Kavakami Hacime

Kavakami Hacime

Kavakami Hacime

(d. 20 Ekim 1879, Ivakuni – ö. 30 Ocak 1946, Tokyo, Japonya), Japonya’nın ilk Marksist kuramcılarından gazeteci, şair ve akademisyen.
Tokyo Üniversitesi’ni bitirdikten (1902) sonra gazeteci olarak çalışırken, İngiliz yazar E. R. A. Seligman’m Economic Interpretation of History (1902; Tarihin Ekonomik Yönden Açıklanması) adlı yapıtını çevirdi. Bu kitap Japoncada Diyalektik Maddecilik üzerine yayımlanan ilk çalışmaydı. 1913’te akademik çalışma için Avrupa’ya gitti. 1915’te ülkesine dönerek Kyoto imparatorluk Üniversitesi’nde ekonomi profesörü oldu. 1928’de siyasal etkinlikleri nedeniyle istifa etmek zorunda kalıncaya değin burada çalıştı. Kyoto’da, öğrenci ve işçilere Marksist iktisat bilgisi kazandırmak amacıyla Şakai mondai kenkyu adh dergiyi çıkarmaya başladı. 1928’de basılan Keiza-gaku taiko (İktisadın Anahatlan) adlı kitabı ve Das Kapital in (1867, 1885, 1894, 3 cilt; Kapital, 1975, 1976, 1978, 3 cilt) Japonca baskısına yazdığı önsöz, 1920’lerde ve 1930’larda Japonya’da kuramsal iktisadın gelişmesinde önemli rol oynadı.
Kavakami 1920’lerde siyasetle gitgide daha doğrudan ilgilenmeye başladı. Proleter Par-ti’nin adayı olarak parlamento seçimlerine girdiyse de başarılı olamadı. Yasaklanan Japonya Komünist Partisi’nin etkinliklerine
katıldı. Yasadışı siyasal çalışmaları nedeniyle tutuklanması, etkin siyasal yaşamım noktaladı. 1937’de hapisten çıkınca otobiyografisini yazmaya başladı. Burada gençliğinde Tolstoy’dan esinlenen milliyetçi dünya görüşünden Marksizme doğru düşünsel evrimini inceledi. 1945-46 kışında, düşkün bir yaşlı olarak beslenme yetersizliğinden öldü. Şiirleri dört cilt halinde 1946’da ölümünden sonra yayımlandı.
kaval, Türk halk müziğinde kullanılan üflemeli çalgı. Dilli ve dilsiz olmak üzere iki türü vardır. Her ikisi de ağaç (gürgen, ıhlamur, şimşir) ya da kamıştan yapılır. Son yıllarda metal kavallar da yapılmıştır. Kavalın boyu 30-80 cm arasında değişir. Genellikle 6’sı önde, l’i arkada yedi deliği olur. Sekiz ya da dokuz delikli olanları da vardır. Kavalın ses alanı bir buçuk oktav kadardır. Her delikten, üflemenin şiddeti değiştirilerek, iki ses (örn. la ve onun üst beşlisi olan mi) elde edilir. Tiz sesler için daha şiddetli üflemek gerekir. Dilli kaval dudaklara dik olarak tutulur; dilsiz olanı, tıpkı ney gibi, belli bir açıyla yan tutularak çalınır.
Dünyanın hemen hemen her yerinde benzerine rastlanan kaval, Anadolu’da çoban çalgısı olarak tanınır. Bazı yörelerde (Kayseri, Sivas, Kahramanmaraş), kavalla çalınan bazı havalar (örn. “suya indirme havası”, “geri döndürme havası”, “çan havası”) bu ilişkiyi anımsatan adlarla bilinir. Halk masallarında da çobanlann kavalı ustaca çalarak doğaüstü işler (örn. bir hafta boyunca su verilmeyen koyunlan dere kenarında su içmekten alıkoymak) başardıkları anlatılır.
kaval kemiği, tîbîa olarak da bilinir, omurgalılarda bacakta dizin, altında yer alan iki kemikten dışta ve daha büyük olanı. İnsanda kaval kemiğinin üst ucu, uyluk kemiğinin alt ucundaki yumrularla eklemle-şen, tepesi oldukça düz iki yumrudan oluşur. Dizkapağı bağı, önde kaval kemiği çıkıntısına bağlanarak diz ekleminin geri kalan bölümünü oluşturur. Dıştaki yumru daha büyüktür ve kamış kemiğiyle eklemle-şir. Kaval kemiğinin kesiti kabaca üçgen biçimindedir; üzerinde kemiğe tutunan kasların izleri vardır. Kamış kemiğine boylu boyunca uzanan bir zarla bağhdır. Tarihön-cesinde yaşamış insanlara ait fosil örneklerinde, kemiğin gövdesinin yanlardan basıklaşmış olduğu görülmüştür. Kemiğin alt ucunda, ayak bileği ekleminin bir bölümünü oluşturan ve aşık kemiğiyle eklemleşen bir çıkıntı, ayrıca kamış kemiğinin alt ucuna dokunan bir çentik vardır.
