Sağlıklı bir vücutta kaslar iskeletin temel öğeleridir
Sağlıklı bir vücutta kaslar iskeletin temel öğeleridir

İNSAN VÜCUDUNDA BULUNAN TÜM KASLAR,HASTALIKLARI VE TEDAVİLERİ

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

26.1.KASLARA GENEL BAKIŞ: Vücutta iskelet sisteminin ve iç organların hareketlerini sağlamakla görevli olan kas sistemi a) “Çizgili Kaslar” b) “Düz Kaslar” ve c) “Kalp Kası” olmak üzere üç çeşittir. Çizgili kasların kasılmaları kişinin bilinci tarafından denetlendiğinden bunlara “İstemli kaslar” da denir. Düz kaslar ve kalp kası istem dışı olarak çalışan kaslardır. Kişi bu kasların kasılmalarını bilinciyle, yani istemiyle denetle- yemez. Çizgili kaslar vücut ağırlığının yaklaşık olarak yarısını oluştururlar. İskelet sistemine olan yakın ilgileri nedeniyle bu kaslara “İskelet kasları” da denir. İskelet kaslarının yani çizgili kasların kasılmalarıyla vücudun iskelet sistemi, eklemlerden oynayarak kasılan kas grubuna göre değişen hareketler yapar. Örneğin bacak kasları uygun bir biçimde kasıldıklarında kişi yürür ya da koşar. Düz kaslar özellikle iç organların ve kan damarlarının duvarlarını çevrelerler. Düz kasların çalışmaları sinir sisteminin “Otonom sinir sistemi” adlı bölümünün denetimi altında bulunur. Çizgili kasların çalışmaları sinir sisteminin “Motor sinir sistemi” bölümünün denetimi altındadır. Herhangi bir çizgili kasta kasılmanın olabilmesi için vücutta aşağıda belirtilen olayların düzenli bir biçimde gerçekleşmesi gerekir: 1) Merkezi sinir sisteminin motor bölümünde istemli ya da refleks olarak bir kasılma uyarısının doğması. 2) Bu uyarının “Motor sinirler” yani “Oynatıcı sinirler” yoluyla “Terminal plak” denilen ve motor sinirin ucuyla kas arasında bulunan bölgeye gelmesi. 3) Terminal plak bölgesinde motor sinirin ucundan “Asetil kolin” adlı maddenin salgılanması ve bu maddenin terminal plak bölgesinde kası uyarması. 4) Kasta gelişen uyarılma yeterli bir düzeye ulaştıktan sonra kası kasılmaya yöneltmesi.
26.2. ÇİZGİLİ KASIN KABA YAPISI: Çizgili kaslar “Kas lifi” denilen kas hücrelerinden oluşmuşlardır, Kas lifi çok sayıda hücre çekirdeği ve mitokondri içeren bir hücre çeşididir. Her kas lifi “Sorkolemma” denilen ve yapısı öteki hücre çeşitlerindeki “Sitoplazma zarı”na (hücre zan) benzeyen bir zarla sarılmıştır. Kas hücreleri, yani kas lifleri bir araya gelerek “Fasikulus” denilen daha büyük lifleri oluştururlar. Her fasikulusun yapısına giren kas liflerinin arasındaki boşluk, “Endomisyum” denilen bağdokusu tarafından doldurulmuştur. Her fasikulus dıştan “Perimisyum” denilen bağdokusu yapısında bir zarla sarılmıştır. Çok sayıda fasikulusun bir araya gelmesiyle kas ortaya çıkar. Kas en dıştan “Epimisyum” denilen bağdokusu yapısındaki bir zarla sarılmıştır. Epimisyum bir yandan perimis- yuma bağlı, öte yandan da kasın çevresindeki dokulara yapışıktır.
26.3. ÇİZGİLİ KAS HÜCRESİNİN İNCE YAPISI: Her çizgili kas hücresi, yani kas lifi mikroskop altında incelendiğinde kas lifinin uzunlamasına eksenine dik olan çizgiler görülür. Bu çizgiler kas hücresinin kasılmasını sağlayan ve kasların en küçük kasılma birimleri olan “Miyofibriller”e aittir. Kas hücresinin içine, onun uzunlamasına eksenine paralel olarak dizilmiş çok sayıda miyofibril bulunur. Miyofibrillerin kasılmasıyla kas hücresi kasılma durumuna geçer. Tüm kas hücrelerindeki miyofibrillerin kasılmasıyla, kasın tümü kasılma durumuna geçer. Kas hücresi, hücre çekirdeği ve mitokondri bakımından çok zengindir. Bilindiği gibi mitokondriler hücrelerin enerji üreten organcıklarıdır. Kasların çalışabilmeleri için fazla enerjiye gereksinimleri vardır. Hücre çekirdekleri çevresinde “Ribozom’Tar ve “Golgi cisimleri” bulunur. Kas hücresinin içinde iki çeşit borucuk sistemi vardır. Bunlardan birine “Sarkoplazmik retikulum”, ötekine de “Trans- vers tübül” (T-tüpü) denir. Bu her iki borucuk sistemi miyofibrillerin çevresini sarar. Sarkoplazmik retikulum, miyofbiriller çevresinde bir ağ oluşturacak biçimde düzenlenmiştir. T-tüpleri, sarkolemmanm kas hücresinin derinliklerine doğru gönderdiği ince borucuklardır. T-tüpleri miyofibriller çevresinde belli bölgelerde sarkoplazmik retikulumla çok yakın ilişki içindedirler. Yukarıda sözünü ettiğimiz borucuklar sistemi, miyofibrillerin ve buna bağlı olarak da kas hücrelerinin kasılmasında önemli görevler üstlenmişlerdir.
26.4, MİYOFİBRİLLERİN İNCE YAPISI:

Beyinden kalkan sinirsel uyarıların, motor sinirler yoluyla çizgili kaslara ulaşması

Beyinden kalkan sinirsel uyarıların, motor sinirler yoluyla çizgili kaslara ulaşması

Çizgili kas hücrelerinin mikroskobik incelemede enin m çizgili olarak görülmelerinin nedeni, miyofibrillerin ince yapısından kaynaklanır. Miyofibriller, “Miyoflamen” denilen daha küçük yapıların birbiri ardı sıra ve yan yana dizilmeleriyle oluşmuşlardır. Miyoflamenler birbiri arasına M giren ve birine “Aktin” ötekine de “Miyozin” jfl denilen iki ayrı liften oluşmuşlardır. Miyozin lifleri aktin liflerine oranla daha kalındır. H Miyofibrilin iki ucunda bulunan miyoflamenlerin  aktin lifleri, bir uçlarıyla kaç hücresinin sarkolemma zarına tutunurlar. Miyofibrillerin aradaki aktinleri, birer uçlarıyla birbirlerine tutunurlar. Miyozin lifleri aktin liflerine doğru kısa kolcuklar gönderirler. Kasa gelen kasılma uyarısı miyofibrillere ulaştığında, miyozin kolcuk- ları aktinlerle kimyasal yolla bağlanarak onları miyozinlerin orta çizgisine doğru çekerler. Böyle arka arkaya her miyoflamenin, miyofibrilin, kas lifinin ve tüm kasın kasılma durumuna geçmesi sağlanır. Kasılma uyarısı motor sinir yoluyla terminal plak bölgesine geldikten sonra bu uyarı, büyük bir hızla kas hücresine yayılır. Her kas hücresine ulaşan uyarı, sarkolemmada ve bunun uzantısı olan T-tüplerinde ve ardından da sarkoplazmik retikulumda elektriksel potansiyel değişikliklerine yol açar. Bu değişikliklerle ilgili olarak kalsiyum, hücre içine oradan da aktin liflerindeki özel bölgelere ulaşır. Kalsiyum, sözü geçen son bölgelerde aktin liflerinde geçici bir kimyasal değişikliğe yol açar. Böylece miyozin kollarının aktine tutunup, bunları miyozin liflerinin orta

Çizgili kaslar

Çizgili kaslar

çizgisine doğru çekebilmelerini sağlar. Miyozin liflerinin aktin liflerine doğru kollarım uzatarak, onlara tutunmaları olayına “Bridging” (Köprüleş- me) denir.
26.5. KASILMA ÇEŞİTLERİ: Herhangi bir kasın uyarılması sonucu o kasta oluşan mekanik olaya “Kas kasılması” denir. Kasın kasılması sırasında boyu değişmeyip yalnız gerginliği artarsa, buna “İzometrik kasılma” denir. Örneğin bir duvarı itmeye çalıştığımızda duvar ve kaslarımız yerinden oynamaz, ama kol kaslarımız kasılır. Yukarıdaki olayın karşıtı olarak kasılma sırasında kasılan kasın boyunun kısalması, ama gerginliğinin aynı kalması durumuna da “İzotonik kasılma” denir. Örneğin kolumuzu dışa açtığımızda bu kolumuzdaki birtakım kaslara izotonik kasılma yaptırmaktayız. Özetleyecek olursak izometrik kas kasılmasında, kasların kasılmasına karşın hareket olmaz. Çünkü kasların boyu değişmemiştir, izotonik kasılmada hareket gerçekleşir, çünkü kasılan kasların boyu kısalmıştır.
26.6. HAREKET VE KAS KASILMASI: Herhangi bir istemli hareketin yapılabilmesi için o
hareketle ilgili kas gruplarının birbirleriyle uyum içinde çalışmaları gerekir. Örneğin kolumuzu hem dışa açabiliriz, hem de gövdemize doğru yaklaştırabiliriz. Örneğin dışa açma hareketini kolumuzdaki “A” kas grubunun kasılması gerçekleştiriyorsa, kolu gövdeye yaklaştırma hareketini de “B” kas grubunun kasılması gerçekleştirir. Eğer “A” ve “B” kas grupları aynı anda kasılacak olurlarsa, kolumuzu ne dışa ne de içe doğru hareket ettirebiliriz. Çünkü bu iki karşıt hareket birbirini dengeler. Kolumuzdaki kaslar kasılır, ama kolda herhangi bir hareket görülmez. Bu durumda her iki kas grubu izometrik kasılma durumundadır. îç yandan dış yana doğru bir hareketin olabilmesi için, hareket yönünün karşıtı olan kas grubunun belli bir gevşekliğe geçmesi gerekir. Örneğin kolumuzu dışarı doğru açarken “A” kas grubunun kasılması sırasında “B” kas grubunun da belli bir ölçüde gevşemesi gerekir

Kasılan kas grubuna göre kol ve bacakların durumu.

