bir hem erkekler, hem bayanlar için Dünya şampi-yonalan düzenlemektedir. Kayak sporu 1924’te Olimpiyat Oyunları’na alındı, ama 1936’ya değin yalnızca erkekler Kuzey disiplini yanşlan yapıldı. Bu tarihten başlayarak bayanlar ve erkekler Alp disiplini yanşlan da Olimpiyat Oyunları’nda yer aldı. Bayanlar Kuzey disiplini yanşlan 1950’lerde ve 1960’larda Olimpiyat Oyunla-n’na alındı. 1967’de giderleri özel kişi ve kurumlarca karşılanmak üzere FIS’nin gözetiminde düzenlenmeye başlayan Dünya Kupası, 1969-70 sezonunda bütünüyle özel ve profesyonel bir şampiyonaya dönüştü. 1960’larda özel kuruluşlardan malzeme ve para kabul etme biçimindeki uygulamaları profesyonellik olarak nitelendiren Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), önde gelen bir kayakçıyı bu gerekçeyle 1972 Olimpiyat Oyunlan’ndan çıkardı. Bunun üzerine daha önce kayak öğretmenliğiyle sınırlı olan profesyonellik açık bir biçim daldı. Hem amatör, hem profesyonel Dünya şampiyonalarının televizyondan yayınlanması kayakçılığın yaygınlaşmasını önemli ölçüde etkiledi. Alp ve Kuzey disiplinlerinde Dünya şampiyon-
99 kayakaktfisü
lan için bak. spor rekorları (kayak). Olimpiyat şampiyonları için bak. Olimpiyat Oyun-lan.
Kayak sporunun temel malzemesi olan kayakların uzunluğu dallara ve kategorilere göre değişir. Yetişkin erkeklerin kullandığı ortalama iniş kayağının uzunluğu 210 cm’nin biraz altında, genişliği ise 7,6 cm dolayındadır. Bütün kayak dallarında kayağın ucu sivri ve yukanya doğru kıvnk, burun ya da kürek denen ön bölümü genellikle biraz daha geniş, kuyruk denen arka bölümü ise kare biçimli olur. En kalın yer ortada ayağın altına gelen bölüm, en ince yer ise uca yakın bölümdür. Kayaklar kambur denen hafif bir kavis oluşturacak biçimde yapılır. Böylece kayakçının ağırlığının bütün kayağa yayılması sağlanır. İniş kayağında, kayış doğrultusunun korunmasını sağlamak üzere taban yüzeyinin ortasında, boydan boya uzanan ve derin olmayan bir oyuk bulunur. Aynca kayağın sert kar ya da buz yüzeyine hafifçe gömülmesi için tabana keskin çelik kenarlar yerleştirilir. Yaklaşık 240 cm uzunluğunda olan atlama kayağı daha geniş, daha kalın ve iniş kayağından daha ağırdır. Genellikle tabanda üç tane oyuk çizgi bulunur; çelik kenarlar ise yoktur. Çoğu zaman katmanlar biçiminde sıkıştınlmış tahtadan yapılan kros kayağı iniş kayağından daha dar ve çok daha hafiftir.
Ayağa iyice oturan, deri ya da plastikten yapılmış ve kayakçının düşmesi durumunda kayağın çıkmasına uygun biçimde sıkı bağlarla kayağa tutturulmuş ağır botlann, kayağı tam olarak denetlemeyi sağlayan düz ve sert tabanları vardır. Atlama ve kayak krosu yanşmalarında, sporcunun topuğunu kaldırabilmesine, böylece vücudunu öne doğru rahatça eğebilmesine olanak verecek biçimde bağlanan daha esnek ve daha hafif botlar giyilir.
Kayakla inişte, sporcunun iki elinde de tüp biçiminde, yaklaşık 120 cm uzunluğunda ve hafif metalden yapılmış birer kayak sopası bulunur. Kayak krosu için kullanılan sopa genellikle daha uzun ve daha hafiftir. Sopalar kayakçının, düz bir arazide ilerlerken ve tırmanırken kendini öne doğru itmesini sağlar. Ayrıca iniş sırasında denge sağlamak için kullanılan sopalar dönüşlerde de kayakçıya yardımcı olur. Kayak sopasının üst tarafında bileğe takılan bir kayış vardır. Bu kayış, kayakçı düştüğünde sopanın fırlayıp gitmesini engeller. Sopanın alt bölümünde, karda çok derinlere gömülmesini engelleyen çember biçimli bir tabla yer alır.
kayakaktüsü, kaktüsgiller (Cactaceae) familyasının, Ariocarpus cinsini oluşturan altı türe, özellikle de Ariocarpus fîssuratus’a verilen ad. Anayurdu Texas ve Meksika’dır.