Kavala, kavâlla olarak da yazılır, eskiden neapolİs, Yunanistan’ın Makedonya bölgesinde il (nomös), il merkezi kent ve liman. Ege Denizinin Kuzeyindeki Kavala Körfezinde (kölphos) yer alır. Kavala kenti, 1924’ten beri Filippoi (eskiden Philippi), Neapolis ve Taşoz (Thâsos) Adası Piskopos-luğu’nun merkezi ve tümen karargâhıdır. Kentin Bizans surlarıyla çevrili Türk mahallesi, tepesinde bir Bizans kalesinin bulunduğu küçük bir burunda yer alır. Yeni kent,
II. Dünya Savaş’ndan sonra inşa edilen iki dalgakırandan oluşan ana limanın kuzeyine doğru genişlemektedir. Ticaret limanı kentin batı yakasındadır.
Kavala, İÖ 5. yüzyılda yok olan eski bir Taşoz kolonisinin yerine kurulan Neapolis kentinin devamıdır. Brutus, Philippi Çarpışmasından önce (İÖ 42) donanmasını kentin açıklarına demirledi. Havari Paulus ise Semadirek’ten (Samothrâki) Philippi’ye giderken kente uğradı. Bizans Döneminde Khristopolis adıyla anılan kent, 1387’den Yunanistan Krallığı’na bağlandığı 1912’ye
değin Osmanlı egemenliği altında kaldı. 1912-13,1916-18 ve 1942-44 arasında üç kez Bulgarlar tarafından işgal edildi.
Kavala günümüzde Yunanistan’ın kuzeyindeki bölgelerde yetiştirilen tütünün depolandığı ve ihraç edildiği önemli bir merkezdir. Doğudaki bataklıklar kurutularak pirinç ve kavun tarımına elverişli duruma getirilmiştir. Arıcılık da önemli bir ekonomik uğraştır. Yöredeki bağlarda üretilen üzümler, meyve olarak tüketilmek üzere Batı Avrupa’ya ihraç edilir. Eski kentin yakınlarında Romalılardan kalma bir suke-meri ve bir bölümü 1965’te açılan arkeoloji müzesinde sergilenen Roma ve Bizans dönemlerinden kalma yapıtlar bulunmaktadır. Nüfus (1981) kent, 56.375; il, 135.218.
Kavalalılar, 1805-1952 arasında Mısır’ı yöneten hanedan. Hanedan üyeleri 1805-67 arasında vali, 1867-1914 arasında hıdiv, 1914-22 arasında sultan, 1922-52 arasında da kral unvanını kullanmışlardır.
Hanedanın kurucusu, 1805’te III. Selim tarafından Mısır valiliğine getirilen Kavalalı Mehmed Ali Paşa’dır. Zamanla merkezden bağımsız davranmaya başlayan ve Batılı ülkelerle ilişkilerini geliştiren Mehmed Ali Paşa, 1831’de ayaklanarak Osmanlı topraklarının bir bölümünü işgal etti. Mısır kuvvetlerinin Kütahya’ya kadar ilerlemesinin ardından imzalanan Kütahya Antlaşması’y-la (1833) Suriye valiliğini de elde etti. 1841’de Suriye’yi yitirmesine karşılık Mısır valiliğinin soyuna kalmasını sağladı. Valiliği döneminde Mısır’ı özerk bir yapıya kavuşturarak Arap dünyasında ilk modernleşme hareketlerini başlattı. Sağlık durumunun bozulması üzerine 1848’de Mısır valisi olan büyük oğlu İbrahim Paşa aynı yıl ölünce, yerine Mehmed Ali Paşa’nın torunu Abbas Paşa (hd 1848-54) geçti.
Mehmed Ali Paşa’nın oğlu Said Paşa’dan (hd 1854-63) sonra Mısır valisi olan İsmail Paşa (hd 1863-79) 1865’te Abdülaziz’den aldığı bir fermanla valiliğin babadan en büyük oğula geçmesini sağladı. 1867’de de hıdiv unvanı alarak Kavalalılarm yan bağımsız konumlannı güçlendirdi. Ama döneminde dış borçlann olağanüstü bir düzeye ulaşması Ingiltere’nin 1882’de Mısır’ı işgal etmesinde önemli rol oynadı. İsmail Paşa’ mn II. Abdülhamid tarafından görevden alınmasından sonra, oğlu Tevfik Paşa (hd 1879-92) hıdiv oldu. Tevfik Paşa’nın oğlu ve son Mısır hıdivi Abbas Hilmi Paşa (hd 1892-1914) I. Dünya Savaşı’nın başında İngiltere’nin Mısır’ı işgal etmesi üzerine görevden uzaklaştırıldı. Ama Osmanlı hükümetince 1922’ye değin hıdiv olarak tanındı. İngiltere hükümeti ise 1914’te Hüseyin Kâmil Paşa’yı sultan (hd 1914-17) ilan etti. 1917’de Hüseyin Kâmil Paşa’nın yerine geçen ve I. Fuad (hd 1917-34) olarak bilinen kardeşi Ahmed Fuad Paşa 1922’de Mısır’ın bağımsızlığının ilan edilmesi üzerine kral unvanını aldı. Oğlu I. Faruk’un (hd 1936-52) Hür Subaylar hareketiyle tahttan indirilmesinden sonra, yerine henüz 1 yaşında olan oğlu II. Fuad geçirildi. Üç ay sonra Mısır Cumhuriyeti’nin ilan edilmesi ve kral ailesinin Mısır’dan uzaklaştınlmasıyla Ka-valalılar hanedanının egemenliği sona erdi.
Kavalar bak. Valar

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*