Hidro-Mekanik

Hidro-Mekanik

bu kadar görkemli “Hidro-Mekanik Sistemle Çalışan Otomatik Makineler” yapabilmiş olması, onun Sibernetik Biliminin tarihi içindeki önemli yerini, açıkça belgelemektedir. Nitekim Eb-ÜI-Iz’in kişiliğini Kara-Amid adlı dergide kesinlikle ortaya koyan İbrahim Hakkı Konyalı, bu konudaki yazısının sonunu şöyle tamamlamaktadır :

“Eb-ÜI-İz’in kitabının 332. sahifesinde hükümdar Mahmut’un, hizmetçilerin ve cariyelerin abdest suyu dökmelerinden çok iğrendiğini, bunun için de abdest suyunu, makineden adamlar ve tavuslara döktürdüğünü söylüyor. Artukoğlu işret meclislerinde de makineden dilberlerin sunduğu kadehleri, Türkmen yosmalarının verdikleri kadehlere tercih ettiğini söylüyor. Eb-ÜI-Iz’in bu kitapta tarif ettiği makinelerinden bir kaç tanesi Alman profesörlerinden YVidemann tarafından yapılmış ve muvaffakiyetle işletilmiştir. Bu makinelerin bugün Almanya’da Erlangen Üniversitesinde bulunduğunu öğrendim. Eb-ÜI-Iz’in kitabından bazı parçalar Almancaya çevrilmiştir” (2).

Yukarıda Nature Dergisinden söz etmemizin bir başka nedeni de, yıllar önce Almanların yapmış olduğu araştırma ve uygulama işlemlerinin, bu kez İngiliz ve Amerikalılar tarafından yapılmakta olması ve Eb-ÜI-İz’in “Otomatik Makinelerinden esinlenerek yeni yapıtlar ortaya koyma” çabasının süregelmekte bulunmasıdır.
Yabancıların böylesine çalışmaları karşısında, bizim, halâ bu büyük Türk Bilgini hakkında gerekli bilimsel çalışmaya yönelmemiş olmamız ise, gerçekten çok büyük bir üzüntü verici tablo olarak karşımızda durmaktadır. Eb-ÜI-Iz’in kitabı, kitaplığımızda tüm canlılığıyla durmaktadır. Kitabın içindeki resimlerin formül ve açıklamaları, otomatik sistemlerin işleyişini açıkça dile getirdiği ve resimlerin boyalarının renkleri bile solmadığı halde, hiçbir şey yapmadan durmamızın anlamını kavrayabilmek, mümkün değildir!..

Bilim ve Teknik’in 77. sayısında yazmış olduğum yazının son paragraflarını burada bir kez daha tekrarlamaktan başka yapacak bir şey olmadığını sanıyorum.

“Tıpkı, Bern’deki “Saat Kulesi”nde olduğu gibi Eb-ÜI-İz’in “Otomatik Makinelerinden” birinin, büyük ölçüde ve çalışır bir biçimde bir modelini bir “Anıt Olarak” yapma yoluna gidilebilir. Gerçekten de böyle bir anıt, Eb-ÜI-İz’in bilimsel kişiliğinin de belirtilmesini sağlamış olur.

Böyle bir “Anıt”ın yapılması işi “Millî Eğitim Bakanlığı”, “Üniversitelerimiz”, “T.Ü.B.İ.T.A.K.” “Millî Prodüktivite Merkezi”ni ilgilendirdiği kadar “Diyarbakır Belediyesi” ve tüm bilim kuruluşlarımızı da ilgilendirmektedir. Bu “Amt”ın yapılması, yalnızca Eb-ÜI-İz’in, bugüne dek unutulmuş kişiliğini yüzeye çıkarmakla kalmayacak; Sibernetik Biliminin Tarihi içinde, ne kadar güçlü

bir Türk Bilgininin de yer aldığını, tüm dünya’ya tanıtmış olacaktır.

Bu yazım’da, yalnızca Eb-Ül-Iz’e yer ayırma-nın bir başka nedeni de “Bilim ve Teknik” Dergisinin, “Bilim Heyecanı Duyanlar” tarafından okunmakta olmasıdır. Bu okuyucular arasında yukarıda adını belirttiğim kurum ya da kuruluşda görev yapan bir ya da bir kaç kişi ya da onların yakınları, elbette olacaktır. Hiç olmazsa, onların gayret ve çabaları ile bu konu ele alınacak olursa inanıyorum ki, çok yakın bir gelecekte Eb-ÜI-Iz’in Bilim Tarihindeki yerini kesinlikle sağlayacak olan böyle bir “Otomatik Makine’den Anıt”ın yapılmış olduğunu göreceğiz” (3). Görüyorsunuz
ya, konu dönüp dolaşıyor ve sonunda, siz Bilim ve Teknik okurlarına geliyor. İnanıyorum ki, sizler, bu Türk bilginini tüm dünyaya tanıtacaksınız.
(1) Nature, Vol 248, No. 5446, March 22, 1974. Macmillan Journals Limited Sa : 286.

(2) Konyalt İbrahim Hakkı, 8 Asır Evvel Türk Sarayları Makineleşmişti. Kara-Amid Dergisi, Sayı 5, Nisan 1969, Cilt 2, Sa : 2 – 7.
(3) Akman Toygar, Sekizyüz Yıl önce Otomatik Makina Yapan Türk Bilgini Eb-Ül-İz. Bilim ve Teknik, Sayı 77, Sa : 1.
Fotoğrafçılıkta hassas yüzey yapan iki büyük firma, Agfa-Gevaert ve Kodak, 5 yıl önce bir kaç ay farkla, bir renkleme hilesi geliştirmeği başardılar. Bu, klasik bir klişe esas alınarak eş yoğunluğu olan fotoğraf klişelerinden resim basma yöntemine dayanıyordu.

Prensip şuydu : Siyah – beyaz bir fotoğraf beyazdan siyaha giden değişik yoğunlukta bir takım gri değerler oluşturur. Haritacılıkta aynı yükseklikte olan noktalardan nasıl bir eş yükseklik eğrisi elde edilirse, fotoğrafçılıktada da bir görüntünün eşit optik yoğunluk noktalarını devamlı bir çizgi ile birleştirmek kabildir. Bunlardan başka, şu da bilinmektedir ki negatif filmden bir kâğıt kopya çekilirken istemeyerek
çok az poz verildiği takdirde, görüntünün bazı bölgeleri kâğıt devolepe edilirken gözükmezler, “meydana çıkmazlar”. Bunun tersine olarak bu sefer de resim basılırken isteyerek değişik pozlar verilirse, bir çok yüksek kontrastlı, yani grinin ara kıymetlerinin görülmediği filmlerde kâğıda çıkan görüntüler birbirlerine hiç benzemez, bazı bölge ve bazı ayrıntılar görünür veya görünmez. Bu şekildeki “maskeler”den ters görüntüleri çıkarma sayesinde de “kontra maskeler” elde edilir. Böyle ayrı ayrı elde edilen bir maske ile bir kontra maske üst üste getirilir ve bu çift görüntü arasına bir renk filtresi konularak resim aydınlatılırsa, orijinalden tamamiyle başka renkli bir görüntü yaratılmış olur.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)