İLK ULUSAL EDEBİYAT

Anayasa’nın kabulünden (1787) Jackson milliyetçiliği dönemine (1828-36) kadar uzanan yıllar, bilinçli bir ulusal edebiyatın ortaya çıkışına işaret eder. John Trumbull gibi Connecticut Wits’lerden biri olan şair Joel Barlow, yeni Amerika Birleşik Devletlerim, daha önce yazdığı The Vision of Columbus’] (Kolomb’un Düşü, 1787) yeniden elden geçirerek epik yapıtı The Columb/ac/(1807) ile selamladı. Philip Freneau, yerli mekânlar ile yerli ifade biçimini kaynaştıran lirik şiirler yazdı. Diğer yazarlar bir Amerikan edebiyatı geliştirmeye çalıştılar^cİma, sadece Amerika’ya özgü konular üzerinde yoğunlaşmayıp, bunların yerine romans, erdem, kötü­ lük ve baştan çıkarma gibi, İngiltere ve Kıta Avrupası’nın popüler romanlarına hakim olan evrensel temaları da ele aldılar. William Hill Brown’in, Goethe’nin Genç Werther’in Acılarf nı örnekseyen The Power of Sympathy’si (Duygudaşlığın Gücü, 1789), bazılarınca ilk Amerikan romanı olarak kabul edilir. Susanna Rowson’ın, Londra’da Charlotte: A Tale of Truth (Charlotte: Bir Hakikat Öyküsü) adıyla yayınlanan duygusal ve öğ­ retici baştan çıkarma öyküsü son derece popülerdi. Hugh Henry Brackenridge’in büyük boyutlu pikaresk romanı Modern Chivalry (Modern Şövalyelik, 1792- 1815) baskın olan duygusal romanın aksine kötü hükü­ met üzerine alttan alta bir hicvi içeriyordu. İlk profesyonel romancıysa, Wieland (1789) ile başlayan gotik ve felsefi romanslarıylae Edgar Allan Poe’dan önce davranan Charles Brockden Brown’di. XIX. yy. başlarında Washington Irving, Amerika’nın ilk gerçek edebiyatçısı olarak Avrupa’da ün kazandı. A Flistory of New York (B\r New YorkTarihi, 1809), bilgiç­ lik taslayan tarihçiler ve edebiyat klasikleri üzerine sıradışı bir hicivdir. En tanınmış öyküleri, Rip Van Winkle \\e The Legend of Sleepy Flollow( Uykulu Çukur Efsanesi), 1819-20 arasında tefrika edildi. William Cullen Bryant uluslarası boyutta bir şair olarak 1820’li yıllarda adını duyurdu. İngiliz Graveyard Poets’in (Mezarlık Şairleri) etkisini taşıyan Thanatopsisı (Ölüme Bir Bakış, 1817), Amerikan edebiyatını henüz ortaya çıkmış İngiliz romantizmine bağlıyordu. Gene de, Avrupa etkilerine rağmen, Amerikalı yazarlar edebi milliyetçiliğin yükseldiği bir dönemde farklı bir edebiyat yaratmaya uğraştı­ lar. Noah Webster, ülkenin kendi diline sahip olduğu konusunda ısrar ettiği An American Dictionary of the English Language(Amerikan İngilizcesi Sözlüğü, 1828) ile katkıda bulundu. Milliyetçi temalar; Ellery Channing’de, Edward Evrett’te ve içlerinde en ünlüsü, Har- ABD (EDEBİYAT) 409 vard’daki phi Beta Kappa konuşması “Amerikalı Bilim Adamı” (1837) için daha sonraları Oliver Wendell’in “bizim entelektüel [Bağımsızlık Beyannamemiz” diyeceği Ralph Waldo Emerson’da yankılandı. James Fenimore Cooper, büyük ölçüdeAmerika’ya has konular ve mekanlarla başarıya ulaşmış ilk önemli Amerikalı romancıydı. Cooper, bir devrim öyküsü olan ikinci romanı The Spy (Casus, 1821) ile uluslararası üne kavuştu. Tarih ile romanı bir arada kotaran birçok romanı, ona “Amerikan (Sir Walter) Scott’u” denemesine neden oldu. Bu unvan onu dönemin en popüler ve saygın yazarlarından birinin yanına yerleştirdi. Cooper en bü­ yük üne The Pioneers’ la (Öncüler, 1823) başlayıp The Deerslayer’a (Geyik Avcısı, 1841) kadar süren beş romandan oluşan Leatherstocking Tales (Deriçorap Ö yküleri) ile kavuştu. Cooper’ın mekanları Amerikalıların doğaya ilişkin düşüncelerini yakaladığı gibi, kahramanı Natty Bumppo da, Amerika’nın yalnız kendine güvenen, öncü ruhunu dile getirdi. Cooper’ın Amerika duygusunun büyük bir kısmı, Amerikan tarihiyle merhametli bir Amerikan doğasını yücelten «Şömine Şairleri» tarafından yakalandı. Henry Wadswoth Longfellow bir öyküyü nazımla anlatma konusundaki becerisini Hiawatha (1855), The Courtship o f Miles Standish (Miles Standish’in Flörtü, 1858) ve Evangeline’de (1847) ortaya koydu. Ama Longfellow ile çağdaşları en fazla, halka açık toplantılarda yüksek sesle okunmak için yazılmış şiirlerde başarılı oldular. Longfellow’un The Midnight Ride of Paul Revere’ si (Paul Revere’nin Gece Yolculuğu, 1863), John Greenleaf Whitter’in Barbara Freitchie”s\ (1863) ve Oliver Mendell Holmes’ün Old Ironsides”/ (Yaşlı Ironsides) hâlâ etkileyiciliğini korur. Edgar Allan Poe edebiyatta milliyetçilik akımından uzak durdu ve romantizmin daha kasvetli bir yanını temsil etti. Bir eleştirmen olarak, ikinci sınıf Amerikan edebiyatını haşin bir şekilde eleştirdiği halde, kendisi de birçok popüler sansasyonel yazılar yazmıştı. Poe, teknik yönden genellikle karmaşık olan şiirinde, sıradan romantik temalar kullanır ama, onları felsefi ve mistik bir biçimde ele alır. Kısa öykülerinden çoğu hâlâ uluslarası üne sahiptir. Polisiye öyküyü Poe’nun icat ettiği söylenebilir. Poe, gotik korku öyküsünü The Fail o f the House o f Usher (Usher’ların Çöküşü) ve The Tell- Taie Heart ta (Geveze Yürek) mükemmele ulaşmıştır

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)