Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Günev Afrika’nın Unutulan “Efendi”si

Günev Afrika’nın Unutulan”Efendi”si

 

19.asrın başlarında resmen İngiliz sömürgesi olarak kabul edilen Güney Afrika’da İslâmiyet, Ingilizlerin diğer sömürgesi olan Hindistan’dan getirdiği Müslümanlar tarafından yayılmaya başlamıştı. Asrın ortalarını geçerken Afrikalılar OsmanlI’ya müracaat ederek bir din âlimi istediler.Osmanlı Devleti son deminde bile,Güney Afrikalı Müslümanlardan maddi- manevi desteklerini esirgememişti. 1860’larda Ebubekir Efendi ile başlayan tedrisat faaliyetlerinin ikinci halkası, son “Efendi”, Mahmud Fakih Emin olacaktı…

On dokuzuncu yüzyıl Osmanlı ulemasının İslâm dünyasındaki nüfuzu, diğer yüzyıllara nazaran çok daha belirgin ve müspettin Bu asırda Avrupa’da cereyan eden milliyetçilik akımlarının etkisinden kurtulmak isteyen Osmanlı devlet ricali, ülkenin toprak ve siyasî bütünlüğünü muhafaza etmek gayesiyle İslâm dünyasına daha fazla yakınlaşma gereği duymuştun Bu meyanda, bilhassa 1774 Küçük Kaynarca Antlaşmasından sonra dünyanın birçok yerine gönderilen Osmanlı âlimleri büyük vazifeler üstlenmişlerdin

İlk olarak 1862 yılında Güney Afrika’ya gönderilen Osmanlı ulemasından Müderris Seyyid Ebubekir Efendi, ölüm yılı olan 1880 senesine kadar, kurmuş olduğu Osmanlı Mektebi’nde Ümit Burnu Müslümanlarma dinlerini öğretmişti. Onun ölümünden sonra bu hizmeti, oğulları Ahmet Ataullah Bey ve Hişam Nimetullah Efendi devralmışlardı. Fakat Ahmet Ataullah Bey’in 1901 yılında Osmanlı Singapur Konsolosu olarak tayini; Hişam Nimetullah Efendi’nin ise Port Elizabeth şehrine taşınması üzerine Ümit Burnu Müslümanları başsız kalmışlardı. Bunun üzerine birçok yerli imam ve yöre sakini Osmanlı halifesine mektup gönderip yeni bir ilim adamı talep ettiler.

Onların bu talepleri Sultan Abdülhamid Han katında karşılık buldu ve Hacı Mahmud Fakih Emin Efendi Ümit Burnu’nda Osmanlı’nm resmî müderrisi olarak görevlendirildi. Uzun yıllar süren hizmetlerinden sonra Mahmud Efendi’nin vefatıyla, vazifelerini oğlu Muhammed Derviş Efendi devam ettirmiştir. 1940’lara kadar süren bu kayda değer faaliyetler hem Ümit Burnu’nun yerli gazetelerinde hem de Osmanlı arşivlerinde yer almasına rağmen bu ikinci “Efendi” ailesi zamanla unutulup tarihe karışmıştır. İşte bu çalışmada, Ümit Burnu’nda unutulan bir Osmanlı ailesini gerek Güney Afrika Devlet Arşivi, gerekse ailenin yaşayan tek erkek evladı Netri Efendi’nin hususî aile evrakıyla gün ışığına çıkarmaya çalışacağız.