Kasılan kas grubuna göre kol ve bacakların durumu.

Kolumuzu içe hareket ettirdiğimizde içe hareketi sağlayan “B” kas grubu kasılırken, dışa hareketi sağlayan “A” kas grubu da kısmen gevşemelidir. Kasılan kas grubunun karşıtı olan kas grubunun kısmen gevşemesiyle ortaya çıkan bu kasılma- gevşeme İkilisine “Ters uyarılma” (antagonist innervasyon) denir. Dikkat edildiğinde yukarıda kısmen gevşeme sözcüğünü kullandık. Hareket yönünün karşıt hareketi sağlayan kas grubundaki gevşemenin tüm değil, kısmen olması çok önemlidir. Çünkü gevşeme tam olursa, kasılan kas hiçbir dirençle karşılaşmadan hareketi şiddetle yaptırır. Oysa karşıt kas grubu kısmen gevşediğinden, yani belli bir ölçüde kasılmış durumda kaldığından, yapılan hareketin şiddetini frenleyerek harekete belli bir yumuşaklık kazandırır. Bu bölümde sözünü ettiğimiz düzenlemeler, sinir siktemindeki oldukça karışık birtakım mekanizmaların çalışmasıyla gerçekleşmektedir.
26.7. DÜZ KASLARIN YAPISI: Daha önce belirttiğimiz gibi çeşitli iç organların ve damarların duvarlarını kaplayan düz kaslar, yapı bakımından birbirlerinden değişiktirler. Düz kaslar yapı bakımından genellikle iki çeşide ayrılırlar. Bunlardan biri iç organlara ait düz kaslar (viseral), öteki de “Multi-Ünite” düz kastır. Viseral düz kaslarda kas lifleri, yani düz 864
kas hücreleri birbirleriyle sıkı bir bağlantı halinde bulunurken, multi – ünite grubundaki düz kaslar bir ölçüde birbirlerinden bağımsızdırlar. Viseral düz kaslar sindirim kanalı, üreme organları, idrar yolları gibi organların duvarlarının yapısına girerler. Multi – ünite düz kasları da kan damarları, iris, kıl kökleri gibi dokuların yapısına girerler. Kabaca bir iğ biçiminde olan düz kas hücresinin ortasında büyük bir çekirdek- bulunur. Çekirdek bölgesinde düz kas hücresi şişmanlamış olarak görülür. Genellikle sıkı bir bağlantı halindedir. Düz kas hücresinin içinde de çizgili kaslarda olduğu gibi aktin ve miyozin lifleri bulunur. Ancak bu lifler hücrenin tümünde çok düzenli bir biçimde sıralanmadıklarından, düz kas hücresinde çizgili bir görünüm belirmez.
26.8. DÜZ KASLARIN UYARILMASI: Düz kaslar, genellikle otonom sinir sisteminin her iki bölümünden, yani “Sempatik” ve “Parasempatik” bölümlerinden uyarılır. Belli bir düz kas üzerinde bu iki bölüm, birbirinin karşıtı bir etki oluşturur. Ancak kimi doku ve organlardaki düz kaslar, otonom sinir sisteminin yalnız bir bölümünden uyarı alırlar. Multi-ünite düz kaslarının daha zengin bir sinirsel uyarılma ağı vardır. Çizgili kaslarla düz kaslar arasındaki önemli ayrımlardan biri de düz kaslarda, çizgili kaslarda bulunan terminal plak adlı yapıların

Güçlü kaslar, güçlü hareketler

Güçlü kaslar, güçlü hareketler

 

Boyundaki kasların kadavradaki görünümüG

Boyundaki kasların kadavradaki görünümü

uygun düşer. Uzun süren kasılmalar sonucunda bağırsaklar, mesane gibi organlar uzun süre belli bir biçimde tutulabilirler. Bütün damar sisteminin yapısında bulunan düz kas hücreleri normal ve sürekli bir biçimde belli bir kasılma durumunda bulunurlar. Eğer damarlardaki bu kasılma durumu gevşeyecek olursa, damar sistemi vücuttaki kan miktarına göre çok genişler ve dolaşım bozulur. Örneğin bir şok durumunda damar duvarlarındaki düz kaslar aşırı gevşerler. Damarların aşın gevşemesi sonucu kan, vücuttaki damarlar içinde göllenir ve yeterince kalbe dönemez. Kalbe yeterli kan gelmediğinde, kalp damarlara yeterince kan pompalayamaz ve şok tablosu ortaya çıkar.
,26.9. KALP KASI: Yapı olarak kalp kası, belli bir ölçüde çizgili kasa benzer. Kalp kası da mikroskopla incelendiğine, çizgili bir yapı gösterir. Bu çizgiler kalp kasındaki aktin ve miyozin liflerinin birbirine göre olan durumlarından kaynaklanmaktadır. Kalp kasının çizgili kasa göre bir önemi, bir değişikliği vardır. Anımsanacağı gibi çizgili kastaki her kas hücresi ötekinden bağımsızdır. Kalp kasında hücreler belli bölgelerde “Diskus interkalaris” denilen enine uzanan parlak şeritlerle birbirlerine bağlanırlar. Bu şeritlerin ortası boştur. Bu boşluklar aracılığıyla kalp kası hücrelerinin içleri, birbirleriyle bağlan
tı kurarlar. Yukarıda belirttiğimiz bu özellik nedeniyle kalp kasını oluşturan hücreler, dokusal bir bütünlük oluştururlar. Bu dokusal bütünlük, kalp kasına işlev bakımından bir bütünlük kazandırır.
26.10. VÜCUTTAKİ KASLARIN LİSTESİ: Aşağıdaki listecte insan vücudunda bulunan kasların tümünün listesi verilmektedir. Listede görülen “M.” harfi Latincede kas anlamına gelen “Musculus” sözcüğünün kısaltmasıdır.

Vücudumuzdaki kasları başlıca

a) Baş-Boyun kasları

b) Göğüs kasları

cj Üst yan kasları

d) Karın kasları

e) Sırt kasları

f) Alt yan kasları olmak üzere 6 ana grup içinde inceleyeceğiz.

а) Baş – Boyun kasları – Baş kasları

1) M. epikranius

2) M. orbikularis okulı

3) M. korugatör süper sili

4} M. depresör süper sili

5) M. proserus

б) M. nazalis

7) M. depresör septi

8) M. orbikularis oris

Beyin, çizgili kasların istenilen amaca uygun biçimde kasılıp gevşemelerini sağlayarak, hareketlerin oluşmasına katkıda bulunur.

Beyin, çizgili kasların istenilen amaca uygun biçimde kasılıp gevşemelerini sağlayarak, hareketlerin oluşmasına katkıda bulunur.

olmamasıdır. Düz kas lifleri tüm uyarılabilen dokularda olduğu gibi kimyasal, elektriksel, mekanik ve ısı uyarılarıyla uyarılabilirler. Ancak mekanik ve kimyasal olanlar daha etkili uyaranlardır. Düz kaslar, kimyasal uyaranlardan, özellikle otonom sinir sistemi liflerinin etkin maddeleri olan “Asetilkolin” ve “Noradrenalin”e karşı çok duy arlıdırlar. Bunların yanı sıra “Adrenalin” ve “Histamin” gibi organizmada üretilen maddelere ve organizmaya dışarıdan verilen “Baryum tuzlan”, “Pilokarpin” gibi ilaçlara karşı da duyarlılıkları çoktur. Düz kasların çeşidi, organdan organa değişik olduğuna göre kimyasal maddelerin etkileri de her organda değişik bir biçimde belirir. Örneğin asetilkolin belli bir organda kasları kasılmaya yöneltirken, başka bir organdaki kasları gevşeme ye yöneltebilir. Düz kaslarda kasılma ve gevşeme süreleri, çizgili kaslara oranla daha uzundur. Düz kasların bu biçimde çalışmaları, organizmadaki görevlerine

