HABERLER

HABERLER

Cemaat Camisine Kavuşuyor!Cemaat Camisine Kavuşuyor!

İzmir’e bağlı Aliağa ilçesinde 1. derece kültür varlığı kabul edilen cami, onlarca yıl aradan sonra nihayet rcstorc ediliyor. Şehrin en eski yapılarından biri olduğu söylenen Aliağa Merkez Camii yaklaşık 20 yıl önce 1. derece kültür varlığı olarak tescillenmis. Uzun zamandır halka hizmet verilemiyor, cemaat ibadetini ilçe belediyesi tarafından kurulan çadırda gercekleştiriyormus. £n son 1932 yılında dönemin İzmir valisi tarafından tadil edilen bina, o tarihten bu yana “hali üzere terk” edilmiş. 1. derece kültür varlığı olan eami için ilçe belediyesi yetkilileri, “Bina 1. Derece kültür varlığı kapsamında olmasa binanın yerine daha bü- yük, daha kullanışlı bir cami yapma imanımız olabilirdi.” diyor. Hal böyle olunca külliyetli bir çalışma kaçınılmaz görünüyor. Şimdi camii, çatısından minaresine, kapısından penceresine ve hatta bahçe duvarına varıncaya dek elden geçiriliyor. Tadilat çalışnraları ne zaman biter bilmiyoruz; fakat halkın özlem ve heyecan dolu bekleyişine bizler de ortağız…

30. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı Başlıyorİstanbul Kitapı Fuarı Başlıyor

30. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ve Türkiye Yayıncılar Birliği işbirliği ile 12-20 Kasım tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi- Büyükçe^ece’de başlayacak. Fuar bünyesinde 12-15 Kasım 2011 tarihleri arasında açık olacak Uluslararası Salon’da 30’un üzerinde ülkeden }’ayınevi, telif ajansı ve ulusal katılıma ev sahipliği yapacak. Kitap fuarı, hafta içi 10.00-19.00 saatleri arasında, hafta sonu ise 11.00-20.00 saatlerinde ziyaret edilebilir. Yurt içi ve yurt dışından 600’e yakın yayınevi ve sivil toplum kurulusunun katılımıyla düzenlenen fuarda Çamlıca Basım Yayın, Çamlıca Çocuk, Yedikıta Tarih ve Kültür Dergisi ile insan ve Hayat dergisi, geçen sene olduğu gibi, 2. Şalon-512 numaralı stantta okuyucularıyla buluşuyor. Bütün kitapseverleri bekliyoruz…

Evliya Çelebi Bursa da

Evliya Çelebi Bursa da

Evliya Çelebi’nin doğumunun 400. yıl dönümünde, Çelebi’nin ilk seyahat ettiği şehir olan Bursa’da sempozyum yapıldı. Çeşitli devlet adamları, yazar ve sanatçıların katıldığı sempozyumda çeşitli konuşmalar, belgesel gösterimi ve sergi yapıldı. Evliya Çelebi’nin doğumunun 400. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Seyyah-ı Alem’in Bursa’nın sularını övdüğü hatırlatıldı ve Türkiye’deki mineralli suların yüzde 70’inin Bursa’dan çıktığı söylendi. Bursa’da, Evliya Çelebi’nin hatırasına yaptırılan 50 çeşme içinde yer alan Cumalıkızık köyündeki çeşmenin de açılışı yapıldı. Evliya Çelebi’nin Bursa’nın sularını övdüğünü hatırlatan Bursa valisi, Türkiye’deki mineralli suların yüzde 70’inin Bursa’dan çıktığını ve Evliya Çelebi’nin övgüsünün tesadüf olmadığını belirterek Bursa’nın köylerinde Evliya Çelebi’nin adım taşıyan çeşmeler yaptırdıklarını söyledi.

OsmanlI’nın Kalbine İniliyor!

OsmanlI'nın Kalbine İniliyor!