Kayakaktüsü (Ariocarpus fissuratus)
L N and Anella Dexter
kayakla atlama 100*
Kaya görünümlü bu kaktüsler yaz yağmurlarıyla birlikte 2-5 cm çapında, kırmızı, beyaz ya da san renkli çiçekler açar. Kayakaktüsleri bileşimlerindeki hordenin alkaloitinden ötürü hafif halüsinojen etkili bitkilerdir.
kayakla atlama, yanşmacılann, atlama noktası yukarı kıvrılmış, dik eğimli bir rampada kayıp hızlanarak gerçekleştirdikleri atlama yanşması. Kayakçılar rampanın ucundan büyük bir hızla fırladıktan sonra havada olabildiğince uzun bir yatay yol
Kayakla atlama
Toichi Sakakibara
almaya çalışırlar. Kayakla atlama karşılaş-malan 100 m, 80 m, 70 m (bu rakamlar kayakçılann atladıklarında kat ettikleri ortalama mesafeleri belirtir) gibi kategorilere aynlan, özenle eğimlendirilmiş ve hazırlanmış tepelerde yapılır. Büyükler uluslararası karşılaşmaları genellikle 90 – m ve 70 m kategorilerindedir. İniş genellikle bir kule üzerinden başlar. Atlayıcı çömelmiş durumda hız kazanarak (saatte 120 km’ye ulaşabilir) aşağıya doğru kayar. Atlama noktasına geldiğinde ileri ve yukarı doğru fırlar. Başanlı atlayıcılar havada, dizler dik ve ayak bilekleri öne doğru eğilmiş durumda uçarlar. Bu uçuş sırasında kayaklannı da birbirine paralel ve yukanya doğru biraz eğimli tutarlar. Bu duruş, rüzgâr direncini en aza indirir ve havada alman mesafenin uzunluğunu artıran aerodinamik kaldırma etkisi sağlar. Yere, tepenin çok eğimli bir bölümünde ve çok daha dik bir duruşla inilir. Yerle temasın şoku dizlerin kıvnlma-sıyla azaltılır. Eğimin sona erdiği düzlükte atlayıcı bir dönüşle durur.
Yanşmacılar ikişer atlayış yaparlar. Atlayışlar hem alınan mesafeye, hem atlayış tekniğine göre hakemlerce değerlendirilir. Atlanan tepeler birbirinden farklı olduğu için değişik yerlerde ulaşılmış mesafeleri birbirleriyle tam anlamıyla karşılaştırmak olanaksızdır.
Kayakla uçuş, puanlama sistemi dışında hemen her yönüyle kayakla atlamaya benzer. Uçuş yanşmalarında alman mesafe puanlamada daha büyük önem taşır. İyi yarışçılar ideal koşullarda 150 m ya da daha uzun mesafelere ulaşabilirler. Dünya şampi-yonlan için bak. spor rekorlan (kayak). Olimpiyat şampiyonlan için bak. Olimpiyat Oyunlan.
kayal, Hindustan müziğinde(*) iki bölümlü bir Hint şarkısını temel alan müzik formu. Bölümler gittikçe uzayan melodi ve ritim doğaçlamalan arasında yinelenir. Genellikle ağır (vileambit) bir kayal’ın ardından, gene aynı raga’da (müzik makamı) kısa ve hızlı (drut) kayal söylenir.
Kayal’m dhrupad olarak bilinen daha uzun melodilerle yakınlığı vardır; buna karşılık kısıtlamaları daha azdır. Genellikle tabla (bir çift küçük davul) ve tambura (lavta) eşliğinde çeşitli tala’larla (ritim ya da ölçü) seslendirilir.
Kayalıdere, Muş’un Varto ilçesinin 15 km kadar güneydoğusundaki Kayalıdere köyünün yakınında kale tipi yerleşme. Murat Irmağının batı yakasında 12 m yüksekliğindeki bir tepenin üstündedir. 1966’da Londra Üniversiteşi’nden Seton Lloyd tarafından Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü adına kazılmıştır.
Aşağı kent ve hisardan oluşan yerleşmede ilk oturanlann Urartular olduğu anlaşılmıştır. Yazılı belge ele geçmediği için yerleşmenin eski adı açıklığa kavuşturulamamıştır. Bir surla çevrili olan hisarda kare planlı özgün bir Urartu tapınağı, yaşama yerleri ve boyunlannda hiyeroglifler bulunan sıra sıra küplerin yer aldığı depo kalıntıları bulunmuştur. Tapınağın temellerinde kesme taş, öbür yapılann temellerinde kaba
yonu taş kullanılmıştır; duvarlar iri kerpiçlerle örülmüştür.