1 211

26.12. KAS HASTALIKLARI: Kaslar, motor sinirlerle gelen uyarım etkisiyle kasılarak görevlerini yaparlar. Bu nedenle kaslarla sinir sistemi arasında çok yakın bir ilgi vardır. Kas hastalıkları sınıflandırılırken bu ilişkinin hatırda tutulması ve göz önünde bulundurulması uygun olur.
26.13. 1- FİZİK ETKENLERLE OLUŞAN KAS HASTALIKLARI: A) Travma B) Kas ezilme ve zorlanmaları C) Kas yırtılmaları D) Kas içi kanamaları E) Kas fıtıkları F) Travmatik miyozitis ossifikans
26.14. A) TRAVMATİK KAS HASTALIKLARI: Günlük yaşamda sıklıkla rastlanılır. Kasların bu tür hastalıkları, direkt ya da endirekt travmalarla oluşur. Çarpma, düşme, burkulma, tekmelenme, hayvanların tekme vurma ya da ısırmaları, kesici aletlerle olan doğrudan yaralanmalarla kas liflerini geren ve koparan doğrudan olmayan travmalarla kas yaralanabilir.
26.15. B) KAS EZİLME VE ZORLANMALARI: Kas ezilmeleri çoğunlukla hafif ve vücut dışından gelen travmalar sonucunda oluşur. Kas zorlanmalarıysa kasılmalardan sonra görülebilir. Böyle bir durum oluştuktan sonra geçici bir süre işlev kaybı ve şiddetli ağrı oluşur. Hareketler bu devrede ağrılıdır. Bu nedenle hastalar hareket etmekten çekinir ve dinlenmeyi yeğ tutarlar. Travmanın olduğu alanda ödem ve kanamaya bağlı oluşan şişlikler farkedilebilir. Travmalardan bir süre sonra işlevler yeniden kazanılır. Kas liflerinin arasında bulunan sinirler eğer zarar görecek olursa kas gücü kaybolur. Atrofi oluşur. TEDAVİ: Böyle bir durumla karşüaşıldığında tedavide ilk ilke dinlenme olmaktadır. Alcı atel, esnek bandaj gibi desteklerden yararlanılır. Ağrı kesici ilaçlar verilir. Vakanın oluşumundan 48 ile 72 saat süreyle ezilen yerin üstüne buz konur, daha sonraları da sıcaklık veren fizik tedavi araçları kullanılabilir. Masaj ve egzersizler iyileşmede yardımcı olurlar.
26.16. C) KAS YIRTILMALARI: Vücut dışında ya da içinde oluşan güçlerin etkisiyle ortaya çıkan kas yırtılmaları çoğunlukla zorlamalı kas kasılmaları yapan sporcularda ve işçilerde sık görülür. Zorlanan kas kasılırken antagonist (karşıt) kasların gevşeyeceğine kasılması, yırtılmalara neden olabilir. Delici ve kesici araçlarla yaralanmalarda deri ve kaslarda kesikler, yırtılmalar olur. Fizik tedavi amacıyla yapılan pasif germe egzersizleri sırasında da yırtılmalar görülebilir. Kas yırtılmaları meslekleri nedeniyle çok zorlu iş yapan ve ağır yük kaldıran hamallarda, işçilerde ve sporcularda sık görülür. Aşırı yorgunluklardan sonra kolaylıkla oluşabilen, sık sık yinelenen yorgunluklar, kaslarda yapı değişikliklerine neden
olur. Bunlara yaşlılığın, sistematik hastalıkların yaptığı zararlı etkiler de katılmışsa bu gibi kaslar ufak zorlamalarla yırtılabilir. Kas yırtılmaları bölgesel ya da geniş bir alanda olur. Kasların ortasındaki tam yırtılmalardaysa önce çevreden duyulabilen bir ses, sonra ağrı ve büyük bir zayıflık oluşur. Kesik uçlar geriye doğru kaçar. Kas ortasında gözle görülebilen, elle tutulabilen bir boşluk oluşur. Çoğunlukla bu boşluk kanla dolar. TEDAVİ: Yırtık ufak bir kas alanını ilgilendiriyorsa hasta dinlendirilir, alçı ya da alçı atel uygulanır. Ağrı kesici ilaçlarla üç hafta içinde iyileşme sağlanır. Kaslar dinlendirilirken kasın boyu en kısa durumda tutulmaya çalışılır. Fizik tedavi bir an önce iyileşmeye yardımcı olur. Kas yırtığı çok büyükse, yırtık uçların cerrahi olarak birbirine dikilmesi uygundur. Geciktirilmiş ameliyatlar, oluşan yapışıklıklar ve kesik uçların büzüşerek çekilmesi nedeniyle iyi sonuç vermezler.
26.17. D) KAS İÇİ KANAMALARI: Travmalar, kas içindeki damarların yerel ya da sistematik hastalıkları, akut infeksiyonlar vb. kas içi kanamalara neden olabilir. Travmalar, kas yırtılmaları ya da kopmaları kanamalara yol açar. Kas içi kanamaları ufak ya da büyük çürükler ya da şişliklerle ortaya çıkar. Kanama küçükse fazla belirti vermez, ağrı yapmaz. Büyük kanamalardaysa şişlik, ağrı ve komşu dokulara baskı söz konusudur. Baskıya uğrayan sinirlerde felç oluşabilir. Kanamadan bir süre sonra kan pıhtılaşır, ileri aşamalarda pıhtı çevresinde fibröz bir kapsül oluşur. Böylece içi kahverengi siyahımsı bir sıvı doju olan bir kist ortaya çıkar. Bu kistler mikropların üremesine uygun bir ortam yaratarak kolaylıkla apse durumuna dönüşebilirler. TEDAVİ: Bu tür kanamalar ufaksa başlangıçta ilk 48-72 saat soğuk kompresler ya da buz uygulaması yapılır. Ağrı kesici ilaçlar verilir. Bu devreden sonra yüzeysel ve derin ısınma sağlayan fizik tedavi yöntemleri, sıcak su banyoları ve masaj uygulanır. Egzersiz uygulamaları gittikçe artırılarak yapüır. Kas içi kanamaları büyükse sterilizas- yona çok özen gösterilerek boşaltılır. Bu bölgenin üzeri esnek bandajla sarılarak kanamanın yeniden oluşması engellenmeye çalışılır.
26.18. E) KAS FITIKLARI: Kas fıtıkları sağlam kasların zorlanma sonucu yarıklardan zamanla dışarı fırlamasıyla oluşur. Bu tip fıtıklar, kasın gerilmesi ya da kasılması sırasında ufalır ve kaybolur. Çoğunlukla güçlü ağrı vardır. Kopma duygusundan sonra ortaya çıkar.

TEDAVİ: Bu fıtıklar ender olarak tedaviyi gerektirir. Yırtılmış olan fasya, dışarı fırlayan kas içeri sokulduktan sonra dikilerek onarılır.
2649. F) TRAVMATİK IVÖYOZİTİS OSSİFİKANS:1 2 3

Travmatik miyozitis ossifikansa ağır iş gören genç ve sporcularda rastlanır. Büyük travmaların yanında uzun süren mikrotravmalar hastalığın ortaya çıkmasında büyük rol oynar.

26.11. HAREKET SONRASI KAS AĞRISI: Kaslar güç hammaddesi olarak genellikle “Glikoz”u kullanırlar. Bilindiği gibi glikoz, “Anaerob” (oksijensiz) ve “Aerob” (oksijenli) yolla kimyasal olarak yakılarak, kas için gerekli olan gücü üretir. Kaslardaki oksijen yetersiz kaldığında, glikozun yakılması daha çok “Anaerob” yolla olur. Bu çeşit yakılma sonucu kas hücrelerinde “Laktat” ve/veya “Piruvat” birikir. Daha sonra asit olan bu maddeler hücre dışına çıkarlar. Bilindiği gibi alışkın olmayan kişilerde uzun kas çalışmaları sonrasında batıcı kas ağrıları gelişmektedir. Bu kas ağrılarının nedeni, kas çevresinde yukarıda belirttiğimiz yolların yardımıyla biriken asit yapıdaki laktat ve piruvat maddelerinin kastaki duyu sinirlerini uyarmalarıdır. Alışkın kimselerde, örneğin sporcularda kastaki kan dolaşımı buna bağlı olarak oksijen gereksinimi artmış olduğundan, laktat ve piruvat birikimi görülmez. Bu nedenle bu gibi kimselerin kaslarında yukarıda sözü edilen ağrılar gelişmez.

Jokeylerde kalça addüktör kaslarında, askerlerde deltoid ve pektoralis kaslarında, kollarıyla zorlu hareket, egzersiz yapan işçi ve sporcularda, kol kaslarının sürekli travmalar altında kalmasıyla ortaya çıkabilir. Tanı daha çok başka bir amaçla çekilen radyografilerin incelenmesi sırasında konulur. Kas yırtılmaları ve büyük kanamalardan sonra önce çevreden başlamak üzere bağ dokusunda ve kalsiyum tuzlarında arıtma olur. Zamanla burada kemik dokusu oluşur.

Sağlıklı bir vücutta kaslar iskeletin temel öğeleridir

Sağlıklı bir vücutta kaslar iskeletin temel öğeleridir

26.20. TRAVMATİK KAS HASTALIKLARINDA FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYONU: Travmatik kas hastalıklarında travmadan hemen sonra fizik tedavi olarak buz dolu keselerle yırtılmış kas lifleri ve kanayan bölgelere soğuk uygulanabilir. Böyle tedaviler ağrıyı hafifletip kanamaları durdurabilir. Ortaya çıkan ödemi az-çok önler. Önemli travmalarda akut devreden sonra hemen kasların çalıştırılması için çaba harcanmalıdır. Pasif egzersizlerin ardından aktif egzersizlere geçilmelidir. Pasif egzersizlerin kasların yeniden işlevlerini kazanmasında..büyük etkisi vardır. Bu egzersizlerin yanında ağrıyı ortadan kaldırmak için diadinamik akım tedavisinden, masajlardan büyük yararlar elde edilir. Bu tedaviler uygulanırken kasların fazla yorulmamasına özen göstermek uygun olur. Travmatik kas hastalıklarında derin ısı tedavileri hastalığın kronik devrelerinde kullanılmalıdır. Yoğurma biçimindeki derin ve güçlü masajlar yararlı olur. Bütün bu tedavilere karşın hastada bazı sakatlık
lar kalabilir. Hastayı kalan sakatlıklarına karşın sağlam bir insan yaşayışına benzer bir biçimde yaşamını düzenlemesi için eğitmek yararlı olur. Rehabilitasyon olarak tanımlanan bu tip uğraşıların amacı, hastaya kendine saygı ve güveni kazandırması, başkalarına gereksinme duymadan yaşayabilmesini öğretmektir.
26.21. 2- DOLAŞIM BOZUKLUKLARINA BAĞLI KAS HASTALIKLARI: A) Kas infarktları B) Baskı yaraları C) Volkman kontraktürü P) Bacağın ön kompartıman sendromu
26.22. A) KAS ÎNFARKTÜSÜ: Kasların dolaşımı çok zengin bir damar ağıyla sağlanır. Bu nedenle dolaşım bozukluğu sonucu oluşan kas hastalıkları çok ender görülür. Genel ve yerel dolaşımı bozan hastalıklar, örneğin arteriosklerozis, Burger hastalığı, periarteritis nodosa gibi hastalıklar kaslarda infarktüslere ve iskemiye bağlı bozukluklara neden olurlar. Kan dolaşımını düzenleyen tedaviler ne kadar erken başlarsa o kadar iyi sonuçlar alınır.
26.23. B) BASKI YARALARI: Dolaşım bozukluklarına bağlı kas hastalıklarının en önemlisi, sürekli yatakta yatma zorunluluğunda kalan paraplejik- ler ve uzun süre ağır hastalıklara tutulmuş olanlardaki baskı yaraları ve kas nekrozlarıdır. Baskı yaraları, hareketsizlik nedeniyle yumuşak dokuların deri ve kaslarının kemiklerle sert yatak arasında sürekli baskı altında kalması sonucu oluşur. Bu olgu deri ve kaslarda iskemi ve zamanla nekroza neden olur. Tedavi edilmeyen hastalarda bu gibi yaralar zaman geçtikçe büyür. Özellikle sivri kemik çıkıntılarının yatağa değen yerlerinde bu tür yaralar oluşur. Baskı yabaları sırtüstü yatanlarda sakral bölgede, yüzüstü yatanlarda spina iliaka anteriorlarda, yan yatanlarda trokanterler üzerinde, oturanlarda da tübero- sitas ilişkiler üzerinde açılır. TEDAVİ: Baskı yaralarının oluşmasını engelemek için yatalak hastaların sık sık her saat başı yatak içerisindeki durumlarının değiştirilmesi gerekir. Döndürülerek pudrayla baskıya uğrayan yerlere ovalayarak masaj yapılır. Özel balsamlı spreyler kullanılarak çeşitli infeksiyonlara karşı önlem alınır. Bir bölgede sürekli baskıyı azaltan, özel havalı yataklardan yararlanılır. Yaraların temiz tutulmasına özen gösterilir. Genel ve yerel tedaviler yapılır. Sivri kemik çıkıntıları kesilir. Yaralar dikilerek yaklaştırılır ya da kapatılır. Yerel olarak, sistemli bir biçimde morötesi uygulaması yararlı sonuçlar verir.
26.24. C) VOLKMAN KONTRAKTÜRÜ: Bu hastalık iskemik miyozitis ya da iskemik kas atrofisi adını da alır. Volkman tarafından 1872’de tanımlanmıştır. Bütün damarları ilgilendiren çok güçlü ve genel bir vosakonstrüksiyon sonucu beliren Volkman kontraktürü, sempatik sinirlerdeki fonktiroit hormonu verilir. Hormon verildikten sonra lezyonlarının ilerlemediği gözlenir.
26.29. C) fflPERPARATİROİDİYE BAĞLI KAS HASTALIKLARI: Bu hastalık türünde bazen hafif bir miyopati belirtisi bulunabilir. Bunun parati- roit hormonunun doğrudan doğruya kas üzerine etkisinden mi, yoksa kas damarları üzerine olan etkisinden mi olduğu anlaşılamamıştır. TEDAVİ: Tedavisi cerrahidir. Hastalığa neden olan bölüm çıkarılır.
26.30. D) DİYABETE BAĞLI KAS HASTALIKLARI: Çok ender olarak miyopati görülebilir. Kas zayıflaması ve güçsüzlükle tanınır.

