Hava gemisi

Hava gemisi

İtme, yönlendirme ve dengeleme organları ile belirli sa­yıda hidrojen ya da helyum baloncuğu içeren bir göv­desi bulunan balon. Hava gemisinde (ya da güdümlü balon), itme organları motorlar ve pervaneler, yönlen­dirme ve dengeleme organları dümen ve kuyruk takı­mıdır. Uçakları havalandıran kuvvetin, hava içindeki hızdan ve kanatların aerofoil biçiminden doğmasına karşılık, hava gemisinde kaldırma gücü, havadan daha hafif olan bir gazdır (genellikle hidrojen ya da helyum).

Havadan hafif gaz kullanma, gemi ağırlığının, aynı hacimdeki hava ağırlığından düşük olmasını sağlar. Böylece hava gemisi, havanın yoğunluğunun, kendi ağırlığını dengeleyecek kadar azaldığı bir noktaya ka­dar yükselir. Hava gemisinin kullanılabilmesi için, bu yükselmenin denetlenebilmesi gerekir. Eski gemilerde, gazın bir bölümü dışarı salınıp, yerine hava doldurul­masıyla bu denetleme sağlanırken, söz konusu yön­temde, hem gazın bir bölümünün boşa harcanması, hem de gaz azaldıkça kaldırma gücününıdeazalmasıısa- kıncalarını ortadan kaldırmak için, gemiyî gerektiği za­man hafifletme amacıyla aşağı atılan safralar taşınmaya başlanmış, bir süre sonra safranın yerini, gaz deposu­nun içinde yeralan, içleri hava dolu baloncuklar almış­tır: Bu balonların içindeki hava miktarı, pompalar aracı­lığıyla değiştiriliyor, böylece deponun geri kalan bölü­mündeki gazın hacmi de değişmiş oluyordu; geminin dengesiyse, genellikle biri önde, İkincisi arkada bulu­nan iki baloncuk kullanılarak ayarlanıyordu.

Hava gemisinin dümenleri, uçak dümeni gibi çalışır. Uçuş sırasında geminin yüksekliğini değiştirmek ama­cıyla, alışılmış yükseliş dümenleri kullanılır. Atmosfer basıncının yüksekliğe bağlı olarak değişmesi, balonlar­daki hava miktarının otomatik olarak ayarlanmasıyla dengelenir.

En hafif gaz; oldukça ucuz olan hidrojendir. Ama çok kolay parladığından, modern hava gemilerinde, çok daha pahalı ve biraz daha az etkili, buna karşılık ke­sinlikle tehlikesiz olan helyum kullanılır.

Hava gemilerinin türleri. Hava gemileri, yapı bakımın­dan üçe ayrılır: İskeletii; yarı iskeleti¡; iskeletsiz. İskeleti¡ türler, hafif bir metalden yapılmış kafes biçimli taşıyıcı yapının içinde filelerle asılı duran, gaz dolu baloncuk­lardan oluşur, metal kafesin üstü de ayrı bir örtüyle kap­lanırdı. Almanların zeplin\er\ ile 1920-1930 yıllarının hava gemilerinin çoğu iskeleti¡ yapılmış, metal olarak alüminyum alaşımları kullanılıp, dış yüzey pamuklu bir kumaşla kaplanmış, gaz baloncukları da, sığır bağırsa­ğından elde edilen bir zarla kaplanmış pamuklu bez­den yapılmıştır.

Yarı iskeleti¡ ve iskeletsiz türler, ancak içleri basınçlı hava doluyken normal biçimlerini aldıklarından, “ba­sınçlı hava gemileri” ya da “esnek hava gemileri” diye de adlandırılırlar. Yarı iskeleti¡ türlerde, gemi boyunca metal bir omurga vardır. 1926’da Kuzey kutbunun üs­tünden geçerek Roma’dan Alaska’ya giden İtalyan ya­pısı Norge adlı hava gemisi, yarı iskeleti¡ türdendi.

Günümüzde kullanılan tek tür olan iskeletsiz hava gemisinde, taşıyıcı çatı yapısı bulunmaz. Bu türden mo­dern hava gemileri, üstü “neopren” adı verilen yapay kauçukla kaplanmış yapay bir lif türü olan dakrondan yapılır. Dış yüzeyleri alüminyumlu bir boyayla boyana­rak, güneş ışınları ile sıcaklığın yansıması, böylece de ısınmanın bir ölçüde azaltılması sağlanır. Burunda yeralan tahta bölüm, uçuş sırasında rüzgârın burnu içeri bastırmasını engeller.

Tarihçe. Başlangıçta hava gemileri yapımına öncülük eden ülke Fransa’ydı. 1783’te balonun bulunmasından sonra, bu aracın rüzgâra bağımlılığını gidermek için ça­reler arandı. Asıl sorun, hafif, ama aynı zamanda yete­rince güçlü bir itici öğe bulabilmekti. İlk olarak Henri Giffard, 160 kg ağırlığında, 3 beygirgücünde bir motor yaptı. Bu motorun takıldığı 2 000 m3 hacmindeki hidro­jen dolu balon, 1852’de Paris hipodromundan hava­landıktan sonra, saatte 9 km hızla yol aldı.

1884’te Fransa’da, bu gemiyle aşağı yukarı aynı ka­pasitede olan La France yapıldı. La Frartce,9 beygir gücündeki elektrik motoruyla, saatte 24 km hız yapabilir.

