Haber | ANTARKTİKA’DA BİR GÖL! | Haber

Haber | 1S73’te NASA’nın (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) bilim adamları, yeryüzü görüntülerini mikrodalgalarla saptayan yeni uyduları NİMBUS 5 ile kıvanç duyuyorlardı. | Haber

Haber | ANTARKTİKA’DA BİR GÖL! | Haber
Dave FLEISCHER
1S73’te NASA’nın (Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi) bilim adamları, yeryüzü görüntülerini mikrodalgalarla saptayan yeni uyduları NİMBUS 5 ile kıvanç duyuyorlardı. Yeryüzünün fotoğraflarını ilk kez, uzun kutup gecelerinden etkilenmeden çekebileceklerdi. Fotoğraflar hiçbir aksaklık çıkmadan çekildi. Avrupa güzeldi. Asya kristal berraklığındaydı. Sonra da Antarktika’ya bir göz attılar.

Kıtanın ortasında, kışları donan VVeddell Denizi’nde, Kaliforniya Eyaleti’nden daha büyük bir alanı 482.000 km2’lik bir bölge donmadan kalmıştı. “Polinya” diye mırıldandılar (bu Rus-çada, “buzla çevrili donmamış su” anlamına gelen bir sözcüktür) ve fotoğraflara tekrar baktılar.

Ama bu olanaksızdı, polinyalar bu kadar büyük olamazlardı. Bilim adamlarının sık sık Kuzey Buz Denizi’nde saptadıkları polinyalar, buna oranla çek küçüktüler ve hepsinin nedeni rüzgârdı. Açıklama ise basitti; Eğer rüzgâr, buzu saniyede birkaç metre itecek kadar güçlüyse, orada üç dört kilometre genişliğinde bir polinya oluşuyordu. Ama dünyadaki hiçbir rüzgâr, VVeddell polinyası kadar büyük bir elanı buzlardan temizleyecek güçte değildi. Başka birşsy oluyordu ve bilim adamları sonraki yıllarda bu polinya hakkında daha çok şey öğrenmeye başlayınca (bu geçici, değişen birşeydi bazı yıllarda uydunun çekilen fotoğraflarda görülmesine karşın diğer yıllarda fotoğraflarda hiç gözükmedi) bu başka birşeyin ne olduğunu merak etmeye başladılar.

Antarktika’da Güney Buz Denizi’nin kış buzlarının ortasında, Kaliforniya’dan daha büyük bir alanı kaplayan buzu eriten neydi? Bir varsayıma göre, okyanus tabanından yükselen akıntılar bir anafor oluşturuyorlardı. Güney Buz Denizi’nde yüzeyden 500 metre aşağıdaki sular, soğuk havayla teması önleyen tabaka nedeniyle, yüzeydeki sulardan biraz daha ılıktırlar. Eğer
okyanusun dibinde oluşan anafor yeterince güçlüyse, bu anaforun dikey devinimiyle ılık sular yüzeye taşınacak, bu da buz oluşumunu engelleyecekti.

ikinci varsayım, Kolombiya Üniversitesi’nin Lamont-Doherty Jeolojik Gözlemevi’nde görevli Arnold Gordon’dan geldi. Buna göre, yanıt aşağıda değil yukarıdaydı. Kışın yüzeyde buz oluştuğunda, kalan tuzun aşağı yukarı hepsi buz tabakasının hemen altındaki sularda birikiyordu. Uygun koşullarda, buz tabakasının altındaki sular, derindeki ılık sulardan daha yeğun ve ağır hale geliyor, böylelikle de iki ayrı yer değiştirme oluyordu. Gordon’a göre, önce denn ama £0 kilometre çapında daha dar bir tür dolaşım bacası oluşuyor, bu bacanın içinden de üstteki yoğun sular aşağıya çöküyor, aşağıdaki ılık sular da yukarı yükselip buz oluşumunu önlüyordu. Aır.a 482.000 krr.2’lik bir alanı kaplayan söz kenusu polinyanın oluşması için tek başına bir b?ca yeterli değildi. Öyleyse burada, bir sanayi bölgesinde olduğu gibi, pek çok baca bir anda çalışıyordu.

Arnold Gordon’un baca-alan dolaşım süreci varsayımı akla yakın geliyor; ancak bu sürecin nasıl durduğunu henüz kimse açıklayamıyor. Gerçek polinyaların uydudan çekilen fotoğraflarında ertaya çıkanlar, Gordcn’un olayı en iyi açıklar görünen kuramsal modeliyle çelişiyor. Çünkü bu kurama göre, eğer bir dolaşım alanı oluşmayı başarmışsa, artık bu sürecin hiç durmadan sonsuz? dek sürmesi gerekiyor.

Eğer bu böyle olsaydı, geçen yılki (ıâ81) 26 kişilik Sovyet ve Amerikan araştırmacılar grubunun üyeleri kuşkusuz çok sevinirlerdi. Araştırmacılar diğer projeleri uygularken öte yandan polinya hakkında da doğrudan bilgi edinmek için Weddell’dek¡ buz tabakasını delmek

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.