TEDAVİ: Diyabet tedavi edilmeye başlandıktan sonra sekel bırakılarak iyileşir.
26.31. E) FAZLA KORTİZONA BAĞLI KAS HASTALIKLARI: Kortizonun uzun süre ve yüksek dozlarda kullanümasından sonra da bir miyopati oluşabilir. Cushing Sendromu’nda kas güçsüzlüğü ve çabuk yorulma başlıca yakınmalardır. Hastalık uzun sürdüğünde kaslarda atrofi görülür. En fazla uyluk kaslarında, kalça ve kolun üst bölümündeki kaslarda güç azalması vardır.

TEDAVİ: Kortizonun hemen sistemli bir biçimde kesilmesi, Cushing’in cerrahi olarak tedavisi gerekir.
26.32. 4- NEDENİ BİLİNEN İLTİHAPLI KAS HASTALIKLARI: Miyozit terimi, kasın infeksiyon sonucu ortaya çıkan iltihabını tanımlar. A) Bakteriyel miyozitler B) Mantarlara bağlı miyozitler C) Viral miyozitler D) Parazitik miyozitler
26.33. A) BAKTERİYEL MİYOZİTLER: I-a) AKUT SÜPÜRATİF MİYOZİT: Kasın kendisinde apse oluşmaz, sıklıkla çevrede bulunan bir infeksiyon kaynağından yayılarak oluşur. En sık bulunan mikro-organizmalar stafilokok ve streptokoklardır. Baş ağrısı, ateş, titreme ve terleme gibi genel belirtilerden sonra kaslarda yerel ağrı, kızarıklık, sıcaklık ve ödem olur. 5-10 gün içinde kasta apse oluşur. Apse fibroblastik bağ dokusu tarafından çevrilir. Kas yıkımı fazlaysa yaygın fibrosiz olur. Bu kasm kontraktüre gitmesine neden olur. Strep- tokoküs pyogenes; yerel ağrı, genel toksemi ve gaz oluşumu yaparak gazlı gangren görünümünü verebilir. TEDAVİ: Tanı ve tedavi erken yapılmalıdır. Cerrahi girişimle apse boşaltümalı, geniş etki alanı olan antibiyotikler verilmeli, çıkan apseden kültür ve antibiyogram yapılarak nedenine yönelik tedavi uygulanmalıdır.
26.34. b) KLOSTRİDİAL MİYOZİT (GAZLI GANGREN): Bu hastalık yaralanmalardan sonra özellikle clostridium welchii ve clostridium sporogenes adlı saprofit bakteriler tarafından oluşturulur. Dokuda kas glikojeninden açığa çıkan karbondi
oksitten oluşan gaz kabarcıkları ve ödem vardır. Özellikle kalça çevresinde derin yaralanmalardan ve kırıklardan sonra görülür. Ateş, titreme, nabız, solunum hazında artma, kan basıncında düşme, kusma hemen görülür. Yara yerinde ağrı, şiş, ödem ve kırmızılık vardır. Ciltteki yaradan ince kahverengi bir sıvı sızar, gazla birlikte kötü bir asit kokusu duyulur. Uç nokta gergin ve şiştir. Parmakla buraya basıldığında karda yürürken duyduğumuz kıtırtı sesine benzer bir ses alınır. Röntgende kas içinde gaz olduğu görülür. Erken tanıda en yararlı bulgudur. Ölüm septisemi (iltihabın bütün vücuda yayılması) sonucu oluşur. TEDAVİ: 1) Tanı konulur konulmaz ameliyat edilerek bu bölgenin drenajı sağlanmalı gerekirse am- putasyon yapılmalı. 2) Hemen üç ampul ve her altı saatte bir damar içine antigaz gangren serumu verilir. 3) Olanak varsa hiperbarik oksijen verilir.
26.35. ^TÜBERKÜLOZ MİYOZİTİ: Çizgili kasta primer tüberküloz, çevre eklemlerinden ve soğuk apselerden komşuluk nedeniyle yayılma ve hema- tojen yolla olur. 1) Çevredeki tüberküloz odağından yayılma: En sık olarak lezyon psoas apselerinden, psoas ilia- kus ve karın kaslarına, tüberküloz ampiyemden interkostal torasik ve paravertebral kaslara, diz tüberkülozunda kuadriseps, biseps femoris ve gastroknemius kaslarına yayılır. 2) Hematojen yayılma: Lezyonlar küçük olup genellikle bir kasta görülür. Apse bir fistülle açılabilir. 3) Polimiyozit: Çok ender görülür. Tüberküller biçiminde birçok lezyonlar; güçsüzlük, atrofi, refleks kaybı ve belirgin kontraktürler yaparak sakatlıklara neden olur. TEDAVİ: Antitüberküloz tedaviyi gerektirir.
26.36. III) BRUSELLA MİYOZİTİ: Brusella meli- tensis, B.suis ve B.abortus adı verilen mikroorganizmalarla hayvanlardan geçen bir infeksiyon- dur. Ateş, halsizlik ve ağrılar en önemli belirtilerdir. Miyozitis, miyalji, sellülitis, bursilis, tendinitis subkutan nodüller ve sinouitis görülebilir.
26.37. IV) SİFİLİTİK MİYOZİT: Çok enderdir. İki çeşit lezyon olur. 1. tip lezyon gom denilen bağ dokusuyla çevrili sarımsı gri, yıldız biçiminde homojen bir yapıdır. Başka bir lezyon da diffüz inters- tisyel miyozitis olup birçok kaslarda özelliğini yitiren kas liflerinin yerini fibröz bağ dokusunun almasıyla ortaya çıkar. Hastalık kaslarda güçsüzlük, tendon reflekslerinde azalmayla yavaş yavaş başlar lezyon yalnız sinir ve perivostu (kemik zarı) tutmuşsa ağrı vardır. TEDAVİ: Özgün bir tedavi yöntemi vardır. Ağrı varsa ağrı kesici ilaçlar kullanılır.
26.38. B) MANTARLARA BAĞLI MİYOZİT: Sıklıkla çevredeki bir mantar infeksiyonu sonrasında bu lezyonun kaslara yerleşmesi sonucu olur. siyonıı tümüyle bozan refleks olaylarla açıklamak daha kolaydır. Sıkı sarılmış sargılar bazı damarların trombozla tıkanması, kaslar arasındaki yaygın kanamalar gibi olgular bu refleksi başlatan nedenler olarak ele alınmalıdır. Volkman kontraktüründeki iskemi kaslar da nekrozlara neden olur. Nekroz alanlarını sonradan fibröz doku kaplar. Bunun sonucu kas boylarında kısalmalar ve hareket kısıtlılığı oluşur. Hastalar güçlü ağrıdan yakınırlar. Kan dolaşımındaki bozukluk bilekte nabız alınmamasıyla saptanır. Tanı sırasında bu belirti çok önemlidir. Güçlü dolaşım bozukluğu nedeniyle travmadan sonra erken devrelerde kaslar bazen görev yapamaz duruma gelir. Parmaklar avuç içine doğru büzülür. Zamanla kas atrofileri de görülür. Bu devrede kaslar aşın ölçüde serttir. Uzayıp kısalabilme özelliklerini kaybetmişlerdir. Parmakları düzgün duruma getirebilmek için bilek bükük duruma getirilmelidir. Ön kol aşağıya bakacak ve ulnar bükük durumda hasta tarafından tutulur.