Afrika’da Mekkeli Bir Müderris

Müderris Mahmud Efendi, 1851 yılında Cape Town şehrinin Wale Sokağı’ndaki 71 numaralı evde dünyaya gelir.Babası Mekke ulemasından Haeı Haşan Gaziuddin Efendi ve annesi Fatma Hamm’dır. Haşan Efendi takriben 1840 yılının başlarında Güney Afrika ile Yemen arasındaki hac kafilelerini idare et؟ıek üzere görevlendirilmiş olup
daha sonra Mekke-Umit Burnu seferleri sırasında Cape Town’a taşınmış ve Müslüman mhallesi Bo-Kaap bölgesinde aldığı eve yerleşmiştir.Hacı Haşan Efendi’nin vefatı üzerine oğlu Mahmud Efendi’nin, baba mesleğini bir süre devam ettirdiği ulaşılmaktadır. Mahmud Efendi o dönemde halen Osmanlı toprağı olan Arap Yırımadası’ndan geldiği için Osmanlı Devleti tebaasmdandı ve mukaddestopraklara Güne Afrika’dan hac kafileleri getirmek hususunda özel bir izne ihtiyaç duymuyordu. Aynı zamanda Ebubekir Efendi’nin öğrencilerinden olan Mahmud Fakih Efendi, kendi evinde yerli Müslüman halka İslâm dinini öğretmekteydi. Güney Afrika Mülümanları ise Arapça ve İngilizceye tam manasıyla hâkim olan Mahmud Efendi’ye, Şafii mezhebine bağlı olması sebebiyle de fazlasıyla itimat Emekteydiler.

Güny Afrika’nın ilk Osmanlı müderrisi Ebubekir Efendi’nin 1880’de vefatından sonra,Ümit Burnu’ndaki Osmanlı Mektebi’nin zamanla eski itibarını ytirdiğinden bahsedilmişti. Nitekim ilerleyen yıllarda birkaç yerli imamm bu okuldafaaliyette bulunmaları halkı pek tatmin etmedi ve yeni bir Osmanlı âlimine ihtiyaç duyulduğu, Loondra
Sefareti vasıtasıyla Osmanlı hükümetine bildirildi.Müslüman halk, Mahmud Fakih Efendi’nin tayinini istiyordu.

Cape Town’daki Osmanlı Mektebi

Mahmud Efendi, Cape Town’da 1894 yılında resmî olarak Osmanlı Devleti ve hilafetini temsil edecek yeni bir mektep açarak fakir Müslümanların dinlerini öğrenmelerine hizmet eder. Cape Town arşivindeki kaynaklarda Mahmud Efendi’nin açtığı okulda Ramazan Bayramı’nda fakirlere dağıtılan yemek esnasında Osmanlı padişahına dualar edildiğini görmekteyiz. Bazı belgelerde, hafız olan öğrencilerin Kur’ân-ı Kerîm okuma yarışması ile okulda derece ve ödül aldıkları ve bu şekilde yeni öğrencilerin teşvik edildiği de görülmektedir. Bir yerli gazete haberine göre Hacı Mahmud Efendi, Kurban Bayramı münasebetiyle tertip ettiği merasimde Kur’ân-ı Kerîm’den bazı sureler okumuş, öğrencilerine ve ahaliye bayramın ehemmiyetiyle alakalı vaaz vermiştir. Bayram vesilesiyle düzenlenen tören Halife Sultan Mehmed Reşad’a yapılan dua ile son bulmuştur. Güney Afrika Müslümanlarının hac merasimiyle ilgili bir haberde de Cape Town’ndaki Nuru’hBurhaniye mektebinde vazifeli Osmanlı âlimi Hacı Mahmud Efendi’nin din hususunda danışılacak doğru kişi olduğu söylenmekte ve bu Osmanlı mektebinin faaliyetlerinden bahsedilmektedir.

Mahmud Fakih Efendi’nin Mirası

Mahmud Efendi resmî olarak 1894 senesinde başladığı eğitim Maliyetlerine
Birinci Cihan Harbi’nin başlarına kadar devam etti, o da, selefi Ebubekir
Efendi gibi bir dinî kitap kaleme almıştı. Takriben 1880 yılında yazmış
olduğu ilmihal, mükemmel bir Arapça hatla, fekat Afrikansça dilindedir.
Güney Afrika’nın yerli tarihçilerinden Ahmet Davids, Müderris Mahmud
Efendi’nin eserinin harikulade bir ortografik teknikle hazırlandığını söyler.
Bir sure (Mülk) ilk defa Afrikansça dilinde tam olarak tefsiri ile birlikte

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

x

Check Also

Meşrû Olmayan Yolculukta Zarûret H ali:

11 — Yol kesmek, suçsuz bir insanı öldürmek, zina yapmakgibi, dinin yasakladığı bir işi işlemek ...