İmammı Azam ın Babası Bir Diş Elma Suyu

Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

İmammı Azam ın Babası Bir Diş Elma Suyu

îmam-ı Âzam Efendimizin babası Sabit Hazretleri
delikanlılık çağında, henüz gençliğinin baharındayken
bir akarsu kenarında abdest alır. Abdestini bitirir,
duâlannı okur, hem kurulanır, hemde suyun akışım
seyrederken bir de görür ki suyun üzerinde kırmızılı,
beyazlı, renkli bir elma şuhun üzerinde yüzerekten
geliyor.
Elmanın güzelliği renk renk, al al, kâh batarak,
kâh dânerek suda yüzerek sallanarak gelişi İmam-ı
Âzam efendimizin babasının çok hoşuna gider, elmayı
alıp ısınr. Elmanın suyu dişlerine dokununca, birden
bire kendini toparlar:
— Ben ne yaptım!. Bu elmanın elbetteki bir sahibi
var. Benim olmayan bir şeyi nasıl olurda sahibinden
izinsiz ısırırım der. Bir anlık gafletinden uyanır.
Ve suyun akıp geldiği tarafa yürümeye başlar.
Biraz yürüdükten sonra suya doğru uzanmış, dallan
elmayla dolu ağaçlan görür. Elindeki ısırdığı elmanın
rengine bakar dalda ki elmalarla ayni. Bu ısırdığım
elma bu bahçeden diyerek bahçe sahibini arar bulur.
Helâllik dilemek üzere:’
— Efendimi Bu elma sizin ağaçlardan düşmüş
olafcak. Şu akan dereden abdest aldım, bu elmayı su
alıp götürüyordu. Bende bir anlık gaflet ile elmayı suyun
yüzünden alıp ısırdım. Fakat hemen kendime geldim,
gafletimi hatırladım* Elmanın sahibi var, bulup
helâllik dileyeyim veyahut elmanın bedelini (ücretini)vereyim diye size geldim. Şimdi sizden rica ediyorum,
ya elmanızın bedelini vereyim, yahut da bu gafletimden
dolayı sizden izin almadan, müsâadenizi almadan
yaptığım bu hatamı bağışlayın ve hakkınızı helâl
edin diyerek rica eder, yalvarır. Bahçe sahibi:
— Hayır helâl etmem!. Niçin elmamı, benim malımı
benden müsâadesiz, izinsiz ısırırsınız der. îmam-ı
Âzam’m babası:
— Aman efendim! Rica ederim, yalvarırım. Elmanızın
fiatı (Bedeli) ne ise vereyim veya buniın çaresi
ne ise yapayım diyerek yalvarır. Bahçe sahibi:
— Üç sene bana hizmet edeceksin, burada benimle
çalışacaksın sonra da bir düşünürüz. Helâl etme
çaresi budur.
İmam ı Âzam’m babası Hz. Sabit peki der. Bir anlık
gafleti, elmayı düşünmeden ısınp dişlemesi, tek
kelimeyle bir elma suyuna üç sene hizmet edecek!..
Ama başka çıkar yolu yok. Bir kere olan olmuştu, elmanın
suyu dişinin dibine gitmişti. Bunun helâl edilmesi
lâzımdı. Buda ancak mal sahibi tarafından olacaktı.
O da üç sene hizmet karşılığında helâl edebileceğini
düşündükten sonra yani şartlı olarak helâl edeceğini
söylemişti.
Bu da şartlı olacaktı. Üç sene hizmet edecek. Sonra
yine düşünecekti.
İmam-ı Â’zam’ın babası Hz. Sabit üç sene bu bahçede
çalıştı. Son günleri iple çeker oldu, şu üç sene
dolsa da helâllaşıp bir evime dönsem diye.
Üç sene dolup son günü bahçe sahibine gidip bugün
son günümdür üç sene oldu. Hakkınızı helâl edin
de gideyim dedi. Bahçe sahibi:— Hakkımı bir şartla helâl ederimi Üç sene sonra
bir düşünürüz demiştim. Şimdi düşündüm, bir tek
şartım daha var. Onu da yaparsan hakkımı helâl ederim.
Benim bir kızım var. Gözleri görmez, kulakları
işitmez, elleri tutmaz, ayaklan yok, yürüyemez. Bununla
evlenirsen, bu kızımı nikâhın altına alırsan o
zaman hakkımı helâl ederim, yoksa etmem! der.
îmam-ı Â ’zam’ın babası Sabit hazretleri, peki der.
Düğün hazırlıklan yapılır, ziyafetler verilir, nikâh kıyılıp
damat gerdeğe girer. Bir de görür ki sapasağlam
bir gelin. Olamaz der, bunda bir yanlışlık olacak.
Birisi bir hile yapmış olacak. Bir yanlışlık var diyerek
hemen kayın pederine koşar. Aman efendim!
Siz bana gözsüz, kulaksız, dilsiz, ayaksız bir kızım
var demiştiniz. Halbuki sapa sağlam dünya-güzeli bir
gelinle karşılaştım der. Kızın babası:
— Evet evlât der. Bak iyi dinle. Benim kızım harama
bakmaz onun için gözü, yok, haram olan şeyleri,
kötülükleri dinlemez kulağı yok, elini haram olan şeylere
uzatmaz, eli yok, haram olan yerlere gitmez yürümez,
