İmparatorlukla bağların gevşemesi.

Bu kritik ortamda Londra’nın beceriksiz ve acımasız tutumu, Amerikalılar arasında öfkeli tepkilere yolaçtı. 1765’te çıkarılan bir yasa, koloni meclislerinin silah altındaki ordunun giderlerini karşılaması uygulamasını getirdi. Amerika’da bunun yol açtığı protestolara karşı, Londra, New York Meclisi’ni kararı kabul edinceye kadar kapattığını açıkladı. 1767’de çıkarılan Townshend Yasaları’yla, kolonilerin ithal ettiği pek çok mala gümrük vergisi koydu. Bu vergilerden toplanacak parayla, hem ordunun harcamaları karşılanacak, hem de kraliyet valileri ile yargıçlarının aylıkları ödenecekti. Dışalım karşıtı dernekler kolonilerde hemen ayaklanarak, İngiliz mallarını boykot ettiler. Kitle saldırıları görevlilerin vergi yasalarını uygulamasını engelleyince, ordunun bir bölümü, görevlileri korumaları için Boston’a yerleştirildi (1768). Mart 1770’te bir grup asker kendilerini sürekli rahatsız eden bir kalabalığa ateş açarak beş kişiyi öldürdü: Boston Kı- Resimde Thomas Jefferson komitenin öteki üyeleriyle birlikte, Philadelphia’da toplanan Kıta Kongresi’ne Bağımsızlık Bildirisi’ni sunarken görülmektedir. 4 Temmuz 1776’da onaylanan bu belge, Amerikan yönetiminin temel Ijkelerini kapsamaktaydı. İngiliz askerlerinin protestocu bir kalabalığın üstüne ateş ederek beş kişiyi öldürdükleri Boston Kıyımı’nı (5 Mart 1770) canlandıran, Bostonlu kuyumcu Paul Revere tarafından yapılmış gravür. Bu olay Townshend Yasası’nın kaldırılmasında önemli rol oynamıştır. (New York Halk Kitaplığı.) ABD (TARİH) 375 (Üstte) John Trumbull’un Princeton Çarpışmasında General Mercer’in Ölümü adlı tablosu, Bağımsızlık Savaşı’nın şiddetini yansıtmaktadır. (Sağda) İngiliz filosu 25 Kasım 1783’te New York limanından ayrılırken, David Van Arsdale adlı Amerikalı bir gemicinin, Amerikan bayrağını direğe çekmeyi başarmasını canlandıran bir resim. yımı’yla ilgili haberler tüm kolonilere yayıldı. Londra’da şaşkına dönen bakanlık, bütün Townshend gümrük vergilerini -çaya konan dışında- hemen kaldırdı. Ancak, Avrupa kıtasına giden koloni ticaret gemilerini İngiltere’ye uğramak zorunda bırakan Denizcilik Yasaları, uzun süredir ekonomik merkeziyetçiliği yansıtmakta ve koloniler halkına imparatorluğun bir üyesi olmanın karşılığında ödedikleri ağır bedeli anımsatmaktaydı. Bu tür yasaklayıcı önlemlerin sonuncusu olan Şeker Yasası (1764), vergileriyle krallık için kabarık bir gelir üretti: 1776’ya kadar kolonilerden toplam 600 000 sterlin çekti. İngiltere’yle yapılan ticaretin dengesi, sürekli kolonilerin zararına çalışmaktaydı. 1772’de kolonilerdeki yargıçları keyfi olarak görevden alma yetkisini daha önce açıklamış bulunan kraliyet hükümeti, bu kez de Massachusetts’deki yöneticiler ile yargıçların ücretlerinin doğrudan koloniler tarafından ödenmesi gerektiğini belirtti. Uzun yıllardır ateşli bir cumhuriyetçi olan Samuel Adams, hemen Kolonilerarası İletişim Komitesi’ni kurdu. Devrim duyguları canlandı. Aralık 1773’te, Mohawklarin kılığına girmiş birkaç gönüllü, Boston limanına yeni gelen çay gemilerini basıp, yüklerini suya attılar. Öfkelenen krallık yönetimi “Boston Çay Partisi” diye adlandırılan bu olaya, Massaechusetts’deki özerk hükümeti görevden alan ve Boston limanını kapatan yasalarla karşılık verdi (1774). 1774 sonlarında Philadelphia’da ilk Kıta Kongresi’ni toplayan Virginia, Massachusetts^ desteklemeye koş­ tu. Bir insan hakları bildirisi yayınlanarak, İngiliz mallarından alınan vergilerin kaldırılması istendi. Koloni milisleri Massachusetts’inkırsalkesimlerine sızmaya başladılar. New Englandlılar, kiliselerinin kısa sürede anglikan piskoposlarının denetimine verileceğine inanmış­ lardı. Ayrıca, toprak sahibi İngiliz aristokrasisinin yıkıcı vergiler çıkarttırarak New England’daki özgür küçük toprak sahiplerini yarıcı durumuna düşüreceklerine de inanıyorlardı. “Kölelik” sözcüğü dudaklarından hiç eksik olmuyordu.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)