Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Hemşireler Günü

Hemşireler Günü

Başlıktaki cümle Sağlık Bakanı Prof. Dr. Recep Akdağ’a ait. Bu ve ben­zeri bir çok cümlesi ile, kutlama biçimi ve yaşanan duygusallıklarla, Türkiye’nin her ilinden gelen hemşireler ve Sağlık Bakanı arasında ya­şanan göz yaşartıcı manzaraları ile

Hemşireler Günü

Hemşireler Günü

 kutlamaları katılan herkesin anılannda çok önemli bir hatıra olarak yaşayacak.

faksla başladı. Faksta bu yıl 12 Mayıs Hemşireler Günü Etkinlikleri çe çevesinde her ilden bir hemşirenin seçilerek 11 Mayıs 2004 tarihine Ankara’da olmasının sağlanması isteniyordu. Hemen duyurular yapıl ve valizler toplanmaya başlandı. Kimilerini uzun bir yol bekliyordu r de olsa. Bir taraftan illeri adına seçilmiş olmanın verdiği gurur bir yar dan Ankara’da nasıl bir kutlama olacağına ilişkin soru işaretleri bu yol culuğu daha da heyecanlı kılmıştı.

Buluşma noktası

Türkiye’nin hemşireleri 11 Mayıs Salı sabahından itibaren buluşm noktası olan Doğa Residence Hotel’e yerleşmeye başladılar. Burad

Sağlık Bakanlığı yetkilileri tarafından karşılanan Türkiye’nin Hemşireleri ilk şaşkınlığı ve yorgunluğu attıktan sonra lobi­deki tanışma-ve kaynaşma çayına katıldılar. Sorumluluklar ve sorunlar bir olunca kaynaşmak çok kolay olmuş, Anado­lu’nun bu fedakar bacıları yudumladıkları çaylarının duma­nıyla yüreklerinin sıcaklıklarını birleştirerek Ankara’yı ısıtmış- lardı bile.

Sağlığın Yıldızları

Yine 11 Mayıs Salı akşamı Sağlık Bakanlığı bürokratları, Ankara İl Sağlık Müdürü Selahattin Şahin ve Hemşireler Der­neği Başkanı Döne Çoban’m da katıldığı akşam yemeği ol­dukça keyifli geçti.

Anadolu’nun

bacıları

Törendeki coş­ku ve duygusallık Sağlık Bakanı Ak- dağ’m konuşması­na da yansıdı. “Sizler Anadolu insanımızın bacıla- nsınız” diye sözle­rine başlayan Sağ­lık Bakanı AKDAĞ, hemşirelerin özlük hakları ve statüle­ri ile ilgili olarak

SagM Babanı A^dag Turâtye ^mh âer

len hemşireler karpısında konupurken bir çok hemşire gözyaşlarını tutamadı.

Ankara Radyosunun değerli saz sanatçıları tarafından ic­ra edilen Türk Sanat Musikisinin önemli eserleri yavaş yavaş havayı ısıttı ve özellikle Dernek Başkanı Döne Çoban’m yap­tığı konuşmadan sonra gerçek bir eğlence başladı. Bu arada yapılan Sağlığın Yıldızları Ses Yanşmasına katılan ve mede­ni cesaretlerini söyledikleri güzel şarkılarla birleştirmesini beceren beş hemşiremiz mini hediyelerin sahibi oldular.

(arı ve düşüncele- r)n) anlattı.

Mçâ/r mes/ek gruöam Ansda/a /nsaamm kend/ne öa^a- dar yakın hissetmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Recep Akdağ

koyarak belki de meslekler arasında en büyük payeyi sizin mesleğinize vermiştir. Bu yüzden ben sîzlere Anadolu’nun Bacıları diyorum!” dedi.

Sağ//k Bakanı Akdağ’ın “Ben doktorluğumun ilk yılların­da mesleğimizin bir çok inceliğini hemşirelerden öğrendim!” cümlesi salonda alkış tufanı kopmasına neden oldu.

Tören sırasında Türkiye’nin 8ı ilinden seçilerek Ankara’ya davet edilen bütün hemşirelere Teşekkür Belgesi verildi. Bir sürpriz de belge dağıtımında yaşandı. Hemşireler teşekkür belgelerini bizzat kendileri Saflık Bakanı Akda||a ln:\zalata-

Ata’ya vefa

12 Mayıs Çarşamba sabahı çok daha güzel ve heyecanlı caktı çünkü.

Bidikte yapılan kahvaltının ardından iki ayrı otobüse bi­nilerek Anıtkabir’e doğru yola çıkıldı. Dernek kanalıyla ve di­ğer kuruluşlardan gelen meslektaşlarla birlikte Atatürk’ün manevi şahsiyeti huzurunda saygı duruşunda bulunuldu.

Büyük Önderin kabrine konulan çelenkten sonra hep bir­likte Kurtuluş Savaşı”ve Atatürk Müzesi gezildi. Özellikle Ça­nakkale Savaşı’nın konu edildiği animasyonlara rehberimizin anlattığı 57. Alayın hüzünlü hikayesi de eklenince yaşlar göz pınarlarından bir sel oldu indi aşağıya…. Gün boyu sürecek duygusallık aslında Anıtkabir’de başlamış oldu.

