Kavramak

Kavramak

g. f. 1, Bir şeyi (somut) kavramak,
bir şeyi sıkıca tutmak amacıyla tek
ya da iki elle yakalamak: Kolunu kavradı,
kendisine doğru çekmeye başladı. Bir kimseyi
belinden kavramak. Kıhcın kabzasını
kavramak. Sabanın sapını sıkıca kavradı.
— 2. Bir şeyi (soyut) kavramak, anlamak,
anlamını çözmek, algılamak: Konunun
özünü kavrayabıldığini sanmıyorum. Yaptığın
imayı kavrayamadı.
—Fels. Kant’a göre, imgelemin bir nesneyle
ilgili olarak işlev görmesi. (“Gerçekten
de, imgelemin görevi, sezginin çeşitli verilerinin
bir tablosunu oluşturmaktır Bunu yapabilmek
için imgelemin, etkinliği sırasında
önce izlenimleri alması, yani onları kavraması
[alm. apprehendieren] gerekir” Kritik
der reinen Vemunft [Salt aklın eleştirisi],
1,1,1.)
—Kuşç. Çakırkuşundan söz ederken,avını
pençeleriyle tutmak.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)