Anadolu’yu 1071’den sonra peyderpey mülk tutan Selçuklular, 13. yüzyılın sonlarına doğru hem hâkimiyet hem de varlıklarını kaybettiler. Ardından Selçuklulara bağlı bir beylik olan Osma- noğulları devraldı miraslarını. Bir kaleyle başladılar fetihlere ve yüzlercesi onların oldu zamanla… işte o devirde henüz bir beylik olan Osmanoğullarının atası Osman Bey’in, Bizans’tan 1289’da aldığı ilk kale Karacahisar Kalesi’ydi. Bu kadim kale o günden bugüne ne devran geçirdi, neler gördü bilinmez; ama Osmanh’nın rahmi mesabesinde olan bu metrûk yadigârın bugünlerde hemen hemen ayakta hiçbir duvarı kalmamış. Birkaç yıldır kazı yoluyla bölgede yatan tarihin aydınlatılması düşünülmüş. Muhtelif isimlerin bu kalede kazı çalışması yapılması konusunda tekliflerinden sonra geçtiğimiz on yılda birkaç defa başlanmış kazılara. Çeşitli sebeplerle kesintiye uğrayan teşebbüslerin ardından Kültür Bakanlığı ve Anadolu Üniversitesi adına yeniden girişilmiş kazıya. Kale, etrafına yayılan yerleşim yerleriyle birlikte 200 dönüm araziyi kapsıyor. Çalışmalarsa şimdilik sadece kalenin yerleşim alanı olan 60 dönümlük bölgede sürdürülecek. Çalışmaların ne zaman sonlandırılacağı ayrıntısına sahip değiliz, fakat heyecanla yeraltında kalan “hazine” değerindeki keşifleri bekliyoruz.

1

Suriçi Istanbulu Nereye Gidiyor?

İstanbul’un kalbine hançer vurulduğu haberleri bir süredir gündemde. İstanbul’un tarihî kimliğini yansıtan siluetini bozan gökdelenlerin metrelerce yükseldikten ve projeleri onaylandıktan sonra bir sabah aniden fark edilmesi çok enteresan bir durum. Tarihî silueti bir kenara koyalım. Şu günlerde devam ettirilen bazı projeler tarihî yarımadanın nereye doğru götürüldüğü sorusunu akıllara getiriyor. Marmaray kazılarıyla ortaya çıkan eski İstanbul, Suriçi’nde kazılıp etrafı çevrilen alanlar ne için hazırlanıyor? İstanbul’un elbette asırlar öncesine dayanan köklü bir mazisi vardır. Ancak, bu mazinin ayakta duran eserleri, kalıntıları bulunan yapıları göz ardı edilirken yerin yedi kat altından çıkarılarak tescillenmeye çalışılan mazinin ardında hangi gerçekler var?

Dünyanın başka hangi şehrinde, özellikle İstanbul Suriçi’ndeki gibi kazılar yapılıyor, çeşitli yerler kazılı ve etrafı tellerle çevrili olarak bekletiliyor? Anadolu’nun belli bölgelerinde de benzer şekilde, mezarından diriltilmeye çalışılan bir mazi için kazma vuruluyor. Yine Suriçi’nin trafiğe kapatılarak, çeşitli yapıların yıkılması ve kazı alanına dönüştürülmesi, bölgenin yerleşimden arındırılarak üniversiteler şehri haline getirilmesi planları acaba hangi eserleri ve kültürü korumak üzere hazırlanıyor? Bütün bu çalışmaların arka planım dikkatle takip ederken, din, dil, ırk ayrımı yapmadan asırlarca insana değer veren ecdadımızın eserlerini korumak ve onları gelecek nesillere sapasağlam aktarmanın ikinci planda olmaması gerektiğini düşünüyoruz.