TEDAVİ: Koruyucu tedavi olarak her kırık, çıkık ve yaralanmadan sonra çevredeki yumuşak dokulara zarar vermeden kırık ve çıkık uçlar karşı karşıya getirilmelidir. Yaralar asepsiye (mikrop kaptırılmamaya) büyük önem verilerek dikilmeli ve kol sıkmayan bir alçı ya da sargıyla sarılmalıdır. Volkman kontraktürünün ilk belirtileri atardamarların atışlarının zayıflaması ya da kaybolmasıdır. Böyle bir durumda normal bir dolaşım sağlamak için bütün olanaklar denenmelidir. Damar spazmını çözen ilaçlar verilmeli ve sempatik sinirlerin blokajı yapılmalıdır. Sonuç alınamazsa yırtılmış, trombozla tıkanmış ve spazm durumuna geçmiş atardamarlar kesilerek çıkarılmalıdır. Sempatik sinirlerin kesilmesi, gerektiğinde bütün bu uygulamalara ek olarak yapılabilir. Eğer volkman kontraktürünün ortaya çıkışı önlenememişse fizik tedaviyle kalan sakatlıkların iyileştirilmesine ya da azaltılmasına çalışılır.
26.25. D) TİBİALİS ANTERİOR SENDROMU: Tibi- anın (kaval kemiği) ön tarafındaki kasların trav- matik nekrozu son yıllarda önem kazanmıştır.
Çoğunlukla kaslarını fazla çalıştıran genç erkekler yakalanır. Bu hastalar yeterli antrenman yapmadan koşma, uzun yürüme ve atlama gibi bir işlevde bulunduktan sonra kaval kemiğinin dış tarafındaki kaslarda şişlik, ağrı, sertlikten ve yürüme sırasındaki zorluktan söz ederler. Bu bölgede cildin ödemli ve donuk bir durum aldığı, bazen kızardığı saptanır. Başlangıçta ağrılar birkaç gün içinde azalır. Kaslarda zayıflık sürer. Bu sendro- mun atardamarlardaki spazm ve toplardamarlardaki tıkanmalarla kan dolaşımmm yavaşlamasından oluştuğu kabul edilmektedir.

TEDAVİ: Cerrahi yöntemler dışındaki tedavisine pek az önem verilir. Fizik tedaviden büyük yarar görülür. Aşırı zorlanmalardan sonra ortaya çıkan ödem ve buna bağlı basıyı önlemek için tibialis an- terior kasma buz uygulaması yapüır. Bu biçimde hastalık başlangıçta durdurulabilir. Bir süre dön- lenme, pasif egzersizler, masaj, diadinamik tedavi yararlı olur. Kronik evrede, derin masaj, sıcak veren araçlar ve egzersizlerle kalan sakatlıkların kaldırılmasına çalışılır. Eğer hasta güçlü ve birdenbire olmuş baskı belirtileriyle gelirse bir an önce fasya kruralis ameliyatla kesilerek açılabilir.
26.26. 3- HORMONAL DÜZENSİZLİKLER SONUCU OLUŞAN KAS HASTALIKLARI: A) Hipertiroidiye bağlı kas hastalıkları B) Hipotiroidiye bağlı kas hastalıkları C) Hiperparatiroidiye bağlı kas hastalıkları D) Diyabete bağlı kas hastalıkları E) Fazla kortizona bağlı kas hastalıkları
26.27. A) HİPERTİROİDİYE BAĞLI KAS HASTALIKLARI: Bu hastalıkta kas sistemindeki değişiklikler hafif bir kas zayıflığından, ileri derecede güç azalması ve atrofiye varacak derecelerde olabilir. En fazla kalça ve uyluk kaslarında görülür. Genellikle ilerleyici nitelikte olup erken aşamada hipertiroidi tedavisi yapıldığında tümüyle iyileşir. Tanının geciktiği olgularda kas atrofisi ilerlemiş bulunabilir. İlerlemiş kas atrofisi ve polimiyozitle karışabilir. Hipertiroidide kasın gerileme ve gevşeme hızı arttığından refleks süresi kısalmıştır.

TEDAVİ: Hiperfonksiyone olan tiroit bezi için 1- Tiroit sentezini azaltan ilaçların verilmesi 2- Radyoaktif iyot 131 ile içten tedavisi 3- Cerrahi olarak tiroit bezinin büyük bir bölümü çıkarılabilir. Kas lezyonları başlangıç devresinde yakalanmışsa tümüyle geçer. Eğer tedavide geç kalınmışsa kas atrofisinin ilerlemiş olması nedeniyle kas güçsüzlüğü sürer.
26.28. B) HİPOTİROİDİYE BAĞLI KAS HASTALIKLARI: Hipotiroidide iskelet kaslarında hacim ve görev değişiklikleri görülür. Bu değişimlerin tipik biçimi; katı, iyi gelişmiş kasların gerek kasılmada ve gerekse gevşemede yavaşlamasıdır. Kas büyümesinin en belirgin olduğu yerler dil, kollar ve bacaklardır. TEDAVİ: Hastaya çeşitli biçimlerde hazırlanmış 877

TEDAVİ: Antimikotikler (mantara etkili ilaçlar) kullanılabilir. Apse varsa cerrahi girişim gerekir.
26.39. C) VİRAL MİYOZİT: Koksakie B grubu bir virüsle oluşan bir infeksiyon hastalığıdır. Bu hastalığın kuluçka dönemi 2-4 gündür. Virüsler boğaz ve dışkıda bulunurlar. Bulaşma bir yolla olur. Zorlu göğüs ağrısı, daha hafif olarak sırt, omuzlar, karın ve kalçalarda basmakla ağrı, duyarlık, baş ağrısı görülür.

TEDAVİ: Göğüs çevresini sıkıca saran bir bandaj ağrının azaltılmasında yararlıdır. Ağrı kesici ve iltihabı önleyici ilaçlar Kullanılabilir.
26.40. D) TRİCHİNOSİS (PARAZİTİK MİYOZİT- LER): Nedeni trichinella spinalis olan bir nema- toddur. Az pişmiş domuz eti yenilince insana geçer. Karaciğer, pankreas, kalp, beyin ve özellikle kas içine yerleşir. Üç klinik devre vardır. a) intestinal devre: Etin yenmesinden 2-7 gün sonra hafif bir ishalle ortaya çıkar. b) Kaslara yayılma devresi: Yedinci günden başlayıp beş hafta, hatta daha uzun sürebilir. Titreme, düzensiz ateş, gövde ve uç noktalarda ağrı, kas duyarlığı, konjuktivada ödem ve yorgunluk görülür. c) Nekahat devresi: İnfeksiyonun başlangıcından 2 ay sonra başlayabilir. Bazen romatizmal ağrılar ve gerginlikler vardır.

TEDAVİ: Thiabendazole 5-7 gün kullanılır. Gerekirse kortizon, ACTH ve ağrı kesiciler verilebilir.
26.41. II) CYSTİCERCOSİS: Domuzlarda bulunan parazitlerden “Tenya solium” yumurtalarının yenmesiyle ortaya çıkan, en sık Doğu Avrupa, Asya, Afrika ülkelerinde rastlanan bir parazitik miyozitistir. Başlangıç belirtileri kaslarda duyarlılık, ateş ve eozinofilidir. Gastroknemius kasında büyüme ve güçsüzlük, dilde nodüller saptanabilir. Bir süre sonra röntgen muayenesinde, rastlantı sonucu kireçlenmiş, tipik çok sayıda odaklar görülebilir ya da beyindeki etkisinin neden olduğu epilepsi ortaya çıkabilir. Tanı; biyopsi, grafide kalsifiye odakların görülmesi ve kompleman fiksasyon testidir.

TEDAVİ: Yiyecekleri iyi pişirerek korunmak gerekir. Teniasis uygun yöntemlerle tedavi edilir.
26.42. III) ECHİNOCOCCOSİS: En çok karaciğer ve akciğeri tutar. Yumurtaları bağırsak yoluyla alınır, kan yoluyla kaslara gelir, küçük damarlar içine yerleşir. Yumurtalar çapı 1 cm’ye varan kistler yaparlar. Böylece içinde bulunduğu kası sıkıştırarak atrofiye uğratırlar. Sırt kasları, uyluğun iç yüzü, boyun ve üst kol en sık görüldüğü bölgelerdir. En sık kalp, yemek borusu ve larenksi tutar. TEDAVİ: Cerrahi olarak kistler çıkarılmalıdır.
26.43. IV) SARCOSPORİDİOSİS: Nedeni sarcospo- ridia ve coccidiadır. Sarcosporidia özellikle memeli hayvanlarda kuşlarda, balık, fare ve ender olarak insanlarda bulunabilir.

TEDAVİ: Belirli bir tedavisi yoktur.
26.44. V) TOKSOPLASMOSİS: Etkeni kemirici hayvanlar, tavşanlar, kedi, memeliler, kuşlar gibi hayvanlarda bulunan “Toxoplasma gondii” adı verilen bir parazittir. Klinikte; metal bozukluk, hidrosefali, serebral kalsifikasyon, konvülsiyonlar, korioretinit, miyo- kardit gibi çeşitli klinik belirtilerle bir infeksiyon tablosu gösterir. Kas lezyonu enderdir. Güç kaybı ve ağrı gözükebilir. Hamilelerde düşüklere neden olabilir^

TEDAVİ: Sulfonamid ve daraprim birlikte kullanılır.
26.45. VI) TRYPANOSOMİASİS (CHAGAS HASTALIĞI): Trypanosoma denen bir parazit insanların gerek iç organların parenkima ve endotelle- rinde, gerekse de kalp ve iskelet kaslarında çoğalır. Hastalığın klinik belirtileri çeşitlidir. Ateş, kalp, dalak ve lenf nodüllerinde büyüme, yüzde ödem olur. Kas lifleri içinde parazitler kist yaparak yerleşirler.