1895’te de Almanya’da, ilk iskeleti¡ türden hava ge­misi yapıldı. David Schwarz’ın yaptığı bu gemide, biçi­mi, bütün gövde boyunca uzanan çelik teller koruyor­du. Beş yıl sonra Kont Zeppelin aynı düşünceyi, Fried- richshafen’da yaptırdığı çok daha büyük hava gemisine uyguladı. Geminin gövdesi, boyuna ve enine çelik tel­lerle birbirine bağlı, on altı alüminyum çemberden olu­şuyordu. Bu model çok başarılı oldu ve sonradan biri­nin düşmesine karşın, aynı türden 20’yi aşkın hava ge­misi yapıldı. 15’er beygirgücündeki iki Daimler moto­ruyla 42 km hız yapan zeplinlerden sonuncusu, 1912’de 7,5 saat süren bir yolculukta 23 yolcu taşıdı. 1914’te Birinci Dünya Savaşı başladığında, Almanlar, hava gemilerini askerî amaçlarla kullanacak düzeye erişmişlerdi.

İngiltere’de, hava gemilerinin gelişmesine kesintili olarak ilgi gösterildi. Bu amaçla 1902’de bir program başlatıldıysa da, ayrılan para bitince, program bir kena­ra bırakıldı. Bu yüzden, Jutland Savaşı’nda Alman do­nanmasına 29 hava gemisi yardımcı olurken, İngiliz do­nanmasına havadan gözcülük eden balon yoktu. Bu­nun hemen ardından Alman “zeplin”leri İngiltere’deki hedefleri bombalamaya başladılar. Ama hava gözlem­ciliğinden yoksun olmak, kendini en çok denizaltılarla savaşta belli eden bir eksiklikti. Sonunda İngiliz ordusu da, küçük ve iskeletsiz bazı hava gemileri yaptırma ka­rarı verdi. Bu gemiler, düşman denizaltılarının yerini belirlemede ve saldırmada çok başarılı oldular. Savaş bittiğinde İngiltere’nin 103, Almanya’nın 68 hava gemi­si vardı.

Savaştan sonra ABD’nin, Zeppelin şirketiyle anlaş­masıyla, hidrojen yerine helyum kullanan ZR 1 yapıldı ve 57 uçuş yaptıktan sonra bir fırtınada düştü. Ama ABD’de modeli geliştirme çalışmaları sürdürüldü ve 170 000 m؛ kapasiteli iki hava gemisi (Akronve Macon) yapıldı. Küçük hava gemileri için yeni bir metal kapla­ma türü geliştirildi. 5 700 m3‘lük Metalclad, beş yıl sü­reyle, çoğunlukla mürettebatın eğitilmesinde kullanıl­dı. Metalcladdaki metal kaplama, perçin yerine tellerle birleştirilmiş mavi levhalardan oluşuyordu.

İskeleti¡ dev hava gemileri, 1920-1930 yıllarında çok yaygınlaştı. Ama ABD’nin hava gemilerinde helyum kullanmaya karar vererek, helyum dışsatımını durdur­masıyla büyük İngiliz ve Alman hava gemilerinde, hid­rojen kullanma zorunluluğu doğdu. Hidrojenin yanıcı olması ve gemilerin kolayca manevra yapamaması, korkunç sonuçlara yol açtı. Büyük hava gemilerinin ço­ğu, büyük kazalarda yok oldu: 1930’da Ingilizlerin R 101’i; 1933 ve 1935’te Amerikalıların Akron ile da­ bu kazalarda çok sayıda can yitimi olması, kamuo­yunda hava gemilerine karşı korku yarattı ve gemiler, yolcu taşıma amacıyla kullanılmamaya başlandı. Ne var ki, İkinci Dünya Savaşı’nda ABD, bir tekini bile yitirme­den, deniz gözlemlerinde çok sayıda iskeletsiz hava gemisi kullandı. Bu gemilerin düşük hızla alçaktan uça­bilmesi, mayın alanlarının belirlenmesinde ve konvoy­lara eşlik etmede çok yararlı olmalarını sağladı.

Günümüzde, iskeletsiz hava gemileri, reklam ama­cıyla ve spor karşılaşmalarının televizyonda izlenme­sinde sarsıntısız televizyon platformları olarak kullanıl­maktadır. Hava gemilerini savunanlar, ayrıca, yük taşı­macılığında da başarıyla kullanılabileceklerini ileri sür­mektedirler.

1 2

Hava gemileri ya da güdümlü balonlar, havadan hafif araçlarla hava yolculuğunun en gelişmiş araçlarını oluşturuyorlardı. Yapılmış en hava gemisi,Alman yapımı Hindenburg’durı(üstte). Uzunluğu 24  bu hava gemisinin yakıt ağırlığı 65  kg, yüksüz ağırlığı 107 800 kg, yolcu ye yük ağırlığı 22 200 kg’dı: 1 100 beygir gücünde 4 motoruyla en çok 135 km/saatlik hız yapıyor, normal seyir hızı 125 km/saati buluyordu; ikmal yapmadan 14 000 km uçabiliyordu.Hindenburg, 1937’de ABD’de Lakehurst (New jersey) üstlerinde uçarken ateş aldı  35 kişi öldü, iskeletti (esnek olmayan) Hinderıburg’un tersine, yarı iskeletii (gövdenin biçimini gazın iç basıncı korur), bir hava gemisi Norge, 1926’da Kuzey kutbunu aşmıştır. ABD donanmasının kullandığı 0.-7, iskeletsiz bir hava gemisidir. En alttaki silüetler bu hava gemilerinin birbirlerine göre büyüklüklerini göstermektedir.


3 4 5

 

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*