Hisarın güney ucunda, kayalara oyulmuş, birbirine dar geçitlerle bağlı altı odalı bir kaya mezarı vardır. Düzgün olmayan dikdörtgen planlı bu mekânlardan birinde gene kayaya oyularak küçük bir lahitle altı tane niş oluşturulmuştur. Odalardan ikisindeki aşağıya doğru genişleyen birer kuyunun, yeraltı ya da ölü kültü ile ilgili olduğu sanılmaktadır.
Hem hisarda, hem de bu kaya mezarında özellikle Urartu metal sanatının özgün örnekleri ele geçirilmiştir. Bunların çoğu tunçtan yapılmış sadak, kalkan, ok ucu gibi savaş araçlandır. Aynca demirden yapılmış tutamak, sap delikli balta, ok ucu gibi buluntulara da rastlanmıştır.
Kayalık Dağlar, Kanada’daki Kuzey Al-berta’dan başlayıp, ABD’nin batısını geçerek Meksika’ya ulaşan 4.800 km uzunluğundaki büyük dağ sisteminin en önemli bölümü. Doğusunda Büyük Ovalar, batısında da Basin ve Range illerinin dağlan ve
Sarı Francı
BÜYÜK OKYANUS

Kayalık Dağların sınırları
Kayalık Dağlar
platoları yer alır. Dağ sırasının genişliği 110-640 m, deniz düzeyinden yüksekliği ise 1.500-4.399 m (Elbert Dağı, Colorado) arasında değişir. Jeolojik açıdan Geç Kreta-se (Tebeşir) Döneminde (Kretase Dönemi y. 136-65 milyon yıl önce) oluşan bu kıvrımlı genç dağlar Laramide dağoluşumu döneminde yükselmiş ve sonraları daha da yükselerek buzullarla kaplanmıştır.
Kayalık Dağlar fiziksel coğrafya açısından doğu ve batı olmak üzere iki bölüme ayrılabilir: Doğu bölümünde, her ikisi de
Mummy Dağları, Kayalık Dağlar Ulusal Parkı, Colorado
Josef Muench
480 km uzunluğundaki Front Sıradağları ile Orta Arizona yükseltileri yer alır; bu bölümün geri kalan kesimi 96 km uzunluğunda, 24 km genişliğinde ve daha alçaktır. Kalınlığı 1.830-2.135 m arasında değişen tortul kayaç katmanları fazlaca kırılmış ya da kıvnmlanmış değildir. Jeosenklinal kökenli tortul kayaç katmanlarının kimi yerde
12.200 m’ye ulaştığı batı bölümü ise, yaygın bir itilme, blok halinde kırılma ve kıvamlanma sonucu oluşmuş birbirine koşut dağ sıralarını kapsar. Kayalık Dağların bu bölümdeki başlıca uzantıları Kanada Kayalık Dağları ve kuzeybatıdaki Montana Kayalık Dağlarıdır.
Kuzey Amerika’nın Missouri, Rio Grande, Columbia ve Colorado gibi büyük ırmakları, Kayalık Dağlardan doğar; dağlar aynı zamanda doğudaki Meksika Körfezi ile batıdaki Büyük Okyanusa doğru akan ırmaktan birbirinden ayıran Kıta bölünümü-nü oluşturur. Dağların batı eteklerine ve tepelerine düşen yağış 1.000 mm’ye ulaşmakla birlikte, sanayi ve tanmda su sıkıntısı vardır. Güneyde 3.965 m, kuzeyde de 2.440 m’nin üzerindeki kesimler karla kaplıdır.
Kayalık Dağlann doğal bitki örtüsünü gök-nar, ladin, ardıç, kavak ve çam ağaçlanyla Alp tipi çayırlar oluşturur; dağlarda ayı, geyik, keçi, koyun ve puma gibi hayvanlar yaşar. Idaho, Nevada, Utah, New Mexico, Arizona, Colorado, Montana ve Wyoming eyaletleri bakır, demir, gümüş, altın, kurşun, çinko, fosfat, potas ve jips gibi madenler açısından zengindir. Bu eyaletlerde aynı zamanda kömür, doğal gaz ve petrol çıkan-hr. ABD’nin molibden, berilyum ve uranyum üretiminin hemen tümü Kayalık Dağlardan sağlanır. Dağların doğu eteklerinde ve vadilerde çiftçilik, kerestecilik ve turizm gelişmiştir. ABD’deki Yellowstone, Kayalık Dağlar ve Grand Teton ulusal parkları başhca dinlenme alanlarıdır. Denver’ın 3.365 m batısındaki Eisenhower Tüneli, dünyanın en yüksek karayolu tünellerin-dendir.