TEDAVİ: Özgün bir tedavisi yoktur. Yaşanılan yerlere etkisi uzun süren böcek öldürücü ilaçlar uygulanarak hastalık etkeni yokedilir.
26.46. 5- NEDENİ BİLİNMEYEN İLTİHAPLI YA DA ROMATİZMAL KAS HASTALIKLARI: A) Polimiyozit ve dermatomiyozit B) Polimiyalgia römatika C) Miyofibrozit D) Sarkoidoz E) “Stiff man” sendromu
26.47. A) POLİMİYOZİT VE DERMATOMİYOZİT: Bu çizgili kasların inflamatuar ve dejeneratif karakterde bir hastalığıdır. Birçok olguda hastalığı başlatıcı bir neden bulunmaz. a) Kas bulguları: Akut polimiyozitte hastalarda, ateş, titreme, genel durum bozukluğu gibi belirtilerin yanında deri döküntülerine de rastlanılabi- lir. Ayrıca kas gücünün çok erken kayboluşu dikkati çeker. Kas zayıflığının,omuz kuşağına yayılması durumunda, yüksek bir rafa eşya koyma ya da kolları havada açık tutma gibi hareketler zorlaşır. b) Deri döküntüleri: Bu hastalığa özgü tipik deri döküntüleri olguların ancak % 40’mda görülür. Karakteristik döküntüler yüz, göz çevresi, alın, boyun, omuzlar, göğsün ön ve arka bölgelerinde- dir. Göz kapakları ve göz çevresi bölgelerde leylak rengi bir görüntü dikkati çekebilir. Hafif eri- temli bir yüzde bu en belirgin bulgudur ve heliotrope döküntü olarak tanımlanır. c) Romatizmal bulgular: Bazen, artrik, artralji ya da romatoid artrite benzer biçimde dilek, diz ve parmak eklemlerinde yerleşmiş effüzyonlu artrit- ler görülür. d) Raynauld fenomeni: Polimiyozitii olguların 1/3’ünde ağır olmayan Raynauld fenomeni görülür. Dermatomiyozit ve polimiyozit olgularının % 15- 20’sinde çeşitli habis tümörlerle birlikte bulunurlar. Bu hastalıklarda başlangıçta lenfopeni ya da bazen lökositoz görülebilir. Sedimantasyon hızı Elle muayenede sertleşmiş ve kasılmış olan kasların tahta gibi bir durum aldıkları görülür.

TEDAVİ: Hastalar bütün tedavilere karşı duyarsızdır. Kasılmalar yıllar süren bir dönemden sonra ilerler ve iskelet kaslarının tümüne yayılarak sakatlığa neden olur.
26.52. 6) VÜCUTTA MADDE BİRİKİMİNE BAĞLI KAS HASTALIKLARI: Kas kasılması için gerekli enerji, depo edilmiş glikojenin glikoza dönüşmesiyle sağlandığından karbonhidrat metabolizmasının bozulduğu hastalıklarda kas hastalıkları oluşur. Asit maltaz enziminin yetersizliğinde bir tür glikojen depolama hastalığı ortaya çıkar ki bu da kalp ve iskelet kaslarında işlev bozukluğuna neden olur. Kas fosforilaz enzimi eksikliğinde yaşam boyunca sakatlığa neden olan kas ağrıları vardır. Hastalık göreceli olarak iyi huylu sayılır, fakat bazı hastalarda kas yıkılmasından ötürü miyoglobinüri nöbetleri ve ilerleyici sürekli kas zayıflığı görülebilir.
26.53. 7) VİTAMİN EKSİKLİĞİNE BAĞLI OLUŞAN KAS HASTALIKLARI: A) E Vitamini eksikliği: İnsanda E vitamininin eksikliğinin herhangi bir kas ya da sinir hastalığına yol açıp açamayacağı incelenmiş fakat bu çalışmalardan kesin bir sonuç alınamamıştır. Yalnız poliomiyozitis ve kadınlarda menopoza bağlı kas distrofilerinde E vitamininin yarar sağladığı ileri sürülmektedir. B) A Vitamini eksikliği: Bu vitaminin eksikliği hastalarda E vitamini eksikliğinin oluşturduğu tabloya çok benzeyen bir durum yaratır. C) C Vitamini eksikliği: C vitamini eksikliğinden en fazla zarar gören kaslar solunum kasları, çiğneme kasları gibi çok ve sürekli çalışan kaslardır. Bu kaslarda sık sık kanamalar görülebilir. TEDAVİ: Bu vitaminlerden eksikliği saptanan, sistemli bir biçimde uygulanarak, hastalığın tedavisine çalışılır.
26.54. 8) HAREKETSİZLİĞE BAĞLI KAS HASTALIKLARI: A) Kas kontraktürleri B) Kas atrofileri A) Kas Kontraktürleri: Kontraktür denildiğinde bir kasın sürekli olarak uzayıp kısalabilme özelliğini kaybedip, büzülmesi anlaşılır. Kontraktürler kırık tedavisinden sonra ve uzun süre alçı kullanmakla ortaya çıkabilir. Kontraktür bir kasın gerilmesine karşı koyar ve süreklidir. Anestezi etkisiyle ya da motor sinirlerin kesilmesiyle kaybolmaz, hafiflemez. Kontraktürler ve kullamlmamaya bağlı kas atrofileri birbirleriyle ilgili olmayan patolojik olaylardır.