ayağı yoktur. Bütün bunlan mecazi mânâda
söyledim der.
Ben kızıma senin gibi bir iman ehli anyordum ki,
kalbinde Allah korkusu olsun, kendini haramlardan
korusun, Allah’ın yasak ettiği şeylerden kendini muhafaza
etsin, kızıma ve ondan olacak torunlanma haram
yedirmesin, hak hukuk gözetir bir iman ı Kâmil
senin gibi damat anyordum. Allah’ım seni bana gönderdi.
Sen bir diş elma suyunun helâlliğini dileyince,
senin cevher dolu, vicdanlı bir kimse olduğunu anlamıştım.
Fakat seni imtihan etmem lâzımdı. Üç sene
gibi uzun müddet imtihan ettim. Senin her halini, hareketini
iyiden iyiye gözetledim, bütün aradığım vasıflar
sende mevcut. Onun için ciğerpare yavrumu bi­ricik kızımı sana emanet ettim. Cîüle, güle bir yastıkta
ihtiyarlayasınız, dedi…
İZÂH VE AÇIKLAMA,
îşte İmam-ı Â ’zam, böyle bir anadan, b a b a d a
meydana geldi. îmam-ı Â ’zam çocuk iken üç günde
Kur’an-ı Kerimi hatmetti. Ve koşa koşa eve geldi.
Annesine:
— Anneciğim! Bu gün Kur’ân-ı Kerimi hatmettim,
dedi. Üç günde Kur’an’ı bitirdim diyerek annesinin
boynuna sanldı. Annesi:
— Oğlum! Eğer baban, o elmayı izinsiz ısırmasaydı,
sen bir günde Kur’an’ı hatmedecektin dedi.
Ey Allah diyen, dinîni seven kardeş!
Dikkat buyurun! Bir diş elmaya üç sene hizmet
edüiyor. helâllik almıyor. Ama ilk izinsiz, bir gaflet
ile ışınlan elmanın suyu evlâdm Kur’ân’ı hatmini 2
gün erteliyor. Yâni evlâdm mânâsına engel oluyor.
Ey Koca İslâm!
Akif in dediği gibi:
Nerede Müslümanlık geçmiş bizden insanlık bile
Adam aldatmaksa maksat aldanan yok nâfile
«Kaç hakiki müslüman gördümse hep makberdedir.»
Müslümanlık bilmem amma gâlibâ göklerdedir.
Nerde o insanlık? Kızlan için ehli nâmus, ehli
vicdan arayan bahtiyarlar… Gelsinler de 20 nci asnn
sözüm ona Müslümanlanna baksınlar. Kız mı verecek
önce rütbesi makamı nedir. Ne kadar parası vardır,
ham, apartmanı taksisi arabası var mıdır? Eh bunlar
varsa dâmât olacak olan ne olursa olsun!.. İster haramzâde
ister beyzâde!.. Yeter ki, bir zâde olsun!. Üçgün sonra da gelirsin. Ah! Hocam sorma kızımı bir
vicdansıza verdik. Kızı şuraya buraya götürüyor, şöyledir
böyledir bize bir şey var mı? Bize bir günah? Var
ya, olmaz olur mu? Sana alevli bir Cehennem ateşi
var! Senin haklan o. Bir diş elmaya üç sene hizmet
edecek kadar fakir bir gence biricik ciğer pâre yavrusunu
kendi ağzıyla teklif edip kızımı alırsan hakkımı
helâl ederim diye zorla veren o bahtiyar Müslümanda
senin kadar akıl yok muydu? O sevgili kızını senin
gibi hanlı apartmanlı, şanlı şöhretli taksili arabalı
bir dâmâda vermek istemez miydi!…
İslâm dininde şeref, kıymet, değer ölçüsü:
«înne ekremeküm indallahi etkaküm» dür. «Allah
indinde en şereflileriniz, en çok Allah’dan korkanlannızdır.»
Allah’dan korkan, haram helâl tanır. Allah
diyen hak hukuk bilir. Allah’ı bilen kendini bilir.
Kendini bilen dinini sever, dîni seven vazife yapar,
vazife yapan, vazife yaparak halka hizmet eder. Halka
hizmet eden hakka hizmet etmiş olur. Halkı
sevmek hakkı sevmektir. Halkı seven hakkı sever,
hakkı seven vazifesinde ihânet yapmaz. Hakkı sevmeyenin
başına 10 tane polis diksen o yine yapacağım
yapar. Biri hırsızlık yapar, biri zina, (ırz düşmanıdır)
onun bunun nâmusuna tecâvüz eder, biri içki içer,
kumar oynar, biri hile yapar, adam dolandırır, yalan
söyler, müşterisini kandırır, sağlam mal diye çürükleri
doldurur. Bunların kaçım polis yakalayabilir.
Ama bir diş elmayı izinsiz ısırdım diye 3 sene
hizmeti. Onu polis mi yakalamıştı!.. Yakalayabilir
miydi? 10 tane polis olsaydı hangisi görürdü!..
Efendim! Zaman kötü şöyle oldu böyle oldu!. Hayat
şöyle, hayat böyle!. Amirler böyle, memurlar şöyle!
Rüşvetsiz adım atmıyorlar! Tabiî olur ve olacaktır.
Senin gibi hak hukuk tanımayan müslümanm ba­şına daha neler gelecek. Sen gerçek müslüman olursan
Allah sana yardım edecektir. Unutma!..


Paylaşmak Güzeldir Sende Paylaşır Mısın?

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.