İSTİĞFARA DEVAM ETMEK HAKKINDA ALLAH VE RESULÜNÜN EMİRLERİ VE BU KONUDAKİ HADÎSLER

İstiğfar konusunda birçok âyet-i kerîmeler vardır. Bunlardan birkaçını teberrüken yazıyoruz : «Bil ki, Allah’tan başka (hak) ilâh yoktur. Kendinin, inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile (istiğfar et). Allah, gezip dolaştığınız ve duracağınız yeri bilir.»1531 «Rabbini hamdederek tesbîh et. O’ndan istiğfarda bulunarak bağışlama dile. Çünkü O, tevbeleri çokça kabul edendir.»832 «Rabbimiz! Hesap görülecek günde, beni, anamı, babamı ve mü’minleri bağışla.Konumuzla ilgili hadîsler: «İnanmış erkek ve kadınlar için istiğfar eden, onların bağışlanmasını dileyen kimseye Allah her mü’min erkek ve kadın başına bir iyilik yazar,» Yâni onlar için istiğfar ettiğine karşılık.534 Hısnü’l-Hasîn kitabında da bu hadîs nakledilmiştir. îbni Ömer (R.A.) diyor ki: Resûlüllah (SA.V.) Efendimiz şöyle buyurdu: «Her gün sabahlayınca mutlaka yüz defa Allah’a istiğfarda bulun (bağışlanmam dile).»585 Ebû Hüreyre ile Muzenî (RA.) diyorlar ki: Peygamber (S.A.V) Efendimiz halkı toplayıp onlara şöyle seslendi: «Ey İnsanlar! Allah’a tevbe ediniz. Çünkü ben günde yüz defa tevbe ediyorum.»538 Ebû Seleme’nin yapmış olduğu rivâyette ise şöyle deniliyor: «Doğrusu ben her gün yüz defa Allah’a istiğfarda bulunur, tevbe ederim..» Diğer bir rivâyette: «Doğrusu ben gece ve gündüzde yüz defa Allah’a istiğfar’da bulunurum» buyuruluyor. Tefsîr-i Hanefî’de deniliyor ki: «Allah’tan bağışlanmamı ve tevbemin kabulünü diliyorum» demektir. Bil ki: Peygamberlerin istiğfarı, bizim günahlarımız gibi hakiki bir günahtan dolayı değildir. Aklımızın inceliğine ermediği birtakım hususlardan dolayıdır. Çünkü onların yüce makamının zevkini duyacak durumda değiliz. Bu bakımdan onların günahını bizim düşündüğümüz şekle hamletmek câiz değildir. ^enâb-ı Hakk’ın Kur’ân-ı Kerîm’deki: «Allah böylece, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar, sana olan nimetini tamamlar, seni doğru yola eriştirir.»BST âyetinde geçen «günahlarını» onun hükme medar olan şeriatına nisbetledir. Ve işte bütün peygamberlerin günahı da bu açıdan düşünülebilir. Bunun içindir ki bazı ilim adamları demişler ki: Âdem PeygamberAllah*a karşı gelmedi. Onun belinde olan zürriyeti isyânda bulundu. Kur an-ı Kerîm’de Resûlüllah (SA.V.) Efendimiz’e hitapla buyurulan: «Allah böylece, senin geçmiş ve gelecek günahlarım bağışlar» İlâhî beyânda sadece Peygamber (SA.V.) Efendimiz’i tatmin ciheti vardır. Resûlüllah’m (SA.V.) şeriatıyla gelen ümmetinin bütün günahlarını, şeriatın hükmü yerine getirildikten, İlâhî hudud ikame edildikten sonra Cenâb-ı Hak bağışlayacaktır. Yâni dünyada şeriat-i Muhammediye’ye aykırı hareket eden ümmet, yine dünyada o şeriatın hükümlerine göre cezalandırıldıktan sonra Cenâb-ı Hak onların günahlarını bağışlar538 İbni Melek (rahmetullahi aleyh) diyor ki: Yüz defadan maksad, çokluk ifâde etmek içindir; tahdid için değildir. Yâni mutlaka yüz defa istiğfar ve tevbede bulunmayı sınırlamak için değildir. «İnsanlar» tabirine erkek-kadm hepsi girer. Bundan da anlaşılıyor ki istiğfar ve tevbe virdi hiç bir zaman insandan düşmez. Bu ikisini de hemen yapmak vâcibdir. Çünkü küçük günahlar üzerinde ısrar etmek, insanı büyük günah sâhibi yapar. Küçük günah büyük günaha dönüşmüş olur. Nitekim Fahr-i Âlem Efendimiz buyuruyor ki: «İstiğfar eden kimse (küçük günah üzerinde) ısrar etmiş olmaz; günde yetmiş defa döneklik etse bile!» İbni Abbas’dan (R.A.) yapılan