Kayalık Dağlar lekeli humması, ilk kez
ABD’nin Kayalık Dağlar bölgesinde görülüp tanımlanan ve tifüse benzeyen enfeksiyon hastalığı. Etkeni, insana kene ile bulaşan Rickettsia rickettsi adh mikroorganizmadır. 1906’da H.T. Ricketts’in bu hastalığın etkenini bulmasından sonra, riketsiya kökenli başka hastalıklar da tanımlanmıştır.
Hastalık etkeninin özellikle koyun ve sığırda bulunan Dermacentor andersoni türü keneyle taşındığı belirlendikten sonra, hastalığın sıklıkla Kuzey Amerika’nın batısında kırsal kesimde yaşayanlarda, özellikle ilkbahar sonu ve yaz başında görüldüğü anlaşıldı. ABD’nin doğusunda ve güneyinde insanlarda sık görülmesi, hastalığın köpeklerle taşman ve insana da geçebilen Amerika köpek kenesiyle (Dermacentor variabi-lis) taşınmasıyla açıklanmış, ABD’nin bazı bölgelerinde Amblyomma americanum ile, Brezilya’da Amblyomma cajennerıse ile taşındığı saptanmıştır.
Hastalığın belirtileri tifüsü andmr. Ağır vakalarda, döküntülerle birlikte özellikle el ve ayak bilekleri çevresinde, deri altında küçük kanamalar olur. Sinirsel ve ruhsal bozukluklar da sık görülür; huzursuzluk, uykusuzluk, yönelim bozukluğu gibi belirtiler merkez sinir sisteminin hastalıktan etkilendiğini gösterir. Hasta ilk günden itibaren bitkindir; komaya girebilir ve 6-7. günde ölebilir. İyileşme uzun zaman alır; bu dönemde görme bozuklukları, sağırlık ve zihinsel bulanıklık gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Hastalıktan ölüm oram, tifüste olduğu gibi hastanın yaşıyla bağlantılıdır. Erken dönemde antibiyotiklerle tedavi edilirse daha kısa zamanda iyileşebilir ve ölüm olasılığı azalır.
Hastalık, çevre temizliğine dikkat edilerek ve kene ısırmalarından korunarak önlenebilir. Enfeksiyon görülen bölgede bulunan-lann giysilerinde ve vücutlarında sık sık kene denetlemesi yapmak gerekir. Kene insan vücudunda belirli bir bölgeye hemen yerleşmez, birkaç saat dolaşır; kene ısırığından enfeksiyon kapma tehlikesi kenenin vücutta kalma süresiyle doğru orantılıdır. Ayrıca bak. Marsilya humması.
Kayalıköy Barajı, Kırklareli’nde il merkezinin batısındaki Teke Deresi üzerinde kurulu toprak ve kaya dolgu baraj. 14.720 hektarlık bir alanın sulanması ve Teke Deresinin denetim altına alınarak taşkınla-nn önlenmesi amacıyla yapımına 1981’de başlanan baraj, 1985’te hizmete alındı.
Barajın dolgu hacmi 1.628.000 m3, kret kotu 249,35 m, temelden yüksekliği 73 m, talvegden yüksekliği 68,70 m, normal su kotu 241,86 m, toplayabildiği su miktarı 149,89 milyon m3 ve gölet alanı 10,20 km3’dir.
Kayanlar, Borneo’nun orta kesiminde yaşayan yerli halk. Kenyalarla birlikte ya da daha genel olarak Bahaular adı altında gruplandınlırlar. Sarawak’taki Kayanlar (1960 nüfus sayımına göre 7.899 kişi) Baranı, Bintulu ve Rajang ırmaklarının kay-naklannda, Endonezya Borneosu’ndaki Kayanlar ise çoğunlukla Mahakam ve Ka-puas ırmaklarının kaynaklan yakınında yaşarlar.
