İBRAHİM ŞİNASİ

İBRAHİM ŞİNASİ

İBRAHİM ŞİNASİ

Türk ozanı (İstanbul, 1826-İstanb 1871).
Tophane Müşiriyeti Mektubi Kalemi’ ne girdi. Devlet adına Paris’te maliye öğremini gördü (1849-1854). Dönü, şünde Meclis-i Maarif üyeliğine atan’ di. Mustafa Reşit Paşa tarafından kd rundu. Âgâh Efendi ile Tercüman-ı Ahval’i çıkardı (1860). Sonra tek bal
şma Tasvir-i Efkâr’ı yayımlamaya başladı (1862). Siyasal etkinlikleri yüzünden gazetesini Namık Kemal’e bırakarak Paris’e kaçtı (1865). Burada Mustafa Fazıl Paşa’nın yardımıyla geçimini sağladı. Abdülaziz ile birlik-te Avrupa gezisine çıkan Fuat Paşa’ nin yardımıyla İstanbul’a döndü (1869). Ölümüne kadar basım işleriyle uğraştı.
Tanzimat dönemi Türk edebiyatının kurucularından olan Şinasi, Batı şii-rhü Türk toplumuna tanıtmak için şiir çevirileri yapmış, biçim balonundan eski, öz bakımından yeni şiirler yazmış, sivil gazeteciliğin kurulup yerleş meşinde öncülük etmiş, yazı dili ile konuşma dilinin birleştirilmesi konusunda çaba göstermiştir. Şair Evlenmesi (1860) adlı komedisi Batı tekniğine uyan ilk tiyatrolardan biri olarak andır. Öbür yapıtlan arasında da şunlar sayılabilir: Tercüme-i Manzume (şiir çevirileri, 1859, 1870); Müntahabat-ı Eşar (şiirlerinden seçmeler, 1862, 1870); Durub-ı EmsaM Osmaniye (atasözleri, 1863); Müntahabat-ı Tasvir-i Efkâr (makaleler, 3 cilt, 1885).
ZİYA PAŞA
Türk ozanı (İstanbul, 1825-Adana,
1880)
Beyazıt Rüştiyesi’ni bitirdikten sonra Sadaret Mektubi Kalemi’ne girdi. Reşit Paşa’nın aracılığıyla kâtip olarak Saraya alındı (1855). Zaptiye Nezareti müsteşarlığı, Kıbrıs (1861), Amasya mutasarrıflığı (1863), MecUs-i Vâlâ üyeliği gibi görevlerde bulundu. Yönetim aleyhtarı Genç Osmanlılar Ce-miyeti’ne üye oldu (1865). Prens Mustafa Fazıl Paşa’nın çağrısına uyarak
bir tiyatro binası inşa edilerek oyunlar sahnelendi (XVIII. yy’da İstanbul’ da, Galata’da bir Cenevizlinin açtığı tiyatroda, Venedik, Cenova ve Fransa’dan gelen tiyatro toplulukları temsiller verdi).
Tanzimat’ın ilk yıllarında İstanbul’da çeşitli tiyatro binaları yapılmaya başlandı. Önceleri İtalya ve Fransa’dan gelen yabancı tiyatro toplulukları bu sahnelerde rakipsiz durumdaydı. Bu arada önce yabancı dilde, sonra türk-çe temsiller vermeye yönelen Ermeni asıllı kişiler, Tanzimat tiyatrosunun gelişmesine katkıda bulundular. Hoca Naum, Hasköy, Şark ve Ortaköy Tiyatroları bunlar arasında sayılabilir. Güllü Agop, 1868’de kurduğu Osmanlı Tiyatrosu’nda ilk kez düzenli temsiller vermeye başladı. Müzikli oyunlar dışında türkçe temsiller verme tekelini 10 yıl kendisine veren resmi bir ayrıcalık aldı (1870). Halk arasında Gedikpaşa Tiyatrosu diye anılan bu tiyatronun, Müslüman Türk erkeklerinin, sanatçılarının sahneye çıkmasında, seyircinin yetiştirilmesinde, Batı tiyatrosunun anlaşılmasında katkıları oldu.
Ahmet Mithat Efendi’nin 1884’te oynanan Çerkeş Özdenleri oyunu nedeniyle bu tiyatro kapatılarak
