İHTİYARIN VERDİĞİ DERS

Yıldırım Beyazıt, köyleri dolaşıyordu. Köyün birinde, çok yaşlı
bir ihtiyara rastladı. Aksakallı ihtiyar bir yandan  belini
tutarken bir yandan da incecik meyve fidanlarını dikiyordu. Beyazıt
bunu görünce köylüye takılmak istedi: “Baba, bu fidanlar ne
zaman büyüyecek de meyve verecek? Bunlardan yemek sana
nasip olacak mı?” deyince padişahı ömründe görmemiş ihtiyar
gayet sakin bir vaziyette: “Oğul! Benim yiyeceğimi hiç zannetmiyorum!”
dedi.
Beklediği cevabı alan Beyazıt: “Be hey amca! Öyleyse kendini
neden yorarsın? Meyvesini yemeyeceğin ağaç için neden çalışırsın?
Bırak gençler diksin!” deyince ihtiyar: “Hey oğul! Sen hepten
cahilmişsin. Biz atalarımızın diktiği ağaçların meyvesini yemiyor
muyuz? Biz bunları dikmezsek torunlarımız ne yiyecek?” dedi.
Yıldırım Beyazıt ihtiyarın verdiği cevaptan memnun oldu.
Hemen maiyetine emir vererek bir kese altın verilmesini istedi.
İhtiyar: “Bak gördün mü oğul? Sen bu fidanlar ne zaman meyve
verecek demiştin ya! İşte gördün, hemen meyve vermeye başladılar.”
Bu cevap sultanı güldürdü. İhtiyarın hazır cevaplılığı karşısında
çok memnun kalarak bir kese altın daha verilmesini isteyince, ihtiyar
dayanamadı: “Gördün mü herkesin ağacı bir meyve verirken
benim fidan iki meyve vermeye başladı!” dedi. Sultan Beyazıt,
“Buradan gidelim, yoksa bütün servetimizi bu hikmet dolu ihtiyara
vermek zorunda kalacağım!” der ve oradan ayrılır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.