İslam Bilim Ve Teknoloji Tarihi Avrpalılardan önce“ Gözlük ” ibn-i Heysem Bulmuştu

İslam Bilim Ve Teknoloji Tarihi Avrpalılardan önce“ Gözlük ” ibn-i Heysem Bulmuştu2

İbn-i H eysem , Kitâbü’l-M enâzır adını verdiği kitabınd a gözün yap ısın ı da in celem iş ve bin yıl önceden retinanın, gözün en hassas kısmı olduğunu ilk o söylem iştir. İbn-i Heysem aynca , batı kitaplarında Snzell ve Rojen tarafından bulunduğu iddia edilen kınlma kanununu da ilk bulan kişidir.

Görme; sinir tabaka (retina)’dan başlar, görme siniri arka beyindeki görme merkezine geldiğinde biter. Göz; önemi, hassasiyeti çeşitli darbelerden ve tesirlerden kolayca etkilenebilmesi dolayısıyla insan vücudunda özel bir yere yerleştirilmiştir. Karanlık bir gecede gökyüzüne baktığımızda milyonlarca kilo- metre uzaklıktaki yıldızları bu sayede görebilmekteyiz .

Şüphesiz, tarih boyunca insanlarda görme kusuru olmuştur. Gözlük icat edilinceye kadar gerek doğuştan gerekse sonradan göz bozukluğu olan insanlar, ömürlerini böyle geçirmeye, iş yapamamaya hatta evden dışarı çıka- mamaya mahkûm olmuştur. Gözlük, görme optiği ve lenslerle ilgili ilk çalışmayı bin yıldan fazla bir zaman önce, 980’li yılların sonunda dönemin en büyük araştırmacılarından ve İslam fizikçilerinden biri olan Basralı Hasen bin Hasen ibn-i Heysem (M. 965- 1040) yapmıştır.

İbn-i Heysem, araştırmalarını daha çok küresel aynalar ve onların ışığı yansıtmalarına dair çalış- malara yoğunlaştırmıştır. Yine gözün yapısını, görmenin nasıl olduğunu ve görme bozukluklarınin sebebini bugünkü bilgilere çok yakın bir şekilde izah eden İbn-i Heysem’dir. Onun görme konusundaki en büyük başarısı, öncelikle ışığın gözden çıktığını savunan teoriyi yıkıp ışığın nesneden geldiğini ispatlamasıdır. Böylece görmenin hem fiziksel olduğunu hem de cisimden göze ulaşan ışınlar aracılığıyla oluştuğunu matematik ispatlarıyla ortaya koymuştur.

Optik ile ilgili ilk çalışmayı yaparak mercek ve aynaların çeşitlerini, büyütme güçlerini açıklayan da odnr ibn-i Heysem, Kitâbü’l-Menâzır adını verdiği kitabında gözün yapısını da incelemiş ve bin yıl önceden retinanın, gözün en hassas kısmı olduğunu ilk o söylemiştir. Aynca o, batı kitaplannda Snzel ve Rojen tarafından bulunduğu iddia edilen kırılma kanununu da ilk bulan kişidir. Küresel aynalarda görüntülerin oluşmasını sağlayan kanunları formüle etmiş, aynalarda ışığın sapmasını hesaplamış ve merceklerin büyütm e özelliğini açıklayarak, merceklerin gücünün artırılabileceğini söylemiştir. Onun bu tespitlerinin yer aldığı Kitâbü’l-Menâzır, ölümünden yaklaşık 200 yıl sonra, 1240 yılında Erazm Golec Witello tarafından Latinceye çevrilmiştir. Fakat Witello, bu çeviriyi yaparken AvrupalIların Türk ve Müslüman birçok bilim adamına yaptıkları gibi İbn-i Heysem’in ismini de Latinceye çevirmiş ve ona Alhazen ismini vermiştir. Günümüzde dahi dünyanın birçok ülkesinde o, Alhazen diye tanınır.

Basit büyütücü camlardan yapılan gözlükler ilk zamanlarda oldukça ağırdı.

ibn-i-heysemin-gozun-anatonomisini-gosteren-cizimi

ibn-i-Heysemin-göözün-anatonomisini-gösteren-cizimi

2

Zamanla gözlük çerçevelerinde kullanılan maddeler de çeşitlilik kazandı. Demir, yerini daha hafif olan bakır, gümüş, balina kemiği ve altın gibi maddelere bıraktı. İlk gözlükler çok pahalıydı ve göz üzerinde durmalarını sağlayacak yeterli bir mekanizma bulunmadığından sıklıkla düşüp kırılıyorlardı. Bu yüzden gözlük, keşfedilmesinden itibaren 200 yıl içerisinde genellikle zenginler tarafından kullanıldı. 16. asırda birleştirilmiş gözlüklerin ortaya çıkmasıyla birlikte gözlük kullanımı farklı bir boyut kazandı. Bu dönemde altın ve gümüşten yapılmış kulak arkasına ya da başlıklara tutturulan gözlükler, gözleri sağlam kişilerde dahi bir ziynet eşyası olarak ve bilgili görünmek maksadıyla da kullanıldı. Hatta ressamlar, tablolarında resmettikleri kişiler gözlük kullanmasa da onları daha asil göstermek maksadıyla yüzlerine birer gözlük kondurmuşlardır. Gözlüğün mucidinin kim olduğuna dair birkaç farklı iddia da ortaya atılmışnr. Bunlardan bir tanesinin kaynağı İtalya’da Floransa katedralinde bulunan bir mezar taşıdır. Bu taşta “Salvino Degi Almati (ölümü 1307) gözlüğün mucidi” ibaresi yazmaktadır. İtalyanlar, bu bilim adamıyla bugün dahi övünmektedirler. Ancak gözlüğün mucidinin o olmadığı hakkındaki görüş daha yaygındır. Gözlüğün keşfiyle ilgili diğer bir rivayette ise mucit olarak İngiliz fizikçi Roger Bacon gösterilmektedir. Bu bilgin, fizik araştırmalarında konvay (içbükey) ve konveks (dışbükey) camları ilk inceleyen bilim adamı olarak da bilinir. Bir gün çalışmaktan yorulan gözlerinin önüne büyüteçlerden birini getirince yazıları daha net gördüğünü hissetmiş ve her göz için bir hafif büyütecin kullanılabileceğini düşünmüştür. 1280 yılında, yani Kitâbii’l-Menâzır’ın Latinceye çevirisinden yaklaşık 40 yıl sonra gerçekleşen bu hadise için sağlam bir delil bulunmamaktadır. Fakat 1299 tarihli bir el yazmasında bu camlardan söz edilir.

2

Kitâbü’l-Menâzır’ın 1240’ta yapılan Latince çevirisi Avrupa’da ancak 16. yüzyıl başlarından itibaren anlaşılır hale gelmiştir. Netice itibariyle İbn-i Heysem’in ortaya koyduğu temel fizik bilgileri Kepler, Witello, Bacon ve Newton gibi Avrupa’nın en ünlü fizikçilerinin eserlerine kaynak teşkil etmiştir.

 

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)