TEDAVİ: Yürüyemeyen, yatakta uzun süre kalacak olan kronik hastalarda kontraktürleri önlemek için her gün birkaç kez aktif ya da pasif olarak bütün eklemler hareket ettirilir. Ayrıca bunları kontraktüre olanak sağlamayacak ve iş görebilecek durumda bulundurmak gerekir. B) Kas atrofileri: Atrofiler şu nedenlerle ortaya çıkar. 1- Kasların uzun süre dinlenmede ya da alçı içinde kalması 2- Kas tendonunun kopması ya da kesilmesi 3- Kasla ilgili bütün sinirlerin, özellikle motor sinirlerin kesilmesi. Uzun süre kullanılmayan bir kasta, kas liflerinin tümünde, gittikçe belirli bir biçim alan erime görülür.
26.55. 9} DOĞUMSAL KAS HASTALIKLARI: A) Doğumsal pitozis B) Doğumsal fasiyal dipleji C) Doğumsal kontraktürler D) Doğumsal çarpık ayak E) Doğumsal tortikollis F) Doğumsal yüksek skapula G) Artrogripozis multipleks konjenita H) Hipotoni I) Doğumsal ilerleyici olmayan miyopati Bazı kişilerin bazı kasları eksik olarak doğdukları bilinen bir gerçektir. Bu tür kas eksiklikleri doğumdan hemen sonra ya da ileri yaşlarda ortaya çıkabilir. Bunlara bağlı sakatlıklar kalıcıdır. Hastalığın gidişi çok değişiktir. Bu yüzden büyümeye ve gelişmeye de etkisi değişik olabilir. Kullanılma- maya bağlı olan ikincil dereceden değişiklikler, kontraktür ve deformiteler yaş ilerledikçe sakatlığı artırır. A- Doğumsal pitozis: Kafa kasları içinde en çok levator palpebra zayıflığı ya da felci görülür. Hafif biçimlerden pupillayı örtecek kadar ağır biçimlerine rastlanır. B- Doğumsal fasiyal dipleji: Abdusens kaslarının çift taraflı paralizisi olup bazen nöral bozukluklarla birliktedir. Uykuda gözlerin tümüyle kapanmaması, ağlama ve gülme sırasında yüzün düz kalışı, ağzm tam kapanmamasıyla fark edilebilir. % 80 olguda fasiyal diplejiyle birlikte bazı kas pa- ralizileri ve malformasyonlar bulunabilir. C- Doğumsal kontraktürler: Çocuklarda kasların kısalığı ve fibrozisi sıklık sırasına göre doğumsal çarpık ayak, tortikollis ve yüksek skapula gibi çeşitli bozukluklara neden olur. Gerçek neden bilinmemektedir. D- Doğumsal çarpık ayak: Doğumsal kas ve kemik atıomalileri içinde en sık görülenidir. Nedeni biartar. Anemi kronik olgularda ortaya çıkar. Kas dokusunun kaybolmasıyla orantılı olarak kreati- nüri ve miyoglobinüri, serum transaminazlarmda yükselme sık rastlanan bulgulardandır. Elektromiyografik incelemelerde iğne elektrodun batırılması sırasında kısa süreli, yüksek frekanslı garip deşarjlar elde edilir. Klinik tanı kas biyopsisiyle konur. Kuadriseps fe- moris, deltoid ve pektoralis kasları biyopsi için en uygun olanlarıdır. Ölüm oranı gençlerde yaşlılara göre daha düşüktür. TEDAVİ: Semptomatik tedavi, yatarak dinlenme, ağrı kesiciler, egzersizler uygulanır. Kortizon tedavi de kısa sürede etkili olur.
26.48. B) POLİMİ Y ALGİ A RÖMATİKA: Anartritik romatoid hastalık, yaşlıların miyaljik sendromu adı da verilebilir. Yaşlı kişilerde boyun, omuz, sırt, kalça ve bel çevresi kaslarını tutan, birdenbire başlayan yaygın kas ağrıları, duyarlılığı ve gerginliğiyle tanınan, nedeni bilinmeyen bir hastalıktır. Bir iki hafta içinde sırt, uyluk, boyun, omuzlar ve üst kolu tutan zorlu ağrılarla birlikte iştah ve kilo kaybı, eklem lezyonu olmaksızın sabah sertliği oluşu hastalığın özelliğidir. Kaslar duyarlıdır. Ağrılar birkaç yıl sürebilir. Kas atrofisi ya da güçsüzlüğü yoktur. Hastanın genel durumu bozuktur. Yorgunluk, kilo kaybı, iştahsızlık, terleme, uykusuzluk ve ateş vardır. # TEDAVİ: Kartizon ve antiinflamatuar ilaçlar kullanılır.
26.49. C) MİYOFİBROZİT: Eklem dışı romatizmalar, miyalji, romatizmal miyozitis, miyofasitis, psi- kojenik romatizma myogelosis, kas romatizması adları da verilir. Götfde ve uç noktaların yumuşak dokularına yönelmiş nedeni kesin olarak bilinmeyen ağrılı durumlara eklem dışı romatizmalar ya da fibromiyozitis denir. Ağrı genellikle belli bölgelerde bulunur. Bu bölgeler basınca karşı duyarlı- dır. Ağrı, tendonların yapışma yerinde, omuz çevresi (gluteus), sırttaki geniş kas tabakasında ya da kemik çıkıntılarının olduğu bölgelerdedir. Ağrıyla gelişen ve her türlü neden sonucunda oluşabilen gerçek bir inflamatuar hastalık olmayan bu durumun, kesin bir nedene bağlı olduğu kabul edilmemektedir. Hastanın gergin ve kuşkulu özelliği önemli bir etkendir. Yük arabası ve buldozer kullananlarda sık görülen lumbago, daktilo yazanlarda görülen omuz çevresi fibrozitleri mesleğe bağlı olanlar arasında en sık görülenlerdendir. Bütün romatizmal hastalıklarda soğuk ve nemin rolü olduğu söylenmişse de bu konuda derin araştırmalar yapılmamıştır. Dış ortamın ısısından çok kişinin düşük ısıya karşı uyumu önemlidir (Romatizmal yapı). Vücudun elbiseyle örtülmemiş bölümlerine olan hava akımıyla yerel soğuk etkisi, o bölgedeki dolaşımda yapacağı değişiklikler sonucunda fibrozitisi başlatıcı etken olabilir. Eskiden beri bu hastalık psişik gerginliğin somatik belirtisi olarak bilinmektedir. Bazılarına göre heyecanla kas spazmı olmakta, bu da vazomotor iskeniiyle kronik yorgunluk doğurarak fibrozitise neden blmaktadır. Fibrozit nodülü büyük ya da küçük, fibroblastlar içeren fakat lökosit bulunmayan, bağ dokusunun steril, inflamatuar bir hiperplazisidir. Bu kuram son yıllarda unutulmuştur. Klinik, ölüm sonrası ve biyopsi çalışmalarıyla lumbal ve gluteal bölgelerdeki kas fasyalarında fıtıklar oluşturan yağ lobül- leri saptanmıştır. Klinik tablo: Yorgunluk, ruhsal gerginlik, hareketsizlik, üşümeyle artan, sıcak, masaj, hareket ve dinlenmeyle azalan, kas, tendon yapışma yerleri, derin dokularda yaygın ağrı ve gerginlikle tanınan bir sendromdur. Hastalar kendilerinin hava değişikliklerine karşı duyarlı olduklarını, kuşku ve sinirlenmeyle yakınmaların arttığını, nodül olan yerlerde ağrının başladığını söylerler. Elle muayenede sırt kasları, vertebra kenarları, kalçanın üst yan bölümleri duyarlıdır. Tanı ölçütleri: 1- Üç aydan fazla süren ağrı 2- Üç aydan fazla süren gerginlik 3- Yerel duyarlı noktalar 4- Normal laboratuvar bulguları 5- Kronik yorgunluk 6- Uykusuzluk 7- Sabah gerginliği TEDAVİ: Tedavi nedene dayanmaktadır. Hastalığa neden olan etken o anda sürmediğinden tedavi güçtür. Ağrıyla birlikte kasların refleks spazmı da ortaya çıktığı için akut durumda hasta kendini dinlenmeye yöneltir. Dengeli beslenmesi düzenlenerek kilo düşmesi sağlanır. Semptomatik tedavi ilaçla yapılır. Ağrı kesici ilaçlar ağrıyla birlikte kas spazmmı da azaltırlar. Bu nedenle yerel ve merkezi etkili ilaçları bir arada bulunduran pre- paratlar başarılı olurlar. Kas gevşeticiler de verilebilir. Kortizonla birlikte ya da yalnız anestezik maddelerin yerel enjeksiyonundan iyi sonuçlar sağlanır. Fizik tedavi en etkili yöntemlerden biridir. Isı uygulamasından sonra aktif egzersizler verilir. Masaj daha sonra derine, nodülleri ezecek biçimde yapılır. Çeşitli tür hidroterapi araçları, örneğin yüzme havuzunda egzersiz, çamur banyoları ve kaplıca tedavilerinden yararlanılır.
26.50. D) SARKOİDOZİS: Nedeni kesin olarak bilinmemektedir. Kasın tutulma biçimi yaygın ve no- dülerdir. İki gruba ayrılırlar. 1) Semptomatik kas lezyonları nodülerdir. Kas gücü azalması, miyalji, amyotrofi ve kas hipertrofisi gösterir. 2) Asemptomatik kas biçimleri sık görülüp ancak biyopsiyle saptanırlar.
26.51. E) STİFF-MAN SENDROMU: Ağrılı kas kasılmalarının ilerleyici bir türüdür. Ender olarak görülür. Kaslarda simetrik olarak gözlemlenen sertlik, gerginlik ve kasılmalar nörovasküler bir bozuklukla ilgili değildir.Hastalık iskelet kaslarını bazen yaygın, bazen de gruplar olarak tutabilir.F) Doğumsal bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları G) İleri yaşlarda görülen bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları II- Miyotoni ile görülen ilerleyici bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları A) Miyotonia konjenita B) Distrofia miyotonia III- Amyotoniayla görülen ilerleyici bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları A) Amyotonia konjenita Miyopati adından da anlaşılacağı gibi kasları ilgilendiren hastalıklara verilen genel addır. Miyo- patiler içinde ilerleyici birincil bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları önemli bir yer tutar. Nedeni kesin belli değildir. Hastalık doğrudan doğruya kastan başlar. Bozuk gelişme gösteren kas hastalıklarında bağ dokusunun 5-Nukleotidaz enzimini sentez ettiği ve bunun kaslardaki adenilik asidi yakarak hastalığa neden olduğu sanılmaktadır. I- Saf ilerleyici bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları: A) Duchenne tipi bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları: Hastalığın 1) Cinse bağlı çekilgen resessif biçimi 2) Ailevi çekilgen resessif biçimi vardır. F) 8-10 yaşlarındaki erkek çocuklarda rastlanır. Önceleri çocuklar yürümede zorluk çekmeye başlarlar. Sık sık düşme gözlenir. Zamanla merdiven inip çıkmalar bile güçleşir. Bu devrelerde bel ve karın kaslarının zayıf oluşu nedeniyle hastaların vücut dengesini sağlamak için karınlarını öne doğru çıkardıkları görülür. İleri devrelerde kalçalarda olduğu gibi omuz çevresindeki kaslarda da zayıflık olur. Yerde yatan çocukların ayağa kalkışları çok ilgi çekicidir. Hastalar önce yuvarlanarak yüzüstü dönerler, sonra ağır yük kaldıran hamallar gibi yavaş yavaş dizler ve uyluk üzerine koydukları ellerine dayanarak tırmanır gibi hareketler yaparak bellerini doğrulturlar. Hastaların çoğunluğu sekonder infeksiyonlar sonucu 20 yaşma erişmeden ölürler. 2) Ailevi çekilgen Duchenne tipi: Kadınlarda da görülebilir. Hastalık yavaş yavaş ilerlediği için hastalar uzun yıllar yaşayabilirler. B) Omuz ya da leğen kaslarını tutan bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları: Daha ileri yaşlarda
^ 9 Do£uşkan yüksek kürek kemiğinin ön ve arkadan m ‘ .Jm görünümü.
başlayan ve yıllar boyunca yavaş bir gelişme gösteren bu hastalık omuz ya da kalça çevresindeki kasları ilgilendirir. Hastaların bazıları yürümede zorluk çekerler. Bazıları da kollarını normal biçimde kullanamazlar. Bu hastalarda yüksek kürek kemiği, belde ileri lordoz biçiminde duruş bozukluklarına da rastlanılabilir. Omuz ya da kalça kaslarını tutan bozuk gelişme gösteren hastalıklarında bazen sağ ya da sol yandaki kasların başka yerlerdekilere göre daha zayıf olduğu görülür. Kas erimesi ister bacak, ister koldan başlasm zamanla hem omuz hem de kalça çevresindeki kaslar hastalığa yakalanacağmdan sonunda birbirine çok benzeyen tablolar ortaya çıkar. C) Landouzy-Dejerine tipi bozuk gelişme gösteren kas hastalıldarı: Ender rastlanan bir hastalıktır. Burada zayıflık, yüz, omuz çevresi ve kolun üst bölgelerinde bulunur. İyileşme umut vericidir. Hastalar büyük bir zorlukla karşılaşmadan normal yaşantılarını uzun yıllar sürdürürler. Zayıflık, başlangıçta omuz ve yüzdedir. Gözler tam ka- panamaz, göz kasları sarkıktır. İslık çalma b ve p gibi dudak hareketleri gerektiren harfler zorlukla söylenir. D) Uç kas zayıflamaları: Genellikle 40 ile 60 yaşları arasında başlar. Ellerin küçük kaslarından başlayıp kollara doğru yayılır. Bacaklarmda da önce tibialis anterior ve gastroknemiyus kasları hastalığa tutulur. Zayıflık daha sonra kalçalara yayılır. E) Göz kaslarını ilgilendiren miyopati: Göz kaslarını ilgilendiren bu hastalığın en önemli belirtisi göz kapaklarının sarkması ve ileri devrelerinde de göz kaslarında oluşan zayıflıktır. Bu nedenle hastalar bulanık çift görmeden yakınırlar. F) Doğumsal bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları: Doğuştan kas distrofileri a) Gittikçe ağırlaşan b) Değişmeyen c) Gittikçe iyiliğe giden biçimler olarak incelenir. G) İleri yaşlarda görülen bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları: Bu hastalığın varlığından kuşkulananlar ve bunları polimiyozit olarak kabul edenler çoğunluktadır. II- Miyotoni ile görülen ilerleyici bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları: Miyotoni çizgili kasların kasılmadan sonra dinlenmeye çekilmelerinde gecikme olduğunu bildiren terimdir. A) Doğumsal miyatonia: Vücut kaslarmm tümünlinmemektedir. Oluş nedeni hakkında şu teoriler ileri sürülmüştür. 1) intrauterin yaşamda aşırı baskı ve anormal duruş 2) Fetusun gelişiminin durması sonucu ayak bileği ve ayak kemiklerindeki bozukluklar. 3) Medulla spinalisteki birinci derecede bir bozukluk nedeniyle ikincil olarak bazı ayak kaslarının displazisi. 4) Anormal tendon yapışma yerleri (M. tibialis anterior, M. peroneus ve Aşil tendonu).

TEDAVİ: Geleneksel tedavi, manipulasyon, alçı ve çeşitli araçlarla düzelmiş olan ayağın kas dengesi sağlanıncaya kadar, gelişme sonuna kadar düzeltilmiş durumu sağlamak ve korumak esasma dayanır. Gerektiğinde cerrahi girişim yapılır. E- Doğumsal tortikollis: Yaşamm ilk aymda ortaya çıkar. Çocukta hasta taraftaki sternokleido- mastoid kasında tümöre benzer bir şişlik göze çarpar. Fibrozis sonucu bu kasm kısalışından dolayı baş hasta yöne eğik, çene karşı yöne dönüktür. Yüz ve baş asimetriktir. Kısalan kas tarafındaki kas aşağı doğru eğimlidir. Yüz kısalmış ve genişlemiştir.