Paris’e gitti (1867). Namık Kemal’le birlikte Londra’da Muhbir ve Hürriyet gazetelerini çıkardı. Mustafa Fazıl Paşa, Saray ile anlaşıp yardımı kesince Cenevre’ye geçti. Ali Paşa’nın ölümünden sonra Genç Osmanlılar’ m Türkiye’ye dönmesi izni çıktı, bu izinden yararlanarak İstanbul’a döndü (1871). Şura-yı Devlet üyesi, Maarif Nezareti müsteşarı oldu. Kanunu Esasi’nin hazırlanması için oluşturulan kurula üye olarak seçildi. Abdül-hamit ü’nin, aydınlan İstanbul’dan uzaklaştırma planından o da etkilendi; Suriye, Konya ve Adana valiliklerine atandı.
Tanzimat’la başlayan yenileşme hareketlerinin önderlerinden biri olan Ziya Paşa, edebiyatın batılılaşması ve yerlileşmesi konusunda söylediği sözlerin tam tersini uygulamış, dil ve biçim yönünden eski şiir yolunu izlemiş, divan geleneğindeki şiirleri toplayan bir antoloji de düzenlemiştir. Başhca yapıtları şunlardır: Zaferna-me (nazım-nesir, Ali Paşa’nın yergisi, tarihsiz); Harabat (3 cilt, 1874-1875); Eşar-ı Ziya (1881); Rüya (düzyazı yergi, 1910); Veraset Mektupları (1910).
binası da yıktırıldı. Bundan sonra 1908’e kadar Batdı anlamda tiyatro yapılamadı. Güllü Agop’tan ayrılan bazı sanatçılar Mardiros Mmakyan yönetiminde kurdukları Osmanlı Dram Kumpanyası’yla (1882) 1908’ den sonraki yıllarda türkçe oyunlar sahnelediler.
Tanzimat döneminde öteki edebiyat türlerinde olduğu gibi, oyunlarda da toplumsal yarar ön planda geldi. Oyunlarında, toplumun aksayan yönlerini işleyen tiyatro yazarları, ibret verici sonuçlar çıkarılmasına özen gösterdiler. Tanzimat döneminin yazılan ama yayımlanmayan ilk yerli tiyatro yapıtı Hayrullah “Efendi’nin Hikâye-i İbrahim Paşa be İbrahim-i Gülşeni adlı dört perdelik dramıdır (basılışı: 1965). Şinasi’nin Şair Evlenmesi oyunuysa 1860’ta yayımlanan, bir başka deyişle kamuoyu önüne çıkan ilk tiyatro yapıtıdır. Birbirini görmeden evlenmenin ortaya çıkardığı gülünç durumları işleyen bu güldürüde, ortaoyunuyla MoÜere güldürülerinin etkileri açık olarak görülür. Piyes yazan Ali Haydar (1836-1913) Sergüzeşt-i Perviz adlı yapıtıyla ilk tragedya örneğini verdi. Direktör Âli Bey (1844-1899), Batılı anlamda karakter komedileri yazarak, Tanzimat
tiyatrosunş katkıda bulundu. Recaiza-de Mahmut Ekrem de Afife Anjelik adlı oyununun ilk türkçe dram olduğunu ileri sürdü. Ahmet Vefik Paşa da tiyatro yapıtları yazdı, ama bunlar bugün ortada yoktur, yalnızca Molière’ den yaptığı çeviri ve uyarlamaların 16’sı elimizdedir. Feraizcizade Mehmet Şakir (1853-1911), Ahmet Vefik Paşa’mn Molière çevirilerinden ve uyarlamalarından etkilenerek oyunlar yazdı. Duru bir türkçe ve başardı bir teknikle yazılan bu oyunlar, Fera-izcizade’ye “Türk Molière’i” sanının verilmesini sağladı. ,
Tiyatroyu en etkili eğitici ve öğretici tür olarak kabul eden Namık Kemal, hemen tümü dram türünde olan oyunlarında toplumsal ve tarihsel konuları işlemeyi yeğledi. Abdülhak Hamit Tarhan’m sayıları yirmiyi bulan dramlarında Tconular genellikle Doğu ve İslanf-târihinden alınmıştırfRnien ‘ in konusıiysa XIX. yy. İngilteresi’ne aittir). Abdülhak Hamit Tarhan, tiyatrolarında özellikle Shakespeare’den çokça yararlandı. Onun tiyatrolarında karakterler ön plandadır; ruhsal çözümlemelerde oldukça başardı olan bu yazar, özgürlük, yurt sorunlarına da önem vermiştir. Piyesleri teknik bakımdan sahneye konacak nitelikte değildir, okunmak üzere yazılmıştır (Bkz. TİYATRO).

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*