Kayanlar ulaşımın kanolarla sağlandığı ırmakların kıyılarında her bölümde bir ailenin oturduğu 50 ya da daha fazla bölümlü uzun evlerde otururlar. Evin merkezinde genellikle oymalar ve duvar resimleriyle süslenmiş, şefe ait özel bir bölüm bulunur. Bazen çok sayıda evin bir araya gelmesiyle köyler oluşturulur. Kayanlann geçimlik ekonomileri dönüşümlü tarıma dayanır. Yöredeki yağmur ormanında açılan alanlarda pirinç yetiştirilir. İkincil bir ürün olan sagu dışında balıkçılık, avcılık ve orman ürünleri toplayıcılığı da önem taşır. Birçoğu usta demirci olan Kayanlann el işleri ve geleneksel sanatlan son derece ilginçtir. Sınıflı bir toplum olan Kayanlarda içten evlilik özellikle yüksek sınıflar arasında yaygındır. Eskiden kafatası avcılığı yapan Kayanlar, İban (Deniz Dayaklan) ve öteki
101 Kaye, Danny
Dayak kabileleriyle sık sık çatışırlardı. Gelişmiş bir yapıya dayanan geleneksel dinleri çok sayıda tannyı, çeşitli animist inançlan, şamanizm ve falcılık gibi törensel kurumlan kapsar. Sarawak Kayanlarının çoğu Hıristi-yandır.
Kayapalar, Ekvador’un batısındaki kıyı düzlüklerinde yaşayan Güney Amerika Yerlileri. Bölgede günümüze değin varlığını sürdürebilen az sayıdaki Yerli topluluğundan biri olan Kayapalar, komşu Kolorado halkının diliyle benzerlikler gösteren, Çipça öbeğine bağlı bir dil konuşurlar. Kolorado-lar gibi, Kayapalar da And Dağlannda yaşayan halklann soyundan geldiklerine inanırlar. 1970 başlarında sayılannın yaklaşık 3 bin olduğu tahmin edilmekteydi. Tanm, balıkçılık ve avcılık yapan Kayapalar muz, manyok, şekerkamışı, tatlı patates, yam ve biber yetiştirir, önemli olmamakla birlikte hayvancılık da yaparlar. Aynca çevrede bol miktarda bulunan balık ve kabuklular ile ormanda yaşayan hayvanlan avlarlar. Tipik bir Kayapa yerleşmesi, tropik ormanlardaki dere ya da ırmak kıyıla-nnda kurulan ve tek tek ailelerin oturduğu evlerden oluşur. Geleneksel evler kazıklarla desteklenmiş saz damlı yapılardır; evler çoğunlukla çitle çevrilmez. Kadınlar bellerine, ayak bileğine kadar uzanan etekler sararlar. Erkekler ise dar, kısa pantolon ve patiska gömlek giyerler. Dokumacılık, çömlekçilik ve ahşap işçiliği temel el sanat -landır. Kayapaların dinleri, Katoliklik ile putperestliğin karışımıdır. Siyasal örgütlenmeleri babadan oğula geçen şeflik kurumu ile ikincil derecede görevlilere dayanır.
kayasıçanı (Petromus typicus), Rodentia (kemiriciler) takımının Petromyidae familyasından, Afrika’nın güneybatı kesimlerindeki kayalık dağ ve tepelerde yaşayan, sincaba benzer memeli türü. Yumuşak tüylü, boz ya da sarımsı kahverengi olan kayasıçanımn başı geniş ve yassı, boyu uzun kuyruğu dışında, 15-20 cm’dir. Kaburgalan son derece esnek olduğundan gövdesini kolayca kayalar arasındaki dar yanklara sığdırabilir. Gündüzleri dolaşarak yeşil bitkiler, üzümsü meyveler ve tohumla beslener ya da güneşlenen bu hayvanlar geceleri kaya yarıklarında bannır. Yılda bir kez ve yazın yavrulayan dişiler bir batında bir yi da iki tane oldukça iri ve iyi gelişmiş yavrv doğurur.
kayatuzu bak. halit
Kaydu Han (ö. y. 1301), 1269-1301 arasın da Moğol hanı. Hemen hemen kesintisi; biçimde 30 yıh aşkın süre Kubilay Han’i karşı savaşmıştır.
Cengiz Han’ın oğullarından Ögedey’in to runuydu. 1263’te Türkistan üzerinde hal iddia etti ve askeri ittifaklannın yardımıyl; bölgeyi ele geçirdi.- 1269’da bazı Moğo önderlerince han seçildi. Bir süre için, esk başkent Karakurum’la birlikte Moğol top raklannın önemli bir bölümünü denetim altında tuttuysa da Kubilay’a karşı kalıcı bi zafer kazanamadı. 1294’te Kubilay’m ölme sinden sonra da saldınlarını sürdürdü 1301’de Karakurum yakınlarında yenik düş tü ve kaçarken öldürüldü.
Kaye, Danny, asıl adı david daniel k/ minski (d. 18 Ocak 1913, New York kenti ö. 3 Mart 1987, Los Angeles, ABD’ sinema, tiyatro ve televizyondaki rolleri v gösterileriyle ülkesinin komedi ustalan an sına girmiş ABD’li oyuncu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*