Anıtkabir’deki törenin ardından öğle yemeği ve kutlama töreni için tekrar otele dönüldü. Tören sırasında 81 ilden ge­len hemşireler adına kimin konuşacağı kura ile belirlendi. Çe­klen kurada şanslı il Manisa oldu.

► Bakanlığı bürokratlarının neredeyse eksiksiz ola­

rak katılımıyla gerçekleşen yemekte meslektaşları adına ko­nuşma yapan Mürüvvet Benli, Bakanı ile birlikte olmaktan son derece mutlu olduklarını duygulu cümlelerle ifade etti ve kendilerine gösterilen bu ilgiden dolayı tüm yetkililere te­şekkürlerini sundu.

…. Ve veda zamanı…

‘BaYanı ?rot. Br. Recep Akdağ’m teşekkür mektup­larını tek tek imzalayıp salondan aynlmasmın ardından artık veda vakti gelmişti. Bir gün önce neşe ile açılan valizler bu kez hüzünle toplandı ve illere dönmek için tüm hazırlıklar ta­mamlandı.

Daha iki gün önce birbirini tanımayan bu 81 meslektaşın ayrılışını izlemek çok da kolay değildi. Adresler ve tekrar gö­rüşmek üzere sözler alınıp verildi. Nazar boncuklarıyla karşı­lanmışlardı Ankara’ya indiklerinde. Yollarının açık olması di­lekleriyle uğurlandılar.

Gelecek yıl yine gelinecekti. Belki de bu tören Anado­lu’nun başka bir güzel köşesinde tekrarlanacak; bütün hem­şireler yine davet edilecek ve bizzat kendi Bakanları tarafın­dan konuk edileceklerdi.

Giderken yine gözyaşları vardı herkesin gülen gözlerinde ve bir hemşirenin unutulmayan şu cümleleri;

“Bizim için hiçbir şey yapmasaydı bile; bu hemşireler gü­nü törenlerindeki sevgisi, sıcaklığı ve insanlığı ile biz Baka­nımızı asla unutmayacağız.”

Biz de sizleri unutmayacağız Anadolu’muzun fedakar ba- cılan… Türkiye’mizin özveri abidesi sevgi dolu hemşireleri. ■

SB Diyalog • 9

Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça

I

û

|0r. Mürşit Toprak

Efendim sohbetimize hayat

ilk anlarıyla başlasak…

Hayatım hikaye değil, hal

1926… Kilis’te son erkek evi

1 il;

muşum. Bildik tabirle tekn^

kardeşiz, ikisi ölmü$: %||fl

W’

yor… Bu çocuk etraü tBİ^|

cede hırçın ve şantataa.H

Siz mi?

Öyleymiş, babam mıyor. “Allah aşkına beş tane büyüttüm dim” diyor, “illallah” fonlar yeni geliyor lûi : yeni temin ettiği Tar ğını koyuyor. Taksim yorum. Deneyince an ca susacağım. Olmazsa] feryat da belki ı ki zevki ısmartaaaı nın geninde evladı, sesi de sonra kuşlıA Kerim hep

R Ö

lük. Okula gitmeden okuma yaz- I zorlamasıyla altı yaşında başladım ıfeiledeUm diye hocalar çakşırımı ta-

hocası. Batı müziğini çok iyi bil- isfyle irtibatı vardı. Babama “Ha- ■ mı?” diye sordu. Babam da “Münir I getirttim’’ dedi. Bir tarafı Şevki Bey’in ■*. öbür tarafı İH. Selim’in Sûzi Dilâra .Isaefsen Alâeddin bunlardan bir tanesini i defe dinlemişim, “İli. Selim’inkini oku” ^ şey söylemedi… Ertesi gün kapı çalm- ikiye başlıyoruz. Bu keman senin” »teman.

a bu toptu çalışmalara iştirak* edebile- Bir gün Fahri Kopuz ile Sedat Özsokak, getirdi. Hoşuma gitti sesler. “Senin sevdalı başa benzer.” Saadettin Kay- I dinledim. Bunlar bende kıpırdanma- edilen vasat yok. Babamın Kur’an namaz kıldığı zaman farzları yüksek bL Bunlar tabii benim ruhumda bir bi- I ise vakti gelince aynlık başladı.

İBlriı gidiyorsunuz. Konya Lisesi meşhur Mr iseydi. Kız kardeşim orada kız mual- Doymı da orada. İkinci sene bakamadık düştü sıcaklık. Burnumuzdan buz Gelip beni aldılar. Bir sene öyle İstanbul’a gitmeye karar verdik.

! foteştiniz?