Bursa Yeşil Cami Yeniden Restore Ediliyor

Bursa Yeşil ؛camiYeniden Restore Ediliyor
Bursa Yeşil Cami, restorasyon nedeniyle kısmen ziyarete kapatıldı. Resmi ma^mlarca yapılan açıklamaya göre cami 3 ay kapalı kalacak. Bursa’da Ulu €ami’den $onra en ihtişamlı camilerden biri olan ve içinde 6 asırlık orijinal İznik çinileri bulunan Yeşil Cami’de iç tezyinat (süsleme) ile alakalı yoğun bir çalışma programı yürütülüyor. Çalışmanın nasıl yapıldığı veya ne zaman sonuçlanacağı henüz belli değil.

Türkiyat Mecmuası’nın Yeni Sayısı Çıktı!Türkiyat Mecmuası'nın Yeni Sayısı Çıktı!

Sahip olduğumuz zengin medeniyet ve kültürü araştırmak, büyük geçmişi geleceğe taşımak maksadıyla yola çıkan I.U. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, 1925’te, hemen kuruluşunun ardından yaptığı çalışmaları kamuoyuna sunabilecek bir dergi çıkardı: Türkiyat Mecmuası. Türkiyat Mecmuası’nın 1925’te başlayan macerası birçok defa kesintiye uğramış; zira 85 yılda ancak 20 sayı çıkarılabilmiş. Ama mecmua, uzun soluklu bir aranın ardından (20. sayı 1997’de çıkmıştı) 2011 baharında çıkan 21. sayısıyla tarihten edebiyata, musikiden mimariye pek çok konuyla okurlarına yeniden merhaba dedi. Dergi bundan sonra Güz ve Bahar sayıları olarak yılda iki defa yayınlanacak. Derginin matbu haline ulaşamayanlar www.iudergi.com/tr/index.php/turkiyat adresinden dijital olarak okuyabilirler. Yerli ve yabancı hakemler heyeti, yurtdışmda belirli merkezlerde kurulan temsilcilikleri ile dergi ciddi bir organizasyonun eseri. Bu çabayı nazarımızda daha da takdire şayan kılan taraf; sponsoru olmaksızın, sırf enstitünün imkânlarıyla bütün bunların başarılmış olması. Derginin enstitünün himmeti ve enstitü kanalıyla ulaşılan pek çok önemli simanın desteği ve teşvikiyle “ayağa kaldırılmış” olması, ilim âlemi açısından pek büyük bir hizmet ve hadisedir. Ord. Prof. M. Fuad Köprülü’nün kurucusu olduğu derginin, uzun bir bekleyişin ardından, bu sayısının yayınlanmasında büyük çaba gösteren Prof. Dr. Kemal Yavuz ve ekibini tebrik ediyoruz.

Çöplükten Çıkan Hazine!

çöplükten çıkan hazine
“Konya-Meram’da seyyar satıcılık yaparak geçimini sağlayan 41 yaşındaki M. Ç., evine giderken bir çöplükte ilkokul ders kitapları olduğunu fark etti. Kitapları geri dönüşüm firmalarına satmak için toplamaya başlayan M. Ç., kitapların arasında Osmanlıca yazılmış, yapraklan yıpranmış, çok eski kitaplar olduğunu gördü. M. Ç., bunun üzerine, değerli(!) olabileceğini düşünerek, kitapları Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesine getirdi. 200-300 yıllık olduğu belirlenen, biri el yazması 15 kitap, yetkililer tarafından teslim alındı.” Geçen eylül ayında ajanslara düşen ve yukarıda metninin bir kısmını olduğu gibi verdiğimiz haber, tarih ve kültürümüzle olan alakamızın ne derece uzak ve çarpık olduğunun acı bir göstergesi. Sıradan bir vatandaş, muhtemelen aynı muhiti paylaştığı bir başkasının “çöp” addedip konteynıra attığı ya da attırdığı “nadir” eserleri tesadüf eseri görüyor ve belki vicdanı emrettiğinden, belki de menfaat temini için alıp Konya Bölge Yazma Eserler Kütüphanesine götürüyor. Geçmişi bu derece lakayt ve hafif nazarla görmek zihnen ne büyük “fakr” içinde olduğumuzun işareti.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

bool(false)