î S R A F

î S R A F

Bir Hadîs-i Şerifte; «— Adem oğlunun iki dere dolusu altını olsa (hâlâ gözü doymaz da) bir üçüncü dereyi dolduracak altına daha sahip olmayı temenni eder!» buyurulmuştur. i’ ‘ — m — Evet, insanın ihtiras ve arzularına îslâmi hisleri, dinî duyguları bir had, hudut tâyin etmedikçe gözü doymaz. Elindeki imkânlarını az görerek daha çok imkân elde etmek, daha fazla lüks hayata kavuşmak için çırpınır durur, bir türlü huzur ve sükûna kavuşamaz. İhtiraslarımızın bizi kasıp kavurmasına en çok, israfımız sebep olur. İktisada riayet etmiyen. kimseler, kazandıklarının hemen kaybolduğunu gördükçe daha çok çalışıp kazanmaya kendilerini mecbur bilirler. Bu sebeple haram helâl düşünmekten de kendilerim muaf zannedecek derekeye düşerler. Eskiden, yazılan İslâmî eserlerde israftan yılandan kaçar gibi kaçmayı tavsiye ederlerdi. Hazret-i Ebu Bekir (R.A0 israfçılar için ‘şöyle derdi: «— Bir kaç günlük rızkı bir günde harcayan hane halkına ben buğz ederim!» Büyük mutasavvıflardan Ameş Hazretlerinin, devlet memurlarından bir tanıdığı, zimmetine devlet parası ge­ çirmiş olmaktan hapse girmiş, Âmeş Hazretleri.de bu dostunu ziyarete gittiği hapishanede, evinden getirttiği mü­ kellef yemekler yerken görünce şöyle konuşmuştu: «— Vallahi aziz dostum sen şu hapishaneye başka hiç bir şeyden değil israftan düştün. Eğer nefsini razı edip elindeki paranla kendini geçindirmeğe alışsaydın, devlet parasım zimmetine geçirmeye mecbur olmayacak ve şimdi buraya girmeyecektin, önündeki şu çok çeşitî(i yemeklerden anlaşılıyor ki, sen iktisada riayet etmediğin için buraya düştün!» Arab şâirlerinden Herme, eline geçeni dostlarıyla şurada burada har vurup harman savurur, verdiği ziyafetleri sebebiyle cömertliği hakkında durmadan şürler söylerdi. Bu yüzden cömertliğini Mısır ve Şam’a kadar duyurmuştu. , — 70 — Bir gün bir kaç Şafrılı Herme’yi ziyarete geldiler Kapısının önünde oynayan kız çocuğundan babasını sordular. Evde olmadığını söyledi. Misafirler: — Senin baban çok cömert .bir kimsedir, haydi bize bir deve kes de yeyip gidelim, dediler. — Çiz çocuğu: — Vallahi devemiz yoktur, dedi. — Öyleyse bir koyun kesin, dediler. -r- İnanın köyunumuz da yok dedi. — O halde bir tavuk kesin de karnımızı onunla doyurup gidelim, deyince kız çocuğu: — îster inanın ister inanmayın tek tavuğumuz bile yok, diye cevap verdi. Misafirler bu defa i — > Öyleyse bir yumurta pişirin de yeyip gidelim, diye İsrar ettiler. Kız çocuğu buna da: — Tavuk olmayınca yumurta nereden olacak? diye cevap verdi. Bu cevaplar karşısında Şamli misafirler Herhie’nin kızma şöyle takıldılar: — Öyleyse babana söyle de, bir daha ben misafire şöyle ikram ederim, böyle hürmette bulunurum, diye cömertliği hakkında şiirler söyleyerek kendini methedip durmasın! Demek bu söylediklerinin, hiç birinin aslı yok muş. Bu sözlere küçük kız şu karşılığı verdi- — Nişin aslı yokmuş?^Babamın öyle israfçılığı de- ğilmi ki, şimdi bizi bir yumurtaya dahi muhtaç bıraktı!..-

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)