rivâyette Peygamber (S.A. V.) Efendimiz buyuruyor ki: «İstiğfarla birlikte büyük günah kalmaz. Israrla birlikte küçük günah kalmaz (büyük günaha dönüşür). Şöyle ki: Sahih bir tevbe ve istiğfar, büyük bile olsa günahları silip temizler. Israrla yapılan küçük günahlar, ısrar neticesi küçük olmaktan çıkıp büyük günah olur.»689 Yapılan sahih rivâyete göre, Hazret-i Ali (R.A.) diyor ki: Ebûbekir Sıddîk (R.A.) bana haber verdi; —ki o çok doğru sözlüdür— Resûlüllah (SA.V.) Efendimiz’den şöyle buyurduğunu işitmiştir: «Herhangi bir kul günâh işler, sonra kalkıpgüzel bir abdest alır, nâfile olarak iki rek’ât namaz kılar da sonra Allah’a istiğfarda bulunursa, mutlaka Allah onu bağışlar.»540 Ve sonra Resûlüllah (SA.V.) şu âyeti okumuştur: «Onlar fenâ ve gayr-i ahlâki bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah’ı anarlar, günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları Allah’tan başka bağışlayan kim vardır? Onlar yaptıklarında bile bile direnmezler.»841 Âyette, «günahlarının bağışlanmasını dilerler» cümlesinde kulların gönlünü hoş tutmalarına, ferahlık duymalarına, tevbe- ye daha çok rağbet etmelerine, umutsuzluğa kapılmamalarına, ilâhi rahmetten ümitlerinin kırılmamasma açılan bir kapı vardır. Günah ne kadar çok büyük olursa olsun, Allah’ın rahmeti mutlaka ondan çok daha büyüktür. Bağışlaması ise daha üstün bir düzeydedir. Lûtf u keremi ise çok yücedir.542 Konumuzla ilgili diğer hadîsler : «Direnenlere yazıklar olsun! Onlar ki bile bile yaptıklarında direnirler.» Yâni hem işledikleri şeyin günah olduğunu, hem de bundan dolayı tevbe ve istiğfarda bulundukları takdirde bağışlanacaklarını bildikleri halde, hem günahta direnirler, hem de istiğfarda bulunmazlar.543 «İstiğfarda bulunan, günde yetmiş kez (günaha) dönse bile yine ısrar etmemiş sayılır.»544 el-Aynî şerhinde de bu hususa yer verilmiştir. «Allah mü’min kulunun tevbesinden dolayı, kaybetmiş eşyasını bulan kimseden daha çok sevinir.» Hadîsin devamında şu cümleler de yer almaktadır: «Suya kanan çok susuzdan, kısır olduğu halde çocuğu olandan daha çok sevinir. Kim de Allah’a NASÛH tevbeyle tevbe ederse, Allah hafaza meleklerine, onun yaşadığı topraklara günahlarını, hatâ ve İsyanlarım unutturur »845 «Şüphesiz ki Kur’ân sizi hem hastalığa, hem de şifâsına karşı irşâd ediyor: Sizin illet ve hastalığınız, günahlardır. Şifâ ve ilâcınız da istiğfardır.» Günahların en büyüğü, Allah’a ortak koşmaktır. Bunun ilâcı, TEVHÎD’dir. Tevhîd ise fiiller, sıfatlar ve zatlara göre birtakım mertebelere ayrılır.048 Bir hadîste ise Resûlüllah (S .A.V.) buyuruyor ki: «Demir nasıl paslanırsa, gönüller de öylesine paslanır. Şüphesiz ki gönüllerin cilâsı, Allah’ı anmak, Kur’ân okumaktır.»84’ Yapılan rivâyete göre, Resûlüllah (S .A.V.) Efendimiz bu konuyla ilgili bir hadîslerinde de şöyle buyurmuşlardır: «Ne kadar bir âdemoğlu varsa mutlaka her birinin iki sa- hifesi vardır: Bir sahifeye gündüzleyin (işlediği) amel yazılır. Diğerine ise geceleyin (işlediği) amel yazılır. Sonra bu iki sa- hife katlanır. İçinde istiğfar —isterse bir defa yapılmış olsun— varsa, sahifeler nur gibi parıldar. İçinde istiğfar yoksa, karanlık ve siyah bir vaziyette katlanmış olurlar.»84* Bunun içindir ki Resûlüllah (SA.V.) Efendimiz bu hadîsi açıklama mahiyetinde şöyle buyurmuştur: «Allah’a günde iki defa olsun istiğfar etmeyen kimse kendi nefsine zulmetmiş olur.» Sabah ve akşam bu zulmü işlemiş sayılır

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.