TEDAVİ: Kasılı sternokleidomastoid kasının pasif germe egzersizlerine erken başlanılmalıdır. Sağlam tarafa doğru baş yana eğilir. Sonra hasta tarafın omuzuna çeneye bakacak biçimde başa döndürme hareketi yaptırılır. Egzersizler 15-20 kez yaptırılır ve bu günde 4-5 kez yinelenir. Geleneksel yöntemlerle sonuç almmayan olgularda ya da geç baş vurmuş olanlarda ameliyatla durum düzeltilir. F) Doğumsal yüksek skapula (Kürek kemiği): Ska- pula alata olarak da tanımlanır. Skapula genellikle kısalıp enine doğrultuda genişleyerek omurgaya yakın olacak biçimde yer değiştirir. Sıklıkla tek yönlü olduğundan omuzlar asimetrik gözükür. Kolun gövdeden 90 dereceden fazla uzaklaştırılma durumunun dışında bütün omuz hareketleri serbesttir.

TEDAVİ: Pasif germe ve omuz ekleminin aktif hareketleridir. SkapuJayı gövdeye bağlayan bant varsa kesilmelidir. Skapulanın 1/3 üst bölümünün kesilmesi ve skapulanın aşağı doğru çekimi cer
Arthrogripozis Multipleks Konfenita
rahi olarak yapılır. G- Artrogripozis multipleks konjenita: Bebek ve çocuklarda ender görülen, çevre eklemlerindeki hareketlerin doğumsal olarak sınırlanmasıyla tanınan bir hastalıktır. Çocuk tahtadan yapılmış bir bebeğe benzer. İki biçimi vardır. a) Nöropatik biçim b) Miyopatik biçim Klinikteyse şunlarla tanınır. 1) Kas yapısında azalma sonucu zayıflamış görünüm. 2) Uzama ve bükülmede saptanmış eklemlerin hareketlerinde azalma. Kas gücünde azalma ve hi- potomi. 3) Normalde var olan deri çizgilerinin kaybı. 4) Normal zeka. 5) Kalçalar bükülmüş ve dışa dönük, dizler uzamış ya da kısmen bükük, ayaklar düşük ve içe dönük pozisyonunda olup, çarpık ayak, kalça çıkığı, omuzlarda içe dönüklük ön kolda içe dönüklük, el bileği ve parmaklarda büküklük ve dışa çarpılmış, başparmakta elden uzaklaşma görülür.

TEDAVİ: Tedaviye erken başlanmalıdır. Egzersizlerden yarar görmez. Dizin yarı çıkıklık hali, düzeltilerek alçı yapılır. Olmazsa traksiyon (çekme) denenir. Bu yöntemler yarar sağlamazsa cerrahi olarak düzeltmek gerekir. H- Hipotoni: Gevşek çocuk sendromu olarak da tanımlanır. Tam dinlenme durumundayken bacakların pasif hareketlerle karşı direnci normal çocuktan daha azdır. Baş ve omuzları düşük, gevşek sallanan durumda olan çocukta tendon refleksleri ve kas tonusu azalmıştır. I- Doğumsal ilerleyici olmayan miyopati: Kas gücü azalması, kol ve bacakların köklerinde başlar. Kaslar atrofik değildir. İdrarında kreatin artmış kreatinin azalmıştır.
26.56. İLERLEYİCİ, SÜREKLİ HARABİYET YAPAN YA DA AİLEVİ KAS HASTALIKLARI: I- Bozuk gelişme gösteren ilerleyici kas hastalıkları A) Duchenne tipi bozuk gelişme gösteren kas hastalığı B) omuz ya da pelvis kaslarını tutan bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları C) Londouzy – Dejenere tipi bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları D) Uzuvların uç kısmındaki kas atrofileri E) Göz kaslarını ilgilendiren kas hastalıklarımış ve çevredeki dokulara sıkıca yapışmıştır. Elle yapılan incelemelerde tümörün çok değişik biçimler alabildiği anlaşılır. Tedavi için tümörün çevresindeki sağlam kas parçalarıyla birlikte kesilip atılması gerekir. Ameliyat sonrası ışın tedavisi yapılabilir. C) Miyoblastoma: Bu tümörün kaynağı konusu tartışılmaktadır. 1,5 cm çapında, sarımtırak ya da gri renklidir. Miyoblastomaların organizmaya fazla zarar vermediği kabul edilir. D) Kaslara destek olan dokulardan oluşan tümörler: Kaslara destek olan dokulardan, kas damarları ve sinirlerden oluşan bu çeşit tümörler çoğunlukla iyi huylu yalnız bölgesel şişliklere ve komşu dokulara baskıya neden olurlar. II- Sekonder kas tümörleri: Kaslar içinde çok zengin bir damar ağı olmasına karşın vücudun başka bölgelerinden gelen tümör hücrelerinin kaslarda metastaz yapmaları sık görülen bir olay değildir. Ancak kaslardaki metabolik ve kimyasal ortamın, bir başka deyişle kasılmalar sırasında damarların daralması ya da kapanmasının böyle bir metastazı önlediği söylenebilir. Kötü huylu ve kas dokusu dışında oluşmuş tümörler ancak doğrudan doğruya yayılmayla komşu olan kas liflerine atlayabilir.
26.59. ELEKTROMİYOGRAFİ: Elektromiyografi (EMG) “motor ünite”lerin kas parçasında oluşan aksiyon potansiyellerini, uygun aygıtlar aracılığıyla gözlenir ve saptanır duruma getirilmesi işlemidir. Periferik sinir ileti hızı ölçüme ayrı bir tekniği gerektirirse de tanı koymada EMG bulgularını tamamlar nitelikte olması nedeniyle bu iki elektrofizyolojık muayene metodu aynı başlık altında incelenmiştir. Kas, periferik sinir, sinirden kasa ileti ve medulla spinalis ön boynuz hastalıklarında EMG muayenesi elektrofizyoloji deyimleriyle tanımlanabilen sonuçlar verir. Klinik tanıya varmada klinik ve la- boratuvar bulgularına duyulan gereksinmeyi, elektromiyografik muayene tamamen ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte klinik tanıyı doğrulama ya da reddetmede elektromiyografik muayene oldukça kesin sonuç verir. EMG araştırması hasta için zor, doktor için zaman harcatan, pahalı araç ve gereç kullanılmasını gerektiren bir incelemedir. Bu nedenlerle ancak yararlı olabileceği olgularda yapılması uygun olur.
de ya da birkaçında irileşme yönünde bir görünümle birlikte gerginlik artışı bulunur. Kaslar sertleşmiştir. Çeşitli hareketlerin yapılışında bir tutukluk vardır. Hastalar kasılmadan sonra kaslarını gevşetmede zorluk çekerler. B) Distrofia miyotonia: Bu hastalık ergenliğin ilk yıllarında başlar. Yüz ve boyunda, kol ve bacakların uç kesimlerinde bulunan kaslarda erime ve güç azalması görülür. Ill- Amyotonia ile görülen bozuk gelişme gösteren kas hastalıkları: A) Amyotonia konjenita: Oppenheim hastalığı olarak da tanımlanır. Süt çocuklarında görülen, doğumsal ve bazen de kalıtsal bir kas güçsüzlüğü ve hipotonisidir. Kasların gelişmesinde bir bozukluk vardır. Bütün kaslarda gevşeklik ve zayıflık göze çarpar. Çocuk oturamaz, başını tutamaz, refleksler çok tembeldir. Hastaların çoğu beş yaşına varmadan ölürler.

TEDAVİ: Bozuk gelişme gösteren kas hastalıklarının tedavisi konusunda pek çok ilaçlar kullanılmış ve hiçbir sonuç alınamamıştır. İlaç tedavisi etkisiz olduğundan fizik tedavi ve rehabilitasyona önem verilmektedir.
26.57. KÖTÜ GELİŞME GÖSTEREN KAS HASTALIKLARINDA FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON: Fizik tedavi ve rehabilitasyona önce kas distrofisi nedeniyle oluşabilecek fonksiyon bozukluklarını ve komplikasyonlarını olabildiğince önlemeye çalışmakla başlamalıdır. Kaslar gittikçe güçlerini kaybettiklerinden hasta
Landouzy-Dejerine tipi bozuk gelişme gösteren Icas hastalığma tutulmuş bir hastanm yandan ve arkadan görünümü.
lar bunları kullanmakta güçlük çekerler. Kullanılmayan kaslarda uzayıp kısalabilme özelliği kaybolur. Kontraktürler oluşur. Düzenli aralıklarla yardım ederek hastalara eklem hareketleri yaptırılacak olunursa hem kontraktürler, hem de kullâ- mlmamaya bağlı kas atrofileri önlenebilir. Bütün bu egzersizlerin yorgunluk yapmaması gerekir. Çünkü kaslardaki zayıflık yorgunlukla artar. Bu uygulamaların su içinde yapılması büyük kolaylık sağlar. Bu tür hastalar fizik tedavi dışında da kaslarını kullanmaya zorlanmamalıdır. Yürümekte kullanacakları koltuk değnekleri, kolay soyunup giyinmeleri, yemek yemeleri, temizliklerini yapabilmeleri ve buna benzer işler için çok değişik yardımcı araçlar verilir. Böylece hastaların sonuna kadar kendi kendilerine yeterli olmaları için çaba harcanır.
26.58. 11- KAS TÜMÖRLERİ: Kas tümörlerini I- Primer kas tümörleri II- Sekonder kas tümörleri olarak iki ayrı grupta incelemek uygun olur. A) Rhabdomiyom: Ender görülen ve miyoblastlar- dan oluşan bir tümördür. Tek ya da birkaç tümör bir arada görülebilir. Tümörler yassı, yuvarlak, tümsekli vb olmak üzere çok değişik biçimler alabilir. B) Rhabdomiyosarkoma: Büyük zarar veren öldürücü, fakat çok ender görülen bir tümördür.

 


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.