I tam karşısında ahşap bir konak var- ■a taşındık. On beş on altı sene Sul- . Sultanahmet Camii çok özeldir benim i en iyi hafızlarmdandı- dinleme im- ıTahir Efendi’yi tanıdım. Nuri Osmaniye vaaz ederdi. Gayet munis, gayet .«eniş bir kitle de olsa sesj en arkadan I okluğum değişik bir insandı. Beya- I hafiz-ı kütübü idi.

etlini^

Orada Hakkı Süha Gezgin çıktı ■edişlerine devam ettim. İstanbul’un n kalburüstü kişileri orada ha- götOrdü. Emin Dede’nin son yılla-

* sana talebemi getiriyorum. Hem li- bîzim fasıllara iştirak ediyor.” O ne-

Aiâeddln Yavaşça yedi-sekiz ayfık ikân babasının kucağında

fes alıp vermekte güçlük çekiyordu. Tık nefes haliyle bana ney üfledi. Lise çağındaki çocuğun seviyesine inebiliyordu. Hasret kaldığımız şeyler bunlar.

Ders durumunuz

Başanlı bir lise devrem oldu. Tıp fakültesinin sınavları çe­tin imtihanlardı. İstanbul liseleri arasında birinci olmuştum. Bu başanda muhitin çok önemli bir yeri vardır. Ben hep hemzamanlarımla muhatap olsam, öğrenme imkanım kıt olurdu. Tanrı bana kapılannı açtı, kendimden çok büyük ki­şilerin deneyimlerinden faydalanma imkanını verdi, “dünya benim düşündüğüm gibi değilmiş” dedirtti bana…

Sanatla, kOltOrle daha yakından ilgili bir okulu değil de tıp fakültesini tercih ediyorsunuz, neden?

Abimin doktor olması, insanlara, insanca hizmet ve has­taların ıstıraplannı ortadan kaldırma fırsatı beni etkilemiştir… Musikiyi seven, insanı seven kişidir. Bilirsiniz, dinimiz de in­san sevgisine dayanır. İnsanı seven insana hizmet etmek is­ter. İnsana hizmet eden mesleklerin başında ne gelir? Tıp…

İhtisasa başlamanız nasıl oldu?

1947’den itibaren vefatına kadar, Mahmud Emin Kemal

SB Diyalog »11

i’:’*

i ■■

■;tf –

Yenî bîr protein

University of North Caroli- na’dan araştırmacıların üç yıl kadar önce erkek üreme ka­nallarında saptadıkları bir proteinin antibakteriyel etki­leri olduğu öne sürüldü. Araştırmacılar DEFB118 ola­rak adlandırdıkları proteinin spermlere zarar veren toksin­lere karşı da etkili olması ne­deniyle kısırlık tedavisinde de kullanılabileceğini belirti­yorlar. Araştırma Journal of Endocrinology’nin Temmuz 2004 sayısında detaylı olarak yayınlanacak.

İkinci kuşak Icanser ilaçları

Kanserlerin çoğunun gelişiminde epidermal bü­yüme faktörü reseptörünün (EGFR) aşın üretiminin ya da aş\u ekspîesvonunun rol oynaması gerçeğinden hareket eden ilaç endüstri-

yakin gelecekte EGFR’i inhibe eden ajanlara yatırım anın ^*1»

yapması bekleniyor. Bu cümleden oisrsk lîl( 0H& nın ürettiği ilk “ikinci kuşak” anti-EGFR antikorları için AB

ve ABD’de kullanım izni aldı.

İkinci kuşak antikorlann birinci kuşak, antikorlardan farkı ise bağlanma biçimiyle ilgili: “ikinci kuşak” anti- EGFR’ler normal hücreler üzerindeki EGFR molekülleri ile kanserli hücreler üzerindeki EGFR moleküllerini birbirin­den ayırabiliyor. Yeni kuşak antikorlann özellikle baş-bo- yun ve akciğer kanserlerinin tedavisinde etkili olacağı be­lirtiliyor.

sının

Jllllll

tedavisinde hastalara intravenöz EDTA uygulamasının ya­nı sıra, antioksidan vitaminler ve kalsiyum, çinko, kadmi­yum, manganez, demir ve bakır gibi damarlardaki kalsi­yum tortularını eritmeye yönelik mineraller veriliyor. İlk olarak kurşun zehirlenmelerinde kullanılan şelasyon yön­temi modern ve alternatif tıp uzmanlarınca yaygın olarak kullanılıyor.

Geçtiğimiz yıl en az bir milyon hastanın 20 milyon kez şelasyon tedavisi yaptığı biliniyor. Araştırma 5 yıl içinde sonuçlanacak.

Anne sütünde fitness proteini

öteden beri anne sütüyle beslenen bebeklerin ileriki yaş­larında obez olma riskinin dü­şük olduğu söylenir.

Cincinnati Children’s Hospi- tal Medical Center’daki araştır­macılar anne sütünde, emzirme ile obezlle riskinin düşüklüğü arasındaki ilişkiyi açıklayan bir proteinin varlığını saptadılar. Araştırmacılar, ad’mopeclın adı verilen proteinin va|^ pid metabolizmasını etkilediği, adinopectin düzeyi yük­sekliğinin hastalık riskini azalttığını öne sürüyorlar. Adino-

Ct

bebeklerin metabolik “programlamasını- eti»

fini, böylece ileri yaşlarda “yağlanma”yı fcelırleJıgını tali­min ediyorlar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.